Çölaşan: O eski günlerin Devlet Bahçeli'sini mumla arıyoruz
Sözcü yazarı Emin Çölaşan, 17-25 Aralık operasyonlarını hatırlattığı bugünkü yazısında, "O eski günlerin Devlet Bahçeli'sini mumla arıyoruz" diye yazdı
GÜNDEM , 29 Eylül 2021 Çarşamba, 12:22
Çölaşan: O eski günlerin Devlet Bahçeli'sini mumla arıyoruz

Sözcü yazarı Emin Çölaşan, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarını hatırlattığı bugünkü yazısında, "O eski günlerin Devlet Bahçeli'sini mumla arıyoruz" diye yazdı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Reza Zarrab'tan rüşvet aldıkları iddiasıyla Yüce Divan'da yargılanması istenen dönemin bakanları Muammer Güler, Egemen Bağış ve Zafer Çağlayan hakkında yaptığı konuşmayı hatırlattı. MHP lideri Bahçeli'ye yönelik, "Biz ise şimdi o eski günlerin Devlet Bahçeli'sini mumla arıyoruz. O gün oyları yetersizdi, eski bakanları Yüce Divan'a gönderemedi. Ama o artık suskun!.. AKP döneminin hepimizin gözleri önünde gerçekleşen büyük yolsuzlukları konusunda ağzını bıçak açmıyor. Büyük ortağına destek olmak için yolsuzlukları, milletin nasıl soyulduğunu ve hiçbir olumsuzluğu görmek istemiyor" eleştirisi getiren Çölaşan, devamında şunları kaydetti:

"17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk belgeleri ve sonrasında yaşananlar, Türk siyasi tarihine düşmüş olan kara bir lekedir. Yapanların yanına ne yazık ki kâr kalmıştır. Onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine!"

Çölaşan'ın köşesinde yer verdiği Bahçeli'ye ait metin şöyle:

"Rüşvet ve yolsuzluk faili eski bakanlar, 17-25 Aralık'ta Erdoğan'ın müdahalesi, havuz medyasının ahlaksız saldırısı ve saptırmasıyla Meclis Soruşturma Komisyonundan yakayı kurtarmışlardır. Millet iradesine tecavüz niyetiyle korsan bildiriler yayımlanmış, Sarayın dayatması, çirkefliği ve provokasyonu TBMM'nin saygınlığını yaralamıştır.

Erdoğan'ın arkasına saklanan güruh demokrasiyi karalamış ve kara çalmıştır. Erdoğan'dan güç devşiren, feyizlenen ve Erdoğan'a dayanan vesayet mihrakları aziz milletimizin vekillerini oyuncağa çevirmişlerdir. İnanıyorum ki, onurundan ve haysiyetinden bir şey kaybetmemiş AKP'li milletvekili arkadaşlarım bundan oldukça rahatsızdır.

Şayet AKP'nin vicdanı kelepçeli olmayan vekilleri de devreye girerse, bu dört eski bakan soluğu Yüce Divan'da alacaktır. Bundan hiç kuşkum yoktur. Gazi Meclis' in 95 yıllık tarihi içerisinde, ara dönemler de dahil hiç bu kadar rezilce bir olay yaşanmamıştır. Demokrasiye kastetmek demek olan bu teşebbüsün net olarak kimler tarafından organize edildiği, hazırlanan metnin kimler tarafından kaleme alınıp neyin amaçlandığı bağımsız yargı tarafından mutlaka açığa çıkarılmalıdır.

TBMM böyle bir vesayet ağırlığı altında kalmayacaktır. Türk Milleti'nin egemenlik haklarını hazmedemeyen, Türkiye'nin demokratik kazanımlarına hücum eden, ihanet ve melanetin deliklerinde kurşun asker olarak beslenen bu insanımsı yaratıklara hak ettikleri ders kesinlikle verilmelidir. Millet iradesine sahip çıkmak, şerefle işi bitmiş olanlar dışında, hepimizin şeref ve fazilet meselesidir.

Ak Parti'li milletvekilleri bugün hayati bir sınav verecekler. Dört eski bakanla ilgili Soruşturma Komisyonu raporu bugün Genel Kurul'da görüşülecek. Şayet, AKP'nin vicdanı kelepçeli olmayan vekilleri devreye girerse, bu dört eski bakan soluğu Yüce Divan'da alacaktır. Bundan kuşkum yoktur. AKP milletvekilleri tarih ve millet önünde hayati bir sınav verecekler. Ya akaracı makaracı edepsizler aldıkları milyon dolarlarca rüşvetin hesabını vermekten şimdilik kurtulacaklar ve adalet bir kez daha katledilecek, ya da mahkemenin önüne çıkmaktan başka seçenekleri kalmayacaktır. İranlı kaçakçının (Rıza Sarraf'ın) 700 bin liralık saatle aklını aldığı, piyanoyu bile rüşvet olarak almaktan gocunmayan, devletin tüm imkanlarını kişisel çıkarları için kullanan eski bakan (Zafer Çağlayan) ya layığını bulacak, ya da rüşvet ve yolsuzluğa tüm AKP grubu ortak olacaktır.

İranlı karanlık simanın önüne yatarak İçişlerini Bakanlığını rüşvet ve hırsızlık şantiyesine çeviren, oğlunun yatak odalarından haram para nehri akan eski bakan (Muammer Güler) ya adaletin huzurunda hesap verecek, ya da AKP'liler topluca 17-25 Aralık depreminin altında ezilecektir. Artık orta yol kalmamıştır.

Bugün bhırsızlıkla hukuk arasında seçim yapacaktır. Soygun şebekesiyle soyulan millet arasında tercih yapacaktır. Eğer eski bakanlar kendilerine güveniyor, yaptıklarından emin iseler, korkacakları ve çekinecekleri bir şey yoktur. İranlının rüşvet ağına düştükleri yalansa, 17-25 Aralık darbeyse, yine telaşlanacakları bir şey olmayacaktır.

Nasıl olsa her şey ellerindedir. Yüce Divan aklanma, temizlenme, iddialardan ve suçlamalardan arınma yeridir. (Başbakan) Davutoğlu, milyar dolarlarca rüşvet ve yolsuzluk iddialarını ciddiye almalı, himayesi ve hezeyanı (feryatları) altında kaldığı Erdoğan'a karşı dik durmalı, direnç göstermelidir.

Davutoğlu eski bakanlarla ilgili bu kadar vahim ve örtülemez suçlama varken, işin kolayına kaçıp 17-25 Aralık'ı darbeye bağlamamalı, Yüce Divan'a güvenmediğini belirten Erdoğan borazanlarına itibar etmemelidir.

Sayın Başbakan, bırakalım hukuk konuşsun, bırakalım yargı çalışsın. Bekleyelim, tarafsız ve bağımsız hakimler son sözü söylesin. AKP'li milletvekili arkadaşlarım, siyasi mücadelenizin bir kaçakçının eliyle haram biberonuyla besleneneski bakanlar tarafından hiç edilmesine gönlünüz razı mıdır? Allah'tan korkan, kuldan utanan TBMM'nin muhterem üyeleri, bakanlık sorumluluğuna ihanet eden bu soygunculara daha ne kadar katlanacaksınız?

Bugün dürüstlük kazanamazsa Gazi Meclis kaybedecektir. Adaletin yüzü ağarmazsa herkesin, hepimizin vicdanı sızlayacaktır. Buna izin veremeyiz, buna tepkisiz kalamayız, kalmamalıyız. Milli mücadelemizin ana karargahı olan bu aziz Meclis, hırsıza, uğursuza, rüşvetçiye, din, diyanet ve millet düşmanlarına kol kanat gererse bunun vebalini telafi etmek, emin olunuz ki, çok zor olacaktır.

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusudur. Madem şeffaflıkla ilgili program hazırladınız, gelin o halde ilk meyvesini bugün toplayalım, ilk sonucunu bugün görelim. Şeffaf bir iktidar adaletten kaçmaz, yolsuzluğun altında kalmaz. Sayın Davutoğlu hadi buyurun, hodri meydan. Madem ki yolsuzlukla mücadele ve şeffaflaşma konusunda 12 yılda olağanüstü mesafeler kat ettiğinizi söylüyorsunuz, işte önünüzde altın değerinde bir fırsat sizi beklemektedir.

Gereğini yapmalısınız, topu taca atmamalısınız. Başbakan, şeffaflık ve hesap verebilirlik konusunda hem ulusal bazda hem de evrensel standartlarda bir çerçeve oluşturduklarını, bütün uluslararası sözleşmelere de taraf olduklarını açıklamaktadır. Gerçekten böyleyse bunun ispatı bugün yapılmalıdır.

Sayın Başbakan, siyaset kurumunun hesap verebilme makamı olduğunu söylüyorsunuz. Doğrudur, hakkınız vardır. O halde, bugün baştan ayağa hesap veriniz, hesap sorunuz, hesabı muhataplarına acı da olsa çıkarınız. Devletin memuru olan savcılar yolsuzluğu ihbar etmişlerdir de ne olmuştur? Devletin memuru polisler hırsız kovanını karıştırmışlardır da ne sonuç çıkmıştır? Başbakan Davutoğlu'nun aklı başında mıdır? Ortada 17-25 Aralık iddiaları dağ gibi dururken, Davutoğlu neyin ihbarından, hangi muhbirden medet ummaktadır? Sayın Davutoğlu, ille de ısrar ediyor ve yolsuzlukla ilgili ihbar istiyorsan ilkini biz yapalım.

Yeter ki sen kendini paralama, üstünü başını yırtma. Önce, dün Başkanlığı altında toplanmak zorunda kaldığın Recep Tayyip Erdoğan, sonra da çevrende dolaşan rüşvet yuvalarına dönüp bakmalısın. Gücün yetiyorsa gözün kesiyorsa ciğerin varsa bunlarla ilgili gereğini yaparsın..."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR