Bursa Hakimiyet

AYM’nin verdiği karar

   31 Mayıs 2015 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan MİT TIR’ları haberi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bedelini ağır ödeyecekler” demişti. Balyoz ve Ergenekon davalarının soruşturmaları sırasında  “Ben bu davaların savcısıyım” diyebildiği gibi.
   
  Savcılığa iki gazeteci ve Cumhuriyet gazetesi hakkında 2 Haziran 2015 tarihinde suç duyurusunda bulunulmuş ve soruşturma başlatılmıştır. 26 Kasım 2015 tarihinde ifade için savcılığa çağırılan 2 gazeteci tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konulmuştur.
       
  Her iki gazetecinin tutuklamaya itiraz ve tahliye talepleri her defasında reddedilmiştir.
   
  Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunan Dündar ve Gül ile ilgili verilen  “her iki gazeteci için Anayasa’da güvence altına alınan kişi hürriyeti ile basın ve ifade özgürlüklerinin ihlal edilmiş olduğuna ilişkin karar” mahkemesine gönderilince, mahkeme her ikisinin de tahliyelerine karar vermiştir.
   
  Tahliye kararına ilk tepki Cumhurbaşkanı’ndan gelmiş, “Karara saygı duymuyorum, uymayacağım” demek suretiyle başkanlık sistemine geçilirse nasıl bir başkan olacağının işaretini vermiştir. 
       
   Anayasa’nın 138. maddesinde “Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar, hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere, hâkimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, telkin ve tavsiyede bulunamaz. Yasama ve Yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır”  hükmü yer almaktadır.
Anayasa’nın bu açık ve net hükümlerine karşın hukuk sınırları içinde tutulamayan Sayın Cumhurbaşkanı’nı, başkanlık sistemi kabul edilirse tutabilmek olanaklı olur mu?
Okuyucuların takdirine…