Ekonomiye güven tam! Peş peşe destek mesajları
Türkiye ekonomisi ve piyasaların koronavirüs pandemisi sürecinde gösterdiği performansı hedef alan kur odaklı manipülasyon çabalarına pek çok çevreden tepki geldi. Ekonomi yönetimine destek mesajı veren uzmanlar, Türkiye'nin kararlılıkla yoluna devam edeceğinin altını çizdi.
EKONOMİ , 09 Ağustos 2020 Pazar, 16:29
Ekonomiye güven tam! Peş peşe destek mesajları

CNN TÜRK canlı yayınında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Kerem Alkin, Prof. Dr. Kadir Tuna, Altın ve Para Piyasaları Uzmanı İslam Memiş ve Prof. Dr. Sefer Şener, ekonomi yönetimine güven mesajı verdi.

PROF. ŞENER: KÜRESEL PİYASALARLA ALAKALI

Prof. Dr. Sefer Şener, "Sayın Cumhurbaşkanı özellikle Kovid-19 ile ilgili söyledi. Pandemi sürecinin zorlu geçtiğini, özellikle ekonomideki hareketlenmelerin pandemiyle ilgili olduğunu söyledi. Şu andaki dalgalanmalar özellikle pandemi süreciyle alakalı. Hakikaten baktığımızda da bize benzeyen ülkeler Brezilya gibi Polonya gibi ülkelerde de bu dalgalanma süreçlerini görüyoruz" diye konuştu,

Prof. Şener, şöyle devam etti:

"Son bir aylık dönemde ve Ocak ayı dönemini de sayarsak gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinde ciddi anlamda baskı yaşandı. Ortalamasını aldığımızda yüzde 18 ile 33 arasında değişim var. Yani sadece Türkiye bu dalgalanmayı yaşamadı. Ekonomide bu dalgalanmayı değerlendirirken farklı noktalardan bakmak lazım. Altındaki dalgalanma farklı, dövizdeki dalgalanma farklı bir boyut. Altındaki dalgalanma tamamen kovid ile alakalı, ABD-Çin gerilimiyle alakalı. Gerilim altının ons fiyatını değiştiriyor. Dolayısıyla içerde altın fiyatı değişmesinin Türkiye ekonomisiyle ilgisi yok. Altındaki değişim küresel piyasalarla alakalı."

PROF. ALKİN: OLUMLU ETKİLERİNİ GÖRECEĞİZ

"Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki tüm hak ve imkanlarıyla ilgili bir süreç yönetiyoruz. Cumhurbaşkanımız da yine bir saldırı beklentisi söz konusuysa bunun farkında olunduğu ve neticesinde Türkiye'nin Mavi Vatan stratejisinden taviz vermeyeceği konusunda mesaj vermiş oluyor.

Şunu da gözardı etmememizde yarar var, üç hafta önce uluslararası yönetim ve danışmanlık şirketleri ardı ardına yayınladıkları raporlarda dünyanın önde gelen şirketlerinin Asya ve Çin'e bağımlılıklarını koronavirüs nedeniyle gözden geçirdiklerini ve Çin ile Asya'ya yüzde 10 -15 bağımlılığı azaltacak adımlar atma noktasına geldiklerini açıkladılar. Bu çerçevede de Türkiye'ye pek çok ürünle ilgili olarak yeni siparişlerin geldiğine şahit olduk. Bu siparişler Haziran'da ihracat rekoru kırdırdı. Gelişmiş ekonomilere doğru bir sermaye çıkışının yaşandığına şahit olduk. Önümüzdeki dönemde hem hisse senedinde hem de tahvilde yabancı sermayenin olumlu etkilerini göreceğiz."

DOÇ. DR. KADİR TUNA: MERKEZ BANKASI'NIN ELİNDE ÇOK SAYIDA ARAÇ VAR

"Sayın Cumhurbaşkanının altını çizdiği, küresel ekonominin geçtiği zor dönemden bahsettiği. Malum kovid-19 süreci bizim yakın dönemde küresel ekonominin yaşandığı finansal krizden çok farklı sağlık krizi. Bu piyasalarda belirsizlik yaratmış durumda. Geçmişte ortaya çıkan finansal kriz sonrası alınan kararlar piyasalarda hızlı reaksiyon gösteriyordu. Fakat mevcutta ikinci dalga riskinin ortaya çıkıyor olması, ABD-Çin arasındaki gerilimin yılın son çeyreğinde tansiyonun artacağına yönelik beklentiler, Kasım ayında gerçekleştirilecek seçim ve seçimde ortaya çıkacak tablo gibi birçok önemli konu pandemiyle birleştiği zaman müthiş bir güvensizlik yaratmış durumda. Panik havası getirmiş görünüyor.

Merkez Bankalarının bu kadar ciddi parasal adımlarına rağmen, sermaye hareketlerinin sınırlı olması bu da fiyatları olumsuz etkiliyor. Petrol tarafında, altın tarafında oynaklığın çok yüksek olduğunu görüyoruz. Cumhurbaşkanının altını çizdiği konu, Türkiye'nin bu süreci yönetme becerisinin başarılı olduğunun altını çizdi. Merkez Bankası'nın elinde çok sayıda araç var. Tabi Merkez Bankası bu araçları piyasanın gidişatına göre kullanacaktır. "Merkez Bankası faiz artırsın" gibi adımları doğru bulmuyorum. Merkez Bankası bu tür faiz adımlarını çok gerekli olduğu durumlarda kullanacaktır. Bu da çok sık başvurulabilecek bir enstrüman olmadığını söyleyelim. BDDK'nın başkanlığındaki toplantıyı buna bağlamak gerekirse, bankacılık sektörünün paydaşlarıyla bir araya gelerek kararların uygulanmasına yönelik özellikle iletişim politikası açısından doğru olduğunu söyleyebiliriz."

İSLAM MEMİŞ: VATANDAŞLARIMIZ PANİK OLMASIN

"Uluslararası piyasalarda altının onsu 2300 dolar devamında 3 bin dolar olarak belirlendiği bunun devamında dolar kurundan aldığı destekle rekoru sık sık test ettiğini ancak yatırımcısına sık sık şunu tavsiye ediyoruz elinizdeki varlıklarınıza sahip çıkın. Yeni bir finans sistemi, yeni bir dünya sistemi var. Dolar artık rezervden öteye artık tercih edilmiyor. Yeraltında azalan madenler var. İnsanlar artık arkasından merkez bankası olmayan piyasaları emtiaları tercih ediyorlar. Altın ve gümüş bundan sonra rağbet görecek ve değer kazanacak. Şu anda dolar kurundan destek aldığı için yükseliyor. Yine yükselişlerine devam edecek.

Ancak Merkez Bankası başta olmak üzere diğer kurum ve kuruluşların aldığı tedbirlerle tekrar kısa vadeli geri çekilmeler yıl sonuna kadar olacaktır. Vatandaşlarımız panik olmasın. Yıllardır şunu tavsiye ediyoruz. Altın ve gümüş değerli bir emtiadır. Bağımsızdır, yeraltı madenidir. Dolar endeksi tekrar toparlanırsa bu yükselişler sürecek. Önümüzdeki yıl düğün yapacaklar, altın borcu olanlar mutlaka alsın. Herkes yüksekten satıp düşükten almak istiyor. Kesinlikle mantığınıza göre hareket edin, birikimlerinize sahip çıkın."

'DİĞER ÜLKELER DALGALANMAYI ÖNCE YAŞADI'

Öte yandan piyasadaki son gelişmeleri değerlendiren stratejist Cüneyt Paksoy, "Rus rublesi, Güney Afrika randı, Brezilya reali, Meksika pesosu gibi para birimlerini baz aldığımızda ki Hindistan rupisi ve Çin yuanından sonra bu paralar gelişen para birimleri içerisinde en önemli kriter. Bu para birimleri içerisindeki TL'nin dolara karşı değer kaybı agresif değil" dedi.

Dolar/TL'de bir tepenin görüldüğünü ama bu tepenin görülme efektini diğer ülkelerin yıl başından bu yana birkaç aylık perspektifte Türkiye'den önce yaşadığını vurgulayan Paksoy, "An itibariyle yaşanan gelişen ülkelere olan bu virüs etkisinin yarattığı volatilite etkisinin bir miktar etkisi. Bir miktarda dolar endeksinin aşağı gelmesi ve basılan bunca paranın henüz gelişen piyasalara doğru realize olmaması" dedi.

'TÜRKİYE HİKAYESİNİ KORUYOR'

Virüste ikinci dalga ihtimallerinin azaldıkça ve gelişen para birimlerine doğru ucuzluğu satın alacak para efektleri geliştikçe senaryonun farklılaşacağını bildiren Paksoy, "Burada omurga değer hikayeyi korumak. O hikayede de önemli olan üretim gücü. Son gelen veriler bizim ihracat ve diğer makro tarafında da önemli bir gelişimi gösteriyor. Atılan adımların karşılık gördüğünü yani hikayenin korunduğunu gösteriyor" dedi.

'FİYATLAMALAR NORMALE DÖNECEK'

A Haber yayınında serbest piyasa koşulları içinde dolar kurunun kendi dengesini bulacağını ifade eden Paksoy, "Bir dönem TL likiditesi üzerinden adımlar atılacak. Bunlar proaktif yönetim içerisinde olması gereken adımlar. O adımların da etkisini görüyoruz. Global ölçekte gelişmeler virüs etkisinden arındıkça kademeli bir biçimde Dolar/TL tarafında fiyatlamalar normale dönecek" dedi.

Spot altının ise çok hızlı yükseldiğini ve ara ara düzeltmelerin gelebileceğini bildiren Paksoy, "Gram altın için 500'ün üzerinde köpük fiyatlamalar kısa vade için. Bana gram altın 450-500 bandında bir dönem geçirecek gibi geliyor" dedi.

'TÜM ŞANTİYELER ÇALIŞIYORLAR'

Öte yandan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu da yeni tip koronavirüs salgını sürecinde şantiyelerde gerekli tüm tedbirleri alıp çalışmaya devam ettiklerini belirterek, "Ekonomimiz dimdik ayakta ve tüm şantiyelerimiz faal bir şekilde çalışıyorlar" dedi. 'Ekonomimiz dimdik ayakta'
Karaismailoğlu, AK Parti Kütahya İl Başkanlığı'nı ziyaretinde yaptığı konuşmada, pandemi sürecinde gerekli tüm tedbirleri alarak şantiyeleri yeniden dizayn ettiklerini söyledi.

Canla başla çalıştıklarını vurgulayan Karaismailoğlu, şöyle devam etti:

"Türkiye genelinde kara yollarının 1200 noktada çalışması var. Deniz, hava ve demir yollarını saymıyorum. Onları da sayarsanız 4 binleri, 5 binleri bulur. Bunların hepsi ülkemizin gücünü, büyüklüğünü ve Cumhurbaşkanımızın önderliğinde yapamayacağımız hiçbir işin olmadığının kanıtıdır. Ekonomimiz dimdik ayakta ve tüm şantiyelerimiz faal bir şekilde çalışıyorlar."

Ülkede hem maddi açıdan hem de mühendislik açısından büyük işler yürütüldüğünü söyleyen Karaismailoğlu, "Yıllar önce bu projeleri dışarıdan gelen müteahhitler, bizimkileri taşeron alarak yaparlardı. Artık o devirler bitti. Bizim müteahhitlerimiz mühendislik açısından büyük işler yaparken dünyada da büyük işler yapıyorlar. İnşaat, ulaşım, yapı ve iletişim sektörümüz dünya çapında işler beceriyorlar. Çanakkale Köprüsü 2,5 milyar avroluk bir iş. Burası tamamen Türk mühendisleriyle yapılıyor. Buranın finansı da yurt dışından sağlanıyor." dedi.
Karaismailoğlu, amaçlarının, vatandaşların yaşam kalitesinin yükseltilmesi olduğunu, yürüttükleri tüm işlerde çok başarılı olacaklarını ifade etti.

CANİKLİ: KARARLILIKLA YÜRÜMEYE DEVAM EDİYORUZ

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Canikli, kurdaki dalgalanmalarla ilk defa karşılaşılmadığını, 180 milyar dolar ihracatı olan bir ekonomiye döviz üzerinden yıkıcı bir operasyon çekilemeyeceğini belirterek "Kararlılıkla yürümeye devam ediyoruz." dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye ekonomisinin, "kadrolu baykuşların" maaşlı önyargılarından hiç etkilenmediğini, bunların 2004'ten beri, her yıl kriz tellallığı yaptığını ifade etti.

Canikli, "'Geldi, gelecek' dediler. O kriz hiç gelmedi. Yine de vazgeçmediler, halen de kulaklarına fısıldanan fitne tohumlarını saçmaya devam ediyorlar. Boşuna beklemeyin, 100 defa sonuç alamadınız, 101. kez de efendileriniz hayal kırıklığı yaşayacak." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin kararlılıkla yoluna devam edeceğini ve menziline ulaşacağını vurgulayan Canikli, şöyle devam etti:

"Bazıları kafalarını kuma soksa da, beyazı siyah olarak göstermeye çalışsalar da güneş balçıkla sıvanmıyor.18 yılda Türkiye büyüdü, zenginleşti, güçlendi. Tüm vatandaşların hayat standardı inanılmaz şekilde yükseldi. Herkes, her aile kendi durumunu değerlendirsin. 18 yıl önceki ekonomik gücü ve hayat standardı neydi, bugün hangi seviyede? Bir başkasını değil herkes kendi durumunu karşılaştırsın. Zengini-fakiri, çalışanı-çalışmayanı, işçisi-memuru, genci-yaşlısı, muhalifi-muhalif olmayanı, kısacası herkes bu karşılaştırmayı yapsın. Sadece varlıklarını değil, borçlarını da hesaba katsın. Sonuçta 18 yıldaki refah artışına kendisi bile şaşıracaktır. Hayat standardındaki inanılmaz yükselişi fark edecektir."

"PARASAL GENİŞLEMEYE GİDİLİR VE FAİZLER DÜŞÜRÜLÜR"

Kadrolu bazı baykuşların "kurtuluş reçetesi" olarak parasal sıkılaştırmayı ve faizlerin yükseltilmesini önerdiğini ifade eden Canikli, "Ekonomiye giriş derslerinde bile okutulur, eğer pandemi sürecinde olduğu gibi genel ve yoğun bir talep daralması yaşanıyorsa hem talebi kamçılamak ve hem de yatırımları tahrik etmek amacıyla parasal genişlemeye gidilir ve faizler düşürülür." açıklamasını yaptı.

Salgın sürecinde ABD Merkez Bankasının 2,5 trilyon dolar ek parasal genişlemeye başvurduğuna dikkati çeken Canikli, Avrupa Merkez Bankasının ise piyasaya enjekte ettiği likiditenin 2,3 trilyon avroyu aştığını belirtti.

Hem Amerika hem de Avrupa'da faiz oranlarının sıfıra doğru ilerlediğine, reel faizlerin negatif olarak uygulandığına işaret eden Canikli, 2008 krizinde ABD ve AB'nin aynı genişletici ekonomik politikaları uyguladıklarını belirtti. Canikli, 2008 krizinde ABD Merkez Bankasının piyasaya ilave 4 trilyon dolar likidite sağladığını vurguladı.

Canikli, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının da bu dönemde parasal genişlemeye başvurduğunu belirterek, ancak bunun ABD Merkez Bankasının sağladığı likiditenin sadece 2 binde biri kadar olduğuna dikkati çekti.

Canikli, şu değerlendirmelerde bulundu:

"IMF ve benzeri kuruluşların şablon ekonomik programlarının otomatik pilotu olmaktan öteye geçemeyen ve ekonomik kapasitesi olmayan bazı kadrolu baykuşlar bu parasal genişlemeyi eleştiriyor. Böyle bir dönemde parasal genişleme olmayınca faizler yükselir. Kredi faizleri yüzde 25'in üzerine çıkar. Bu faiz oranı ile otomobil, beyaz eşya, konut ve diğer tüketim ürünlerine talep artışı olmaz, özellikle yatırımcı firmaların bu kadar yüksek faizle yeni yatırım yapmaları mümkün olmaz, yüksek finansman maliyeti nedeniyle binlerce şirket iflas ederdi.

Eğer Cumhurbaşkanımızın kararlılığı ve isabetli öngörüsü sonucu faiz oranları düşürülmemiş olsaydı Türkiye ekonomisi pandemi sürecinden çıkamazdı, çökerdi. Üretim dibe vururdu, işsizlik yüzde 40'ları aşardı, alacaklarını tahsil edemeyen bankacılık sistemi büyük yara alırdı. Yani faiz geliri elde eden yerli ve yabancı sermaye sahipleri hariç herkes kaybederdi, Türkiye kaybederdi. Parasal sıkılaştırmaya gidilmeyerek faizlerin düşürülmesi ekonomik göstergelerin hızla, pandemi öncesine dönüşünü ve ekonominin şahlanmaya devam etmesini sağlamıştır."

Canikli, Türkiye ekonomisinin 2020 yılının ilk çeyreğinde yüzde 4,5 gibi bir oranda büyüdüğünü ve bu rakamın dünyadaki en yüksek büyüme oranı olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

"Türkiye ilk çeyrekte büyümede dünyanın lideridir. Daha ötesi var mı? Parasal genişlemeyi ve düşük faiz politikasını eleştirmek ve temsilcisi oldukları sermayenin avukatlığını yapmak için parti bile kuracak kadar kökü dışarıya bağlı olanların manipülatif kehanet ve temennileri hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir. Döviz kurundaki dalgalanmalarla Türkiye ekonomisi ilk defa karşılaşmıyor. Her seferinde gemi fırtınayı atlatmış ve güvenli limanlara ulaştırılmıştır. Bu seferde sakinleşme sağlanacaktır. 180 milyar dolar ihracatı olan ve her yıl 50 milyon turisti ağırlayan bir ekonomiye döviz üzerinden yıkıcı bir operasyon çekilemez. 18 yıldır her alanda sayısız reforma imza atarak tarih yazan Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, daha güçlü ve tam bağımsız Türkiye yolunda kararlılıkla yürümeye devam ediyoruz."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR