Cumhurbaşkanı Erdoğan: Salgının zirve dönemini geride bıraktık
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi. Erdoğan açıklamalarda bulundu...Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'nin yükselişi kimsenin önünde duramayacağı, engelleyemeyeceği, geri döndüremeyeceği bir ivmeye ulaşmıştır." dedi.
GÜNDEM , 14 Temmuz 2020 Salı, 19:21
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Salgının zirve dönemini geride bıraktık

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantı, yaklaşık 2 saat sürdü.

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs salgınıyla ilgili, "Vaka ve ölüm sayılarının yeniden aşağı yönlü eğilime girmiş olması sevindirici. Biraz daha gayretle bu sayıları sıfıra yaklaştırmalıyız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, elde ettiği küresel başarının karşılığını siyasi ve ekonomik sınıf atlamayla alabilecek bir konumdadır." diye konuştu.

Erdoğan, "Ayrım yapmadan herkesi Türkiye'nin hak, hukuk, adalet, meşruiyet temelinde uzattığı barış ve işbirliği eline karşılık vermeye davet ediyorum." ifadelerini kullandı.

"KÜLTÜREL MİRAS VASIFINI KORUYACAĞIZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ayasofya'nın ibadete açılması kararıyla ilgili şunları söyledi:

"Ayasofya'yı yeniden vakfiyesine uygun hale getirirken kültürel miras vasfını da ecdadın yaptığı gibi koruyacağız."

Erdoğan, "Avrupa'da Müslüman nüfusa düşen ibadethane sayısı ile ülkemizdeki gayrimüslim nüfusa düşen ibadethane sayısı arasında 4-5 kat fark vardır." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizde ortalama 460 gayrimüslime 1 ibadethane hizmet verirken Avrupa'da ortalama 2 bin müslümana 1 ibadethane düşmektedir." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, "Ayasofya'yı yanlış bir kararla da olsa müzeye biz çevirmiştik, onu yeniden camiye de biz döndürüyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yerin altında yatan yüzlerce milyon ecdada, üstündeki 83 milyona sorumluluğumuzun gereğini yerine getirmenin huzur ve mutluluğu içindeyiz." diye konuştu.

Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili şunları söyledi:

"Biz, milletimizle beraber yürüdük, milletimizle beraber o gece (15 Temmuz) darbeyi ve darbecileri bitirdik."

"AZERBAYCAN'A YAPILAN SALDIRILARI ŞİDDETLE KINIYORUZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Dost ve kardeş Azerbaycan'a karşı Ermenistan tarafından yapılan saldırıları şiddetle kınadığımızı belirtmek istiyorum." dedi.

Erdoğan, "Yukarı Karabağ'ın işgalinden beri süren gerginliğin Ermenistan'ın pervasız ve sistematik saldırılarıyla çatışmaya dönüşmesinden endişeliyiz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:

Son toplantımızın ardından kabinemizin ikinci yılını doldurması vesilesiyle bugün kapsamlı bir icraat değerlendirilmesi yapacağımızı ifade etmiştik. Gündemin yoğunluğu sebebiyle bu değerlendirmeyi önümüzdeki hafta yapmayı kararlaştırdık.

"GAYRET VE FEDAKÂRLIKLA SIFIRA YAKLAŞTIRMALIYIZ"

Türkiye koronavirüsle mücadelede dünyaya örnek olan başarılı bir mücadele ortaya koymuştur. Milletimizin tüm ihtiyaçlarını karşılayan bir sistemle süreci yönettik. Ne hastanelerde, ne ilaçlarda ne de güvenlik de zaafiyete ve mağduriyete meydan verdik. Hamdolsun salgının zirvesini geride bıraktık.Gelişmiş ülkelerin dahi çaresiz kaldıkları kriz konularının sağlam altyapı ve dikkatli organizasyonumuz sayesinde kolayca üstesinden geliyoruz. Milletimizden ricamız bu güzel tablonun sürmesi, dikkati, kuralları riayeti elden bırakmamasıdır. Baş harflerinden ilhamla tamam diye ifade ettiğimiz temizlik, maske ve mesafenin ötesinde alınabilecek tedbir yoktur. Vaka ve ölüm sayılarının yeniden aşağı yöne girmiş olması sevindiricidir. Biraz daha gayret ve fedakarlıkla bu sayıları safıra yaklaştırmalıyız.

"HASTALIĞIN BİZİ YENMESİNE, ESİR ALMASINA İZİN VERMEDİK"

Türkiye küresel başarının karşılığını siyasi ve ekonomik sınıf atlamakla alabilecek konumundadır. Bu fırsatı değerlendirip değerlendirememe kararını 83 milyon hep birlikte vereceğiz. Ekonomide her türlü adımı atıyoruz. Destek paketleri, teşvik ve nakti yardımlarla önümüzdeki döneme herkesi hazırlamanın gayreti içerisindeyiz. Halen süren kimi kısıtlamaları bir müddet daha ödememiz gereken bedeller olarak görmeliyiz. Salgının seyriyle bunları da en kısa sürede yeniden değerlendireceğiz. Hastalığın bizi yenmesine, esir almasına izin vermedik. Sağlıkla ilgili mecburi sınırlamalar dışında hayatın akışını, ekonominin işleyişini, yatırımları, iç ve dış güvenlik operasyonları planlı bir şekilde sürdürdük.

"BU ESERİ MİLLETİMİZE KAZANDIRMAKTAN MEMNUNİYET DUYUYORUZ"

Birkaç gün önce ülkemizin en yüksek köprüsü olan Botan çayı üzerine inşa edilen en dik köprüsünü ve güzergahındaki yolları hizmete açtık. Terör örgütünün inşa ettirmemek için on yıllardır uğraştığı bu eseri milletimize kazandırmış olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Önümüzde uzunca bir açılış listesi var. Bu açılışları bir kısmını bizzat yerinde bir kısmını telekonferansla gerçekleştireceğiz. Meclis kısa bir ara dışında çalışmalarına devam etti. Meclisimizin yeni yönetimini bu vesile ile tekrar tebrik ediyorum. Geçtiğimiz hafta kabul edilen baro yönetimleriyle ilgili kanun değişiklikleriyle ülkemize ve yargı camiamıza hayırlı olmasını diliyorum.

"ISRARLA HUSUMET BESLEYENLER KAYBETMEYE DEVAM EDECEKTİR"

Özel sektörün çarkları döndürme gayretini takdirle izliyoruz. Tarımda, sanayide, ihracatta yaşanan olumlu gelişmelerden memnuniyet duyuyoruz. Turizm sektörümüzün de en kısa sürede beklediği çıtayı yakalayacağına inanıyorum. Suriye, Kuzey Irak ve Libya'da ortaya koyduğumuz iradenin salgın döneminde kesintisiz sürmesini sağladık. Bu faaliyetlerimizi hedeflerimize ulaşana kadar sürdüreceğiz. Bölgemizde etkinlik gösteren ülkelerin hepsiyle de diyalog kanallarını açık tutma, yapıcı diplomasiyi işletme gayreti içerisindeyiz. Türkiye'nin dostluğunu kazanmanın değerini bilenler bu mekanizmayı etkin şekilde kullanıyorlar. Israrla husumet besleyenler ise kaybetmeyi sürdürüyor. Türkiye'nin hak, hukuk, adalet, meşruiyet temelinde uzattığı barış ve işbirliği şeklinde uzattığı ele destek vermeye herkesi davet ediyorum.

"KİLİSEDEN DEĞİL MÜZEDEN CAMİYE ÇEVİRDİĞİMİZİN ALTINI ÇİZİYORUM"

Yaşadığımız dünyayı sadece belirli bir kesim değil herkes için daha huzurlu, güvenli, müreffeh bir yer haline getirene kadar mücadeleye devam edeceğiz. Adil bir yeni dünya düzeni çağrımızı tekrarlamayı sürdüreceğiz. Türkiye'ye yakışan tavır ne ise bedelini göze alarak sergilemeyi, tarihin milletimize yüklediği bir sorumluluk olduğuna özellikle inanıyoruz. Son günlerdeki önemli bir gelişme de Ayasofya'nın statüsü konusunda yaşandı. Müzeden camiye döndürülerek vakfiyesindeki amaca uygun şekilde hizmet verecek olması hepimizi sevindirmiştir. Burada bir kez daha Ayasofya'nın kiliseden değil müzeden camiye dönüştürüldüğünün altını çizmek istiyorum.

"FETHİN SORGULANIŞININ BİR ADIM GERİSİ SÖĞÜT VE MALAZGİRT'TİR"

Harap halde bir ana kubbe olarak teslim alınan Ayasofya külliye, minare, şadırvan, imaret, hamam, sıbyan mektebi, sebil, türbe, muvakkithane, hünkar mahfili ve nice eklemeleriyle tam anlamıyla bize ait bir eser haline dönüştürülmüştür. Ramazan ayında ve bayramlarda Ayasofya şehir hayatının merkezindedir. Fetihten önceki haliyle tasavvur etmekte ısrar etmenin ardında gaflet yoksa başka şeyler aramak gerekir. Kimlerin duvarlara 'zulüm 1453'de başladı' diye yazanları milletimiz herhalde biliyor. Fethin sorgulanışının bir adım gerisi Söğüt, onun bir adım gerisi Malazgirt, İznik'tir.

"BU KİLİSELERİN BİR KISMINI DEVLETİN CEBİNDEN İHYA ETTİK"

Bu milletin tarihine, kültürüne doğrudan saldırmaya çalışanlar sinsice kendilerine yol bulmaya çalışıyorlar. Aradıkları yolların hepsi milletimizin irfanına çarpıp, yerle yeksan olmuştur. Osmanlı'nın Balkanlar ve doğu Avrupa'da bıraktığı gözacı mirasın hoyratça yok oluşlarına ettikleri tek söz duyulmamıştır. Endülüs'ten Kırım'a kadar medeniyetimizin zirvesini teşkil eden eserlerin yıkılışlarına herhangi bir serzenişi vaki değildir. İstanbul'da 435 kilise var. Bunların bir kısmını devletimizin cebinden ihya ettik, restore ettik. En son Süryanilere ait Bakırköy'deki bir arsanın bizzat temelini ben gittim attım. Balat'ta aynı şekilde demir kilise diye anılan, ortodoks kilisesinin de açılışını Bulgaristan Başbakanı ve çeşitli dinlere mensup, patrik, papazla birlikte bizzat açılışını yaptım.

"AYASOFYA YANLIŞ BİR KARARLA MÜZEYE ÇEVİRMİŞTİK"

Bizim farklı dinin mensuplarına, mabetlerine karşı düşmanlığımız, hasımlığımız yok. Tam aksine bizde saygı var. Avrupa ülkelerinde müslümanlara düşen ibadet hane sayısı ile bizim ülkemizde gayrimüslime düşen ibadethane sayısında 4-5 kat fark vardır. Avrupa'daki kilise ve sinagogların önemli bir kısmının da harap vaziyette olduğunu en iyi orada yaşayanlar bilir. Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul'u fethettiğinde hemen Ayasofya'yı imara başladı. Ondan 250 önce Ayasofya'yı zapteden Haçlı ordusu vahşice yağmalamıştır. Bu dönemde yağmalanan eserler Avrupa'nın bazı yerlerinde hala sergileniyor. Coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımızı, İstanbul'daki 600'e yaklaşan hakimiyetimizi bırakmak niyetinde değiliz. Ayasofya başta olmak üzere milletimizin varlığı, birliği, özgürlüğü ile ilgili konularda kararımızı kendimiz veririz. Ayasofya'yı yanlış bir kararla olsa müzeye biz çevirmiştik, yine biz camiye döndürüyoruz.

"BİR YANLIŞI DÜZELTİYORUZ, OLAY BU KADAR BASİT"

1934'de kimler müzeye çevirdi? Şimdi de biz aslına rücu ettiriyoruz. Bir yanlışı biz düzeltiyoruz. Olay bu kadar basit. Türkiye'nin istiklal ve istikbal davası her alanda ilelebet devam edecektir. Kadim dönemlerden beri tüm dünyanın gözbebeği bu coğrafyada yaşamayı tercih etmişsek bunun için gereken mücadeleyi vermeyi göze aldık demektir. Sultan Alparslan'dan beri bu mücadeleyi kesintisiz sürdürüyoruz. Tarih kitaplarında Avrupa'nın ortaçağ karanlığından çıkışının sembolü olarak İstanbul'un fethi gösterilir.

"AB'DE KOMİK BAHANELERLE HEP DIŞARIDA TUTULDUK"

Bu dönemde diğer inanç gruplarına, kültürlerine tarih boyunca eşi benzeri görülmemiş müsamaha ile yaklaşılmış olmasıdır. Osmanlı tarih sahnesinden çekildiğinde geride inançlarını ve kültürünü tüm canlılığıyla yaşayan topluluklar bırakmıştır. Sadece 1. ve 2. Dünya Savaşlarında 100 milyonu aşkın insan hayatını kaybetmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak tarihi husumetleri ne kadar sabırla karşılarsak karşılayalım, çifte standarttan kurtulamamışızdır. Avrupa Birliği'nde komik bahanelerle hep dışarıda tutulduk. Salgın sonrası yaşanan normalleşme sürecinde benzer tavırlarla karşı karşıyayız.

"TARİHİNDE SÖMÜRGE VE KATLİAM LEKESİ BULUNMAYAN ÜLKE"

Türkiye'yi dışarıda bırakanların zihinlerindeki saplantılarla hareket ettikleri ortadadır. Suriye'de, Libya'da bunu görüyoruz. Ülkemiz üzeriden Suriye'deki milyonlarca mazlum ve mağdur ulaştırılmasıyla ilgili programlar sırf halkın Türkiye'ye muhabbetini kırmak için engellenmiştir. Libya'da meşru hükümet Türkiye destekliyor diye yıpratılmaya çalışılmaktadır. Biz ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz şekilde yaptığımız her şeyi Allah rızası için yapıyoruz. Tarihinde sömürge ve katliam lekesi bulunmayan bir ülke olarak aynı anlayışla çalışmamızı sürdüreceğiz. Cezayir'e, Ruanda'ya bakın. Orada insanları katleden kimler olduğunu basın mensupları olarak sizler biliyorsunuz. Hele hele Fransa'yı görmemek mümkün mü? Ayak bastığımız her yerde yaşatmanın, inşa etmenin, ihyanın gayreti içinde olmakta kararlıyız.

"MİLLETİMİZ GÜN AĞIRMADAN DARBECİLERİ HÜSRANA UĞRATTI"

Bugüne kadar içeride ve dışarıda oluşturduğumuz muhabbet hanesi bu gayretlerin boşa gitmediğinin ispatıdır. Kimi ülkelerin yönetimleri Türkiye düşmanlığı yapıyorsa da halkların gözündeki yerimizi gayet iyi biliyoruz. Yarın 15 Temmuz darbe girişiminin 4. yıldönümüdür. FETÖ terör örgütü mensuplarına kahramanca karşı koyarken şehit edilen 251 vatandaşımıza Allah'tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum. Milletimiz tarihin en büyük imtihanlardan biri hamdolsun alnının akıyla vermeyi başarmıştır.Uçağa, helikoptere, tanka sadece kalbindeki imandan aldığı güçle karşı koyan milletimiz gün ağırmadan darbecileri hüsrana uğratmıştır.

"NELER OLUP BİTTİĞİNİ İZLEYEN BİR ANA MUHALEFET BAKANI VARDI"

Türkiye'de devletin sahibinin de istiklal ve istikbalimizin teminatının da milletimiz olduğunu 15 Temmuz'da bir kez daha gördük. Tankların koruması altında, o gece belediye başkanının evine giden bir ana muhalefet başkanı vardı. Orada kahvesini yudumlarken, Atatürk Havalimanı'nda neler oluyor onu izleyen bir ana muhalefet başkanı vardı. Kendisine 'tankların arasından nasıl gittiniz' deyince 'haberim olsaydı ben de gelirdim' diye cevaplayacak kadar seviye kaybı yaşayan ana muhalefet lideri.

"YARIN AKŞAM MİLLETE SESLENİŞ KONUŞMASI YAPACAĞIM"

Siyasi hayatımız boyunca milli iradenin üstünlüğüne yaptığımız vurgunun isabeti de 15 Temmuz'da bir kez daha teyid olmuştur. Yarın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin önündeki şehitler anıtı ve Meclis'te anma programlarına katılacağız. Şehit ve gazi, gazi yakınlarımızın temsilcileriyle külliyedeki sergi salonunda biraraya geleceğiz. Akşam da millete sesleniş konuşmasıyla yaşadıklarımızı, kayıplarımızı bir kez daha yad etmiş olacağız.

"15 TEMMUZ'U UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ"

15 Temmuz'u resmi anma günü olarak ilan etmiştir. Ülkemizin her yanındaki etkinliklerle 15 Temmuz'u unutmama ve unutturmama sözümüzü yerine getireceğiz. Kabine toplantımızda yaptığımız istişarelerin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını da diliyorum.

"KARDEŞ VE DOST AZERBAYCAN'IN HER ZAMAN YANINDAYIZ"

Ermenistan ve Azerbaycan arasında da devam eden bir sıkıntı var. Bu sıkıntıyla ilgili de birkaç kelam etmeden sözlerimi bitiremeyeceğim. Ecdadın asırlar boyunca bu görevi Kafkaslar'da neyse yine yerine getirmeye devam edeceğiz. Dost ve kardeş Azerbaycan'a karşı Ermenistan tarafından yapılan saldırıları şiddetle kınadığımızı söylemek istiyorum. Şehit olanlara Allah'tan rahmet yaralananlara şifalar diliyorum. Karabağa'da Ermenistan'ın pervasız saldırılarıyla çatışmaya dönüşmesinden şüpheliyiz. Bu durum olayın herhangi bir sınır ihlali çatışması değil, doğrudan Azerbaycan'a yönelik doğrudan taarruz olduğunu göstermektedir. Bu saldırı Ermenistan'ın çapını aşan bir hadisedir.

"BÖYLE BİR SALDIRGANLIĞA GİRMESİ KENDİ HALKINA SAYGISIZLIKTIR"

Türkiye kadim dostluk bağları ve kardeşlik ilişkileri bulunduğu Azerbaycan'a her türlü saldırı karşısında yer almakta asla tererdüt göstermeyecektir. Dünyadaki bütün ilişkilerimizi bu doğrultuda seferber etmek boynumuzun borcudur. Kendi toprakları içindeki siyasi, ekonomik, koronavirüs salgınından kaynaklanan sağlık, altyapı gibi çok sayıda sorununu çözemeyen ülkenin böyle bir saldırganlığa girmesi herşeyden önce kendi halkına saygısızlıktır. Ülkemizde çalışan binlerce Ermeni'nin bu tutumdan rahatsız olduklarına inanıyorum.

"BAKANLARIMIZ RİZE VE ARTVİN'DE BİZZAT ÇALIŞMALARI İZLİYOR"

Tüm imkanlarımızla dost ve kardeş Azerbaycan'ın yanında olmaya devam edeceğiz. Şehadet mertebesine eren Azerbaycanlı kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Bu arada Rize, Artvin bu bölgede aşırı derecede fırtınalar, heyelanlar ve bunların neticesinde tabii ölen birçok kardeşimiz oldu. Bu kardeşlerimize özellikle yine Allah'tan rahmet diliyor, ailelerine başsağlığı diliyorum. İlk andan itibaren İçişleri Bakanım ve il milletvekillerimiz dün gece Rize ve Artvin'e gittiler. Bugün de Çevre Şehircilik Bakanım Rize ve Artvin'e gidiyor. Oradaki çalışmaları bizzat yerlerinde takip edecekler. Bu konuda atılması gereken adımlar neyse inşallah devam ettireceğiz.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR