Bursa Hakimiyet

Zaman çok çabuk geçiyor!

 15 Temmuz 2016 darbeye teşebbüs olayının üzerinden yaklaşık iki ay geçti. 30-40 yıldır ülkemizde örgütlenen Fethullah cemaati, sonrasında örgütü, daha sonrasındaki silahlı terör örgütü, bu sürede darmadağın edildi. TBMM’nin devre dışı bırakılarak OHAL’e dayanılarak Bakanlar Kurulu kararıyla çıkarılan KHK’lerle meslekten ihraç edilen öğretmenlerin, polislerin, askerlerin ve yargıda görev yapanların sayılarının ellişer bin civarında olduğu söyleniyor.
   Türk Ceza Yasası’nda ifadesini bulan silahlı terör örgütü ile ilgili tanımlamada hiyerarşik bir yapının olmasının gerekliliği temel unsur olarak kabul ediliyor, diğer unsurlarla birlikte suç oluşuyor. Fethullah Gülen cemaatinin hiyerarşisine bağlı olup da askeri darbeye kalkışanların, gözü dönmüşçesine kan akıtanların, can alanların, TBMM’yi ve diğer bazı devlet kurumlarını aynı gözü dönmüşlük içinde bombalayanların somut kanıtlarla kamu görevlerinden uzaklaştırılmalarına kimsenin söyleyecek sözleri olmaması gerekir. 
 Ancak ideolojik farklılıklar nedeniyle, herhangi bir ihbara dayalı olarak yapılan uğraş sadece hukuka ve vicdanlara darbe indirmiş olur. Elbette bunun vebali de büyük olur.
   Yapılan operasyonların tamamıyla hukuk çerçevesinde yürütülmesi gerekir ki; geçmişte yaratılan ve sesleri hâlâ kulaklarımızda çınlayıp vicdanlarımızı sızlatan mağdur olayları tekrar yaşanmamış olsun.
   Operasyonların hedefi bellidir. Terör örgütlerini yok etmektir. Bunda hemen herkes aynı şeyi düşünmektedir. Bu hedeften sapıp da bu operasyonlar bir cadı avına dönüşmemelidir. Kısa zaman önce yaşadığımız Ergenekon ve Balyoz davalarında hukuktan sapma nelere mal oldu unutulmamalıdır.