Ali Babacan: Düşman arıyorsanız önce yoksulluğa bakın
Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Batman'da partisinin 1. Olağan Kozluk İlçe Kongresi'nde konuştu. İktidarın ötekileştirici tutumunu eleştiren Babacan, "Bu millete sunacakları tek bir tane başarı hikayesi bile kalmadı. Bu ülkenin bir numaralı sorunu işsizliktir, yoksulluktur, hayat pahalılığıdır. Ama dinlemiyorlar. Şimdi buradan iktidar ortaklarına sesleniyorum; düşman arıyorsanız, önce yoksulluğa bakacaksınız" dedi.
GÜNDEM , 07 Nisan 2021 Çarşamba, 20:45
Ali Babacan: Düşman arıyorsanız önce yoksulluğa bakın

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Kozluk İlçe Kongresi'nde konuştu. Burada önemli açıklamalarda bulunan Babacan'ın gündeminde iktidarın ekonomi politikaları vardı. Babacan, iktidarın çözümünü bulamadığı her sorun karşısında düşman arama politikasına giriştiğini söyledi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Batman'da partisinin 1. Olağan Kozluk İlçe Kongresi'nde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

* 6 ay önce Batman'a geldiğimizde ne demiştik? Memleketin başına musallat olmuş iş bilmez ortakların kötü bir huyunu paylaşmıştık. Biliyorsunuz, bunlar iki ortak. Bir de üçüncü ortak var, rotayı çiziyorum diyor ama dursun şimdi. Şimdilik onu kenara alalım. İkinci ortağa ben krizler ortağı diyorum. Biliyorsunuz nerede bir kriz varsa, ona ortak. Artık ufukta kriz görünce ortak olası mı geliyor, yoksa krizler o ortak olunca mı çıkıyor? Onu da sizin takdirinize bırakıyorum. Ne demiştik; bunlar el ele veriyor, beğenmedikleri herkese "hain, düşman" damgası yapıştırıyorlar. Aylarca söyledik bunu, peki bu kötü huylarından vazgeçtiler mi? Yok... Akılları başlarına hâlâ gelmedi. Aynı tas, aynı hamam...

* O günlerde de ülkenin başarı hanesine tek kelime yazamadıkları için, haftanın düşmanı panosuyla oynuyorlardı. Şimdi de aynısını yapıyorlar. Hatırlayın; 6 ay önce, korona döneminde canla başla çalışan, fedakâr sağlık emekçilerimize "hain" diyorlardı. Meslek örgütlerini ihanetle suçluyorlardı. 6 ay sonra bir baktık, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki gencecik üniversite öğrencilerini damgaladılar. Küçük ortak geçenlerde hızını alamadı. Beğenmediği bir karar verdi diye Anayasa Mahkemesi'ni de damgaladı. "Kapatılsın" dedi.

* Şimdi de çıkmışlar Kanal İstanbul'a karşı çıkanları damgalıyorlar. "Bu işe bilim insanları ne diyor? Bu işin kapsamlı bir çevre analizi yapıldı mı? Deprem, güvenlik gibi konularda tehlike yaratır mı? Uluslararası hukuktan kaynaklanan riskler var mı?" diye hiç düşünmüyorlar. Rant çok cazip. Nerede bir arazi görseler, hemen rant gözlüklerini takıyorlar. Ellerine de almışlar bir etiket makinesi... Ona hain, buna terörist, şuna düşman diye diye dolaşıyorlar. Niye böyle yapıyorlar? Çünkü anlatacak tek kelimeleri kalmadı.

"GİTME ZAMANLARI YAKLAŞINCA İHALELERİ HIZLANDIRDILAR"

AK Parti'nin başarı hikayesi bile kalmadığını kaydeden Babacan, şu ifadeleri kullandı;

* Hazırda bekleyen bu büyük ihaleleri çabucak birilerine versem diye uğraşıyorlar. Acele ediyorlar. Çünkü vaktin daraldığını, gitme zamanlarının yaklaştığını onlar da biliyorlar artık. İtiraz eden olunca da ellerindeki iktidar gücünü kullanıyorlar. Aykırı her fikri susturmaya çalışıyorlar. Çünkü sadece kendileri konuşsun istiyorlar. Kendileri çalıp, kendileri oynamak istiyorlar. Gazeteler onların istediğini yazsın. Televizyona onları beğenenler çıksın. O tek kişi gecenin bir yarısı kafasına göre karar alsın, kimse de sesini çıkarmasın istiyorlar. Ama arkadaşlar, lafla peynir gemisi yürümüyor. Ağızlarından hiç bu ülkenin sorunlarının çözümüyle ilgili bir şey çıktığını duydunuz mu? O kadar laf edip durdular da ne oldu?

* Ekonomiyi krize soktular. Hukuku krize soktular. Demokrasimizi krize soktular. Yetmedi çözülmek üzere olan meseleleri bile dirilttiler. Daha evvel de söylemiştim; bugünkü iktidar, Kürt meselesini diriltti. Ayrımcı, baskıcı, hukuksuz uygulamalarla Kürt meselesini diriltti. Daha birkaç ay evvel, Diyarbakır'da, "Kürt meselesini dirilten bu hükûmeti kimse hayırla anmayacak" demiştim. Biz bunu söyledikten sonra Sayın Erdoğan çıktı ne dedi? "bir kez daha tekrarlıyorum. Bu ülkede Kürt sorunu yoktur" Bakın, bir kez daha tekrarlıyormuş.

* Biliyorsunuz, Sayın Erdoğan yanlış tezlerinde hep ısrar ediyor. Ekonomide olduğu gibi, bu konuda da yanlış tezini sürdürüyor. Bakın, daha evvel de aynısını söylemiş, kez tekrar ettiği açıklamasında "kardeşim ne Kürt sorunu ya? Böyle bir şey yok. Kardeşim, neyin eksik senin?" Ben buradan Cumhurbaşkanı'na sesleniyorum; sürekli aynı nakaratı tekrar edeceğinize, şöyle gelin hele bir Batman'a, Kozluk'a...

* Yahu gelin hele bir Şırnak'a. gelin hele bir Diyarbakır'a. gelin hele bir Hakkari'ye. Vatandaşlarımıza sorun da anlatsınlar size, Kürt meselesi var mıymış, yok muymuş? Vatandaşlarımız size Kürt meselesini nasıl dirilttiğinizi anlatsın. Ama eliniz boş gelmeyin. Küçük ortağınızı da getirin, yer varsa üçüncü ortağınızı getirin. Ama öyle koruma ordularıyla değil. Başka şehirlerden otobüsle yandaş taşımacılığı yapmak da yok. Halkın arasına bir çıkın. Anlatsınlar size Kürt vatandaşlarımız sorun var mıymış, yok muymuş?

"KİMSE ÇÖZÜMÜ BAŞKA YOLLARDA ARAMASIN"

'Bu ülkedeki tüm sorunları görüyoruz, çözümleriyle geliyoruz' diyen Babacan şöyle devam etti:

* İktidarın Kürt meselesini yeniden dirilten tüm politikalarını çöpe atacağız. Bu ülkenin tüm vatandaşlarının eşit ve onurlu vatandaş olmasını sağlayacağız. Etnik, dinsel, bölgesel her türlü ayrımcılığa son vereceğiz. Biliyorsunuz, bunlar Kürtçe'yi sadece partili cumhurbaşkanına ilan-ı aşk ederken hatırlıyorlar. Biz, bu topraklarda konuşulan ana dilleri çatışma konusu olmaktan çıkartacağız. Biz, iktidarın seçimi kazanamadığı yerlerde kayyum atayarak yerel yönetimleri ele geçirmelerini reddediyoruz. Milyonlarca seçmenin oyunu yok sayan, gasp eden haksız kayyum politikasını sona erdireceğiz. Çünkü seçmen iradesinin her türlü iradeden üstün olduğuna inanıyoruz. Yerelin sorunlarını en iyi yerelin bileceği bilinciyle, yerel yönetimleri güçlendireceğiz.

* Demokrasimizin asli unsuru olan sivil toplumu kalkındıracağız. İfade hürriyeti başta olmak üzere, vatandaşlarımızın bütün temel hak ve özgürlüklerini olduğu gibi tanıyacağız. Hiçbir hakkı pazarlık konusu etmeyeceğiz. Biz bu halkın, yöneticilerin hukuksuz baskı politikaları ile terör örgütünün tehdidi arasında sıkışmasına karşı olduğumuz için buradayız. Kalbinin sıcaklığı sesine yansıyan, her defasında yüreğimizi titreten ve 22 yaşında terör örgütünün katlettiği müzik öğretmenimiz Aybüke yalçın için buradayız. Biz bu topraklara ölümü layık görenlere karşı buradayız. Biz, siyasetin önünü açmak için, Kürt meselesini siyaset kanallarıyla çözmek için buradayız. Ülkemizin sorunlarını çözmenin yegâne yolu, "meşru demokratik siyaset" zeminidir. Kimse çözümü başka yollarda aramasın.

"BU ÜLKENİN BİR NUMARALI SORUNU İŞSİZLİKTİR, YOKSULLUKTUR, HAYAT PAHALILIĞIDIR"

Ülkede yaşanan ekonomik krize de değinen Babacan, şöyle konuştu:

* Bunlar, ülkeyi sorunlarda eşitlediler. Eşitlikten anladıkları bu. Çözümden anladıkları bu: demokratik standartları yok etmek. Ekonomik refahı yok etmek. Koskoca ülkeye sorun üstüne sorun yüklediler. Değerli arkadaşlarım, ülkede dert sahibi olmayan kimseyi bırakmadılar. Sizler yakından biliyorsunuz; yaklaşık iki ay önce Kozluk'a gencecik iki insanın cenazesi geldi. 20'li yaşlarındaki Elvan ve Enver demir çifti, bir buçuk yaşlarındaki çocuklarını komşularına bırakıp, canlarına kıydılar. Bunun nasıl bir şey olduğunu hayal edebilmek bile mümkün değil. Çocuklarına rağmen, kendi canlarına kıydılar... niye? Çünkü yoksulluk yayıldı gitti.

* Bu iktidar yüzünden memlekette yoksulluk intiharı diye yeni bir kategori oluştu. Yazıktır, günahtır. İnanın çok üzülüyoruz. Bu ülkede yaşayan insanlar, bu ülkede yaşadıkları için yaşamaktan vazgeçiyor. Bunun ne kadar acı olduğunu düşünebiliyor musunuz? Yaşatan bir ülke değil, yaşamdan vazgeçiren bir ülke... Hani diyordu ya, "Türk'ün de, Laz'ın da, Boşnak'ın da sorunu var" diyordu ya... Doğru söylüyor. Var. Yoksulluk intiharları; Batman, Erzincan, Samsun, Kocaeli, İstanbul, Hatay, Çorum falan dinlemiyor.

* Yoksulluk hızla artıyor. Peki niçin? Ekonomi yönetiminde yanlış bir tezin ısrarla, inatla dayatıldığı için. Tek bir kişinin "illa taraflı olacağım, hem bir partinin genel başkanı olacağım, hem cumhurbaşkanı olacağım" diye ısrar ettiği için... Gecenin bir vakti kafasına esen kararları almakta ısrar ettiği için. Yazık, günah. Anlatmaktan dilimizde tüy bitti. Bu ülkenin bir numaralı sorunu işsizliktir, yoksulluktur, hayat pahalılığıdır. Ama dinlemiyorlar. Şimdi buradan iktidar ortaklarına sesleniyorum; düşman arıyorsanız, önce yoksulluğa bakacaksınız.

"HEP BERABER TÜRKİYE'NİN YARALARINI SARACAĞIZ"

DEVA Partisi'nin ülkenin temel olan sorunlarını çözeceğini kaydeden Babacan şu ifadeleri kullandı;

* Herkes en iyi bildiği işi yapacak. Onlar ayrıştıracak, onlar kutuplaştıracak, DEVA Partisi birleştirecek. Onlar ötekileştirecek, onlar susturacak; DEVA Partisi dinleyecek. Onlar sorunları çözemeyecek, onlar bahane uyduracak; DEVA partisi çözümü anlatacak. Onlar halkı yoksullaştıracak, onlar üç-beş kişiyi zenginleştirecek; DEVA Partisi halkımızı topyekûn zenginleştirecek. İşte bu yüzden biz durmuyoruz. Durmayacağız. Çalışıyoruz, çalışacağız. Önce; güveni sağlayacağız.

* Hukuku tesis edeceğiz. Eğitim sistemini düzelteceğiz. Ardından; işsizliği, adaletsizliği, yoksulluğu ve geçim sıkıntısını ülkemizden def edeceğiz. Herkes kendisini bu ülkenin özgür ve eşit vatandaşı hissedecek. Ayrımcılık ve haksızlık son bulacak. İşte DEVA Partisi tüm kadrolarıyla, genel merkezinden ilçe teşkilatına kadar tüm kadrolarıyla, bunun için hazır. Çünkü biz emaneti teslim almaya, en güçlü şekilde demokrasi ve atılım demeye, ülkemizi ayağa kaldırmaya geliyoruz. Değerli arkadaşlarım, bizler il il, ilçe ilçe gezip, hakikatin sesi olacağız.

* Bu milletin aklıyla, onuruyla, gururuyla alay eden zihniyeti gittiğimiz her yerde milletimize anlatacağız. Aziz milletimize kulak vereceğiz, toplumun gerçek gündeminden asla sapmayacağız. Biz DEVA partisi olarak bu ülkenin tek umudu olduğumuz bilinciyle çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü deva partisi; kadınlarla gençlerle, çiftçilerle, emeklilerle, öğretmenlerle, işçilerle, esnafla; eşitlik için, adalet için, özgürlük için yola çıktı. Çözüm haritamız belli. Çözümün sözcüsü bizler olacağız. Ayrışmayacağız, ayrıştırmayacağız. Toplumu kutuplara ayırmayacağız. Hep beraber Türkiye'nin yaralarını saracağız.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR