Türkiye’ye El Nino alarmı: Rekor sıcaklıklar kapıda!

Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Türkeş’in güçlü El Nino uyarısı ve KTÜ’den Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu’nun artan meteorolojik afetlere ilişkin dikkat çeken değerlendirmeleri, Türkiye’nin iklim riskleriyle karşı karşıya olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Haber Giriş Tarihi: 02.05.2026 12:05
Haber Güncellenme Tarihi: 02.05.2026 12:05

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkiye'de sonbahar ve kış yağışlarının son yıllarda giderek azaldığını belirtti.

Prof. Dr. Türkeş, "Sıcaklıkların ve buharlaşmanın artması, yağış rejiminin değişmesi, sıcaklıkla birlikte kuraklaşmanın artması sonucunda 2040 sonrası orta ve çok kötümser iklim senaryolarına göre bugün Türkiye'de bulunmayan tam kurak iklim koşullarının oluşma olasılığı var. Bu iklimin Türkiye'de coğrafi olarak kuraklaşması, kurak ve çöl iklimi benzeri tam kurak arazi koşullarının geniş alanlarda oluşacağı anlamına geliyor" dedi.

"ÇÖL KOŞULLARI 2040'LARDA TÜRKİYE'DE DE OLABİLİR"

Suriye'nin kuzeyinde egemen olan bugünkü tam kurak çöl benzeri koşulların 2040'larla birlikte Türkiye'de de olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Türkeş, "Türkiye-Suriye sınırında bugün yarı kurak step iklimi gözleniyor. Eğer iklim değişikliği bu hızla devam ederse, sıcaklıklardaki artış sürer ve yağış rejimi değişirse, toprak nemi azalırsa bugün Suriye kuzeyindeki kurak hatta çöl benzeri iklimin Suriye sınırından Türkiye'ye sokulacağı ve Güneydoğu Anadolu'nun geniş güney bölümü, Türkiye'nin tahıl ambarı Konya Havzası'nı da içerecek biçimde İç Anadolu'nun orta ve güney bölümlerinde, hatta İç Batı Anadolu'da ve Trakya'da böyle bir klimatolojik olarak kurak bölge oluşma olasılığı var. Bunun gerçekleşmesi ise Türkiye'nin fiziksel ve ekonomik su kıtlığı yaşayan, zamanla su fakiri olma olasılığı bulunan ve gıda güvenliği açısından da sıkıntı yaşayan bir ülke olma olasılığı anlamına geliyor" dedi.

"BU YIL DA HAVA SICAKLIKLARI NORMALLERİN ÜZERİNE ÇIKABİLİR"

Yüzey sıcaklıklarındaki artış eğiliminin devam ettiğini aktaran Prof. Dr. Türkeş, bu yıl kuvvetli bir El Nino olasılığına dikkati çekti. Türkeş, "Gözlenen uzun süreli ısınma, iklim değişikliği ve El Nino ile bu yıl da hava sıcaklıkları pek çok yerde normallerin üzerine çıkabilir. Haziran sonuyla birlikte son yıllarda yaşadığımız gibi özellikle karasal iç bölgelerde, İç Anadolu'da, Güneybatı Anadolu'da, Güneydoğu Anadolu'da bazı istasyonlarda tıpkı geçen yıl olduğu gibi; Türkiye'de bu yıl da yüksek sıcaklık rekorları kırılma olasılığı söz konusu" dedi.

"YAZ KURAKLIĞI, YENİ YANGIN REJİMİNİ ŞİDDETLENDİREBİLİR"

Son yıllarda Kuzey Afrika'dan Balkanlar üzerinden gelen sıcak hava dalgalarının Ege'yi çok etkilediğini belirten Prof. Dr. Türkeş, "Manisa, İzmir, Aydın, Denizli'de zaman zaman da Muğla'nın ilçelerinde Güneydoğu Anadolu'daki yüksek sıcaklıklardan daha yüksek sıcaklıklar kaydedilebiliyor. Sıcaklıkların artması yaz kuraklığını, yeni yangın rejimini şiddetlendirerek ya da daha etkili yaparak orman yangınlarının sıklık, şiddet, süre ve etki alanını artırıyor. Su kaynakları üzerinde aşırı baskı yaratıyor. Toprakta bir kuraklaşma oluyor. Dolayısıyla sıcaklıklardaki uzun süreli artış sadece yüksek hava sıcaklıklarının ve sıcak hava dalgalarının oluşumuyla kalmıyor. Sıcak hava dalgaları, yaz kuraklığının şiddetlenmesi, yangın rejiminin çok daha şiddetli olmasına yol açabiliyor. Uzun süreli kuraklık ve yaz sıcaklığı birleştiğinde tarımda sulama suyu sorunu yaşanıyor. Tüm bu olumsuzluklardan daha az etkilenebilmek için, bütünleşik su kaynakları, kuraklık, orman yangını yönetimlerinin geliştirilmesi ile tarımsal sistemler, toprak ve su kaynaklarının sürdürülebilir ve iklim direngen bir yapıya kavuşturulması gerekiyor" dedi.

1500 METEOROLOJİK AFETİN YAKLAŞIK 800’Ü KARADENİZ'DE

Doğu Karadeniz'deki kentlerde, son aylarda sağanak ve kar yağışı etkili olurken, küresel ısınma kaynaklı yağış rejimindeki ani değişkenlik, bölgede son aylarda sel, taşkın ve heyelan gibi doğal afetlerin de sıkça yaşanmasına yol açtı.

İklim değişikliğinin etkisi, deniz ekosisteminin yanı sıra su buharlaşmasının artmasıyla ani ve kuvvetli yağışları da beraberinde getirdi. Doğal kaynak yönetiminin ekolojik koşullara uygun yapılması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, Türkiye’de son 15 yılda atmosferik afetlerde 3 kat artış olduğuna dikkati çekip, 1500 meteorolojik afetin yaklaşık 800’ünün Karadeniz Bölgesi’nde meydana geldiği ifade etti.

"GÖKYÜZÜ AĞLAMAZSA YERYÜZÜ GÜLMEZ"

KTÜ Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, bölgedeki durumu değerlendirerek, “Karadeniz’de heyelan riski her zaman var. Bu sene geç vakitte de olsa yayla ve dağlara kar yağdı. Sadece Trabzon ve Rize değil, Artvin’e ve Giresun’a da yağdı. Her tarafta kar var, bu beni çok mutlu eden bir durum. Geç donlar dediğimiz, ilkbahar donları olmaz ve tarıma da zarar vermezse bir susdoku (su doygunluğu) söz konusu oluyor. Gökyüzü ağlamazsa yeryüzü gülmez. Kar, çok önemli bir susdokudur. Kar yüksekliğinde 30 santimetrelik bir düşüş var yani artık daha az kar yağıyor. Bu düşüş yazın da derelerin suyunun daha az akması demektir. O yüzden kar ve yağış iyidir. Yeter ki bize zarar vermesin. Bize zarar vermesinin sebebi de yine biziz” dedi.

DOĞAYLA YARIŞAN VE ŞİDDET UYGULAYAN DEĞİL, BOYUN EĞEN MÜHENDİSLİK ANLAYIŞI

Doğaya uygun hareket edilmesi gerekildiğini ifade eden Doç. Dr. Kurdoğlu, “Artık kendimize çeki düzen verip, önlem almamız lazım. Geleceğe yönelik doğal kaynak yönetimini ekolojik koşulları gözeterek yapmalıyız. Biz her yere yol açıyoruz. Her yerde yol çalışması var. Bu çalışmalar yukarılarda eriyen kar sularını ya da yağmurların hızla aşağıya gelmesini sağlayan bir etmendir. Yolu istiyoruz ama hem heyelanları tetiklemesi hem de su intikalini hızlandırmasının olumsuz etkileri var. Bizler her zaman doğayla yarışan ve şiddet uygulayan değil, doğaya boyun eğen ve dediklerini yapan bir mühendislik anlayışı geliştirmeliyiz” dedi.