Bursa'da mağdur tüketicinin yüzü 8 sene sonra gelen haberle güldü!
Bursa'da bir beyaz eşya bayisinden 4 bin 500 liraya aldığı televizyonun garanti süresi sonrası ana kartının bozuk olduğuna öfkelenen tüketici, 8 yıllık hukuk mücadelesini kazandı. Tam 11 sene sonra davaya son noktayı koyan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, televizyonun görüntü vermemesine sebep olan ana kartın arızalı olmasını ağır kusur bularak, gizli ayıbın tüketiciden saklandığına hükmetti.
BURSA , 28 Kasım 2020 Cumartesi, 11:38
Bursa'da mağdur tüketicinin yüzü 8 sene sonra gelen haberle güldü!

İçtihat Bülteni'nden edinilen bilgiye göre; A.Ç., sevdiği programları daha kaliteli izleyebilmek için 2009 senesinde tam 4 bin 500 TL ödeyerek büyük ekran televizyon aldı. İki yıl garanti süresi verilen televizyon, üç sene sonra aniden bozuldu. Görüntü vermeyen televizyonu servise götüren A.Ç., yetkili servisin, 'ana kart arızalı, değiştirilmesi yeni bir TV fiyatını bulabilir' cevabıyla sarsıldı. Önce beyaz eşya bayisinin kapısını çalan tüketici, ardından televizyonu üreten şirkete başvurarak, mağduriyetinin giderilmesini talep etti.

Eli boş dönen A.Ç., 2012 senesinde 5. Tüketici Mahkemesi'ne başvurdu. Televizyonun arızalandığını, yetkili servis ile görüşüldüğünde cihazın garanti süresi dolduğundan tamirin ücretli olarak yapılabileceğinin söylendiğini, arızanın televizyonun panelinden kaynaklandığını, bu teknolojideki bir televizyonda en önemli parçanın panel olması nedeniyle tamirinin gerektirdiği ücretle yeni bir televizyon dahi alınabileceğini öğrendiğini söyledi. Kullanım hatası olmaksızın üretim hatasından kaynaklanan bu tip bir arızanın cihazın kullanım süresini kısaltabileceği hususunda kendisine servis tarafından bilgi verildiğini ancak ileri derecede teknik ve detaylı bir analizi gerektirecek kadar gizli ayıbı bünyesinde barındıran kusurlu cihazın yenisiyle değiştirilmesini talep etti. Garanti süresinin 2 sene olmasına rağmen 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96. maddesi çerçevesinde ve on yıllık zamanaşımına tabi şekilde sorumluluklarının bulunduğunu dile getirdi. Cihaza ödenen ücret göz önüne alındığında beklenen kalitenin sağlanamadığını ve cihazın lüzumlu vasfında ortaya çıkan esaslı kusurun kullanım ömrünü de kısalttığını ileri sürerek ürün bedelinin davalıdan faiziyle tahsiline karar verilmesini dava etti. Davalı bayii avukatı, satılan malı garanti süresi içerisinde meydana gelen arızalar hâlinde ücretsiz onarım yükümlülüğünde olduğunu, ancak davacının iki yıllık garanti süresi geçtikten çok sonra ortaya çıkan arıza ile ilgili olarak açtığı davanın haksız ve mesnetsiz bulunduğunu öne sürdü. Nitekim Kanun'un 4. maddesinde açıkça ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile bu tip davalarda zamanaşımının malın tesliminden itibaren iki yıl olarak düzenlendiğini, davanın bu yönden de reddi gerektiğini savundu. Mahkeme; televizyonun anakartında meydana gelen arızanın üretimden kaynaklı olduğu, zamanla ve kullanıldıkça ortaya çıkan arızanın üründen beklenen faydanın sağlanmasına engel teşkil ettiği, davalının söz konusu gizli ayıp nedeniyle zamanaşımından faydalanamayacağı ve tüketicinin seçimlik haklarına karşı sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne hükmetti. Ürünün davalıya iadesiyle satış bedeli 4 bin 500TL'nin iade tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verdi.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, /1.6.2009 tarihinde satın alınan televizyonun tesliminden itibaren yaklaşık 3 yılın hitamında ve garanti süresi dolduktan sonra arızalanması ve ayıbın hile ile gizlendiği de ileri sürülüp ispatlanmamış olması karşısında davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir' gerekçesiyle mahkeme kararını bozdu. Dava dosyasını yeniden değerlendiren 5. Tüketici Mahkemesi, ilk kararında direndi. Davalı bu kararı da temyiz edince devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi.

Emsal nitelikte bir karara imza atan Genel Kurul, tam 11 sene sonra televizyonun yenisiyle değiştirilmesi yönünde karar veren mahkeme hükmünü onadı. Genel Kurul kararında; her tüketim malının belli bir kullanım ömrü olması tabii ise de günümüz teknolojik koşullarında üreticilerin piyasaya sürdükleri dayanıklı tüketim mallarının asli parçalarını oluştururken üründen beklenen mutat ömrü karşılayacak donanımı sunması gerektiği belirtildi. Tüketicinin bu haklı beklenti ve güvenle hareket edeceği aksi hâlde, yani garanti süresinin dolmasından sonra üretimdeki hata sebebiyle malın tümüyle işlevsiz hâle gelmesi riskini ve hiçbir kusuru olmamasına rağmen bundan doğan sorumluluğunun salt kendisi üzerinde kalacağını bilse tüketici bu malı satın almayacağı vurgulandı. Kararda; "Somut olayda davacı tüketicinin, sözleşme tarihi koşullarına göre yüksek bir bedelle satın aldığı televizyondan beklentisinin, ileri teknolojiyle ve titizlikle üretilmiş, kaliteli ve sağlam bir elektronik cihaz almak olduğu açıktır. Ne var ki söz konusu cihaz garanti süresinin dolmasının akabinde arızalanmış ve bu arıza sebebiyle kullanılamaz hâle gelmiştir. Davacı, onarım talep ettiğinde garanti süresinin dolduğu belirtilerek neredeyse yeni bir televizyon alabileceği miktarda tamir ücreti istenmesi üzerine eldeki davayı açmak zorunda kaldığını ifade etmiştir. Yapılan yargılamada, televizyonun anakartında meydana gelen ve görüntü vermemesine sebep olan arızanın üretimden kaynaklı gizli ayıp mahiyetinde olduğu, zamana bağlı olarak ortaya çıktığı ve kullanıcı hatasının bulunmadığı bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Bir elektronik cihazın anakartının onun asli fonksiyonlarını yerine getirmesini sağladığı genel hayat tecrübesiyle de malûmdur. Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde satın alınan maldaki üretimden kaynaklı ayıbın ağır kusurla tüketiciden gizlendiğinin kabulü gerekir. Bu hâlde üretici yanında satıcı da tüketicinin seçimlik haklarından sorumlu tutulmalıdır. Hâl böyle olunca Mahkemece davalının zamanaşımı defi yerinde görülmeyerek verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir. Mahkeme kararının oy birliği ile onanmasına hükmedilmiştir" ifadeleri yer aldı.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR