CHP'li Emir: Genel Başkan, 45 gün içinde kurultayı toplamak zorunda

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, olağanüstü kurultay talebine ilişkin hazırlanan dosyayı parti genel merkezine teslim ettiklerini hatırlatarak, "Tüzüğümüzün 48'inci maddesine göre; 'Delegelerin salt çoğunluğundan bir fazlası, olağanüstü kurultay talebinde bulunuyorsa Genel Başkan 45 gün içerisinde olağanüstü kurultayı toplantıya çağırır.' Bu durumda Genel Başkan'ın elinde seçenekli bir durum söz konusu olmaz, 45 gün içerisinde kurultayı toplamak zorundadır" dedi.

Haber Giriş Tarihi: 17.06.2026 15:35
Haber Güncellenme Tarihi: 17.06.2026 15:35

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM'de basın toplantısı düzenledi. Emir, kurultay talebine ilişkin hazırlanan imza dosyalarını CHP Genel Merkezi'ne teslim ettiklerini belirterek, "Şu anda işlemler sürüyor; imza kontrolleri yapılıyor ve tüm bunların tamamlanmasıyla birlikte delegelerimizin iradesiyle olağanüstü kurultay talebimiz başlamış olacak. Artık bundan sonra tüzüğümüze göre atılması gereken adımların takipçisi olacağız. Bu 830 delegenin anlamını iyi kavramak gerekir. Bilindiği gibi İstanbul il kongremiz hakkında bir tedbir kararı verilmişti ve oradaki tedbir kararı hukuksuz olmakla birlikte hala devam ettiği için İstanbul kurultay delegelerimizi bu imza sürecine dahil etmedik. Ancak orada da 170 delegemiz aynı şekilde irade beyanlarını gösterdiler ve bu nedenle 830'a 170'i de ekleyebiliriz. Buna göre; şu anda olağanüstü kurultay talep eden 37'nci kurultay delegelerimizden bin delege var. Bin delegemiz duruma müdahale etmiştir; partimizin, saray eliyle yapılan yargısal operasyonlarına, kayyım eline verilerek kurultaysız bırakılmasına, felç edilmesine ve böylesine bir karmaşanın içerisine sürüklenmesine itiraz etmiştir, 'Dur' deyip müdahale etmiştir. Herkes bilmelidir ki CHP'nin sahibi; millettir, kurultaydır, üyelerimizdir, delegelerimizdir. Herkesin kurultay delegelerimizin talebine kulak vermesi gerekir. Tüzük hükümleri son derece açıktır. Tüzüğümüzün 48'inci maddesine göre; 'Delegelerin salt çoğunluğundan bir fazlası, olağanüstü kurultay talebinde bulunuyorsa Genel Başkan 45 gün içerisinde olağanüstü kurultayı toplantıya çağırır.' Bu durumda Genel Başkanın elinde seçenekli bir durum söz konusu olmaz, 45 gün içerisinde kurultayı toplamak zorundadır" diye konuştu. Emir ayrıca CHP parti yönetiminin, mahkemenin 'tedbir kararı' nedeniyle kurultayı toplamayacağı yönündeki beyanlarının hukuki geçerliliği olmadığını ve mahkemenin verdiği kararın hiçbir yerinde, 'Tedbirli gelindiği için kurultay yapılamaz' cümlesinin yer almadığını söyledi.

'CHP'YE UMUT BAĞLAYAN MİLYONLARI SEÇİMDE PARTİSİZ BIRAKAMAYIZ'

Emir, Türkiye'nin en saygın 34 kamu hukukçusunun mahkemenin verdiği tedbir kararının kurultayın toplanmasına engel olmadığını ve son yapılan olağan kurultayın üzerinden 6 yıl geçmesi nedeniyle CHP'nin seçime girememe tehlikesi bulunduğuna dair ortak bildiriye atıfta bulunarak, "Dolayısıyla mücbir sebep vesaire bir hukuki tartışma yaratılabilir ama herhangi bir gerekçenin kanunda yazan amir hükmün üstüne çıkamayacağını öngörüyorsak, o halde CHP'ye umut bağlayan milyonları seçimde partisiz bırakamayız. Yapacağınız ilk ve tek şey, derhal kurultaydır. Demokrasinin, vicdanların gereği budur. Tabanımızın, milletimizin ve kurultay delegelerimizin talebi budur. Ayrıca tüzüğümüzün emri budur. Burada, 'Yapamıyoruz' demek bir gerekçedir ve eğer burada bir samimiyet varsa ki olması gerektiğine inanıyorum; o halde yol bellidir. Başvuru dilekçelerimizi alırlar, gerekli yazıyı yazarak Çankaya Seçim Kurulu'na başvururlar" diye konuştu.

'PARTİYİ UÇURUMA SÜRÜKLÜYORSUNUZ'

9 milletvekilinin partiden ihraç edilme kararının hukuka aykırı olduğunu kaydeden Emir, "Bir partinin MYK'sı; evlatlarını, milletvekillerini hem parti tüzüğünü çiğneyerek hem Yüksek Disiplin Kurulu'nda milletvekilinin savunmasını yapmadan hem de kurulun kararını dahi beklemeden sonuç almaya çalışmışlardır. Peki, bunlar bir çırpıda olacaksa yargılama hakkı, savunma hakkı nerede kaldı? Hani birlikte 'Adalet Yürüyüşü' yapmıştık, hani hep birlikte AKP'nin tek adam rejimine karşı mücadele etmiştik. Hani Türkiye'ye demokrasiyi, güçlendirilmiş parlamenter rejimi getirecektik. Nasıl olacaktı bunlar? Bir milletvekilinin savunma hakkına dahi saygı duymadan Parti Meclisi'nin onu Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk etmesi, üyeliğini düşürmek nedir? Bu kadar kanun bilmezseniz, usulden koparsanız, partinin evlatlarına kastederseniz bu partiyi nereye götüreceksiniz? Partiyi uçuruma sürüklüyorsunuz" dedi. Emir, Türkiye'de yargının bağımsız hareket etmediğini söyleyerek, buna rağmen bütün hukuki yollara başvurmaları gerektiğini belirtti ve parti içi mücadeleyi sonuna kadar yapacaklarını dile getirdi.