Bursa Hakimiyet

Huzur, yargının bağımsız olmasında!

 Ülke olarak ne içeride ne de dışarıda huzurumuz kalmadı. Her gün gelen şehit haberleri, her gün artan işsiz sayısı, sokaklarda çoğalan dilenen insan sayısı, ellerinde “açız” pankartlarıyla kadın erkek çoluk çocukların ana caddelerde boy göstermeleri, televizyon ve gazetelerde buna benzer haberlerin dışında, içimizi rahatlatacak haberlerin yer almaması toplum olarak hepimizi havasız odalarda kalan insanların psikolojileri içinde yaşamaya zorluyor. Son FETÖ olayları nedeniyle daha mahkeme kararı olmadan salt OHAL ilanı fırsat bilinerek açığa alınan ve işlerine son verilen binlerce insanın açlığa ve yoksulluğa itilmesi de cabası. Daha yargılamaları başlamadan bu insanlara böyle davranılmış olması, yargı bağımsızlığının ortadan kaldırılma çabaları ile birlikte değerlendirildiğinde “ben bunlar suçludur diyorsam sen de ona göre karar ver” anlayışının yargıya empozesidir diye düşünmemek olanaklı mı?
Cumhurbaşkanı ben “yasama, yürütme yargının başıyım, devletin başıyım” diyor. Devleti temsil etme yetkisi var olduğu için devletin başıdır ancak ne yasama, ne yürütme ve  ne de yargının başı değildir. Bu üç erk içinde zaman zaman kendi başkanlığında bakanlar kurulunu toplayabilir. Zaten bu üç erk ayrı ayrı ve birinden bağımsız şekilde “kuvvetler ayrılığı” ilkesi anlayışı ile devleti yönetmektedirler, bunlarla ilgili bazı atamaların cumhurbaşkanınca yapılmış olması ona onların başkanı olması yetkisini vermez.
Unutulmamalı ki; yargıyı bağımlı yapma uğraşıları ülkeyi huzursuzluk noktasına getirdi, bırakın da bu erkler bağımsızlıklarını korusunlar da huzur bulalım.