
2010 yılında Manisa'daki bir çöplükte çöpten hurda toplayan bir şahıs tarafından öğleden sonra bir çöp poşeti içinde kimliği belirsiz bir kız bebek cesedi üzerinde kıyafetleri ve yanında bir takım eşyalar ile birlikte bulunmuş, olaya ilişkin soruşturma işlemleri başlatılmıştı. Otopsi raporuna göre bebeğin ölüm sebebinin kafa ve beden travmasına bağlı kafatası kemikleri kırığı, karaciğer laserasyonu ve kanama sonucu meydana geldiği bildirilmişti. Aradan geçen 16 yılın ardından gizemli olay üzerindeki sır perdesi aralandı ve anne ve babanın ifadeleri ortaya çıktı.
BAKANLIKTAN KONUYLA İLGİLİ AÇIKLAMA
Bakanlıktan yapılan açıklama 16 yıllık gizemli ölümü açıklığa kavuşturdu.
Bakanlığın açıklaması şu şekilde:
"Olay tarihlerinde topuk kanı alınan bütün bebeklerin Sağlık Bakanlığı'ndan araştırmasının yapıldığı, şüpheli görülen kayıtlar üzerinde detaylı soruşturma işlemleri gerçekleştirildiği, neticede 1990 doğumlu, Manisa ilinde ikamet eden Berin Dikbaş isimli şahsın olay tarihlerinde İzmir ilinde hastanede bir bebek doğurduğu ancak bebeğin nüfusa kaydı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
11.06.2026 günü İzmir İl sağlık Müdürlüğünden alınan topuk kanı verileri aynı gün incelendiğinde Berin DİKBAŞ isimli kadın şahsın kız bebeğinden 31.03.2010 günü topuk kanı alındığı ancak sistem kaydında 2010 doğumlu kız bebeği olmadığı tespit edilmiştir.
Şüpheli Berin Dikbaş'ın yakalandığı, alınan ifadesinde olay tarihinde İzmir ilinde evlilik dışı hamilelikten olan doğum yaptığını, bebeği Manisa ilindeki ikametinin yakınında bir çöp konteynerinin yanına bıraktığını beyan etmiştir.
Bebeğin babası olduğu değerlendirilen Orhan AKTAŞ’ın, tanık sıfatıyla ifadesi alınmış olup, Şüpheli Berin Dikbaş’ın annesi ve babasının, Manisa İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği Ekiplerince lüzum üzerine Nazilli ilçesinde tanık sıfatıyla ifadeleri alınmıştır. İfadelerinde özetle kızlarının 2010 yılında hamile olduğunu ve doğum yaptığını bilmediklerini beyan etmişlerdir.
Olayla ilgisi sebebiyle şüpheli Berin Dikbaş’ın kardeşi Gurbet ÇINAR’ın da şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmıştır. İfadesinde özetle ablası ile birlikte hastaneye gittiklerini, doğumdan sonra ablasının bebeği bir poşet içerisinde çöp konteynerine bıraktığını beyan etmiştir.
Şüpheliler Berin Dikbaş ve Gurbet Çınar’ın üzerine atılı "altsoyu kasten öldürme" suçuna ilişkin hakkında gözaltı kararı (2 şahıs hakkında) verilmiş olup, 13/06/2026 günü mevcutlu olarak Manisa Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilecektir.
MANİSA’DA ÇÖPTE BULUNAN MAKTÜL BEBEK
03/04/2010 günü Turgut Özal Mahallesi Manisa çöplüğünde çöpten hurda toplayan bir şahıs tarafından öğleden sonra bir çöp poşeti içinde kimliği belirsiz bir kız bebek cesedi, üzerinde kıyafetleri ve yanında birtakım eşyalar ile birlikte bulunduğu, olaya ilişkin soruşturma işlemlerine başlanıldığı, 21/05/2010 tarihli otopsi raporuna göre bebeğin ölüm sebebinin kafa ve beden travmasına bağlı kafatası kemikleri kırığı, karaciğer laserasyonu ve kanama sonucu meydana geldiğinin bildirildiği, Bebeğin göbeğinde göbek bağı mandalı ve topuğunda topuk kanı alındığına dair yara izi tespit edildiği, bu deliller kapsamında bebeğin hastanede doğmuş olduğu kanaatine varıldığı, Olay tarihlerinde soruşturma işlemlerinin yürütüldüğü ancak bebeğin kimliğine ya da annenin kimliğine ulaşılamadığı, Mayıs 2026 tarihinde faili meçhul cinayetlerin tekrardan araştırılmasına yönelik çalışmalar kapsamında dosyanın tekrar ele alınmasına karar verildiği, dosyada tekrar detaylı soruşturma ve araştırma işlemlerine başlanıldığı, Olay tarihlerinde topuk kanı alınan bütün bebeklerin Sağlık Bakanlığı'ndan araştırmasının yapıldığı, şüpheli görülen kayıtlar üzerinde detaylı soruşturma işlemleri gerçekleştirildiği, neticede 01/03/1990 doğumlu, Manisa ilinde ikamet eden Berin Dikbaş isimli şahsın olay tarihlerinde İzmir ilinde hastanede bir bebek doğurduğu ancak bebeğin nüfusa kaydı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır."
"BİR SEFERDE NASIL OLUR"
Şüpheli Berin Dikbaş'ın yakalandığı, alınan ifadesinde özetle şunları söylediği belirtildi:
"2010 yılında Manisa ilinde Kocatepe Mahallesinde ikamet ediyordum. O tarihte eşimden yaklaşık 1,5 yıl önce ayrılmıştım. Yine o tarihlerde ben tarlalarda işçi olarak çalışıyordum. Sera işlerine giderdim. Biz 9 kardeşiz. Bir kısım kardeşimiz evli idi. Hatırladığım kadarı ile 3 kardeş, annem ve babam ile ikamet ediyorduk. Ben boşandıktan sonra ailemin ikametime döndüm. O tarihlerde evimizin yakın sayılabilecek bir yerde Orhan AKTAŞ isimli şahıs ile aramızda bir gönül ilişkisi oldu. 2009 yılında Orhan ile yaklaşık olarak 1 ay kadar sevgililik durumumuz oldu. Orhan ile o dönemde cinsel ilişki yaşadık. Bu ilişkiyi Orhan' ın bir arkadaşının Karaköyde bulunan evinde yaşadık. Bu cinsel ilişki sonrası ben hamile kaldım. Hamile olduğumu yaklaşık olarak 3-4 hafta kadar sonra evde test yaparak öğrendim. O tarihlerde cep telefonu kullanıyordum. Telefon numarası hatırladığım kadarı ile benim adıma kayıtlıydı. Bu telefon ile Orhan ile görüşüyordum. Hamile olduğumu öğrendikten sonra Orhan' a Fatih parkında kendisine hamile olduğumu söyledim. Kendisi bana inanmadı. Bana sen yalan söylüyorsun, bir seferde nasıl olur dedi. Kabul etmedi.
"AİLEMDEN ÇEKİNDİĞİM İÇİN DOĞUMU BAŞKA YERDE YAPMAYA KARAR VERDİM"
Sonrasında da yanımda ayrılıp gitti. Zaten o tarihlerde aranıyordu ve kaçıp gitti. Bir daha da kendisine ile iletişime geçmedim. Geçmekte istemedim. Benim o tarihte çocuğum yoktu. Çocuğu aldırmak istemedim.
Doğurmak istedim. Hamilelik kontrolleri için herhangi bir hastaneye giderek takiplerini yaptırmadım. O dönemde çalışıp para biriktirdim. Amacım çocuğu doğurup aynı bir eve çıkmaktı. Hamile olduğumu ne bir arkadaşıma nede aile bireylerine söylemedim. Kimsenin haberi yoktu. Ben hamilelik dönemini büyük kısmını ailemin evinde geçirdim. Bazen Kıbrıstaki abimin yanında geçirdim.
Karnım fazla büyümediği için kimse hamile olduğumu anlamadı. Doğumum yaklaşınca ailemden çekindiğim için doğumu başka yerde yapmaya karar verdim. Manisa da bulunduğum bir gün Mart 2010 tarihinde doğum sancılarım başladı.
"KIZIM OLDU KIZIMA KIYAFET ALAMADIM DİYE DÜŞÜNDÜM"
Bunun üzerine taksiye binip İzmir iline gittim. Yanımda kimse yoktu. Ayrıca hiç eşyamda yoktu. Taksi ile Konak hastanesine gittim. Hastane görevlilerine kimliğimi vererek sancılarımın olduğunu söyledim, kayıt işlemlerim yapıldı ve doğum başladı. Birkaç saat sonra hatırladığım kadarıyla sabah 10 sıralarında doğum gerçekleşti. Kız bebeğim oldu. Doktorlar anne karnında iken pisliğini yuttuğunu söylediler. Bu nedenle bebeği küveze koydular. Yaklaşık 3-4 gün hastanede kaldık. Annem o dönmede beni aradı. Ben anneme "anne İzmir araştırma hastanesindeyim, daha önce geldiğim bir doktor vardı, beni yatırdılar, 2-3 gün sonra geleceğim" dedim. Onlarda buna inandılar. Ben hastanede 3-4 gün kaldım. Bana hastanede bir tane mavi takım vermiştiler. Hatta üzülmüştüm. Kızım oldu kızıma kıyafet alamadım diye düşündüm.
"BİRİ BULUP SAHİPLENSİN DİYE BIRAKTIM"
Bunun dışında bebek bezi, bir tane battaniye, doğarken bebeği sardıkları mavi bir bez parçası, çorap, şapka gibi eşyaları da verdiler. 3-4 gün sonra bebeğin sağlığı düzelince çıkış işlemleri yapıldı. Hemşireden rica ettim ve taksi çağırdı. Taksiye binip Manisa iline geri geldim. O tarihte vakvak çeşmesi olarak bildiğim yerde taksiden indim. Bu çeşmenin yakınında medrese tarzı bir yer vardı. Bunun yakınında demir-metal büyük belediyeye ait olan bir çöp konteynırı vardı. Ben taksiden inmeden önce bebeği emzirmiştim. Bebek uyuyordu. İndiğim yerde bebeği, yanımdaki bebeğin kıyafetlerinin bulunduğu rengini hatırlamadığım poşete koydum ve bu poşeti konteynırın yaklaşık 1,5-2 metre yanında medresenin merdiveninin dibine koydum. Hatta tahta kapı vardı ve kapıda kilit vardı. Oraya koymamdaki amaç orda biri bulup sahiplensin diye. Hava soğuk olduğu için kıyafetleri üzerine sarmıştım. Ben bebeğe zarar vermedim. Bıraktığım zaman hayattaydı. Kafasındaki ve karaciğerindeki yaralanmasının nasıl olduğunu bilmiyorum. Bıraktıktan sonra bir daha oraya gitmedim. Bulunup bulunmadığından haberim olmadı. O tarihlerde çöplükte ölü bebek cesedi bulunduğundan haberim olmadı. Bebeğin öldüğünü sizden öğrendim.
"SONRADAN BULUR YANIMA ALIRIM DİYE DÜŞÜNDÜM"
Bu olaydan sonra sürekli Çocuk esirge Kurumunun çevresinde dolayıp etrafı izliyordum. Çocuğun hayatta olduğunu düşünüyordum. Ben bebeği çöp kutusunun içine atmadım. Bebeği öldürmedim. Bu olaydan kimseye bahsetmedim. Bu bebeğin hayatta olup olmadığı hakkında araştırma yapamadım. Bebeğin göbeğinde beyaz bir mandal duruyordu. Bana göstermiş olduğunuz fotoğraflardaki kıyafetleri hatırladım.
Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Bebeği oraya bırakmam konusunda bana birisi yardımcı olmadı. Bu olaydan ailemin ve Orhan'ın haberi yoktu. Bebek ile eve gidemezdim. Çocuğu sonradan bulur yanıma alırım diye düşündüm."
BABANIN İFADESİ
Konu ile ilgili olarak bebeğin babası olduğu değerlendirilen Orhan AKTAŞ’ın tanık sıfatıyla alınan ifadesinde özetle şunlar yer aldı:
"Berrin isimli şahsı hatırlıyorum. Kendisiyle çok kısa bir dönem sanırım yaklaşık bir aylık arkadaşlığımız oldu. Ancak tarihi tam olarak hatırlamıyorum. Bu bir ay süre içerisinde kendisiyle 7-8 kere cinsel ilişki yaşadık Bu ilişkileri ikimizin ortak arkadaşı olan Sıla Yaman ve Osman Kayalı’nın evlerinde yaşadık. Bir kısmını da pikniğe gittiğimiz ormanlık alanda yaşadık. Belki 5-6 kez ilişki yaşamız olabilir. Sayısını tam olarak hatırlamıyorum. Yine o tarihlerde bir gün Berin ile Berin'lerin evlerinin yakınlarında buluştuk. Berin bana "senden hamileyim" şeklinde söyledi.
Ben kendisine "bu çocuğun benden olacağına ihtimal vermiyorum" dedim. Ancak Berin benden olduğunu söyledi. Berin benden önce Sabahattin Kart ya da Fadıl Kart isminde bir şahısla ilişki yaşamıştı. Ben bebeğin bundan olabileceğini söyledim. Sonrasında Berin bana "çocuğu aldıracağım" dedi. Ben de "çocuk bendense aldırma" dedim. Bu ilişkimizi annesi biliyordu. Hatta ben onların evine gitmiştim.
Sonrasında kendisiyle görüşmedim. Ancak bu olaydan birkaç gün sonra Berin'i annesi ve babasıyla birlikte eski devlet hastanesinin önünde gördüm. Sonradan bana arkadaşlar söyledi, sanırım bebeği aldırmış. Bebeğin kız mı erkek mi olduğunu bilmiyorum. Kaç aylıkken aldırdığını da bilmiyorum.
Mahallede bu konuşuluyordu, oradan haberim oldu. Berin'in Gurbet isminde bir kardeşi vardı. O bana söylemişti. "ablam senden hamile bebeği aldıracak" şeklinde söylemişti. Ben de "aldırmasın, çocuk bendense kabul ediyorum" dedim. Benim bildiğim kadarıyla çocuğum olmuyor. Tedavi de gördüm. Eğer bu çocuk bendense kabul ediyorum. Ben 2010 yılında cezaevine girdim. 2019 yılının 10. Ayına kadar cezaevinde kaldım. Ne ailemden ne de Berin'den bir haberim olmadı…’ şeklinde beyanda bulunmuştur.
Şüpheli Berin Dikbaş’ın annesi ve babasının, Manisa İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği Ekiplerince lüzum üzerine Nazilli ilçesinde tanık sıfatıyla ifadeleri alınmıştır. İfadelerinde özetle kızlarının 2010 yılında hamile olduğunu ve doğum yaptığını bilmediklerini beyan etmişlerdir.
Olayla ilgisi sebebiyle şüpheli Berin Dikbaş’ın kardeşi Gurbet ÇINAR’ın da şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmıştır. İfadesinde özetle ablası ile birlikte hastaneye gittiklerini, doğumdan sonra ablasının bebeği bir poşet içerisinde çöp konteynerine bıraktığını beyan etmiştir.
Şüpheliler Berin Dikbaş ve Gurbet Çınar’ın üzerine atılı "altsoyu kasten öldürme" suçuna ilişkin hakkında gözaltı kararı (2 şahıs hakkında) verilmiş olup, 13/06/2026 günü mevcutlu olarak Manisa Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilecektir."