Bursa Hakimiyet

Ah biz kızlar…

Ah biz kızlar, ruh hastasıyız. Tümden deliyiz…
Kadın olmak, komple bir delilik hali zaten.
Güzel bir delilik hali…
Zarif bir delilik hali…
Bazen de çirkef bir delilik hali…
Yaşı başı fark etmez…
Bir evde 3 kadın olunca bile durumlar epey karışık bir hal alırken, birkaç tane kadını aynı hayatta idare etmeye çalışan cengaver delikanlılara alkış tutmak gerekir kanımca.
Kadın dendi mi bir erkeğin ayaklarının yere sağlam basması da büyük ustalık ister zannımca…
Kadın, kadındır işte.
Ne zaman ne yapacağı belli olmaz.
Bir eser, bir gürler, bir durulur, bir süzülür…
Denge bozar, tutarsızdır…
“Hayııııırrrr, ben dünyanın en tutarlı ve dengeli kadınıyım” diyen varsa gelsin bana iki dakikada ayar bozarım…
Erkekler ise bu dalgalı deniz ruh haliyle zaten baş edemeyince “Sabır sabır ya sabır…” şarkısını söylemeye çoktaaann başlarlar.
Kendi tespitimdir, şimdiye dek şaşmadı…
Öyle ki, hangi erkeğe elinizi çarpsanız, “Amaaann şu kadınları anlamak, deveye hendek atlatmaktan da zor” tadında yakınmalarla karşılaşabilirsiniz… Zordur ya kadın, deli doludur ya hani…
En delisinin bile içine ateş düştü mü görmeyin gitsin… Hele de bir oduna yandıysa kadın, şehirleri yakar alimallah…
Roma’yı yakan İmparator Neron yeteneksiz kalır bu dişilerin yanında...
Gözü görmez, ruhu duymaz, çenesi ishali oluverir ki, “Ayy ben ne olgundum bir zamanlar” diye ardına baktığı zamanlar fi tarihinden öncede kalmıştır.
Kadına, “Ne sabırlı Allah’ım, ayy ne doğru adam” diye diye gelinlik hayalleri kurduran adam da çoktaaan topuklamıştır…
Eeee böyle olmaz mı dizilerde, filmlerde? Biri gelir biri gider, biri kaçar diğeri kovalar…
Küçücük kızların, evcilik oyunlarında başına tülbent takıp, eline yalancıktan kına yakılan bir toplumda yaşıyoruz.
Bu çocuk büyüyünce ne olmak isteyecek?
Doktor mu, gelin mi?
Her kadının büyüdüğünde evlenmesi gerekir fikrini benimsediğimi, kendimi tanıdıkça fark ettim.
Her ne kadar itiraz etsem de, “hayır asla istemiyorum” desem de, aslında istiyormuşum ben de… Niye çünkü toplum baskısı… Ahh o arabulucular yok mu? Bilinçaltımıza yerleşmiş bir kere…
Hah işte ben de hayatımın aşkını buldum diye diye gezerken, aslında alttan alttan adamla evlilik konulu bilinçaltı hayalleri kuruyormuşum. Nasıl mı fark ettim?
Saçma sapan rüyalarımın şifrelerini çözerken buldum korkularımı…
Köpekler mi kovalamadı, mezarlık mı görmedim?.. Evlerden uzak… O gün hayatımın zor bir günüydü, yalan değil…
“Haa” dedim “tam olduk şimdi…” Rüyalarım gerçek oldu…
“Tam yolunda, her şey süper” derkeeenn, “Nazar mı değdi göklerden ne?” kıvamında kıvrana kıvrana kendimi anlatma çabasına girdim… Gerisi mi, şimdilik sürpriz?
Allah’tan tüm bunlar rüyamda oluyor ve de kimsenin bilinçaltımdan haberi yok.
Devamı bu geceki rüyaya…