Futbol Panorama: Genç
Oyuncu "hazırsa" oynatmanın yaşı yoktur. Neye göre genç? Neye göre riskli? Neye göre "garanti" oyuncu? Biz oyuncuları ne zaman "genç", "yaşlı", "yerli" veya "yabancı" şeklinde değil de "yetenekli veya yeteneksiz" şeklinde ayırıp oynatmaya başlarsak işte Türk futbolundaki dönüşüm o zaman başlayacak.
BURSA'DA SPOR , 12 Kasım 2019 Salı, 08:28
Futbol Panorama: Genç

Samet ZİİNCİROĞULLARI

25 yaşındaki futbolcuları hâlâ "genç" diye adlandırdığımız, transfer yasağı gibi zorlamalar olmasa takımlarımızın menajer dilinde sadece "olmuş" oyunculara yöneldiği, altyapıdan çıkan gelecek vadeden futbolcu adaylarının sadece en az 3 farklı öndeyken son 5 dakika oyuna soktuğumuz, Avrupa'da 21 yaş altı futbolcularına süre verme ortalamasında son sıralarda olan ve bunu da büyük bir saçmalık olarak yabancı kuralına bağlayan "şanlı" Süper Lig'imizde bu hafta insanın içini ısıtan bir gole şahit olduk.
15 yaşındaki bir çocuk fileleri havalandırdı. Adı Emre Demir. 15 Ocak 2004 doğumlu. Jenerasyonunun fark yaratabilecek futbolcu adaylarından.
Aslında Süper Lig'de sahne alması geçtiğimiz sezona dayanıyor Emre'nin. 15 yaşını doldurduktan 1 gün sonra o günkü Kayserispor Teknik Direktörü Hikmet Karaman sahaya sürmüştü onu.
Manşet fotoğrafında gördüğünüz o gol vuruşu, o tekme sadece 450 gramlık o topa değil belki de Türkiye'de 21 yaş altı oyuncuları oynatmayı "risk" olarak gören tüm futbol insanlarına atıldı.
Oyuncu "hazırsa" oynatmanın yaşı yoktur.

20 yaşında 80 milyon Euro'ya Juventus'a transfer olan De Light 16 yaşında Ajax'ta rotasyona giriyordu, şu an 21 yaşında olan dünyanın en formda sağbeki Alexander Arnold Liverpool'da 18 yaşında sağ tarafı koridor yapmaya başlamıştı, Mbappe 18 yaşında Monaco'nun bankosuydu, Varane ise yine 18 yaşında Real Madrid'e transfer yapmış ve oynamaya başlamıştı. Dortmund'un 17 yaşında City'den alıp oynatmaya başladığı Sancho'nun şu an 19 yaşındaki değeri tam 80 milyon Euro.
Yerimiz sınırsız olsa onlarcasını sayarım ama bunlar en çok göze batanlar.
Neye göre genç? Neye göre riskli? Neye göre "garanti" oyuncu?
Biz oyuncuları ne zaman "genç", "yaşlı", "yerli" veya "yabancı" şeklinde değil de "yetenekli veya yeteneksiz" şeklinde ayırıp oynatmaya başlarsak işte Türk futbolundaki dönüşüm o zaman başlayacak.
Türkiye'de futbolcular geç olgunlaşıyor. Bunun sebebi hem yetersiz antrenman hem de "garanti oyuncu" seven muhafazakar hocalar.
O sebeptendir ki Avrupa kulüpleri 14-15 yaşlarından itibaren izledikleri Çağlar gibi, Cengiz gibi, M. Zeki gibi Enes Ünal gibi yetenekli Türk futbolcularını henüz 20 yaşına basmadan alıp gelişimlerini kendi antrenman metotları ile tamamlamasını sağlıyor ve içlerindeki yetenekten bir futbolcu çıkartıyor. Yani bizim yapamadığımız şeyi.
Sorulması gereken soru şu; örneğin görece yetenekli 19 yaşına gelmiş bir oyuncu hâlâ Süper Lig seviyesinde oynayacak fizik kapasitesine sahip değil, gerekli temel eğitimleri (taktik, topsuz oyun, karar verme becerisi vb.) almamış gözüküyor, profesyonel maçlarda sudan çıkmış balığa dönüyorsa bunun için önce oyuncuyu mu yoksa onu üst düzey rekabete hazır hale getirememiş altyapı eğitim sistemini mi sorgulamalıyız?

FARKLI DÜNYANIN BAŞARISI

Rıza Çalımbay. Futbolculuğunda 16 sene Beşiktaş'ta oynamış, sadece oyunculuğu ile değil karakteri ile de herkesin saygısını kazanmış biri. Doğum yeri Sivas.
Ancak teknik direktörlükte, futbolculuğunda istikrarı bir türlü tutturamamış bir isim.
2010-2013 yılları arasında 2.5 sezon memleketi Sivas'ta çalışmış standart üstü performans sergilemişti. Sonrasında futbol rüzgarı onu Rize'den Mersin'e, Trabzon'dan Antalya'ya kadar sürükledi. Ta ki bu sezona kadar.
56 yaşındaki çalıştırıcı 2019-20 sezonunun başında tekrar memleketi Sivas'ta göreve geldi. Doğru transfer ve kadro yapılanması ile Sivasspor ilk 11 haftayı 21 puanla zirvede tamamladı. Geçtiğimiz günlerde Çalımbay Hoca'nın bir demeci vardı.
"İzin verseler Beşiktaş'ın Fatih Terim'i olabilirdim" şeklinde.
Ama "Sivasspor'un Rıza Çalımbay'ı" olmak da sizin hayata bakış açınız gibi farklı bir dünyanın başarısıdır değil mi?

ÖNE ÇIKANLAR

"Ben şampiyonluğa oynayacağım" diyen takımların yavaş yavaş kazanma istikrarını kazanmaya başladıkları ancak Milli Takım arası sebebiyle 2 hafta maç oynanmayacak ligimizde hakem Özgür Yankaya'nın inanılmaz kararları, Ankaragücü'nün devre arası transfer tahtasını açtıramazsa küme düşmesi en muhtemel aday olduğunu ispatlaması, Crivelli'nin "Scouting" transferi nasıl yapılır sorusunun cevabını her hafta attığı gollerle vermesi, 9 maçta çıkan toplam 8 kırmızı kart ile Göztepe'nin İlhan Palut'a şans vererek 42 yaşında bile olsa Süper Lige yeni bir teknik direktör kazandırması öne çıkan detaylardı.

BURSASPOR GİBİ OYNAMAK

İnanın Bursaspor, Boluspor'u 1-0 yense de aynı şeyleri burada görecektiniz. Yazacaklarımın skorla hiçbir alakası yok.
Şampiyonluk hedefinde olan Bursaspor, kendisinden kalite olarak çok düşük bir Boluspor'a karşı golü bulduktan sonra neden savunmaya çekilir, topun arkasında bekleyip bütün bir 45 dakika futbol oynamak istemez? Anlamak güç.
İşler yolunda giderken neden diziliş değişir? Kapacak daha önce hiç oynamadığı 5'li savunma blokunun sağına neden geçer? Yine anlamak güç.
Burası zor camia.
Şampiyon hocasını ağlatmış, Süper Lig'in ilk yarısında 27 puan toplayan hocasına ise "istifa" diye bağırmış bu taraftar.
Geçen hafta da söylemiştim büyük camiaların huyunu suyunu öğrenmenin yaşı yoktur 47 yaşından sonra bile bunu öğrenebilirsiniz diye.
Ama Yalçın Koşukavak, benim gibi kendisinin futbol bilgisine inanan futbol severleri her hafta hayal kırıklığına uğratmaya devam ediyor.
Ben değil Koşukavak'ın en beğendiği menajer Pep Guardiola diyor. Hücum anlayışınız savunma anlayışınızı belirler diye.
Bursaspor'da ikisi de yok. Ne iyi hücum ediyor ne iyi savunma yapıyor.
Oyuna giren oyuncunun eline taktik kağıdı vermek, her pozisyonda hararetli şekilde saha içerisindeki futbolculara bir şeyler anlatmaya çalışmak, sonrasında da bütün maçı bir penaltı kararı üzerinden açıklamak.
Ancak bu kadar her şeyi yapmaya uğraşırken hiçbir şey yapmayabilirsiniz.
Bursaspor'un "Bursaspor gibi" oynaması, sahada şampiyon olmak isteyen bir takım görüntüsü vermesi gerekiyor ki rakipler sizden çekinsin, maç öncesi psikolojik olarak 1-0 geride başlasın.
Çünkü bu lig adeta her hafta yeniden başlıyor..

VEDA

Yaklaşık 1.5 yıldır Bursa Hakimiyet gazetesi spor sayfalarında "Futbol Panorama" perdesi altında 22 kişinin bir topun peşinden koştuğu bu oyuna dair görüşlerimi ve yorumlarımı aktarmaya çalıştım.
Aralık ayının başında başlayacak ve 6 ay sürecek vatani görevimi yapmak için Sönmez Medya bünyesinden ayrılıyorum.
Kazanmayı veya kaybetmeyi değil oyunu sevin.
Sevgi ile kalın.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR