Bursa Büyükşehir’den 10 Ocak’ta Basın Emekçilerine Buluşma

Bursa Büyükşehir Belediyesi, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne özel basın mensuplarıyla bir araya gelerek kahvaltılı program düzenledi.

Haber Giriş Tarihi: 10.01.2026 11:31
Haber Güncellenme Tarihi: 10.01.2026 11:31

Bursa Büyükşehir Belediyesi; demokrasinin sağlıklı işlemesinde, kamuoyunun doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasında önemli bir sorumluluk üstlenen basın mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlamak için Merinos Atatürk Kültür Merkezi’nde kahvaltı düzenlendi.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, basının dördüncü kuvvet olarak toplum adına eleştiri hakkını kullanan, kamuoyu adına denetim görevini üstlenen ve bu görevi yerine getirirken çekinmeden eleştiri mekanizmasını işleten bir yapı olduğunu tanımlayarak, “Elbette bunu yaparken kişilik haklarını gözetmek, özel alanlara girmemek temel bir sorumluluktur. Bu nedenle basın özgürlüğünü yalnızca haber yapma hakkı olarak değil; toplumun demokrasiye, adalete ve geleceğine sahip çıkma hakkı olarak görüyorum. Özgür, bağımsız ve güçlü bir basın olmadan; şeffaf bir yönetimden, güvenli bir toplumdan söz etmemiz mümkün değildir. Basın kuruluşlarının varlığı; temiz yönetimin, toplumsal denetimin ve ortak aklın en önemli güvencelerinden biridir. Elbette yöneticilerin eleştirilecek yönleri vardır. Bu noktada kamu adına denetim yapan, kamu adına görev üstlenen siz değerli basın mensuplarının eleştiri hakkını kullanması son derece doğaldır. Bu yüzden basın için ‘dördüncü kuvvet’ ifadesi boşuna kullanılmamaktadır. Çarpıtmadan, belgeye dayandırarak, algı yönetimine teslim olmadan ve bilgiyi doğrulayarak yapılan habercilik toplumun vicdanıdır. Yanlış bilgilerle yönlendirilen ya da algıyla yönetilmeye çalışılan bir kamuoyu değil; hakikatle buluşan bir toplum hepimizin ortak hedefi olmalıdır.” dedi.

“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ AŞINMIŞ DURUMDA”

Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü bir bayram coşkusuyla değil, mesleğin karşı karşıya olduğu ağır sorunların gölgesinde; dayanışma ve mücadele duygusuyla karşıladıklarını belirterek, “Bugün gelinen noktada gazetecilerin çalışma koşulları, mesleki güvenceleri ve ifade özgürlüğü ciddi biçimde aşınmış durumdadır. Basın sektörü uzun süredir ekonomik baskılar, güvencesiz çalışma, mesleki itibarsızlaştırma, dijital alanda artan denetim ve hukuki belirsizliklerle kuşatılmıştır. Gazeteciler yalnızca geçim mücadelesi vermekle kalmamakta; görevlerini yerine getirirken sürekli bir baskı ve belirsizlik ortamıyla karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu tablo yalnızca basın emekçilerinin değil, aynı zamanda toplumun haber alma hakkının da doğrudan zarar görmesi anlamına gelmektedir.“ şeklinde konuştu.

“DİRENMEK ZORUNDAYIZ”

Bursa Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Tayfun Çavuşoğlu, basının görevinin iktidarları denetlemek olduğunu söyleyerek, “Gazetecilik de bu çerçevede tanımlanır. Hal böyle olunca gazetecilerin işi de doğal olarak zorlaşır. 1961 yılına gelene kadar bizim meslek grubumuz her türlü özlük hakkından yoksundu. 1961’de çıkarılan yasalarla birlikte gazeteci ile işveren arasında sözleşme yapılması zorunlu hale getirildi. Gazetecinin maaşının peşin ödenmesi, kıdem ve ihbar tazminatı haklarının tanınması, yıllık izin hakkının güvence altına alınması bu yasayla düzenlendi. Maaşların hangi ay peşin ödeneceği de netleştirildi: Ocak ayında. Yani bir gazeteci, o ayın maaşını almış olarak işe başlayacaktı. Ancak bu yasa çıkınca işverenler, yani gazete sahipleri, ‘Biz bu yasayı kabul etmiyoruz’ diyerek karşı çıktı. 1961’deki hükümet ise yasanın uygulanacağını açıkça belirtti. Bunun üzerine işverenler üç gün boyunca gazete çıkarmama kararı aldı. Bu kararı alanlar da gazete sahipleriydi ve kendilerini gazeteci sayıyorlardı. Bu süreçte, Türkiye Gazeteciler Sendikası çatısı altında ‘Basın’ adıyla bir gazete çıkarıldı. Üç gün boyunca bu gazete yayımlandı ve halkın haber alma hakkı, profesyonel gazeteciler tarafından sürdürüldü. İşte ‘çalışan gazetecil’ ifadesi de buradan gelir. Yani Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın çıkardığı gazetede çalışan, direnen gazetecilerden… Bugün sık sık yapılan ‘işsiz gazeteciler, emekliler ne olacak?’ esprisi aslında bu mücadeleyi anlatmaz. Anlatılan şey; direnen gazetecilerdir. Ve arkadaşlar, direnmek zorundayız. Çünkü bu mücadele 1961’den bu yana sürüyor.” dedi.