Bursa Kirazlıyayla'da atık barajı çalışmaları hız kesmiyor
Meyra Madencilik, Bursa Kirazlıyayla'da tepki toplayan cevher zenginleştirme ve atık barajı tesisinin yapımına başladı. Çevre örgütleri ve halk sağlığı uzmanlarına göre tesisin, doğaya ve insan sağlığına ciddi etkileri olacak.
BURSA , 18 Mayıs 2020 Pazartesi, 22:29
Bursa Kirazlıyayla'da atık barajı çalışmaları hız kesmiyor

Bursa'nın Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla köyünde, Meyra Mühendislik Proje ve Madencilik şirketi tarafından Kurşun-Çinko-Bakır Zenginleştirme (Flotasyon) ve Atık Barajı tesisi yapılması planlanıyor. Tesis için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) onayı alındı. Şirketin faaliyet gösterdiği alanda on binlerce ağacın kesileceği tahmin ediliyor.

Projeye yöre halkı ve çevre örgütleri tepkili. ÇED onayına karşı hukuksal mücadele başlatılsa da pandemi önlemleri kapsamında adliyelerde itiraz süreci işlemiyor. Çoğu 65 yaş üstü olan Kirazyayla sakinleri için ise sokağa çıkma kısıtlaması bulunuyor.

Konuyla ilgili olarak Twitter'da da #BursayıTerkEt etiketi gündem oldu.

Ancak koronavirüs günleri şirketin faaliyetlerine devam etmesine engel olmadı. 30 Mart'ta ağaç kesimine başlayan Meyra, köylülerin ve milletvekillerinin tepkisi sonrası faaliyetine ara vermek zorunda kalmıştı. Şirket, 11 Mayıs Pazartesi günü çalışmalarına jandarma eşliğinde yeniden başladı.

Kirazlıyayla'da cevher zenginleştirme ve atık barajı tesisi çalışmaları yöre halkının ve çevre örgütlerinin tepkisini çekiyor.

Endemik bitkiler var

DW Türkçe'ye konuşan Kuzey Ormanları Savunması'ndan çevre mühendisi Onur Küçük, zenginleştirme tesisi ve atık barajının yapılacağı 23,65 hektarlık ÇED alanının 17,4 hektarının orman arazisi ve 6,25 hektarının da ziraat arazisi kapsamında kaldığını söylüyor. Bu alanda 2 bin 280 ağaç olduğu, şirketin daha önce de 273 hektar alanda ağaç kesimi yaptığı bilgisini veren Küçük, bölgede ayrıca endemik bitki türlerinin ve Avrupa Kırmızı Listesi'ne göre en yüksek koruma statüsünde olan sürüngenlerin bulunduğuna dikkat çekiyor.

Bölgede bulunan Sarıyar Deresi'ni besleyen kolların bir kısmı da atık barajı içerisinde kalıyor. Sarıyar Deresi verimli tarım arazilerinin bulunduğu Yenişehir Ovası'na akıyor.

DW Türkçe'ye konuşan Yenişehir Çevre Platformu'ndan Şafak Erdem, Sarıyar Deresi ÇED raporunda kuru dere olarak adlandırılsa da köylülerin yıllardır bu suyu kullandığını vurguluyor.

Projeye karşı olan köylülerin eylemleri aylardır sürüyor. Erdem, Meyra'nın kasım ve aralık ayında köyde yaşayan 21 kişiye ihtarname gönderdiğini söylüyor. Köylülerin hayvanlarını otlatmaya, su almaya ya da tarlalara giderken maden sahası içinden geçmek zorunda kaldığına dikkat çeken Erdem, "Şu an ağaç kesimi yaptıkları yer de mesire alanları. Çocukluktan beri büyüdükleri yerler" diyor.

Meyra Madencilik yetkilileri, şubat ayındaki bilgilendirme toplantısında, madenciliğin Türkiye GSYH'sine katkısının yüzde 1,5 olduğunu vurgulayarak, şirketin şeffaf bir yönetim sergileyeceğini, çevreyi koruyarak madenleri çıkarabileceğini belirtti.

"Tarımın katkısı katbekat fazla"

DOĞADER'den Murat Demir ise Meyra'nın yüzde 60'ının Lübnan merkezli Delta Star'a ait olduğunu belirterek, tesisin Türkiye ekonomisine sağlayacağı katkının tartışmalı olduğunu söylüyor.

DW Türkçe'ye konuşan Demir, "Meyra Madencilik, projenin ülke ekonomisine değer katacağını savunuyor. Ancak Yenişehir Ovası'nda yetişen yaş sebze ve meyveler sadece Türkiye'ye değil dünyanın bir çok ülkesine satılıyor. Böyle bakıldığı zaman Yenişehir Ovası'nın ekonomiye sağladığı katma değer Meyra Madencilik'in vereceği katkıdan katbekat fazladır" diye konuşuyor.

Projeye göre tesis, İznik Gölü'ne 4 kilometre mesafede yapılacak. Ruhsat alanının bir kısmı İznik Gölü su toplama havzasını da içine alıyor. İznik Gölü'nden yıllık 750 bin ton su çekileceğini belirten Demir, iklim değişikliği ve çevresel etkilerle gölün zaten su besleme sorunu yaşadığını, buradan su çekmenin bölgeye ciddi zarar vereceğini vurguluyor.

Firma adım adım ilerledi

Meyra Madencilik Bursa Yenişehir'deki maden faaliyetlerine 2013'te başladı. İlk başvurduğu projede 24,89 hektarlık alanda açık ve kapalı işletme maden ocağı için 'ÇED gerekli değildir' belgesi alan firma, faaliyet alanını 2015'te 273,63 hektara, 2019'da ise 345,62 hektara genişletti. Aynı yıl zenginleştirme tesisi ve atık barajı yapımı da projeye dahil oldu.

Murat Demir, "Meyra, 2015'te zenginleştirme tesisi yapmayacağını projesinde yazmasına rağmen şimdi bu tesisi kurmak amacıyla faaliyet yürüyor. Bizlerin de karşı çıkış noktamız budur. Şu an avukatların üstlendiği bir hukuk süreci var ama pandemi dolayısıyla 15 Haziran'a kadar bir adım atılamıyor. Avukatlar her türlü başvuruyu ve itirazları yaptı ve mahkemeden gelecek karar bekleniyor" diyor.

Her gün 894 ton atık

Tesiste günde 1000 ton, yılda 300 bin ton cevher işlenecek, her gün 55 ton zenginleştirilmiş cevhere karşılık 894 ton pasa atık barajına gömülecek. Meyra Madencilik tesiste kurulacak atık barajından bir sızma olma olasılığının bulunmadığını, deprem, sel ve heyelanlara karşı tüm hesaplamaların yapıldığını savunuyor.

Proje sahası, kuzeyden Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın güney kolunda yer alan İznik-Mekece aktif fay hattına 3,85 km mesafede bulunuyor. Çevre mühendisi Onur Küçük, ruhsat sahasının deprem riski altında olduğunu belirterek, yapılması planlanan atık barajının heyelan bölgesine yakınlığına dikkat çekiyor.

İnsan sağlığına zararlı

Zenginleştirme sonrasında çıkan maden atıkları ise 29417 sayılı maden atıkları yönetmeliği Ek 5'e göre tehlikeli atık olarak tanımlanıyor.

DW Türkçe'ye konuşan Bursa Tabip Odası Genel Sekreteri ve Halk Sağlığı Uzmanı Doç Dr. Alpaslan Türkkan, zenginleştirme işlemiyle açığa çıkan kimyasalların önemli bir çevre kirleticisi olduğunu belirtiyor. Türkkan,"Bu tesiste yaygın kullanılacak çinko; solunum güçlüğü ve alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Kurşun ise davranış bozuklukları, konsantrasyon güçlüğü, öğrenme güçlüğü, çocuklarda zeka geriliği ve akut zehirlenme ile ölüme kadar giden sorunlara neden olur" diyor.

Türkkan, benzer tesislerin yapıldığı yerlerde hava, toprak kirliliğinin yanı sıra bölgede yaşayan insanların biyolojik materyallerinde element düzeylerinin yüksek çıktığına dikkat çekiyor ve ekliyor: "Balıkesir-Balya'da çinko ve kurşun düzeyinin yüksek olduğunu, atık havuzunun yanından akan Sarısu'da, üzerinden yıllar geçmiş olmasına karşın, canlı yaşamadığını biliyoruz."

Tavşancıl örneği

Zehirli balçık havuzunun sızıntıyı sınırlı süre sağladığını söyleyen Türkkan, 2011'de Kütahya'nın Tavşanlı İlçesi'nde siyanürlü atığın atık havuzundan kullanım suyuna karıştığını ve ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını hatırlatıyor. Bölge depremselliği nedeniyle yeraltı sularının kirlenme olasılığının yüksek olduğuna dikkat çeken Türkkan, tesisin olası kirletici özelliklerinin yanı sıra çok büyük miktarda su tüketimi yapması nedeniyle de ekolojik denge üzerinde etki yaratacağını vurguluyor.

Çevre örgütleri ve halk sağlığı uzmanları projenin doğaya, toprağa, gıdalara ve doğrudan ya da dolaylı insan sağlığına olumsuz etkilerine yönelik ayrıntılı bilimsel değerlendirilme yapılması çağrısı yapıyor. Mail üzerinden ulaştığımız Meyra Mühendislik, projeye yönelik tepkilere ilişkin sorumuza yanıt vermedi. (Kaynak: DW)

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR