Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı’dan tarımda sürdürülebilirlik ve şehirleşme çağrısı
Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı’dan tarımda sürdürülebilirlik ve şehirleşme çağrısı
Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, tarım sektörünün daralma eğiliminde olduğu bir süreçte borsanın istikrarlı biçimde büyüdüğünü belirterek, “Bu tablo, güvenin ve temsil gücünün somut bir göstergesidir” dedi.
Haber Giriş Tarihi: 17.02.2026 12:07
Haber Güncellenme Tarihi: 17.02.2026 12:09
Muhabir:
Ceren Sümbül
Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı ve yönetim kurulu üyeleri, borsanın proje ve faaliyetlerine ilişkin Bursa Ticaret Borsası Konferans Salonu’nda değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi.
Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Bursa Zirai Borsası olarak temelleri atılan Bursa Ticaret Borsası’nın yolculuğunun 2013 yılında 425 aktif üye ile sürerken, bugün yüzde 118’lik artışla 925 üyeye ulaştığını açıkladı. Bu artışın yalnızca sayısal bir yükseliş değil; aynı zamanda güvenin, temsil gücünün ve kurumsal kapasitenin güçlenmesi olduğunu belirten Matlı, gerek Türkiye’de gerekse Bursa’da tarım sektörünün daralma eğiliminde olduğu bir dönemde, borsanın istikrarlı bir şekilde büyümeyi başardığını ifade etti.
“AZIMSANMAYACAK BİR BAŞARI HİKAYESİ”
Matlı, 215 ticaret borsası arasında 36. sırada başlattıkları yolculuğu, bugün 15. sıraya yükselterek sürdürmenin gururunu yaşadıklarını belirterek, “Bursa’daki tarımsal sektörün yapısını, tarımsal havzalardaki değişimi dikkate aldığımızda; Bursa Ticaret Borsası olarak mevcut konumumuzu korumak dahi başlı başına önemli bir başarıdır. Nitekim Konya Ticaret Borsası ve Polatlı Ticaret Borsası gibi güçlü örnekleri yakından bilen arkadaşlarımız da bunu çok iyi bilir. Bu tabloya, 65 bin üyesiyle Türkiye’nin en büyük odalarından biri olan Bursa Ticaret Borsası’nın yanında; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin kardeş kuruluşu olarak, yoğun bir sanayi ekonomisi içinde tarım sektörüne yönelik yürüttüğümüz çalışmaları da eklediğimizde, ortaya azımsanmayacak bir başarı hikâyesi çıkmaktadır. Evet, bugüne kadar şehirde tarımsal anlamda belki kamuoyunda çok görünür olmayan, diğer sektörlerin ağırlığı nedeniyle geri planda kalan bir alanda faaliyet gösterdik. Ancak biz bunu; ekibimizin ve meslektaşlarımızın ortak emeğiyle elde edilmiş kurumsal bir başarı olarak görüyoruz. Daha iyisi mümkün mü? Evet, mümkün. Daha iyisi olacak mı? İnşallah olacak.” dedi.
“ŞEHİR YALNIZCA ÜRETEREK KALKINMAZ”
Bugüne kadar yapmış olduğu görevleri üstlenirken amacının sanayi üreten bir şehrin yanında aynı zamanda sosyalleşen, insanların birbiriyle sohbet edebildiği, sanatsal aktivitelerin, sporun ve eğlence alanlarının da olduğu bir Bursa hayaline katkı sunmak olduğunu aktaran Matlı, “Çünkü inanıyorum ki bu şehir yalnızca üreterek değil, insanlarıyla birlikte sosyalleşerek kalkınır. Sanayici kimliğimle yalnızca belli etkinliklere katılmakla yetinmek yerine, bu imkânların Gürsu’dan başlayarak şehrin her kesimine ulaşabilmesi için dertlenen bir anlayışla hareket ettik.” şeklinde konuştu.
“MANEVİ VE BİREYSEL DESTEĞİMİZİ GÖSTERDİK”
Bursaspor’a değinen Matlı, Bursa evladı olarak, bir zamanlar Süper Lig’de oynayan takımın üçüncü lige düşmesinin kendisini ve bu şehirde yaşayan herkesi derinden üzdüğünü söyleyerek “Bu süreçte, sivil toplum kuruluşlarının doğrudan spor camiası içinde yer almasının yasal sınırları olmasına rağmen; arkadaşlarımızla birlikte manevi ve bireysel desteklerimizi şehrimizin değerlerinden yana koyduk.” dedi.
“ORTAK PAYDADA BULUŞUYORUZ”
İş birliğinin öneminin altını çizen Matlı, “A ya da B partisinden olmanın, herhangi bir beklentinin ön plana çıkmadığı; insanların resmi kimliklerini bir kenara bırakarak insan olarak bir araya geldiği bir ortam… Günün sonunda hepimiz insanız. Farklı görevlerimiz, farklı düşüncelerimiz olabilir; ancak Bursa’da yaşayan, bu şehirde doğmuş ya da bu şehirde hayat kurmuş insanların ortak paydasında buluşabiliyoruz. Bu süreçte, özellikle gıda enflasyonu nedeniyle hem üreticilerin hem tüketicilerin zorlandığı bir dönemden geçiyoruz. Büyük bir tarım ülkesi olmamıza rağmen, ülke politikaları ayrı bir başlık olsa da; yerel düzeyde üzerimize düşeni yapmaya çalıştık ve hâlâ da çalışıyoruz.” dedi.
“BUGÜN ET FİYATLARI ARTMAYA BİLİRDİ”
Bir–iki ay içinde; Rusya, Ukrayna ve Karadeniz ülkelerinden gelen ürünlerin Türkiye’de, serbest bölge mantığıyla depolanacağı ve Orta Doğu’daki alıcılarla buluşacağı daha büyük bir tarımsal Türkiye vizyonunun parçası olarak burada bulunduklarını dile getiren Matlı, “Marmara Bölgesi, Türkiye’nin yedi coğrafyası içinde bu işlerin merkezinde yer alıyor. Odalara ve borsalara aidat ödeyen üyeler olarak bizlerin; insanların hayatına, toplum hayatına somut fayda üretmesi gerekiyor. Aynı zamanda değişen dünya, tüketim ve üretim alışkanlıklarına uygun yeni politikalar geliştirmemiz şart. Değişim olacak. Belki bu değişimleri daha fazla kurumla istişare ederek, daha güçlü bir birliktelik içinde anlatabilseydik; Bursa’da geçmişte yapmak istediklerimizi daha doğru ifade edebilirdik. Belki kendimizi yeterince anlatamadık, belki sektörel farklılıklar nedeniyle farklı algılandık.
Eğer bu süreçler zamanında ve doğru şekilde yönetilebilseydi, bugün et fiyatları da bu kadar artmayabilirdi. Çünkü dengeyi ölçülebilir hale getirdiğinizde, neye ne zaman müdahale edilmesi gerektiği konusunda çok daha sağlıklı veriler ortaya çıkar. Değişen tarım altyapısı içinde lisanslı depoculuk, Türkiye’de artık çok ciddi bir önem kazandı. Alıcı ve satıcıların en temel ihtiyaçlarından biri de bu güvenli sistemdir.” ifadelerine yer verdi.
“GERÇEK SOSYAL BİR PROJE”
Hamidiye Ziraat Mektebi’ni hayata geçirmekten son derece mutluluk duyduğunu belirten Matlı, zamanında Tarım Lisesi öğrencilerinin yüzde 90’ı polis olmak istediğini gelinen noktada ise tarımsal üretim yapan, hizmet sektöründe çalışan, restoran işleten, üretici olup aynı zamanda perakende ile ilgilenen; şehirle gurbetten gelen çocukların bir araya gelip sosyalleştiği gerçek bir sosyal projeden söz ettiklerini açıkladı. Matlı, “Şehrin içinde 430 dönümlük bir alanı hayata geçirdiğimizde, daha önce sadece okula gidip okulun yanındaki araziye bile giremeyen çocuklar; bugün tarlada üretim yapan, bir liralık ürünün neden beş liraya satıldığını bilen, bunu sorgulayan ve kendini geliştiren bireyler haline geldi.” dedi.
“MARDİN’İ GÖRMEDEN MILANO’YU GÖREN TOPLUM OLMAKTAN VAZGEÇMEMİZ GEREKİYOR”
Bursa’nın büyük bir şehir olmasına rağmen, otoyolla birlikte özellikle İzmir otoyoluyla sırtını ana yollara dönmüş bir şehir görüntüsü verildiğini aktaran Matlı, Bursa Sokağı oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. Matlı, “İnsanlar burada otursun, tadımlık ürünler denesin. Bursa’nın lezzetlerini görsün, tatsın. Yemek istiyorlarsa şehre girsinler. Şehre girdiklerinde karşılarına ne çıksın? Hoşlarına giden bir Bursa çıksın. Ulu Cami’den geçsinler, otelde konaklasınlar, şehri yaşasınlar. Bizim ‘bacasız sanayi’ dediğimiz turizmi büyütmemiz gerekiyor. Oysa şu anda müşteriler yolun üzerinden geçip gidiyor, biz onları şehrin içine alamıyoruz. Burada bir fikir uyuşmazlığı mı var? Bazen sorun fikrin kendisinden değil, fikri ortaya koyan kişilerden kaynaklanıyor olabilir. Bunu bilmiyorum. Ama şunu çok iyi biliyorum: Bu şehir artık bir deprem bölgesi. Sanayileşmenin kontrollü gitmesi gerektiğini biliyorum. Aynı zamanda bu şehrin sosyalleşen, yaşayan, sosyal bir şehir olması gerektiğine de inanıyorum. Daha geniş ölçekte baktığımızda şunu da görmek zorundayız: Mardin’i görmeden Milano’yu gören bir toplum olmaktan vazgeçmemiz gerekiyor. Kendi değerlerimize sahip çıkacağız. Elbette dünyayı gezeceğiz; ama kendimizi geliştirmek için gezeceğiz, kendi değerlerimizi unutmadan. Bu ülkede çok büyük bir birikim var, fazlasıyla değer var. Önemli olan bunları görmek, korumak ve geleceğe taşımak.“ şeklinde konuştu.
“GERÇEKÇİ PROJELERİMİZ VAR”
ET-BA Projesi’ni hayata geçireceklerini açıklayan Matlı, “Hepimizin sosyal bir şehirde yaşaması gerekiyor. Şehrin batı tarafına gelmesi gereken ciddi bir insan hareketi var. Bu projenin tahmini bütçesi üç milyar lira. ‘Çok mu paranız var’ diye sorulabilir. Hayır. Ama vizyonumuz var. Ayağı yere basan, gerçekçi projelerimiz var. Üstelik bu projelerin tamamı karşılıksız. Bunu yaparken tek bir amacımız var: Kurumun sürdürülebilirliğini sağlamak. Buradan elde edilecek ilave gelirlerin yalnızca ve yalnızca şehrin değerleri için harcanacağını şimdiden sizlere taahhüt ediyoruz. Bu gelirler; şehirde dokunulması gereken hastaneler, anaokulları, kültür merkezleri, sosyalleşme alanları ve gastronomi gibi alanlarda, Bursa’nın yaşayan ve gelir seviyesi yüksek bir şehir olması hedefi doğrultusunda kullanılacaktır. Bu anlamda şanslıyız. Kendi faaliyet alanımızın dışında da projeler üretiyoruz. Önümüzdeki hafta değerlendirmeye alınacak iki alternatif projemiz var. Bu projelerden biri, şehir adına uygulanmaya başlanmış durumda. Şunun özellikle altını çizmek isterim: Biz herhangi bir projeyi hayata geçirirken, bunu kendi adımıza ya da tek başımıza yapmıyoruz. Yerel yönetimleri, siyasi iradeyi yok sayarak hareket etmiyoruz. Aksine, iş birliği içinde yürütüyoruz. Çünkü biliyoruz ki biz şehrin sadece bir kesimini, yani işverenleri ve Bursa Ticaret Borsası üyelerini temsil ediyoruz. Bu nedenle Yıldırım Belediyesi, Bursa Büyükşehir Belediyesi gibi şehrin ana yerel yönetimleriyle, özellikle şehir planlaması konusunda birlikte hareket etmeye özen gösteriyoruz. Doğru olan da budur. Elbette bir proje yapar, ruhsatları alır ve uygularız. Ama mesele bu değil. Mesele; 3 milyon 200 bin nüfuslu bu şehirde sorumluluk bilinciyle hareket edebilmektir. Bireysel olarak farklı düşünceler olabilir. Ancak bulunduğumuz kurumlar bize ortak çalışma kültürüyle ilerlememiz gerektiğini söylüyor. Biz de bu bilinçle çalışıyoruz.” dedi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı’dan tarımda sürdürülebilirlik ve şehirleşme çağrısı
Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, tarım sektörünün daralma eğiliminde olduğu bir süreçte borsanın istikrarlı biçimde büyüdüğünü belirterek, “Bu tablo, güvenin ve temsil gücünün somut bir göstergesidir” dedi.
Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı ve yönetim kurulu üyeleri, borsanın proje ve faaliyetlerine ilişkin Bursa Ticaret Borsası Konferans Salonu’nda değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi.
Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Bursa Zirai Borsası olarak temelleri atılan Bursa Ticaret Borsası’nın yolculuğunun 2013 yılında 425 aktif üye ile sürerken, bugün yüzde 118’lik artışla 925 üyeye ulaştığını açıkladı. Bu artışın yalnızca sayısal bir yükseliş değil; aynı zamanda güvenin, temsil gücünün ve kurumsal kapasitenin güçlenmesi olduğunu belirten Matlı, gerek Türkiye’de gerekse Bursa’da tarım sektörünün daralma eğiliminde olduğu bir dönemde, borsanın istikrarlı bir şekilde büyümeyi başardığını ifade etti.
“AZIMSANMAYACAK BİR BAŞARI HİKAYESİ”
Matlı, 215 ticaret borsası arasında 36. sırada başlattıkları yolculuğu, bugün 15. sıraya yükselterek sürdürmenin gururunu yaşadıklarını belirterek, “Bursa’daki tarımsal sektörün yapısını, tarımsal havzalardaki değişimi dikkate aldığımızda; Bursa Ticaret Borsası olarak mevcut konumumuzu korumak dahi başlı başına önemli bir başarıdır. Nitekim Konya Ticaret Borsası ve Polatlı Ticaret Borsası gibi güçlü örnekleri yakından bilen arkadaşlarımız da bunu çok iyi bilir. Bu tabloya, 65 bin üyesiyle Türkiye’nin en büyük odalarından biri olan Bursa Ticaret Borsası’nın yanında; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin kardeş kuruluşu olarak, yoğun bir sanayi ekonomisi içinde tarım sektörüne yönelik yürüttüğümüz çalışmaları da eklediğimizde, ortaya azımsanmayacak bir başarı hikâyesi çıkmaktadır. Evet, bugüne kadar şehirde tarımsal anlamda belki kamuoyunda çok görünür olmayan, diğer sektörlerin ağırlığı nedeniyle geri planda kalan bir alanda faaliyet gösterdik. Ancak biz bunu; ekibimizin ve meslektaşlarımızın ortak emeğiyle elde edilmiş kurumsal bir başarı olarak görüyoruz. Daha iyisi mümkün mü? Evet, mümkün. Daha iyisi olacak mı? İnşallah olacak.” dedi.
“ŞEHİR YALNIZCA ÜRETEREK KALKINMAZ”
Bugüne kadar yapmış olduğu görevleri üstlenirken amacının sanayi üreten bir şehrin yanında aynı zamanda sosyalleşen, insanların birbiriyle sohbet edebildiği, sanatsal aktivitelerin, sporun ve eğlence alanlarının da olduğu bir Bursa hayaline katkı sunmak olduğunu aktaran Matlı, “Çünkü inanıyorum ki bu şehir yalnızca üreterek değil, insanlarıyla birlikte sosyalleşerek kalkınır. Sanayici kimliğimle yalnızca belli etkinliklere katılmakla yetinmek yerine, bu imkânların Gürsu’dan başlayarak şehrin her kesimine ulaşabilmesi için dertlenen bir anlayışla hareket ettik.” şeklinde konuştu.
“MANEVİ VE BİREYSEL DESTEĞİMİZİ GÖSTERDİK”
Bursaspor’a değinen Matlı, Bursa evladı olarak, bir zamanlar Süper Lig’de oynayan takımın üçüncü lige düşmesinin kendisini ve bu şehirde yaşayan herkesi derinden üzdüğünü söyleyerek “Bu süreçte, sivil toplum kuruluşlarının doğrudan spor camiası içinde yer almasının yasal sınırları olmasına rağmen; arkadaşlarımızla birlikte manevi ve bireysel desteklerimizi şehrimizin değerlerinden yana koyduk.” dedi.
“ORTAK PAYDADA BULUŞUYORUZ”
İş birliğinin öneminin altını çizen Matlı, “A ya da B partisinden olmanın, herhangi bir beklentinin ön plana çıkmadığı; insanların resmi kimliklerini bir kenara bırakarak insan olarak bir araya geldiği bir ortam… Günün sonunda hepimiz insanız. Farklı görevlerimiz, farklı düşüncelerimiz olabilir; ancak Bursa’da yaşayan, bu şehirde doğmuş ya da bu şehirde hayat kurmuş insanların ortak paydasında buluşabiliyoruz. Bu süreçte, özellikle gıda enflasyonu nedeniyle hem üreticilerin hem tüketicilerin zorlandığı bir dönemden geçiyoruz. Büyük bir tarım ülkesi olmamıza rağmen, ülke politikaları ayrı bir başlık olsa da; yerel düzeyde üzerimize düşeni yapmaya çalıştık ve hâlâ da çalışıyoruz.” dedi.
“BUGÜN ET FİYATLARI ARTMAYA BİLİRDİ”
Bir–iki ay içinde; Rusya, Ukrayna ve Karadeniz ülkelerinden gelen ürünlerin Türkiye’de, serbest bölge mantığıyla depolanacağı ve Orta Doğu’daki alıcılarla buluşacağı daha büyük bir tarımsal Türkiye vizyonunun parçası olarak burada bulunduklarını dile getiren Matlı, “Marmara Bölgesi, Türkiye’nin yedi coğrafyası içinde bu işlerin merkezinde yer alıyor. Odalara ve borsalara aidat ödeyen üyeler olarak bizlerin; insanların hayatına, toplum hayatına somut fayda üretmesi gerekiyor. Aynı zamanda değişen dünya, tüketim ve üretim alışkanlıklarına uygun yeni politikalar geliştirmemiz şart. Değişim olacak. Belki bu değişimleri daha fazla kurumla istişare ederek, daha güçlü bir birliktelik içinde anlatabilseydik; Bursa’da geçmişte yapmak istediklerimizi daha doğru ifade edebilirdik. Belki kendimizi yeterince anlatamadık, belki sektörel farklılıklar nedeniyle farklı algılandık.
Eğer bu süreçler zamanında ve doğru şekilde yönetilebilseydi, bugün et fiyatları da bu kadar artmayabilirdi. Çünkü dengeyi ölçülebilir hale getirdiğinizde, neye ne zaman müdahale edilmesi gerektiği konusunda çok daha sağlıklı veriler ortaya çıkar. Değişen tarım altyapısı içinde lisanslı depoculuk, Türkiye’de artık çok ciddi bir önem kazandı. Alıcı ve satıcıların en temel ihtiyaçlarından biri de bu güvenli sistemdir.” ifadelerine yer verdi.
“GERÇEK SOSYAL BİR PROJE”
Hamidiye Ziraat Mektebi’ni hayata geçirmekten son derece mutluluk duyduğunu belirten Matlı, zamanında Tarım Lisesi öğrencilerinin yüzde 90’ı polis olmak istediğini gelinen noktada ise tarımsal üretim yapan, hizmet sektöründe çalışan, restoran işleten, üretici olup aynı zamanda perakende ile ilgilenen; şehirle gurbetten gelen çocukların bir araya gelip sosyalleştiği gerçek bir sosyal projeden söz ettiklerini açıkladı. Matlı, “Şehrin içinde 430 dönümlük bir alanı hayata geçirdiğimizde, daha önce sadece okula gidip okulun yanındaki araziye bile giremeyen çocuklar; bugün tarlada üretim yapan, bir liralık ürünün neden beş liraya satıldığını bilen, bunu sorgulayan ve kendini geliştiren bireyler haline geldi.” dedi.
“MARDİN’İ GÖRMEDEN MILANO’YU GÖREN TOPLUM OLMAKTAN VAZGEÇMEMİZ GEREKİYOR”
Bursa’nın büyük bir şehir olmasına rağmen, otoyolla birlikte özellikle İzmir otoyoluyla sırtını ana yollara dönmüş bir şehir görüntüsü verildiğini aktaran Matlı, Bursa Sokağı oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. Matlı, “İnsanlar burada otursun, tadımlık ürünler denesin. Bursa’nın lezzetlerini görsün, tatsın. Yemek istiyorlarsa şehre girsinler. Şehre girdiklerinde karşılarına ne çıksın? Hoşlarına giden bir Bursa çıksın. Ulu Cami’den geçsinler, otelde konaklasınlar, şehri yaşasınlar. Bizim ‘bacasız sanayi’ dediğimiz turizmi büyütmemiz gerekiyor. Oysa şu anda müşteriler yolun üzerinden geçip gidiyor, biz onları şehrin içine alamıyoruz. Burada bir fikir uyuşmazlığı mı var? Bazen sorun fikrin kendisinden değil, fikri ortaya koyan kişilerden kaynaklanıyor olabilir. Bunu bilmiyorum. Ama şunu çok iyi biliyorum: Bu şehir artık bir deprem bölgesi. Sanayileşmenin kontrollü gitmesi gerektiğini biliyorum. Aynı zamanda bu şehrin sosyalleşen, yaşayan, sosyal bir şehir olması gerektiğine de inanıyorum. Daha geniş ölçekte baktığımızda şunu da görmek zorundayız: Mardin’i görmeden Milano’yu gören bir toplum olmaktan vazgeçmemiz gerekiyor. Kendi değerlerimize sahip çıkacağız. Elbette dünyayı gezeceğiz; ama kendimizi geliştirmek için gezeceğiz, kendi değerlerimizi unutmadan. Bu ülkede çok büyük bir birikim var, fazlasıyla değer var. Önemli olan bunları görmek, korumak ve geleceğe taşımak.“ şeklinde konuştu.
“GERÇEKÇİ PROJELERİMİZ VAR”
ET-BA Projesi’ni hayata geçireceklerini açıklayan Matlı, “Hepimizin sosyal bir şehirde yaşaması gerekiyor. Şehrin batı tarafına gelmesi gereken ciddi bir insan hareketi var. Bu projenin tahmini bütçesi üç milyar lira. ‘Çok mu paranız var’ diye sorulabilir. Hayır. Ama vizyonumuz var. Ayağı yere basan, gerçekçi projelerimiz var. Üstelik bu projelerin tamamı karşılıksız. Bunu yaparken tek bir amacımız var: Kurumun sürdürülebilirliğini sağlamak. Buradan elde edilecek ilave gelirlerin yalnızca ve yalnızca şehrin değerleri için harcanacağını şimdiden sizlere taahhüt ediyoruz. Bu gelirler; şehirde dokunulması gereken hastaneler, anaokulları, kültür merkezleri, sosyalleşme alanları ve gastronomi gibi alanlarda, Bursa’nın yaşayan ve gelir seviyesi yüksek bir şehir olması hedefi doğrultusunda kullanılacaktır. Bu anlamda şanslıyız. Kendi faaliyet alanımızın dışında da projeler üretiyoruz. Önümüzdeki hafta değerlendirmeye alınacak iki alternatif projemiz var. Bu projelerden biri, şehir adına uygulanmaya başlanmış durumda. Şunun özellikle altını çizmek isterim: Biz herhangi bir projeyi hayata geçirirken, bunu kendi adımıza ya da tek başımıza yapmıyoruz. Yerel yönetimleri, siyasi iradeyi yok sayarak hareket etmiyoruz. Aksine, iş birliği içinde yürütüyoruz. Çünkü biliyoruz ki biz şehrin sadece bir kesimini, yani işverenleri ve Bursa Ticaret Borsası üyelerini temsil ediyoruz. Bu nedenle Yıldırım Belediyesi, Bursa Büyükşehir Belediyesi gibi şehrin ana yerel yönetimleriyle, özellikle şehir planlaması konusunda birlikte hareket etmeye özen gösteriyoruz. Doğru olan da budur. Elbette bir proje yapar, ruhsatları alır ve uygularız. Ama mesele bu değil. Mesele; 3 milyon 200 bin nüfuslu bu şehirde sorumluluk bilinciyle hareket edebilmektir. Bireysel olarak farklı düşünceler olabilir. Ancak bulunduğumuz kurumlar bize ortak çalışma kültürüyle ilerlememiz gerektiğini söylüyor. Biz de bu bilinçle çalışıyoruz.” dedi.
Kaynak: Ceren Sümbül
GÜNÜN EN ÇOK OKUNAN HABERLERİ
BAKMADAN GEÇME...
POPÜLER VİDEOLAR