Galatasaray'dan Fenerbahçe'ye 1959 öncesi şampiyonluk cevabı...
Galatasaray Başkan Yardımcısı Yusuf Günay ve spor tarihçisi Melih Şabanoğlu, Fenerbahçe'nin 1959 yılı öncesi şampiyonluklarıyla ilgili başvurusu hakkında GSTV'de açıklamalarda bulunuyor.
SPOR , 01 Nisan 2021 Perşembe, 15:59
Galatasaray'dan Fenerbahçe'ye 1959 öncesi şampiyonluk cevabı...

Öte yandan Tahkim Kurulu eski başkanı Türker Arslan, şu anda devam eden canlı yayına bağlanarak Fenerbahçe Spor Kulübü İletişimden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Metin Sipahioğlu'nun iddialarına yanıt verdi.

GALATASARAY BAŞKAN YARDIMCISI YUSUF GÜNAY, SPOR TARİHÇİSİ MELİH ŞABANOĞLU VE TAHKİM KURULU ESKİ BAŞKANI TÜRKER ARSLAN'IN AÇIKLAMALARI ŞU ŞEKİLDE

"Üzücü nitelendirmelerle dolu bir program izledik. Türk sporunun bu noktalara gelmesi bizi üzmüştür. 2018 yılı hem Galatasaray hem de Fenerbahçe kulüplerinde yönetimlerin değiştiği bir yıl oldu. Türkiye'nin en büyük camialarını temsil eden bir yönetici çıkıp başka büyük bir camiaya bu şekilde sözler söyleyemez. Ben bugün Fenerbahçe'yi değil Fenerbahçe yönetimine cevaplar vereceğim. Ali Koç başkan adaylığı döneminde daha kaliteli bir futbol iklimini, daha barışçıl bir düzeni vadetti. Biz de bunu memnuniyetle karşıladık. Rakibin iyi ve yüksekleri hedeflemesi sizin de teyakkuzda olmanızı sağlar. Muhtemel ki sahadaki başarısızlıklar Türkiye'yi yeni bir gündemin içine itmiş oldu. Hem genel başarısızlık hem de iki takım arasındaki sonuçlar Fenerbahçe'yi bu duruma getirdi. Son 3 yılda Galatasaray rakibinden mağlubiyet almadı, kendi sahasında üst üste iki kez galip gelmiştir. VAR uygulamasından önceki son yılda da maçı kazanmıştık ama hakemin Feghouli'ye yapılan faulü gözü önündeyken görmemiş, futbolcu da eliyle topu önüne alıp golü atmıştı. Galatasaray rakibine üstünlük sağlamıştı. Bu başarısızlıkları örtmek ve gündemi değiştirmek adına yakın tarihte TFF'ye 1959 öncesiyle ilgili bir başvuru yapıldı."

YUSUF GÜNAY'IN AÇIKLAMALARI

"Biz bu başvuruyu önce ciddiye almadık. Haklı değil, meşru değil, hukuki değil. 1923-24 yılında oynanan oyunu, 1932 yılında düzenlenen turnuvayı bugünün kurallarıyla şampiyon olarak kabul edilmesini konu alan bir başvuru. TFF'nin Beşiktaş kararı var ona da geleceğiz ama Türkiye bugünkü anlamda kuralları olan bir lige 1959'da kavuuşuyor. Siz 90 yıl önce, kuralı olmayan, düzeni olmayan, sürekli olmayan turnuva sonuçlarını bugüne etki edecek tasarrufta bulunamazsınız. TFF Tahkim Kurulu daha önce bu konuda ret kararları vermiş. Aynı konu tekrar gündeme getirilmesi spordaki barış ve kardeşliği bozucu bir etki yaratır. Bunların önüne geçen bir konu ise Fenerbahçe yöneticisinin Galatasaray camiası için kullandığı sözler. Bu son derece yanlış, asla kabul edilmeyecek, sorumluluk sahibi bir kişinin ağzına yakışmayan, bir sivil toplum kuruluşunu terör örgütü mensubu gibi suçlamak üzüntü vericidir."

"Taraftar grupları arasında zaman zaman böyle tartışmalar olabilir ama yönetici nezdinde, ülke sizi izliyorken sorumsuzca Türkiye'nin önde gelen sivil toplum kuruluşlarından olan Galatasaray hakkında böyle konuşmak doğru değil. Biz münakaşaya girmek istemiyoruz ama mecbur bıraktılar. Kastettiği terör örgütüyle bağlantısı olanlar kimlermiş? Bizim hiçbir başkanımız bu terör örgütüyle bağlantılı değildir. Ali Koç'un başkan adaylığı döneminde yaptığı bir açıklamada 'O savcıları, polisleri ben mi kulübe üye yaptım? Ben mi onlarla halı saha maçı yaptım, tavla oynadım?' şeklindeki sözleri var."

"Günün sonunda Galatasaray'ın yaptığı şey şu: Hukuka aykırı bir başvuru olduğunu TFF'ye söylemesi. Bunun üzerine Fenerbahçe yöneticisinin çıkıp Galatasaray terör örgütü mensubudur demesi kabul edilemez. Sonuçların nereye varacağını hesap etmeniz lazım. 1-2 tane profesyonel sporcudan kaynaklanan bir durumun bu şekilde büyütülmesi kimseye fayda sağlamaz."

"Aziz Yıldırım'ın 2017 yılındaki açıklamaları var. "1959 yılında lig başlamış. Bunlar gittiler(Beşiktaş) 21959 öncesi iki şampiyonluğa başvurdular. Bizimkiler de diyor başvuralım ve yıldızları alalım diye. Burada zorbalık var. Beşiktaş zorla almıştır bu şampiyonlukları. Başarısızlıkları unutturmak için yaptılar. Haluk Ulusoy döneminde Tahkim Kurulu'na başvurup almışlar. Sonra gelip 'Duruşumuz var' diyorlar. Duruşunuz varsa gidip iade edip şampiyonlukları." Sanırım Aziz Yıldırım beyin açıklamaları gayet açıklayıcı."

"Anayasa'nın 59. maddesine bir fıkra eklendi. Spor federasyonlarının tahkim kararlarının yargıya kapalı olduğunu, dolayısıyla tahkimde karara bağlanan bir konu tekrardan açılamaz. 2002 yılında Beşiktaş'ın talebinin sonuçlanmasında ilgi çekici bir ifade var. 1956-57-58 yılındaki sonuçların lig statüsünde olmadığı yönünde bir ifade var. Aslında 1956 öncesinin yeni bir şampiyonlukla karara bağlanamayacağını da ifade etmiştir."

TAHKİM KURULU ESKİ BAŞKANI TÜRKER ARSLAN: FENERBAHÇELİ GENÇ YÖNETİCİNİN BEYANLARI ÇOK DÜŞÜK SEVİYEDE VE TERBİYESİZCEYDİ

"Ben 15 sene Tahkim Kurulu'nda görev yaptım. 11 sene başkandım. Benim başkanlığımda Haluk Ulusoy'un TFF başkanı olduğu dönemde bu başvuru yapıldı. Biz de karar verdik ve reddettik. Bunun belgesi TFF'nin arşivinde bulunur. TFF'nin bu belgeyi çıkarması lazım. Tahkim kararı varken yeni bir delil veya gelişme olmadan gündeme getirilemez. Fenerbahçe'nin genç yöneticinin beyanları çok düşük seviyede ve terbiyesizceydi. Ben 50 sendir sporun içindeyim. Bu arkadaşımız daha çok genç. Beni o dönemki Fenerbahçe yneticilerine sorarsa ne kadar tarafsız ve adil hareket ettiğimi bilir. Haluk Ulusoy ve Türker Arslan bu için manipule etti demek doğru değil. Kararın tarihini bilemem. 2000'li yılların başlarında ret kararı verdik. TFF sorumluluk duygusu içerisinde bu ret belgesini çıkarıp yayınlamalıdır. Ben 12 sene de CAS hakimi olarak görev yaptım. Türkiye'nin tek CAS hakemiydim 2 dönem boyunca. Metin Sipahioğlu beni biraz araştırsın, tanısın sonra hakkımda konuşsun. Karar TFF Tahkim Kurulu'nun arşiv dosyalarındadır. Biz bu kararı veririz ve dosya arşive kaldırılır. Bu konuda TFF Yönetim Kurulu kararı da olması lazım. Çünkü o karar sonrasında bize geldiler. TFF'nin gereğini yapması lazım."

SPOR TARİHÇİSİ MELİH ŞABANOĞLU'NUN AÇIKLAMALARI

"Bir tarihçi olarak önüme konu çıktığı zaman bilimsel yöntemle bakarım. Objektif bir biçimde ele alıp bir teze ulaşmaktır tarihçilik. Ben de Metin Sipahioğlu ile Twitter'da bu konuyu yazışmıştık. Benim asıl uzmanlık alanım İstanbul Futbol Ligi'nin başlangıcıdır. O konuşmamızdan sonra bu konuya çalışmaya başladım. 2014'ten beri çalışmalarım sürüyor. Bu konuda objektiflik önemli. Tarihçi hassasiyetiyle konuşacağım. Ben Galatasaray kültürüyle büyüdüm. 11-12 yaşında girdiğim bu kültürde objektif tarih çok öenmlidir. Fenerbahçe'nin de tarih çalışmalarında görev almıştım. O çalışmada Türkiye Futbol Tarihinde Fenerbahçe'nin ilk fotoğrafını bulduk. Nacizane Fenerbahçe tarihine katkım bu olmuştur. Fenerbahçe'nin bilinen ilk maçının küpürünü de kulüple ilgili çalışan bir arkadaşa iletmiştim. Fenerbahçelilere sevgi ve saygı sunuyorum."

"Öncelikle şu iki hususu net bir şekilde söylemek lazım. Kimse 1959 öncesini yok saymıyor. Tahkim Kurulu'nun 2002 yılında verdiği kararla 59 öncesine geçilmiştir. Tahkim'in kararı varken 59 öncesi sayılmıyor diyemeyiz. İkinci olarak da bu konuda bir kupa mühendisliğinin yapıldığını düşünüyorum. 1959 öncesi yok sayılıyor deniliyor ama Galatasaray'ın 1953 yılında Türkiye Futbol Birinciliği'nde kazandığı bir kupa var. Buna hemen itiraz geliyor profesyonel dönemde amatör olarak kazanıldı diye. 1951 yılında ilk profesyonellik çıktığı zaman bütün kulüpler bir anda profesyonel olmadı ki."

"1954 yılında UEFA kuruluyor ve 55 yılında Şampiyon Kulüpler Kupasını düzenlemeye başlıyor. Türkiye'ye 'Senin şampiyonun kim?' diyor. TFF bakıyor ki şampiyonu yok. 1955 yılında İstanbul şampiyonu olan Galatasaray'ı gönderiyor turnuvaya. Metin Oktay'lı kadro elenmesine rağmen Avrupa'Da ilk galibiyet alan Türk takımı oluyor. Sonrasında da İstanbul, İzmir, Ankara ve Adana'dan da iki takımın katılımıyla Federasyon Kupası düzenleniyor. Beşiktaş iki kez şampiyon olup Avrupa'ya gidiyor. 2002 yılında Beşiktaş'a verilen şampiyonluklar bu şekildedir. Yani kimse 59 öncesini yok saymıyor. 1951'de profesyonellik kabul edildiğinde herkes profesyonel olmuyor. Kural en az 6 profesyonel oyuncu olması. Galatasaray profesyonel sözleşme imzalatmadığı asıl kadrosuyla 52-53 turnuvasına katılıyor ve şampiyon oluyor. Turgay Şeren kupayı alıyor. Kupa mühendisliği yapılıyor burada. Lefter'in şampiyonluğu yok sayılmasın derken bu takımın şampiyonluğu yok sayılıyor. Profesyonel sözleşme imzalanmamış diye."

"1959 yılında başlayan Milli Lig'e 3-4 ilden takımlar katılıyor diyip, 1937'de başlaşan Milli Küme'yi karşılaştırırsanız iki farklı gezegeni karşılaştırmış olursunuz. İki farklı sistem var burada. Milli Küme 1937 yılında 'Acaba ulusal bir turnuva başlatabilir miyiz' düşüncesiyle başlıyor ama seçici bir düzen var. Önce İstanbul Ligi oynanıyor, ilk 4 takım katılabilir. Sonra Ankara ve İzmir'den ikişer takım gelebiliyor. 1959'Daki Milli Lig de 4 şehir takımı olmasına rağmen farklıdır. O dönem TFF'nin kararıyla mahalli yani şehir ligleri kapanıyor. Ondan sonra milli lig başlıyor. Artık şehir ligi yok. Takımlar bütünüyle ulusal turnuvaya katılım için çalılşıyor. Ulusal lig başladı, şehir turnuvalarına gerek yok, deniliyor. Milli Küme'deki milli kelimesini 'ulusal' olarak algılamamalıyız. Milli Küme deniliyor ama 1943'te Maarif Kupası, sonradan Milli Eğitim Kupası oluyor. İsim olarak milli lige benzetiliyor ama çok farklılar. 1959'da başlayan milli lig, ana turnuvadır, tek turnuvadır. 1960'ta da alt ligler başlıyor ve küme düşme oluyor. Milli ligde süreklilik var, küme düşme-çıkma var. Her sene oynanmış. Milli kümeye baktığınızda normalde 14 yıl oynanması lazım 11 yıl oynanmış. Milli lig başlayınca Ankara'nın ve İzmir'in bütün takımları katılıyor. İstanbul'Dan 8, Ankara ve İzmir'den 4'er takım katılıyor. Sonradan 20 takıma kadar çıkan bir lig. Milli kümede 8 takımlı ligde bahsediyoruz. Temsiliyet olarak fark var arada."

"1937'de Milli Küme başlayınca yine en önemli turnuva İstanbul Ligi. Fenerbahçe aynı gün hem İstanbul Ligi'nde hem de milli kümede maçı var. A takımla İstanbul Ligi'ndeki maça çıkıyorlar. Yedek takımı Ankara'daki maça gönderiyorlar. İstanbul Ligi, o dönemki Milli Küme'den çok daha zor bir lig. Ankara ve İzmir'den katılan takımlar, İstanbul'daki 11-12 takımdan çok daha güçsüz. Ulusal olan ligin önemsenmediğini görüyoruz. Baba Hakkılı, Şeref'li Beşiktaş İstanbul Ligi'nde 5 yıl art arda şampiyon olurken Milli Küme'yi önemsememiş. O dönem şampiyonluğu yok Milli kümede."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR