Oluşturulma Tarihi: 12 Haziran 2023, Pazartesi 08:56
2019 yılının Aralık ayında Çin'in Vuhan Eyaleti'nde ortaya çıkan ve 2020'nin Ocak ayından itibaren tüm dünyaya yayılarak salgına yol açan Covid-19 virüsüyle ilgili yeni iddialar ortaya atıldı. Dünya genelinde 6 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan corona virüs salgınının çıkışıyla ilgili dikkat çeken haber İngiliz Sunday Times gazetesinden geldi.
Gazetenin haberine göre, ilk vakaların ortaya çıktığı Çin'in Hubey eyaletinin merkezindeki Vuhan şehrindeki laboratuvarda salgın öncesinde yarasalardan elde edilen corona virüslere işlev kazandırmaya yönelik çalışmalar yapılıyordu.
Vuhan Viroloji Enstitüsünde (WVI) yapılan söz konusu çalışmalarda, 2002-2003 yıllarında Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS) salgınına yol açan corona virüse, aynı türdeki başka bulaşıcı ve ölümcül corona virüslerin genetik parçaları eklenerek hayvanlar üzerinde deneyler yürütülüyordu.
Çin'in güneyindeki bir mağara ve maden ocağından alınan corona virüs numuneleriyle yürütülen söz konusu araştırmalar, ABD Ulusal Sağlık Enstitüsünün (NHI) sağlanan fonlarla yürütülüyor, üstelik bu fonlar, salgının ardından Covid-19'un kökenlerini araştırmak üzere Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) Vuhan'a gönderilen bilim heyetine öncülük eden İngiliz uzman Peter Daszak'ın başkanı olduğu vakıf aracılığıyla sağlanıyordu.
Öte yandan Vuhan Viroloji Enstitüsündeki işlev kazandırma araştırmaları için kilit nitelikteki deneysel teknikleri konusunda ABD'nin Kuzey Carolina Üniversitesinden virolog Ralph Baric'in yol gösterici rolü oynadığı ortaya çıktı.
ABD Dışişleri Bakanlığının, Covid-19'un kökenine dair yürüttüğü soruşturma kapsamında derlediği, aralarından gizlilik dereceli raporlar, iç yazışmalar, iletişim kayıtları ile bilimsel araştırmaları ve aktivistlerin son 3 yılda Bilgi Edinme Hakkı Yasası kapsamında elde ettiği yüzlerce sayfa belgeyi inceleyen Sunday Times, virüsün laboratuvardan kaza sonucu çıkma ihtimalini güçlendiren bulgulara ulaştı.
Öte yandan haberde, ABD Dışişleri Bakanlığının soruşturmasında görev alan, yükselen salgın hastalık tehditleri, biyolojik savaş ve Çin konularında uzman üç yetkiliyle yapılan röportajlara yer verildi.
ABD'li yetkililer, Vuhan Viroloji Enstitüsünün, corona virüslere işlev kazandırma deneylerini, Çin ordusuna bağlı bilim kurumlarının işbirliğinde, "biyolojik silah geliştirme hedefine yönelik" gizli bir proje ile paralel yürüttüğü iddiasını ortaya attı.
Covid-19'a yol açan SARS-Cov-2 virüsünün kendiliğinden mi ortaya çıktığı yoksa laboratuvarda üretilip yanlışlıkla mı sızdığı tartışması salgının başından bu yana hem bilim dünyasında hem de siyasi çevrelerde tartışılıyor.
İddiaların odağındaki Vuhan Viroloji Enstitüsü (WIV), 2002'de Çin'in güneyindeki Guangdong eyaletinde ortaya çıkan SARS salgının ardından corona virüsler alanındaki çalışmalar için önemli bir merkez haline geldi.
Bu dönemde Çin'in güneyindeki mağaralarda yarasa kolonileri üzerine yaptığı saha araştırmalarıyla tanınan WIV araştırmacılarından Dr. Şı Cingli, topladığı corona virüs numuneleri ve diğer virüslerle deneyler yapıyordu. Öyle ki bu çalışmaları nedeniyle ülkesinde "yarasa kadın" olarak anılıyordu.
Şı, çalışmaları sırasında İngiliz zoolog Peter Daszak ile tanıştı. O yıllarda merkezi New York'ta bulunan Wild Life Trust adlı küçük bir sivil toplum kuruluşunda yöneticilik yapan Daszak, ABD'de 11 Eylül saldırısının ve SARS salgınının ardından biyo-terörizm ve salgın hastalıklarla mücadeleye ilgilinin artmasıyla bu alana yöneldi ve Eco-Health Alliance adlı bir vakıf kurarak hayvanlardan insanlara bulaşan zootonik virüslere odaklı çalışmalar yürütmeye başladı.
Dr. Şı ve ekibi, Dazsak'a saha ve laboratuvar çalışmaları konusunda destek sağlıyordu. Dazsak, 2009'da PREDICT (öngörmek) adını verdiği, salgınlara yol açabilecek virüslerin araştırılmasına yönelik bir program için, ABD Ulusal Sağlık Enstitüsünden (NHI) 5 yıllığına 18 milyon dolar ödenek aldı. Bunun 1 milyon doları Dr. Şi ve WIV'ye gidecekti. Programı 2014'ten sonra da ilave ödenekle yenilenerek 2018'e kadar devam etti.
WIV, mağaralardan topladığı virüsleri katalogluyor ve riskli denebilecek bazı deneylerle virüsün davranışlarını anlamaya çalışıyordu. Bulguları bilim dünyasına açıkladıkları ilk araştırmalarda bağlantılı riskler, aşı çalışmalarına zemin hazırlayacağı gerekçesiyle meşrulaştırılıyordu.
Dr. Şı ve ekibi, 2012 yılında Çin'in güneybatısındaki Yünnan eyaletinde Şıtou adı verilen mağarada o güne dek SARS'a yol açan en yakın koronavirüsü keşfetti. "WIV1" adı verilen virüsün insan hücresine bulaşma yeteneği olduğu laboratuvar deneylerinde kanıtlandı.
Çinli ekip, aynı mağarada "SHC014" adını verdikleri bir başka koronavirüs türünün örneğini tespit etmiş ancak yeterli miktarda numune toplayamamıştı. Bunun için o yıllarda ABD'de virüs patojenlerinin DNA'larını birleştirerek laboratuvar çalışmaları yapan virolog Ralph Baric'in yardımına başvurdu.
Dr. Şı, "SHC014"ün hücreye tutunmasını sağlayan "diken" proteininin DNA dizini Baric'e vererek kendisinin laboratuvarda ürettiği SARS virüsüyle birleştirmesini istedi. Baric de öneriyi kabul ederek genetik ilaveyle ürettiği yeni corona virüsü, genetiği değiştirilerek insana benzer akciğer ve kas sistemi oluşturulan kobay fareleri üzerinde denemeye başladı.
Baric ve Şı, işlev kazandırma deneyinin sonuçları 2015 yılında kaleme aldıkları ortak makalede yayımladı. SARS kopyası ile "SHC014"ün birleşmesinin sonucu, "potansiyel kitlesel imha" idi. Yeni yaratılan virüs farelerde ağır akciğer hasarına yol açıyor ve SARS'a karşı geliştirilen aşılara direnç gösteriyordu. Makalenin yazarları da deneyin "fazla tehlikeli" olduğunu kabul ediyordu. Baric'in katkısı, Çinli ekibin "işlev kazandırma" konusunda gelecek çalışmaları için yol gösterici oldu.
Bu yıllarda virüsler üzerinde laboratuvar çalışmalarına dair bilim camiasında eleştirilerin artması üzerine dönemin ABD Başkanı Barack Obama liderliğindeki hükümet, bir patojenin bulaşıcılığını ve öldürücülüğünü belirgin şekilde artıracağı öngörülen her türlü işlev kazandırma deneyinin durdurulması için moratoryum ilan etti. Ancak WIV ve ABD'li destekçileri Daszak ve Baric, deneylerin halk sağlığı için acil ve güvenli olduğunu ileri sürerek devamını teşvik etti.
Çinli ekip ABD'nin finans desteğini almayı sürdürürken Baric'in teknikleri kullandıkları laboratuvar çalışmalarını sürdürdü. Bu dönemde Şıtou mağarasında keşfettikleri WIV-1 patojenini kullanarak iki yeni mutant virüs ürettiler. 2017'ye gelindiğinde Dr. Şı ve ekibi, mağaradaki corona virüslerden 8 mutant virüs üretmişti ve bunlardan ikisi insanlara bulaşma kabiliyetine sahipti.
