Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir sondaj gemisi daha alacağız
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya ile imzalanan Doğu Akdeniz mutabakat muhtırası ile ilgili açıklamalarda bulundu. Söz konusu anlaşma ile her iki ülkenin de Doğu Akdeniz'deki haklarına sahip çıkacağını belirten Erdoğan, "Yunanistan'ın eli kolu bağlandı. Yunanistan'ı çıldırtan bu. Yunanistan'ın itiraz edebileceği bir boşluk yok" dedi.
GÜNDEM , 09 Aralık 2019 Pazartesi, 21:23
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir sondaj gemisi daha alacağız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, Doğu Akdeniz'de en uzun kıyı şeridine sahip ülke olduğunu belirterek, "Bunlar, bunu da görmüyorlar. Bu anlaşma (Libya ile imzalanan mutabakat muhtırası) ile Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından dayatılmaya çalışılan yaklaşımlara ve ülkemizi Antalya Körfezi'ne hapsetmeyi hedefleyen deniz yetki alanı iddialarına karşı uluslararası hukuk çerçevesinde haklı bir adım attık." dedi.

"Türkiye güneyindeki terör koridorunu çok başarılı hamlelerle, operasyonlarla adeta kırdı. Şimdi çok önemli bir kazanım Doğu Akdeniz'de de geçerli ve Libya ile yapılan bir anlaşma var. Bu anlaşma ile Türkiye aslında yine bazı oyunları bozdu. Türkiye ne kazandı?" sorusu üzerine Erdoğan, Kaddafi döneminde bununla ilgili bir adım attıklarını fakat bunun Kaddafi'nin ölümü sebebiyle devam etmediğini söyledi.

Erdoğan, o günlerden bu yana burada bir sessizliğin hakim olduğunu, Mısır, Güney Kıbrıs, Yunanistan'ın, zaman zaman İsrail'in dörtlü bir halde buradaki durumu adete kendilerinin egemenliği altına almaya çalıştığını belirterek, "Türkiye olsun Libya olsun, buralarda sesleri çıkmayacak. Buralara tam biz hakimiz. Münhasır ekonomik bölgede özellikle uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımıza rağmen, hayır buralarda Türkiye sondaj gemilerini gezdiremez, sismik araştırma yapamaz" gibi yaklaşımlarla zaman zaman da ciddi tehditler savrulduğunu anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz bu tehditleri dinlemedik. Bizim daha önce ne sismik araştırma gemimiz vardı ne sondaj gemimiz vardı. Şimdi hamdolsun iki tane sondaj, iki tane sismik araştırma gemimiz var. Şimdi bir tane daha anlaşma dönemindeyiz, bir sondaj gemisi daha alacağız. Bu çalışmaları, araştırmaları sadece Akdeniz'de değil, zaman zaman Karadeniz'de hatta belki uluslararası sularda sürdüreceğiz." diye konuştu.

Bu muhtırayı, Libya'nın meşru yönetimi olan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile imzaladıklarını hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Hafter, orada Libya'nın bir ulusal temsilcisi değildir. Oradaki temsilci şu anda Sarraj'dır. Sarraj ekibi ile İstanbul'da oturduk, bu konuları müzakere ettik. Bu mutabakat muhtırası ile Türkiye esasında, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullandı. Attığımız adım bu. Bu adımdan başta Yunanistan olmak üzere Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ciddi manada rahatsız oldu. Bunlarla da kalmadılar aslında. Batıda da bazı ülkeler 'Siz ne yapıyorsunuz?' gibi NATO ve değişik yerlerdeki toplantılarda bize söylediler. Bugüne kadar uluslararası hukuku hiçe sayarak attıkları tek taraflı adımları bozulmuş oldu. Tek taraflı adımı atanlar aslında bunlar. Ama şimdi biz bu adımı atınca, bunların bu oyunları bozuldu."

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin 2003'te Mısır, 2007'de Lübnan, 2010'da İsrail ile benzer anlaşmalar imzaladığını vurgulayan Erdoğan, uluslararası hukuku ve Türkiye'nin haklarını hiçe sayarak Doğu Akdeniz'i parsellediklerini söyledi.

Yunanistan'ın, tek taraflı deniz yetki alanları ilan ederek Türkiye'yi, Kuzey Kıbrıs ile Türkiye kıyıları arasına sıkıştırma planı devreye girmeden, Türkiye'nin bu anlaşma ile Doğu Akdeniz'deki yetki alanını maksimum düzeye çıkardıklarını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye ve Libya olarak karşılıklı yeni bir anlaşma ile belirlediğimiz bu münhasır ekonomik bölge alanlarında ortak arama faaliyetleri gerçekleştirebileceğiz. Herhangi bir sıkıntı yok. Diğer uluslararası aktörler, bu anlaşma ile Türkiye'nin çizdiği alanlarda onay almaksızın arama-tarama faaliyeti yapamaz. Güney Kıbrıs, Mısır, Yunanistan ve İsrail, bu bölgeden Türkiye'nin onayı olmadan doğal gaz nakil hattı kuramaz, adım atamaz. Dolayısıyla bizim bu noktada herhangi bir taviz vermemiz mümkün değil. Bu yapılanlar uluslararası deniz hukukuna kesinlikle uygundur. Ülkemizin, Doğu Akdeniz'in batı kısmındaki kıta sahanlığı münhasır ekonomik bölge sınırları, birbirini destekleyen bir dizi adım ile ilk defa bir bütün olarak ve net bir şekilde ortaya kondu. Bununla kalmadık. Libya Anlaşması, ülkemizin deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusundaki hukuki tezini de destekledi."

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de en uzun kıyı şeridine sahip ülke olduğunu belirten Erdoğan, "Bunlar, bunu da görmüyorlar. Bu anlaşma ile Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından dayatılmaya çalışılan yaklaşımlara ve ülkemizi Antalya Körfezi'ne hapsetmeyi hedefleyen deniz yetki alanı iddialarına karşı uluslararası hukuk çerçevesinde haklı bir adım attık. Biz bu adımları atarken, sağa sola hiçbir yere sormadan adım atmıyoruz. Bizim de hukukçularımız var. Uluslararası hukuk olsun, deniz hukuku olsun bu konularda ciddi deneyimlerimiz var. Bu arkadaşlarımızı da çalıştırmak suretiyle, bu adımımızı haklı bir şekilde, kendimize öz güvenimizle atmış olduk. Şu anda bu istikamette yürüyoruz, yürüyeceğiz." ifadelerini kullandı.

Londra'da Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile yaptığı görüşmeye ilişkin soru üzerine Erdoğan, haritanın çok net bir şekilde bir çok şeyi açıkça ortaya koyduğunu, bunun Türkiye için tarihe kayıt düşmek olduğunu ifade etti.

İçeride ve dışarıda bundan çok rahatsız olanların bulunduğunu aktaran Erdoğan, harita üzerinde göstererek, şunları söyledi:

"Şurada Girit ve sınırlarımız... Buradan gördüğünüz gibi bir blok ve bu blok bizim Libya ile bütünleştiğimiz yer. Buraya kadar olan yerde bizler sondaj çalışmalarımızı rahatlıkla Türkiye olarak yapacağız. Güneyde de Libya sondaj çalışmalarını yapacak. Bunun dışında da görülen bu sınır, bizim için bundan önce böyle bir sınır yoktu. Ama şimdi bizim deniz kıta sahanlığında bunun üstü Türkiye'ye ait. Türkiye bu alanlarda çalışmasını rahatlıkla yapacak bir durumdadır. Tabii rahatsız olanlar olacak, o ayrı mesele."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan'ın, "Uykuda yakalandık." açıklamasının hatırlatılması üzerine, "Onlar şimdi o tür ifadeler kullanıyorlar. Bizim bir başka avantajımız daha var. Onu da görmemezlikten gelmeyelim. O da nedir? Biz, Kıbrıs'ta bir defa 3 garantör ülkeden bir tanesiyiz. Türkiye, Yunanistan, İngiltere. Türkiye-Yunanistan olarak da biz bu çalışmayı zaten biliyoruz. Aynı şekilde bu münhasır ekonomik bölge olayları nereden kaynaklanıyor? İşte buralardan kaynaklanıyor. Bu münhasır ekonomik bölge ile beraber şu gördüğünüz noktalar, bizim sınır olarak tamamen kıta sahanlığındaki bizim sınırlarımızı çiziyor. Buralarda bu çalışmaları artık bizim gemilerimiz rahatlıkla yapacak." diye konuştu.

Bugün İstanbul'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Sosyal Kalkınmadan Sorumlu Bakanlar Konferansı'na Libya'dan katılan kadın temsilcinin çok mutlu olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"(Sayın Başkanım, siz olmasaydınız biz bu haklarımızı alamazdık. Şimdi biz bu haklarımıza kavuştuk. Libya halkı sizi şöyle seviyor, böyle seviyor...) Anlata anlata bitiremedi. Bütün mesele, bugüne kadar vurdular, aldılar. Yok, bundan sonra böyle olmayacak. Artık bizler de hakkımıza sahip çıkacağız. Buyurun Libya ve güzel bir bant ve bu bandın içinde Türkiye'nin de Libya'nın da hakları var. Bu hakları koruyacağız. Türkiye, hem karşı kıyı ülkesi olan Libya ile anlaşarak uluslararası deniz hukukuna uygun davranmıştır hem de Türkiye ile Libya arasında çizilen şu hat, adalar değil ana karalar üzerinden çizildiği için Yunanistan'ın eli kolu bağlandı. Yunanistan'ı biraz da çıldırtan bu."

Bunları konuşmak istemediğini ama maalesef Yunanistan'ın kullandığı ifadelerin, kendisini bunları söyletmeye yönelttiğini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dolayısıyla Yunanistan'ın itiraz edebileceği bir boşluk yok. Doğu Akdeniz'deki mevcut konjonktür göz önünde bulundurulduğunda ülkemizin Libya ile imzaladığı bu mutabakat muhtırasının, mezkur mahiyette tepkileri tetiklemesi şaşırtıcı değildir. Bilhassa Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları iddiaları vardı, bunlar karşısında bu muhtıra ile Türkiye uluslararası hukuktan kaynaklı haklarını korumaktaki kararlılığını dünya kamuoyu nezdinde açıkça göstermiştir. Muhtıra, Rum-Yunan ikilisinin, Türkiye'yi Akdeniz'de çevreleme, yalnızlaştırma girişimlerine güçlü bir cevap niteliğindedir. Ülkemizin her zaman barışçı çözümden yana olduğu görülmüştür. Bu çerçevede istikşafi temaslar ve güven artırıcı önlemler dahil, Yunanistan ile diyalog kanallarını yeniden canlandırmaya hazırız. Doğu Akdeniz konusunda yeni bir diyalog kanalı açma teklifimizin geçerli olduğunu Başbakan Miçotakis ile BM Genel Kurulu marjında ve Londra'da düzenlenen NATO Liderler Toplantısı marjında bizzat kendisine ifade ettim. İki ülke arasında taze bir başlangıç olsun dedim."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Miçotakis ile göreve ilk başladığında da bu konuları yumuşak bir şekilde görüştüklerini anlatarak, şunları kaydetti:

"Ancak yapılan çağrılarımıza Yunanistan tarafından bugüne kadar olumlu bir cevap alamadığımızı da üzülerek belirtmek isterim. Tabii Yunanistan muhtıranın metnini vermediği gerekçesiyle Libya Büyükelçisi'ni sınır dışı etti. Halbuki bu, gizli bir muhtıra değil. Basınla da paylaştık. İki taraftaki onay süreçleri tamamlanarak yürürlüğe girdi. Şimdi BM'ye gönderdik, tescil aşamasında. Anlaşma Libya'nın da çıkarlarını korumakta. Kaldı ki Meclisimizden geçerken de neredeyse oy birliği denecek şekilde TBMM'den geçti bir parti hariç. Bu da tabii şu anda milletimizin bu konudaki hassasiyetini, ittifakını gösteriyor. Yunanistan muhtıranın metnini vermediği gerekçesiyle Libya Büyükelçisi'ni deport ederken, aslında uluslararası bir skandala da adımını atmış oldu. Bundan sonraki süreçte Yunanistan da bu yanlış adımlarının bedelini, uluslararası camiada da ödeyecektir."

DOĞU AKDENİZ ÇAĞRISI

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi hariç bölgede tüm kıyıdaş ülkelerle müzakerelere hazır olduğumuzu en başından beri vurguluyoruz. Hakça bir çözüm için tüm ülkelere diyalog çağrımız sürmektedir. Beraber bu çalışmaları yürütebiliriz. Bizim artık Libya ile birlikte bu çalışmaların başlayacağı bir süreç olacaktır. Derdimiz düşman kazanmak değil dost kazanmak.

Böylesine bir çağrı özellikle Türkiye'ye bu hakkı tanır. Biz burada ne yaptık, askeri güvenlik anlaşması yaptık. Böyle bir davet gelmesi durumunda Türkiye nasıl bir insiyatif üstleneceğine kendisi karar verecektir. Türkiye, Libya'da faaliyet gösteren gemileri, insani yardım kuruluşları koruma hakkına sahiptir. Türkiye dışına asker gönderilmesi koşulları ve buna ilişkin atılması gereken adımlar var.

"PUTİN İLE BU HAFTA İÇİ GÖRÜŞME OLABİLİR"

Putin'le bu ara bir görüşme talebim var. Önümüzdeki ayın 8'inde Türkiye'de olacak. Bu hafta içinde bu görüşmelerimizi yapalım dedim. Hafter konusu aslında istiyorum ki Rusya ile münasebetlerde yeni bir Suriye doğurmasın. Rusya'da Hafter konusunda mevcut tezi gözden geçirecektir. Bunun legal bir yönü yok.

RUSYA VE ABD İLE YAPILAN MUTABAKATLAR

İdlib her geçen gün daha iyiye gidiyor. Ama asıl bizim derdimiz burada, Tel Abyad buradan Rasulayn var. İkisinin arası 120 kilometre, ama derinlik 30 kilometre. Bizim asıl hedefimiz Derik denilen bir yer var, orası Irak sınırıdır. Biz bütün bu bölgedeki teröristlerin buralardan boşaltılmasını hem Rusya'dan hem ABD'den istedik. 120 ve 150 saatlik anlaşmalarımız oldu. Onlar bu saatlerde boşaltılacağını söyledi. Ama ne Rusya ne ABD bunu gerçekleştirebildi. Biz de tabi kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz dedik. Bizim hedefimiz Tel Abyad ile Rasulayn arasına 1 milyon insan yerleştirmek. Güvenli bölge planlamamız bu.

TRUMP'A İZLETİLEN TERÖRİST FERHAD ABDİ ŞAHİN VİDEOSU

Biz bu videoyu Trump ve 5 senatörle ayrıca bakanlar vardı. Hepsiyle paylaştı ve bakın bu adam yüzlerce, binlerce Türk vatandaşının ölümüne neden olmuş birisidir. Bizim onu aracı olarak kabul etmemiz böyle bir şey ne uluslararası savaş hukukun da vardır ne uluslararası siyasette vardır. Böyle bir şeyi kabul etmem mümkün değildir. Biz NATO'da da masada olan bir konu şuydu: uluslararası teröre karşı bir defa mücadele verecek miyiz? Teröristin dini, milleti, vatanı kesinlikle yoktur. Biz bu teröristlerden ne bekliyoruz? Hep birlikte olup NATO diyor ki terörü yok edeceğiz. Biz bu cani teröristin yaptıklarını anlattık. Sadece bu değil buna benzer başka teröristler de var.

S-400

Biz S-400'den vazgeçmeyeceğiz. Siz bize eğer patriot verecekseniz uygun şartlar olursa alalım. Biz hava savunma sistemlerimizi çeşitlendirmek istiyoruz. Macron bir NATO üyesi kalkıp nasıl S-400 üyesi alabilir? Ben ne alacağımı sana mı soracağım. Bunlar karşılarında dik duran liderler görmedi. Nitekim kendisi S-400'le ilgili ifadeyi kullandığı zaman gereken cevabı gereken yerlerden aldı.

DİYARBAKIR ANNELERİ'NİN EVLAT NÖBETİ

Anne kimdir anne nedir diye tanımlayacak olursanız işte anne budur. Yavruları kaçırılan ve Kandil'de ya da daha değişik yerlerde kızların durumları ne alemde oldukları zaman zaman bazı televizyon ekranlarında gördük. Annelerin bundan daha başka yaklaşımı beklenebilir mi? Şimdi orada da anneler bunun en güzel örneğini veriyor. Kalkıp da parlamentoda kuru sıkı atanlar öncesinde bunun hesabını verin. 100 gündür anneler orada. Temennim burada geri sayım başlar. Bu anneler inşallah yavrularına kavuşurlar diye düşünüyorum. Diyarbakır'da annelerimize özellikle sabır temenni ediyorum.

BALTIK SAVUNMA PLANI

Belli aralıklarla bunların tazelenmesi oluyor. PKK konusunda bir sorun yok. YPG konusunda bir sorun var. Bunu hala kabullenmek işlerine gelmiyor. Bu noktada güvenliğin bölünmezliği ilkesinin önemi bir kat daha artıyor.

Biz ittifakın doğu veya güney kanadı diye ayrım yapmıyoruz. Güvenliğin 360 derece temelinde gözetilmesi gerektiğini özellikle vurguluyoruz. Türkiye, NATO'nun kuruluş amacına uygun davranmasını talep ediyor. Hiçbir ülkenin güvenlik endişelerine kulak tıkamadık, bundan sonrada kulak tıkamayız. 'Biz bu işin önünü açıyoruz, siz de sözlerinizi tutun' dedik.

FRANSA'DAKİ OLAYLAR

Mustafa Yalçın kardeşimize Allah'tan şifalar dileyelim. Burada orantısız güç kavramını işlerine geldiği yerlerde kullanıyorlar. Televizyon ekranlarında polislerin yerlerde onları nasıl sürüklediğini hep görüyoruz. Şu ana kadar çok ciddi sayıda yaralı var. Bu aslında Fransa'da bir şeyin sinyalini veriyor. Yasal düzenlemelerini giderek daha katı hale getirdiler. Polis asker sayısına bakın! Dışarıyla uğraşmaktan iç sorunlarıyla meşgul olamıyorlar.

SAVUNMADA MİLLİ DÖNEM

Akıncı'nın ilk test uçuşuydu, başarılı geçti. Özellikleri çok farklı. Elimizde SİHA'lar olmasaydı biz terörle mücadeleyi nasıl yapardık. Hep inlerine gireceğiz diyoruz ya onlarla yerleri tespit ediliyor ve hemen F-16'lar gereğini yapıyor. Bunlar tabii savunma sanayide geldiğimiz yeri göstermesi bakımından çok çok önemli. ATAK mesela bunu da İtalyanlarla yaptık. Bunu şu anda ihraç eder hale geldik ve bu helikopter özellikleri itibariyle çok farklı. Bunlar alanda çok iş görüyor. Bundan sonra özellikle KİRPİ'ler şu anda Altay tankımız öyle. Bu fırtına obüsleri felaket bir şey.

2020'DE TÜRK EKONOMİSİNİ NE BEKLİYOR?

Her şeyden önce yani bu 2018 artık o bizim için geri oldu. Bitti o iş. Ekonomide toparlanma dönemi başladı. Makro ekonomik göstergelerimiz gayet iyi bir şekilde geliyor. Ekonomiye olan güvende iyileşiyor. Türk lirasına olan güven artmaya başladı. Bunu ben vesile ile milletime tekrar duyurmak istiyorum: Gelin dövizden kendi paramıza dönelim. Onun bereketini göreceksiniz.

2020'de tek haneli enflasyon rakamına ulaşacağız.

ABD İLE 100 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HEDEFİ

Önce bir defa bir şeyin hayalini kurmak önemli. Sayın Trump bu konuda samimi. Kendi ticaret bakanına bu işi yapacaksınız dedi. Temennim odur ki bu adımı birlikte atarız. Örneğin Rusya ile neredeydik nerelere geldik. Rusya ile bu ticaret hacminin önemli olan bir tarafı özellikle doğal gaz. TürkAkımı ile beraber buradaki hacim daha da artabilir.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR