Bursa Hakimiyet

Etiket sorunsalı

Sabah sabah çooook eğlenceli (!), tadından yenmeyen bir yolculukla geldim işyerime…
Hafif raylı sistemde, ağır atmosferli bir güne denk gelmiş olmalıyım.
Aslında güzel de bir başlangıç yapmıştım günüme ya neyse…
Yıllar öncesinden tanınan ancak zamanın bir yerinde kopan arkadaşların karşılaşmaları her zaman çok keyifli olamıyor maalesef.
Yani kişi sanki 7/24 seni düşünüyormuş gibi davranıp sitemlerine başlıyorsa hele ayvayı yiyorsun sevgili okur. 
Ben de böyle durum yaşadım.
Sanırsınız ki, ilkokul piyesinde zorla sahneye çıkarılmış ve de üzerine başrol verilmiş, tıfıl ve ezik mini mini bir öğrenciyim. Bugünkü halimden eser yok yani…
Zaten sabahın ayazını yemişim, bir gram makyaj yok yüzümde ve ayrıca paşa paşa kitabımı okuyup kendime geleyim istiyorum.
O derece dalmışım, sağa sola bakmıyorum.
Birkaç durak sonra fark ettiğim arkadaş, başladı söylenmeye…
Hani diyalog kuracak da nereden başlasa bilmiyor sanırım. Hayır illa da konuşmamız lazımmış gibi kırıtıyoruz birbirimize. Çoookk eski yıllarda topu topu görüştüğümüz 3 - 5 günden daha fazla konuşacak bir muhabbetimiz olmadığı için laf taaa oraya gidiyor, doğal olarak. Siz deyin 5, ben diyeyim 7 yıl öncesi canlandı birden gözümde.
Zaman işte, kimsede ilk günkü tazeliğini bırakmıyor, eskiyor bir şeyler…
Neyse bir şekilde durakları noktaladık.
İşin finali de evlere şenlik oldu.
Arkadaş benim ‘değişmiş’ olduğumu söyledi. “Nasıl bir değişim” dedim, fizikiymiş.
Kilo vermişim ve bir de ‘özür dilermiş ama biraz ‘yaşlanmışım’…
Sabah şekeri arkadaşım günümün çanına ot tıkadığın için seni çok sevdiğimi bir kez de şurada yazayım istedim.
Ne oluyoruz dostlar? Nedir bu birbirimize taktığımız etiketler?
Ben yaşlandım da sen aynı yerde mi kaldın canım benim?
Haa bu arada, bugünlerde biraz fazlaca feminist ve melankolikmişim. Bunu da bana daha yakın kaynaklar ona söylemiş. Aferin, iyi halt etmişler. Koskoca adamların konuşacak başka derdi kalmamış. İyi bari, akıllı bir kadın hakkında muhabbet edip vakitlerini değerlendirmişlerdir.
Hem biraz veya fazla, az ya da çok, feministim veya değilim, melankolik de olabilirim olmayabilirim de…  Eeee yani? Ne olmuş? Kime ne?
Haydi çevreyi geçin, kendi kendimize taktığımız etiketlere ne demeli?
O dayanamadı söyledi, ben? Ya ben ne kafayla sanki onu onaylarmışçasına moralimi bozuyorum?
Hayır, sanki beni çok iyi tanıyan biriymiş gibi…
Böyle işte insanlar önce kendilerine bakamadıkları için millete gelince konuşup, kendilerine gelince dut yemiş bülbül oluveriyor…
Biraz empati ve biraz da sempati canım…
Sözün özü, kişinin kendisinden başkası yalan…