Üstelik bu çalışmalar, biyo-güvenlik seviyesi en az "3. düzey" laboratuvarlarda yürütülmesi gerekirken koruma tedbirleri bir dişçi muayenehanesi ile yaklaşık aynı olan "2. düzey" laboratuvarlarda yürütülüyordu.
Washington Post'un yayımladığı sızdırılan Wikileaks belgelerine göre, ABD'nin Pekin Büyükelçiliği, laboratuvardaki güvenlik tedbirlerine ilişkin kaygılar nedeniyle, aralarında bir uzmanın olduğu heyeti incelemelerde bulunmak üzere Vuhan'a gönderdi. Heyet, hazırladığı raporda, laboratuvarda "ciddi eğitimli personel eksiği ve güvenlik açığı olduğunu" bildirdi.
Bu arada Şı ve ekibi aynı tehlikeli işlev kazanma deneylerinde yeni bir aşamaya geçmişti. Şıtou mağarasından çıkan "WIV1" ve "SHC014" patojenlerini birleştirerek yarattıkları mutant virüsü farelere enjekte ederek koloni içinde bir salgına yol açıp açmayacağını sınamaya girişmişlerdi.
Sonuçlar virüsün insan topluluklarına yayılması halinde ne kadar vahim sonuçlara yol açabileceğini gözler önüne seriyordu. SARS salgını corona virüslerin ne kadar öldürücü olabileceğini göstermişti. SARS, Covid-19'a göre on kat daha öldürücüydü fakat bulaşıcılığı daha yavaş olduğundan karantina tedbirleriyle kontrol altına alınabilmişti.
Ancak araştırmacılar deneyin sonuçlarını gizledi. Daszak'ın ne 2018'de NHI'ya sunduğu yıllık değerlendirme raporunda ne de aynı yıl ödenek yenilenmesi için sunduğu raporda fare ölümlerinden bahsedilmedi. İngiliz zoolog ancak Covid-19 salgını ortaya çıktıktan sonra deneyin tüm detaylarını ABD'li yetkililere açıklayabildi.
Dazsak, NHI'yı yanıltmasının yanında, aynı yıl, yine Vuhan'daki ortaklarıyla yürüteceği DEFUSE (etkisiz hale getirmek) adını verdiği bir araştırma programı için ABD İleri Savunma Araştırma Projeleri Ajansına (DARPA) 3 yıllığına 14 milyon dolar ödenek talebi ile başvurdu. Çinli ekibin SARS'a benzer çok sayıda yeni corona virüs toplayarak Şıtou mağarasından elde edilen iki patojenle birleştirdiği deneyler yürütmesini öngören program DARPA tarafından reddedildi. Deneylerde virüslerin DNA dizisinde bulaşıcılığı etkileyen "furin çatlağı" bölgesinin patojenlere aktarılmasını içeriyordu. Covid-19 ortaya çıktığında her ne kadar bu patojenlerle birebir genetik yakınlığı olmasa da virüsün yapısında furin çatlağının bulunduğu belirlendi.
Öte yandan Dışişleri Bakanlığının soruşturmacıları, Çin'in, mağaralardaki koronavirüsler dışında Daszak'ın ve ABD'li sağlık yetkililerin haberdar olmadığı paralel bir gölge proje yürüttüğünü ileri sürdü.
Sunday Times'ın konuştuğu yetkililer, "Vuhan Viroloji Enstitüsünde farklı Covid varyantına ilişkin çalışmalar yürütüldüğünü ve Covid-19'a 'RaTG13'dan daha yakın bir varyant üzerine çalışıldığına emin olduklarını" ifade etti. Soruşturmaya katılanlar, ayrıca Enstitüde "seri geçişleme" (serial passaging) adı verilen bir yöntemle virüs varyantının mutasyonun hızlandırmaya yönelik deneyler yapıldığına ilişkin kanıtlar gördüklerini kaydetti. Söz konusu yöntemde deney hayvanlarına virüs enjekte edildikten sonra hangisinin etkisinin daha ağır olduğunun gözlendiğini belirten yetkililer, en ağır hasarı veren varyant ile tekrar eden deneyler yaparak patojenlerin daha ölümcül seviyeye çıkarmaya çalışıldığını ileri sürdü.