Dışişleri Bakan Yardımcısı Kaymakcı BALKANTÜRKSİAD'ın konuğu oldu
Balkan Rumeli Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği'nin (BALKANTÜRKSİAD), salgın sebebiyle çevrimiçi olarak yapmayı sürdürdüğü e-sinerji toplantılarının konuğu, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı, Büyükelçi Faruk Kaymakcı oldu.
BURSA , 04 Mayıs 2021 Salı, 10:01
Dışişleri Bakan Yardımcısı Kaymakcı BALKANTÜRKSİAD'ın konuğu oldu

'AB-Türkiye İlişkilerinde Yeni Bir Başlangıç' temasıyla gerçekleşen ikinci toplantı, BALKANTÜRKSİAD'ın Facebook hesabından canlı yayınlandı. Söz konusu toplantıda bir konuşma yapan ve kendisine yöneltilen sorulara cevap veren Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı, Büyükelçi Faruk Kaymakcı, "Türkiye Gümrük Birliği'ne katılarak hem kendi hem de AB'nin rekabet gücüne önemli katkıda bulunmuştur. Ancak şu an Gümrük Birliği'nin işleyişi ile ilgili bir takım sıkıntılarımız var. Biz Gümrük Birliği'nin güncellenmesi gerekiyor" dedi.

BALKANTÜRKSİAD AB İlişkileri Çalışma Grubu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Merve Efe'nin moderatörlüğünde gerçekleşen toplantının açılışında konuşan BALKANTÜRKSİAD Başkanı Fatih Şakir, Bursa ve ülkemizin Balkan ülkeleri ile hem ekonomik hem de sosyal ve kültürel ilişkilerdeki yakınlığına büyük önem verdiklerini ifade ederken aynı zamanda ülkemizin Avrupa Birliği ile olan ilişkilerinin de öncelik verdikleri konular arasında olduğunu ifade etti.

"Bursa, dış ticaretinin yüzde 70'ini AB üyesi ülkelerle yapıyor"

BALKANTÜRKSİAD Yönetim Kurulu olarak 2020 yılı ocak ayında Avrupa Parlamentosu'nu ziyaret ettiklerini ifade eden Başkan Şakir, "Üretimin, sanayinin, ticaretin önemli kentlerinden birisi olan Bursamız, dış ticaretinin yaklaşık yüzde 70'ini Avrupa Birliği üyesi ülkelerle yapıyor. Bu itibarla, bugünkü toplantımızın ana konusu olan 'AB-Türkiye İlişkilerinde Yeni Bir Başlangıç' temasıyla ikinci toplantımızı gerçekleştiriyoruz. Parlamento ziyaretimizde Avrupa Birliği hibeleri konusunda görüş alışverişinde bulunduk. AB'den sağlanan hibeler ile 'Ufuk Avrupa ve AB Programları' hakkında bilgiler almak üzere TÜBİTAK ve TKDK'nın da aralarında yer aldığı ilgili birçok kurumla toplantılar düzenledik. 2027 yılına kadar Türkiye ve Balkan ülkelerinde yapılacak yatırımlarda Avrupa Birliğince sağlanacak hibe ve krediler konusunda kazanımlar elde edebilmek için yoğun bir çalışma başlattık, hâlihazırda konunun yakından takipçisi durumundayız" ifadelerini kullandı.

BALKANTÜRK Eğitim Vakfı (BEV) Başkanı Aytuğ Onur da şunları söyledi: "Türkiye olarak Avrupa Birliği yolculuğunda çalışmalarımıza istikrarla ve ısrarla devam ediyoruz. İkinci dünya savaşından sonra Avrupa'daki yıkıcı hasarı ortadan kaldırmak için kurulan, bir barış projesi olan, medeniyetleri ötekileştirmeyen AB projesini biz de yürekten destekliyoruz. Bizler BEV olarak yaklaşık 200 üniversite öğrencimize burs imkânıyla birlikte onların iş hayatına uyum sağlamalarına ve küresel birer vatandaş olmalarına yardımcı olması açısından da mentörlük hizmeti veriyoruz. Bu yüksek donanımlı gençlerin hem Avrupa Birliği sürecinde hem de muasır medeniyetler seviyesinde bizleri ileriye taşıyacağına yürekten inanıyoruz."

"AB'nin dışında kalma lüksümüz yok"

Programın onur konuğu olan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı, Büyükelçi Faruk Kaymakcı ise, Avrupa Birliği dışında kalma lüksümüzün olmadığını ifade etti. Kaymakcı, "Ülkeniz Avrupa kıtasındaysa, yatırım dünyanız, ticaretiniz hatta tarih, sanat ve sporunuz da Avrupa'daysa sizin bu Birliğin dışında kalma lüksünüz yoktur. Avrupa kıtasının önemli düzeyde karar alma aktörü haline gelen AB, artık bu kıtada vergi oranlarını, kriterleri, standartları, hatta hangi aşının yapılması gerektiğini bile belirlemeye çalışıyor, birçok alanda etkin bir rol oynuyor. Dolayısıyla AB'ye üyelik bir seçenek olmaktan çok zorunluluk. AB'ye üyelik egemenliği güçlendirir, ortak çıkarlara hizmet eder. Örneğin İskoçya'nın bağımsızlığı gündeme geldiğinde AB tarafından İskoçlara 'Eğer Birleşik Krallık'tan ayrılırsanız AB'den de çıkarsınız' denmişti. Yine İspanya'da referandum yapıldı ve Katalanlar bağımsızlığını ilan etti. Ama AB bunu tanımadı, İspanya'nın egemenliğini korudu. AB, üyelerinin birliğini ve egemenliğini koruyor" ifadelerini kullandı.

"Karşılıklı önyargı var"

AB ve Türkiye arasında karşılıklı önyargılar olduğunu da ifade eden Kaymakcı, "AB Türkiye'ye, ülkemizin çok büyük olmasından, ekonomik yapımızdan ve aynı zamanda nüfusumuzun büyük bir kesiminin Müslüman olmasından dolayı önyargıyla bakabiliyor. Bizim de Avrupa Birliği ile ilgili bir takım ön yargılarımız ve kaygılarımız oluyor. Ancak bunların hepsi çözüme kavuşacak konular. Türkiye'nin özellikle Birleşik Krallık'ın AB'den çıkmasından sonra değerinin daha da arttığını düşünüyorum. Üye olma süreci zor ve karmaşık olsa da üye olmasının ardından AB'nin en değerli ülkesi Türkiye olacaktır. Ülkemiz, enerji kaynaklarıyla, komşuluk ilişkileriyle, medeniyetler arası uyumuyla, genç ve eğitimli nüfusuyla, dış politikasıyla, coğrafyasıyla Avrupa kıtasında büyük bir güç ve değerdir" diye konuştu.

"AB ile hâlihazırda zaten özel bir ilişkimiz var"

Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen AB, hiçbir zaman Türkiye'den vazgeçemez diyen Bakan Yardımcısı Kaymakcı, "Türkiye, Avrupa ve NATO açısından savunma stratejisi, dış politikası, enerji kaynaklarına ulaşımı, barış, refah ve kalkınması açısından değerli bir ülke. Dolayısıyla AB, şu an tam üyeliğe evet diyemese de hayır da diyemiyor. Bunu zamana yayıyor ve burada ülkemizin atacağa adımlara bakıyor. Biz tam üye olmasak da AB ile özel bir ilişkiyi hâlihazırda zaten sürdürüyoruz. Bu kapsamda örnek vermek gerekirse, AB ticaret politikasının üyesiyiz, Gümrük Birliği'nin bir parçasıyız, Ortaklık Konseyi'nin tarafıyız, AB ile ortak mekanizmalarımız var, AB'nin güvenlik ve savunma politikası misyonlarına birçok AB üyesinden daha fazla asker veya mühimmat katkısında bulunmuş ülkesiyiz" şeklinde konuştu.

"Gümrük Birliği güncellenmeli"

Hâlihazırda uygulanan Gümrük Birliği'ne de değinen Büyükelçi Kaymakcı, "Gümrük Birliği'ne 1996'da başladık. O zaman endişe edilmişti ancak bugüne bakıldığında o zamandan bu yana 2.5 trilyon avroluk bir ticaret hacmi gerçekleştirilmiş olduğunu görüyoruz. Bu devasa bir rakam. Türkiye hem kendi hem de AB'nin rekabet gücüne önemli katkıda bulunmuş. Ancak şu an Gümrük Birliği'nin işleyişi ile ilgili bir takım sıkıntılarımız var. Mevcut Gümrük Birliği şu an sadece sanayi ürünlerini ve işlenmiş tarım ürünlerinin bir kısmını içeriyor. Bizim buraya başka alanları da dâhil etmemiz gerekiyor. Böylece bu hacmi 2'ye, 3'e katlayabiliriz. Ayrıca mevcut haliyle uygulanırken karşılaşılan 3 sorun var. Bunlardan biri AB'nin üçüncü ülkelerle imzalamış olduğu Serbest Ticaret Anlaşmalarına bizim otomatik olarak dâhil edilmeyişimiz. İkincisi mallar özgürce dolaşmalı deniyor, ancak bu malları taşıyan sürücülerimiz ve tırlarımız belli ayrımcılıklarla karşılaşılıyor. Son olarak ise Gümrük Birliği kararlarında biz de daha fazla söz sahibi olmak istiyoruz. Biz Gümrük Birliği'nin acilen güncellenmesi gerektiğine ve bunun pandemi sonrasında hem Türkiye hem AB için önemli bir toparlama aracı olacağına inanıyoruz" dedi.

"AB Kovid-19 Belgesi ayrımcılığa dönüşmemeli"

Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı, Büyükelçi Faruk Kaymakcı son olarak, AB Komisyonu tarafından hazırlanan ülkeler arasında seyahatlerde kullanılacak 'AB Kovid-19 Sertifikası'yla ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Kaymakcı sözlerini şöyle noktaladı: "Bu belge, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Avrupa seyahatlerinde bir sorun oluşturmamalı. Türkiye bir aday ülkedir, Gümrük Birliği'ne taraftır. Burada uygulanacak bir ayrımcılık Gümrük Birliği ihlaline, aday ülke konumuna da aykırılık olur. Bunları gündeme getiriyoruz. Şu ana kadar bir ayrımcılık olmayacağı söyleniyor. Avrupa Birliği, bu belgenin antikor düzeyi, PCR testinin sonucu ve aşı durumu gibi konularını içereceğini belirtiyor. Bu şu an tamamen ülkelerin inisiyatifine bırakılmış durumda. Bu tartışmalar devam ediyor. Umarız niyet ve uygulama sadece ulaşım ve seyahati kolaylaştırmak adına olur. Bu bir ayrımcılığa dönüşürse bundan herkes zarar görecektir."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR