Bursa Hakimiyet

Hayata gülümse

Sabahçı mısınız, akşamcı mı?  Yani şöyle, günün hangi saati kendinizi daha iyi hissediyorsunuz?
Sabahları erken uyanıp günün tadını dibine kadar çıkaranlardan mısınız yoksa akşamları yatmayıp geceyi kendine ayıran ve kitap, film, müzik, şiir tadında takılanlardan mı?
Sabahları zor kalkanlardansanız, günün en güzel ilk saatlerini kaçırmaya gönüllüsünüz demektir.
Sabahın ilk ışıklarını yüzünde hissedip güne gülümseyerek başladıysanız ohh ne ala, gününüz muhteşem geçecektir, besbelli.
Akşamcı tayfasındansanız, bilirsiniz, gece uykusu insana hayatı kaçırıyor hissi yaşatıyor.
Uzun yıllar gece kuşu modundaydım, oradan biliyorum.
Aman "Tüm gün işteydim, gece benim, şu kitabı okuyayım, şu müziği izleyeyim" haliyle gençliğim geçti.
Aynen öğrenci kafası…
Ama yaş gidiyor. Büyüdükçe durumlar değişiyor(muş).
Eskiden 1 saatlik uykuyla okula gider, bir de sınava girerdim, birçoğumuz gibi...
Ancak zamanla, akşamları evde miskin miskin takılayım, saçma sapan dizileri art arda izleyeyim, gelsin çaylar gitsin kahveler, "ohhh hayat ne rahat" haliyle günü tamamlar oldum. Amaan sabahlar olmasın…
Hal böyle olunca da daha erken uyumaya başlıyor insan ama sabahları daha da zorlanıyor uyanmakta. Miskinliğe direnemiyor beden… Uyku uykunun mayası dedikleri bu herhalde…
Amaaaa bu zinciri kırmak lazım… Ben de kırdım zaten, o yüzden böyle rahat konuşuyorum…
Çünkü o hal hal değil, ne akşamcı ne de sabahçısınız…
Akşam miskinliği, sabah sendromu derken günler geçip gidiyor…
Hayata değer katmadan yaşamaya yaşamak mı denir?
Gülmeden, konuşmadan, sevdiklerinizin gözlerine bakmadan, kendinizi dinlemeden yaşamak insana ne kazandırır?
Bugün de öyle işte, yine dalgalandım ben…
Paylaşmak istedim sadece, biz hayata güldükçe hayat da bize gülüyor.
Gerçekten gülmekten bahsediyorum, kahkahayla…
Denemesi bedava…
Sevgiyle…