
Erdursun, bölgedeki savaşın ekonomik etkilerine dikkat çekerek, “Hemen yanı başımızda bir savaş var. Amerika ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla birlikte enerji maliyetlerinin daha da artması bekleniyor. Büyük ihtimalle akaryakıta yeniden zam gelecek. Enerjinin maliyeti arttıkça bu artış sadece pompa fiyatıyla sınırlı kalmıyor; satın aldığımız mallara, hizmetlere ve genel olarak tüm yaşam maliyetine yansıyor. Bu da enflasyonu yukarı itiyor. Diğer taraftan cebimizdeki paranın değeri düşmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Erdursun, “Hükümet yetkilileri enflasyonla mücadele edildiğini söylüyor ancak bayram ikramiyelerinde herhangi bir artış yapılmadı. Oysa fiyatlar artarken, mal ve hizmet bedelleri sürekli yükselirken, sabit gelirle geçinenlerin eline geçen tutar değişmiyor. Türkiye’de son yıllarda market etiketlerinin neredeyse haftalık hatta günlük değiştiğini görüyoruz” dedi.
Erdursun, “Enflasyon verilerine baktığımızda da benzer bir tablo var. Geçen yılın aynı ayına göre enflasyonda belirgin bir düşüş değil, artış görülüyor. Örneğin TÜİK şubat ayı enflasyonunu yüzde 2,96 olarak açıkladı. Geçen yılın aynı ayında bu oran yüzde 2,27 idi” dedi.
İlk iki aylık enflasyonun yaklaşık yüzde 7,94 seviyesinde olduğunu hatırlatan Erdursun, bunun maaş artışlarının önemli bölümünü erittiğini belirterek, “Bu oran, yapılan maaş artışlarının önemli bir bölümünün daha şimdiden eridiğini gösteriyor. Asgari ücret yıl başında artırıldı ancak iki ayda alım gücünde ciddi kayıp oluştu. Benzer durum emekliler, memurlar ve diğer sabit gelirliler için de geçerli. Cebe giren para nominal olarak aynı görünse de, o parayla alınabilen mal ve hizmet miktarı azalıyor” ifadelerini kullandı.
“Örneğin 20 bin lira maaş alan bir kişi, iki ay önce alabildiği ürünleri bugün aynı tutarla alamıyor; aradaki farkı kapatmak için ek ödeme yapmak zorunda kalıyor. 30 bin ya da 50 bin lira gelir elde edenler için de durum farklı değil. Enflasyon, gelir düzeyinden bağımsız olarak sabit gelirlilerin alım gücünü aşındırıyor.”
TEMMUZ FORMÜLÜ
Erdursun, “Temmuz ayında yapılacak artışlar ise ‘zam’ değil, gerçekleşen enflasyonun telafisi niteliğinde olacak. Mevcut eğilim devam ederse altı aylık enflasyonun yüzde 13 ila yüzde 15 bandında gerçekleşmesi beklenebilir. Bu durumda emekliler yaklaşık bu oran kadar artış alacak; memur ve memur emeklilerinin artışı ise toplu sözleşme farkı nedeniyle biraz daha düşük kalabilir. Ancak bu artışlar, kaybedilen alım gücünü tam olarak geri kazandırmayacak; sadece geçmiş kaybın bir kısmını telafi edecek" şeklinde konuştu.
Erdursun, “Özetle, savaşın enerji fiyatları üzerindeki etkisi kısa vadede yeni zamları tetikleyebilir. Ancak sorun yalnızca dış gelişmelerle açıklanamayacak kadar derin. Enflasyon düşmediği sürece sabit gelirli herkes için alım gücü kaybı devam edecek. Temmuz ayında açıklanacak artış oranları, bir refah artışını değil, yaşanan kaybın sınırlı bir telafisini ifade edecek. Mevcut tablo, ekonomik sıkıntının kısa vadede hafifleyeceğine dair güçlü bir işaret vermiyor" dedi.