Dönüşümde atık krizi
Kentsel dönüşüme 15 Ekim'de Çekirge'den başlanıyor. Ancak 40 bin binanın yıkılacağı Bursa'da ortaya çıkacak 11,6 milyon ton molozun ne olacağı belli değil.
EKONOMİ , 05 Ekim 2012 Cuma, 12:00
Dönüşümde atık krizi

20 yıl sürecek ama...

Kentsel dönüşümde elini taşın altına koyan hükümetin "iktidarı kaybetmek pahasına" arkasında durduğu yıkımlar, "moloz tehtidi"nin gölgesinde başladı. 20 yıl devam ececek yıkım sürecinde Bursa'da 40 bin bina yerle bir edilecek ancak 11,6 milyon tonluk atığın ne olacağı bilinmiyor.

580 bin kamyon gerek
Bir kamyonun 20 ton taşıdığı kabul edilirse, bu molozlar için 580 bin kamyona (sefer) ihtiyaç duyulacak. Asbestli madde, PVC artıkları, florasan ve cam kırıkları gibi toksik maddeler içeren molozların partikül tozları ise taşınırken rüzgarla şehre yayılacak, kriz büyüyecek.

Sağlığımız tehlikede
Dönüşümden önce molozlara çözüm bulunmazsa solunum yolu hastalıklarının baş göstereceğini belirten Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Kadir Kestioğlu, "Kanalizasyon, içme suyu ve doğalgaz sistemleri de zarar görecek. ÇED raporu istemek şart" dedi.


 ***
Kadir GÜZEL'in yazısı:

Kentsel dönüşümde 11 milyon ton moloz nereye boşaltılacak?

Henüz bir cevabı olmadığı için bu hepimizi ürküten bir soru.
Çünkü;
Bürokrasi hazretlerinin asrın fırsatı kentsel dönüşümü en ince ayrıntısına kadar düşünemediği açık.
Kaldı ki;
Katı atıkların (moloz) geri dönüşümü ve bertaraf edilmesi aslında bir ayrıntı değil, sürecin en başında, hatta yıkımlardan bile önce planlanması gereken başlı başına büyük bir sorun.
Yine de hepimiz biliyoruz;
Kapımıza bir çevre felaketi dayansa bilebürokraside işler böyle hızlı ve programlı yürümez, hiçbir zaman yürümedi de...
***
İşte Bursa’da kentsel dönüşümün ilk balyozu Çekirge’deki Maliye Bakanlığı lojmanlarına 15 Ekim tarihinde iniyor.
Ancak;
Hiçbirimiz kentsel dönüşümden çıkacak milyonlarca ton molozların ne olacağını bilmiyoruz.
Elbette ilk yıkım sembolik olduğu için sadece 1-2 binanın molozu sorun olmayacaktır, ama “Bursa’da 40 bin bina yıkılacak” deniyor!
Bunu söyleyen de Büyükşehir Belediye BaşkanıRecep Altepe...
Peki;
Vatandaş bu yıkımlardan ne ölçüde etkilenecek? Bu süreçte belki de en büyük sorun olarak karşımıza çıkacak ‘sağlık’ ve ‘güvenlik’ riskleri nasıl önlenecek?
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Büyükşehir Belediyesi ya da Valiliğe göre caddelerimiz bu kirliliğe, Bursalılar     zehir solumaya hazır mı?
Kimse bunları araştırdı mı?
Tabii ki hayır!
***
Hal böyle olunca;
Bursa için her zaman çalışmaya hazır olan Uludağ Üniversitesi’nden bu konuda yardım istedik. Dönüşüm süreci aktörlerinin yaptırması gereken risk analizini UÜ Mühendislik Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Kadir Kestioğlu’ndan rica ettik. Ekibiyle birlikte işe koyulan Kadir Kestioğlu hocamızın araştırması, Bursa’da acilen çözüm bekleyen kritik konulara işaret ediyor.
Peki;
Yorgun binalarımızın yıkımı eğer çevre etkileri araştırılmadan yapılırsa, Bursalılar hangi sorunlarla karşılaşacak?

YIKILACAK 40 BİN BİNADAN 11,6 MİLYON TON MOLOZA...
İşte o akademik araştırmanın vahim sonuçları:
“- Bursa’da 40 bin konut yıkıldığında 11 milyon 600 bin ton civarında moloz oluşacak.
- Moloz taşımada kullanılan her bir kamyonun 20 ton alabildiği kabul edilirse, bu molozlar için 580 bin kamyona (sefer) ihtiyaç var.
- Bu kamyonlar molozları taşırken hem trafik sorunu hem de kentin egzoz salınımı artacak.
- Rüzgarın etkisiyle kamyonların üzerinden molozların partikül tozları şehre yayılacak, solunum yolu hastalıkları baş gösterecek.
- Yıkım gürültüsü (80-90 desibel üstü) halkı rahatsız edecek.
- Kanalizasyon, içme suyu ve doğalgaz sistemleri zarar görecek.”
***
UÜ Çevre Mühendisliği’nin bu çalışması, çözüm önerileri de sunuyor:
“- Yıkılmadan önce hafriyat sahaları belirlenmeli.
- Yıkımla ortaya çıkacak asbestli madde, PVC artıkları, floresan ve cam kırıkları gibi tehlikeli toksik maddeler özellikle bertaraf edilmeli, çevreye yayılması önlenmeli.
- Hafriyatı geri kazanım sistemi kurulmalı ve molozdan beton, şap sıvısı, tuğla, demir geri kazanılmalı.
- Önceden binalara su püskürtülmeli ve rüzgar yokken yıkım yapılmalı.
- Yıkımla oluşan molozlar kesinlikle bekletilmeden hafriyat sahalarına götürülmeli.”

MOLOZ DAĞLARI İSTEMİYORUZ
Tablo gerçekten vahim...
O nedenle kentsel dönüşüm öncesinde kesinlikle Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporları         hazırlanmalı ve riskler azaltılmalı.
Atık teknolojileri sektöründen profesyonel hizmet alımı yapılmaz ve molozların geri kazanımı sağlanmazsa, “iktidarı kaybetme pahasına” bu işe soyunan hükümetin derin yaralar alacağı kesin...
Çünkü;
hiçbir şehir, yerleşime uzak veya yakın herhangi bir bölgede o korkunç moloz dağlarına ev sahipliği         yapmak istemez.
Şimdilik pek çok konu belirsiz de olsa kentsel dönüşümü destekliyorum...
Güvenli evlerde oturmamızın bir bedeli olacaksa da, bunu çevremize ödetmemeliyiz diyorum.
Nasıl deprem korkusuyla -bir ev parası daha verip- kentsel dönüşüme evet diyorsak, molozların yol açacağı olası bir çevre felaketine de aynı hassasiyetle hayır demeliyiz.






 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR