
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Eylül Ayı Değerlendirme Toplantısı’nda BUSKİ’nin barajlardan harcadığı su miktarına ve deniz seviyesinin yükselme tehlikesi hakkında konuştu.
Bozbey, şu anda yaşanan kuraklık ortada olduğunun altını çizerek suyun yüzde 50’si Doğancı ve Nilüfer Barajları’ndan, yüzde 15’i Uludağ’dan, yüzde 35’i ise 155 yeraltı su kaynağından karşılandığını açıkladı.
Zaman zaman zaman bu kuyuların çöktüğünü söyleyen Bozbey, 'hemen yanına yeni bir kuyu açıyoruz. Yani sürekli tekrar ediyor. Yüzde 35 az bir oran değil. Ama suyun 250 metrelere kadar indiğini söylemek istiyorum. Bu inanılmaz bir rakam. Bursa Ovası’nın ne kadar kuraklık yaşadığını gösteriyor. 3-5kuyu çöküyor, tekrar ihale yapıyoruz, yakınına yeniden kuyu açıyoruz ki su sıkıntısı yaşamayalım.” dedi.
“NİLÜFER BARAJINDA DOLULUK 0”
Şu anda Doğancı Barajı’nın doluluk oranının yüzde 6,81 olduğunu ifade eden Bozbey, Nilüfer Barajı’nda ise doluluğun 0, Çınarcık’ın yüzde 50 seviyesinde olduğu açıklayarak, “Bu da yaklaşık 75 milyon metreküp su demek. Ortalama doluluk oranımız yüzde 3,3. Bursa’nın günlük su tüketimi ise 525 bin metreküp. Oldukça yüksek. Fiyat konusunda fazla bir şey söylemeyeceğim ama otuz büyükşehir arasında 23-24’üncü sıralardayız. Buna rağmen maliyetimiz çok yüksek. Enerji maliyetlerinden dolayı maliyet 80-85 liraya kadar yükseldi. Gerisini sübvanse ediyoruz ama bu sürdürülebilir değil.” şeklinde konuştu.
“FELAKET KAPIDA”
Geçen yıldan itibaren bu konuda hassasiyetlerini ortaya koyduklarını ifade eden Bozbey, “Çünkü bilim insanlarının raporlarına göre Türkiye, çölleşecek ilk ülkelerden biri. Bunu 2010’lu yıllardan beri biliyoruz. İstanbul’daki toplantılarda Amerikalı bir bilim insanı 2040’tan itibaren Türkiye’nin çölleşeceğini harita üzerinden anlattı. O günden beri tedbir alınması gerektiğini söylüyorlardı. Peki biz 2010’dan bugüne kadar ne yaptık? Etkin bir tedbir aldık mı? Hayır. Bilimsel açıdan gidişat belli. Dünya Meteoroloji Örgütü de son zamanlarda açıklamalar yaptı. Dünyanın 2050’de beklenen ısısının, 2020’de gerçekleştiğini söyledi. Yani 25 yıl önce. Üstelik bunun da üzerine çıktı.
Bunun sonucunda buzullar eriyecek, deniz seviyesi yükselecek. Bu da başka bir felaket riskini ortaya çıkarıyor. Örneğin Marmara kıyılarıyla ilgili geçtiğimiz günlerde bir haber çıktı. 1,6 milyon insanı etkileyecek bir durumdan söz ediliyor. Biz hep deprem ya da sel felaketinden bahsediyoruz ama denizin yükselmesiyle birlikte oluşacak bir felaket de kapıda. Sel felaketleri yaşanıyor ama bir taraftan da denizin yükselmesiyle oluşacak bir felaket riski var. Peki bununla ilgili ne yaptık? Şimdiden buna hazırlık yapmak zorundayız. Bilim insanları, önümüzdeki süreçte deniz seviyesinin yaklaşık bir metreyi geçen oranda artacağını söylüyor. Demek ki bizler, yerel yöneticiler olarak bu konuda şimdiden ne yapmamız gerekiyorsa yapmak zorundayız. Bu sadece bakanlığın veya yerel yönetimlerin omuzlarına bırakılacak bir konu değil. Bakanlık olarak da, devlet olarak da tedbirlerimizi almak zorundayız.” diye konuşarak aksi takdirde o alanları olduğu gibi kaybedeceğimizi söyledi.