"Belki Melisa bunun bilinmesini istemeyecek"
Ceyda Düvenci'nin kızının reglisi... Yeni evli çiftin gerdek partisi... Ertesi gün kanlı çarşafla bekaret göbeciği... Sosyal medya yüzünden bunların hepsi bize de geçiyor, parçası olmak istemediğimiz halde telefonlarımıza, evlerimize, hayatlarımıza, hafızalarımıza giriyor. Bu ülke mi gittikçe endazesini şaşırıyor, ben mi yaş aldıkça yobazlaşıyorum, şaştım kaldım.
MAGAZİN , 20 Ocak 2021 Çarşamba, 11:08
"Belki Melisa bunun bilinmesini istemeyecek"

Oyuncu Ceyda Düvenci, 2.7 milyon takipçisiyle kızının "genç kızlığa adım attığını" paylaştı.

2.7 milyon takipçi... Buna bir de alıntı yapan haber sitelerini falan katarsanız ezcümle bütün Türkiye, Melisa'nın regl olduğunu biliyor.

Bilmeyenler için hemen kısa bir parantez açalım: Melisa, Düvenci'nin ikinci evliliğinden olan kızı.

Doğum sırasında beyin kanaması geçirdiği için serebral palsi hastalığıyla mücadele ediyor. Amerika'da özel tedavi ve eğitim gördü.

Düvenci ise bu süreçte kahramanlaştı. Hem kızıyla birlikte bu hastalığa karşı verdiği mücadeleyi hem de bu hastalıktan mustarip başka çocuklar için gösterdiği çabaları takip ettik yıllarca.

Sosyal sorumluluk projelerinde yer aldı, bu konuda bir kitap bile hazırladı. Böyle ağır travma geçiren ailelerin psikolojisine aşinayım. Kız kardeşim kalbi delik doğmuştu.

Yıllarımız onu hayatta tutmak için açık kalp ameliyatları, kateterlerle hastane kapılarında geçti.

Annemin bir lafı hiç aklımdan çıkmaz: "Diğer çocuklar gibi koşsun, yürüsün, konuşsun da ne okulu, ne diploması..."

Ceyda Düvenci de aslında "Bal köpüğüm" dediği Melisa'nın diğer genç kızlar gibi büyümesini, bugünleri görebilmeyi, verdikleri mücadeleden sonra "gelecekten umutlu olmayı" kutluyor; kutladı bu mesajla.

Böyle bakınca yerden göğe kadar haklı. Kızının yeni bir merhaleye daha adım attığını, atabildiğini gören annenin sevinci bu. Ama o heyecanla, o mutlulukla yanlış yaptı işte.

Melisa'ya ait çok özel bir şeyi bütün Türkiye ile paylaştı.

Belki Melisa bunun bilinmesini istemeyecek...

Belki yetişkin olduğunda sosyal medyaya karşı olacak...

Sonsuza dek internette kazılı olacak bu bilgi hayatı boyunca peşini bırakmayacak...

Sosyal medyayı takip edip bu tür şeylerden beslenen sapıkları hesaba katmıyorum bile...

Olan oldu artık.

"Özverili bir annenin mutluluk sarhoşluğu" olarak bakmak lazım bence. Umarım Ceyda Hanım yaptığı yanlışın bir an evvel farkına varır, en azından bundan sonra daha dikkatli davranır.

Gerdek partisi

Kutlama yapmak, mutluluk paylaşmak için her bahane muteber. Ne güzel işte, isteyen "baby shower" yapsın, isteyen kına, isteyen ilk diş partisi, isteyen doğum günü...
Yeter ki şu zor zamanlarda insanlar bir araya gelsin, coşkular paylaşılsın, hediyeler verilsin, anılar biriksin, fotoğraflar çekilsin...
Ama "gerdek partisi" ne arkadaş?
Sosyal medya bu partiyi veren gelin ve damadın görüntüleriyle yıkılıyor.
İzlememiş olanlar için video şöyle: Bembeyaz bir yatak süslenmiş, balonlar asılmış... Üzerinde gül yapraklarıyla "mutlu çiftin" isimleri yazıyor.
Gelin yatağın üstünde ayakta. Nedimeler zılgıt çekiyor.
Derken içeri ropdöşambırıyla damat giriyor.
Birbirlerine sarılıyorlar. Neyse ki video orada bitiyor...
Düğünden sonra damadın sırtını dövmek falan, bunlar eskiden de vardı tabii. Ama yatak odasına girmek, ropdöşambırlı parti vs...
Bu ülke mi gittikçe endazesini şaşırıyor, ben mi yaş aldıkça yobaz biri oluyorum, şaştım kaldım.

Bize ne sizin kanınızdan revanınızdan

Bir başka görüntü...
Yine aynı birkaç gün içinde Instagram'da düştü önümüze.
Bu sefer gerdek değil, gerdeğin ertesi günü... Aile, eş-dost toplanmış, müzikler, danslar hep birlikte kutlama yapıyorlar.
Ne güzel. "40 gün 40 gece düğün" konseptinin başımızın üstünde yeri var. Keşke sadece ertesi gün değil, 39 gün daha toplanıp göbek atsalar.
Ama görüntülerde elden ele sallanan, görünsün, telefon kayıtlarına çekilsin diye dolaştırılan bir kanlı çarşaf var.
Çarşafın neden kanlı olduğunu bir çocuk sorsa nasıl izah ederim bilemiyorum: "Şimdi damatla gelin var ya... O kan, onların özel gecelerinde, gelinin..." Yok olmuyor, devamını getiremeyeceğim.
Bu bir namus gösterisi.
Ama öyle bir namus anlayışı ki; özele ait ne var ne yok ortaya dökülmüş; konu-komşu, tanıyan-tanımayan, dost-düşman kim varsa şahit.
Ve tabii bizler de.
Ne zorumuz var canım? Sosyal medya yüzünden bunların hepsi bize de geçiyor; parçası olmak istemediğimiz halde telefonlarımıza, evlerimize, hayatlarımıza, hafızalarımıza giriyor.
Bize ne yahu sizin kanınızdan revanınızdan?

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR