Bursa Hakimiyet

Yüzleşme zamanı

Açık söylemek gerekirse çok da abartılacak bir galibiyet değildi ancak önemliydi…
Hem özgüven hem de ikinci yarıda yapılacak transferleri göz önünde bulundurursak, üst gruptan kopmama karşılaşmasıydı…
Neden ‘abartılacak bir galibiyet değildi’ konusuna gelirsek…
Dağılmış ve Hikmet Karaman ile daha yeni bir yapılanmaya dahi başlayamamış bir ekip vardı Bursaspor’un karşısında…
Ve bu takım bile neredeyse soyunma odasına 2-2’lik beraberlikle giriyordu…
Ancak Hikmet Karaman’ın çok fazla işi var… Fuat Çapa’nın kadro mühendisliğine baktığımızda, Karaman’ın devre arasında çok işi var…
Ligin ilk yarısı boyunca Bursaspor evinde sadece düşme hattında bulunan Kayserispor’u ve Kayseri Erciyesspor’u yenebiliyorsa yönetimin bu konuyu acil olarak masaya yatırması gerekiyor…
Muhteşem üçlü olarak adlandırdığım profesyonellerden artık bahsetmeyeceğim bile çünkü sorgulama gibi bir niyetleri yok ve onlar çok mutlular…
Yönetimin acil olarak; ‘Bizi çok eleştiriyorlar kardeşim, biraz zaman versinler’ söylemlerinden ve asılsız dedikodulardan sıyrılması gerekiyor…
Hep yazdım yine de yazmaya devam edeceğim; Göreve geldiğiniz zaman kulübün içini çıkarlar uğruna boşaltmak yerine transfere yönelseydiniz, şu anda Bursaspor’u üst sıralarda görüyor olacaktık…
Gelelim saha içine; Her şeye rağmen Michael Basser’in orta sahada özellikle de sağ içte oynatılması başarılı bir hamleydi…
Çünkü Basser hem kanada hem de içe yardımda bulunurken, Kazım’a da uygun alanlar açtı…
Bu sistem aynı şekilde sol kanatta da gerçekleştirilir ve tutarsa, Bursaspor çok can yakar ve karar verme sıkıntısı yaşayan Türk futbolu savunmalarını altüst eder…
Son sözümüz de Stanislav Sestak için gelsin…
Zannediyorum Bursaspor’u sezon başından bu yana takip eden herkes, Sestak’ın karakterli futbolunu izledikçe ‘Ah Daum’ diyordur…