Bursa Hakimiyet

Ne olacak bu memleketin hali?

Yaşamımız boyu en çok kullandığımız ve birbirimizden en çok duyduğumuz cümle başlıktaki cümle. Evvelce bunu kullandığımızda içimizdeki umut sönmezdi. Çünkü bunu söylerken “mutlaka hep birlikte bir çözüm bulmalıyız “ mesajını alır, adeta umudumuzu tazelerdik. Günümüzde ise yaşadığımız olaylar ve bu olaylara ilgililerin bakışı ve söylemleri ne yazık ki içimizdeki umut kırpıntılarını da eritip bitirmek üzere.
 Eksiklikleri, yanlış uygulamaları olsa da demokrasi yürürlükteydi. İnsanlar, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları yaşadıkları olaylarla ilgili düşüncelerini söylerler hiç olmazsa deşarj olurlardı. Şimdi ise ağızını açan neredeyse ya hükümete ya da Cumhurbaşkanı’na hakaret etmiş sayılıp gözaltına alınıp tutuklanıyor aylarca cezaevinde kalıyor, söyleyeceklerini söyleyemediklerini bir tarafa bırakın savunmalarını dahi ister kendileri ister avukatları ile birlikte  özgürce yapamadıkları için deşarj da olamıyorlar yaşadıklarına bin pişman durumdalar.
Gözaltına alınanların beş gün süre ile avukatları da dahil hiç kimse ile görüştürülmemeleri, kendileri ile ilgili dosyayı avukatları da dahil dava açılıncaya kadar inceleyememeleri nedendir. Dosyada ne var ne yok bilinmeden kendileri ve avukatları neye göre savunma yapacaklar belli değil.  Yapılan savunmalar adeta el yordamıyla olmaktadır. Oysa suçlanan kişinin suçlandığı andan itibaren savunmaya, savunulmaya hakkı vardır bu en doğal hak esirgenmektedir. Kişinin suçluluğunu iddia eden makam iddiasını ispat etmek zorunda olduğu halde bugünkü uygulamada suçlanan kişiye neredeyse “sen suçsuzluğunu ispat et” denilmektedir.
Ülkemiz anlatılanlara göre büyük bir ekonomik krizin eşiğindedir. Doların hızla tırmanışı en büyük göstergedir. İşsizlerin sayısı her gün artmakta, Suriye’den gelenlerin de katılımıyla sokaklarda dilenen insanların sayısı hızlı bir şekilde yükselmektedir.
Bütün bunlara çözüm bulması gerekenler ona buna bağırarak, çağırarak onları susturarak çözüm bulmaya çalışmaktadırlar. Yurt içinde bağırıp çağırarak insanları sindirenler komşularımıza da bağırıp çağırarak dış sorunlarımızı halledeceklerini düşünmekteler.
 Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye aleyhine aldığı karar ister sonucu olsun, ister olmasın en azından siyaseten önemlidir. Bağırıp çağırmakla onları susturamayacağımızı görüşmelerin askıya alınmasıyla anlaşılmış olmalıdır.
Bugüne kadar gerek iç ve gerekse dış sorunların bağırıp çağırmayla hallolduğuna kimse tanık olmamıştır. Bütün sorunlar Atatürk’ün “Yurtta sulh cihanda sulh­” ilkesiyle çözüm bulmuştur. İlgililer ve yetkililer sorunlarımızın çözümü için bunu yeniden düşünmelidirler.