Bursa Hakimiyet

Kazım Koyuncu anısına…

Dün akşam canım arkadaşım Canan’ın (Kılıç) sürpriziyle kendimi sinemada buldum.
Tercihimiz ‘Yağmur Kıyamet Çiçeği’ oldu. Çünkü, hevesle gönüllerin sanatçısı Kazım Koyuncu’yu anlatan filmi bekliyorduk. Hevesimiz kursağımızda aldı. Sanıyorum ki ben, beklentimi çok yüksek tutmuşum.
Bir filme gitmeden, hakkında yapılan yorumları okumak adetim değildir. Bu kez okusaydım keşke, belki daha objektif olabilirdim izlerken.
Filmin tamamen, genç yaşında aramızdan ayrılan Kazım Koyuncu’yu anlattığını zannediyordum ki, değilmiş.
İzlemek isteyenler, Kazım Koyuncu biyografisini beyazperdede görebileceğini düşünmesin. Filmin ‘Kazım Koyuncu anısına’ yapıldığını düşünerek izleyin, daha memnun kalırsınız.
Filmde, Koyuncu’nun yaşamından kesitlere değinilmişse ve karakteri, kişiliği ele verilmeye çalışılmışsa da “Bu film tam anlamıyla Kazım Koyuncu’yu anlatıyor” diyemez ve kalbinize işleyen Koyuncu şarkılarını mırıldanarak çıkamazsınız sinema salonundan…
Çernobil faciası, fanatik bir amigonun Trabzonspor tutkusu, Karadeniz’e gelen bir Rus kadının görünen ve görünmeyen yaşamından detaylar, bir futbolcu gencin aşkı ile fedakârlığının gözler önüne serildiği film, bol acılı Karadeniz hikayeleriyle ‘sıkıcı bir sanat filmi’ havası yaşattı bana.
Film bittiğinde şu histeydim, “Herhalde çok önemli bir mesaj verdi ama ben anlamadım…”Hayır, tabii ki anladım ama Koyuncu’nun hayatını izlemeyi beklerken bambaşka sahnelerle karşılaşınca hayal kırıklığı yaşadım.
Bunca şeyi yazdıktan sonra ne kadar yararı olur bilemem ama filmin güzel detaylarından da bahsedeyim biraz. Neticede ortada büyük bir emek var. Benim de emeğe saygım sonsuz...
Filmde, çok özel sanatçılar rol alıyor. Onur Aydın’ın aynı adlı kitabından sinemaya uyarlanan ve yine Onur Aydın’ın yönetmenliğinde çekilen film, Altan Erkekli, Engin Hepileri, Settar Tanrıöğen, Hüseyin Avni Danyal, Erkan Kolçak Köstendil, Sevtap Özaltun, Sait Genay, Devrim Saltoğlu, Devrim Yakut, Elena Viunova, Serap Aksoy, Rıza Sönmez ve Ruhi Sarı gibi birbirinden değerli oyuncuları bir araya getirmiş.
Gülay Kuriş ile Şaban Tokdemir’in yapımcılığını üstlendiği filmde Trabzon, Hopa, Kazım Koyuncu’nun köyü olan Pançol ile İstanbul’dan güzel görüntüler yer alıyor.
Ben yine Koyuncu’dan bahsetmek istiyorum, yazıyı bitirirken…
Kaymakam olması beklenirken okulunu bırakıp kalbinin götürdüğü yere, kendisini en iyi hissettiği işe yani müzikle gönüllere dokunmayı seçen Koyuncu, bugün dahi, birçok insanın isteyip de yapamadığı cesareti göstererek örnek oluyor.
Kalbinin sesini dinliyor.
İnternette araştırırken, bir röportajında söylediği şu sözlerine rastladım Koyuncu’nun.
“Ben bir müzisyenim, ondan sonra biraz Karadenizliyim, ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim. Ve gerçekten doğru bildiğim bir şeyi en azından çok zorlanırsam ortaya koymaktan çekinmem.”
Işıklarla uyu Kazım Koyuncu…