Hava Durumu

Bakan Fidan: Sorun İsrail'in barış istememesi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bölgedeki savaşın gidişatı, Körfez ülkelerinin güvenliği ve Türkiye-AB ilişkilerine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Fidan, "Bu savaşı İsrail başlattı. Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil, İsrail’in barış istememesidir" dedi.

Haber Giriş Tarihi: 21.03.2026 18:45
Haber Güncellenme Tarihi: 21.03.2026 18:25
Kaynak: AA
Bakan Fidan: Sorun İsrail'in barış istememesi

Dışişleri Bakanı Fidan, Orta Doğu’da tırmanan gerilim, Riyad’da gerçekleştirilen olağanüstü toplantı ve Türkiye’nin dış politika vizyonuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Savaşın süresinden bölgesel ittifaklara kadar pek çok konuya değinen Fidan, Türkiye’nin krizdeki yapıcı ve ilkeli rolünün altını çizdi.

"İsrail savaşı uzatma politikası izleyebilir"

Savaşın ne kadar süreceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Fidan, Körfez ülkelerinde çatışmaların birkaç hafta daha sürebileceği yönünde bir beklenti olduğunu ifade etti. Ancak sürecin belirleyicisinin ABD'nin tutumu olacağını vurgulayan Fidan, şunları kaydetti:

Körfez ülkelerinde savaşın iki üç hafta daha süreceği değerlendirmesi yapılıyor. Tabii burada belirleyici olan ABD'nin tutumu olacak. İsrail, ABD üzerinde etkili olmaya çalışacak ve ateşkes veya kısa sürede bir barışa ulaşılmasını engellemek isteyecektir. ABD ve İsrail’in başlangıç pozisyonlarının birbirinden uzaklaştığı yönündeki değerlendirmeler arttı. Bu da savaşın daha uzaması sonucunu doğurabilir. Savaş varken müzakere edilmesi seçeneği pek olası görünmüyor. Ama kısa süreli ateşkes ilan edip bu süre zarfında müzakereye başlayıp “müzakereden sonuç alamazsam tekrar savaşa başlarım” denilmesi ihtimalini de gözönünde bulundurmalıyız. İsrail, savaş mümkün olduğunca uzasın, İran’a daha fazla zarar verelim gibi bir politika da izleyebilir. Bu yaklaşım karşısında ABD’nin alacağı tutum önem kazanacak. İsrail kendileri için önemli olan askeri ve sanayi hedeflerini ortadan kaldırmadan durdurmayacağı izlenimini veriyor. Suikastler devam ediyor. Bu savaşı İsrail başlattı. Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun İsrail’in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz.

"Türkiye'ye olan güven arttı"

Körfez’de bundan sonra pek çok şey değişebilir. Savunma sanayii alanında yeni arayışlara girebilirler. Savaşın sona ermesinin ardından Körfez ülkeleri İran’dan beklentilerini açıkça ortaya koyup, bazı şartlar yerine getirildiği takdirde ekonomik işbirliği üzerine yoğunlaşılabilir. İran da Körfez’deki ABD üsleri konusunda bazı taleplerle ortaya çıkabilir. Şu da önemli bir nokta: Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve LNG Çin’e AB ülkelerine, Güney Kore, Japonya, Hindistan’a gidiyor. Bu ülkelerin beklentileri neler olacak? Bu savaşın ardından Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz. Başından beri ikircikli bir tavır takınmadık. Yapılan yanlışları tüm taraflara açıkça söylediğimizi herkes görüyor. İran’a yapılanın da Körfez ülkelerine yapılanın da yanlış olduğunu en güçlü ve net şekilde gündeme getiriyoruz.

"Körfez ülkeleri savaşın parçası değiliz diyorlar"

Körfez ülkeleri yoğun saldırı altında bulunuyor. Bu savaşta İran’ın kendilerini neden hedef aldığını sorguluyorlar. Bizim bu savaşın çıkışıyla bir ilgimiz yok, o başka bir konu diyorlar. Bize yapılan saldırı haksız bir saldırı ve bu saldırıya karşı cevap vermemiz gerekiyor diyorlar. Körfez ülkeleri hava sahalarını ve ülkelerindeki üsleri İran’a karşı kullandırmayacaklarını en başta deklare ettiler. Biz bu savaşın parçası değiliz diyorlar. Ayrıca İran’ın askeri üsler dışında sivil altyapıya da ekonomik hedeflere de saldırıyaptığını, bunun kasıtlı olduğunu söylüyorlar. Biz başından beri uyarıyoruz. Körfez ülkeleri mevcut durumun devam etmesi halinde karşı önlem almak zorunda kalacaklarını söylüyorlar. Bu toplantıda biraz da bu konudaki son uyarılarını yaptılar. Son yoğun saldırılar da bunu tetikledi. Risk arttı. Bu durumun tüm bölgeyi içine çekecek uzun süreli bir savaşa doğru gitmesini biz hiçbir şekilde arzu etmiyoruz. Savaşın bir an önce sona ermesi için dün Riyad’da yapılan toplantı gibi başta bölgesel girişimler olmak üzere tüm diplomatik zeminleri kullanmaya devam edeceğiz. Maalesef başından beri yaptığımız bütün analizlerin doğru çıkması bizi üzüyor. Bir taraftan da geleceğe yönelik daha sağlıklı atmak için Türkiye’nin sesine ve görüşüne ne kadar ihtiyaç duyulduğunu görüyoruz.

"Biz ilkesel tutumumuzu sürdürüyoruz"

Körfez ülkeleri bu toplantıyı tek bir gündemle organize ettiler: İran’ın bu ülkelere gerçekleştirdiği saldırılar konusunda bölge ülkelerinin değerlendirmelerini almak için yapıldı toplantı. Savaştan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Ortak bir akıl araması amaçlıydı. Herkes durumun aciliyetini ortaya koydu. Tek gündem maddeli bir toplantıydı. Ortak açıklama da bunu yansıtıyor. Biz ilkesel tutumumuzu sürdürüyoruz. Hem İsrail’in saldırganlığına ve yayılmacılığına hem de İran’ın savaşı bölgeye yaymaya yönelik eylemlerine karşı çıkıyoruz. Nitekim yalnızca İran gündemiyle organize edilmiş olsa da Riyad’daki toplantıda, İsrail’in bu savaşın ortaya çıkmasındaki rolünü vurguladık. Dahası İsrail’in bölgedeki yayılmacılığının yarattığı tehdide ortak açıklamada değinilmesini sağladık. Zaten her platformda bu eleştirilerimizi en üst düzeyde dile getiriyor, adımlarımızı atıyoruz. İsrail’i en başından beri en güçlü şekilde eleştiren ülke Türkiye olmuştur.

"Müzakere için sahici teşhis şart"

Şimdi burada bizim durduğumuz yerden getirdiğimiz teklifler aslında bir istikrar arayışı, herkesin menfaatine olan. Ama tarafların arasında istikrardan ziyade bir kazancı, bir zaferi, bir dominasyonu önceleyen bakış açıları olduğu zaman bu başka bir noktaya gidiyor. Bu sefer konuşma, konuşmuş olmak için yapılıyor. Ana gündemi daha da farklı şekilde ilerletmek için yapılıyor. Biz o konuda yorumlar alıyoruz. Bizim vurguladığımız iki husus var. Birincisi gerçekten konuya odaklanarak sahici, doğru, profesyonel tespiti yapmak, verilere dayalı. İkincisi de çizgimizi hiç değiştirmeden hani güçlü bir ülke olmaya devam ederek yapıcı bir etki kullanmak. Çünkü bizim şimdi teşhislerimiz de kıymetli, tekliflerimiz de kıymetli.

AB ile ilişkiler

AB üyeliği konusunda Cumhurbaşkanımızın tutumu çok net. Hedefimiz değişmedi. Ancak Avrupa'da bizimle üyelik sürecini yürütecek siyasi bir iradenin ortaya çıkmasını da bekliyoruz.

Her halükarda AB ile iyi ilişkiler yürütmemiz her bakımdan çok önemli. Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi meseleleri önemli. Bunlarla ilgili görüşmeye devam ediyoruz. İlişkilerde belli bir istikrarı koruyoruz, kötüye gitmiyor, daha iyiye de gidebilir.

Yasadışı göç, terörle mücadele gibi bize ihtiyaç duydukları çeşitli alanlar var. Gerek vatandaşlarının İran'dan, Orta Doğu'dan vesaire tahliye olması gibi konularda da sürekli kapımızı çalıyorlar. Bu konularda da gerekli desteği veriyoruz. Zaten askeri imkanlarımız da ortada.

Vize serbestisi konusunda geriye kalan altı madde üzerinde de ilgili kurumların çalışmaları sürüyor.

Kaynak: AA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.