Georgieva neden yeni bir Bretton Woods istedi?
IMF Başkanı Kristalina Georgieva'nın geçen haftaki "Yeni bir Bretton Woods anındayız" çıkışı dikkat çekti. Bretton Woods, İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru ABD ve dolar merkezli yeni uluslararası sistemin ve IMF'nin doğduğu yerdi. İktisatçılar Ege Cansen, Doç. Dr. Baki Demirel ve Doç. Dr. Erol Bulut, IMF Başkanı'nın çıkışını ve Keynes vurgularını sozcu.com.tr'ye değerlendirdi.
EKONOMİ , 21 Ekim 2020 Çarşamba, 11:10
Georgieva neden yeni bir Bretton Woods istedi?

Küresel ekonomi pandemi nedeniyle özellikle 2020'nin ikinci çeyreğinde İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki en ağır ekonomik krizi yaşarken, küresel ekonominin patronları da çıkış yolları arıyor.

Pandemi öncesinde üretkenlik artışı ve büyüme hızında yavaşlama sorunuyla karşı karşıya olan, ticaret savaşının yaşandığı küresel ekonomi, pandemiyle ağır bir yara aldı.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, 15 Ekim'de Dünya Bankası ile ortak düzenledikleri yıllık toplantıda yaptığı konuşmada "Bugün yeni bir Bretton Woods anındayız" diyerek çıkış yoluna işaret etti.

ABD VE DOLAR MERKEZLİ SİSTEM

Bretton Woods, ABD'nin kuzey doğusunda New Hampshire eyaletindeki bir yerleşimin adı. Savaş sona ermeden bir yıl önce 1944 yılında Birleşmiş Milletler Para ve Finans Konferansı'nın ardından burada imzalanan Bretton Woods anlaşmasıyla yeni bir uluslararası para sistemi ile ABD ve dolar merkezli yeni bir finansal sistem ortaya çıkmıştı.

IMF ve Dünya Bankası da Bretton Woods sisteminin başat kurumları olarak bu anlaşmanın ardından kurulmuştu.

Georgieva da IMF'nin kuruluşuna atıfta bulunarak Bretton Woods'un anlamını "Kurucularımız iki büyük görevle karşı karşıyaydı: Savaş kaynaklı yıkımın üstesinden gelmek ve savaş sonrasında daha barışçıl, daha müreffeh bir dünyanın temelini atmak" ifadeleriyle anlattı.

"Yeni Bretton Woods" sözleri akla "Acaba IMF Başkanı dolar merkezli sistemin yerine yeni bir uluslararası para sistemi mi öneriyor" sorusunu getirse de konuşmada bu yönde bir ifade yer almadı.

KEYNES VURGUSU

Konuşmasında iki kez İngiliz iktisatçı John Maynard Keynes'e atıfta bulunması dikkat çeken Georgieva, Keynes'in Bretton Woods'ta uluslararası iş birliğinin dünya için önemini vurguladığını hatırlattı.

1 milyondan fazla insanın ölümüne neden olan pandeminin, bir ekonomik felaket anlamına da geldiğini, küresel ekonominin bu yıl yüzde 4,4 oranında küçüleceğini ve küresel gelirin tahminen 11 trilyon dolar azalacağını belirten IMF Başkanı, on yıllar sonra ilk kez dünya genelinde yoksulluğun artacağını dile getirdi.

Pandemiye karşı tüm dünyada hükümetlerin attığı mali politika adımlarının büyüklüğünün 12 trilyon doları, büyük merkez bankalarının bilançolarındaki genişlemenin 7,5 trilyon doları bulduğunu söyleyen Georgieva, özellikle gelişen ülke ekonomilerinin pandemiden zarar gördüğünü vurguladı.

Doğru ekonomi politikaları ve güçlü kurumların, büyüme, istihdam ve gelişmiş yaşam standartları için kritik olduğunu belirten IMF Başkanı, küresel ekonominin uzun ve zorlu bir yokuşta olduğunu, bu yokuşun belirsizlikler, iniş çıkışlar ve geri çekilişler içerdiğini belirtti.

IMF Başkanı ayrıca, düşük üretkenlik ve düşük büyüme, yüksek eşitsizlik ile iklim krizinin çözülmesi gerekliliğine işaret etti.

Sözcü Gazetesi'nin duayen ekonomi yazarı Ege Cansen, Yalova Üniversitesi'nden Doç Dr. Baki Demirel ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nden Doç. Dr. Erol Bulut, IMF Başkanı'nın "yeni Bretton Woods" çıkışını sozcu.com.tr'ye değerlendirdi.

"YENİ BİR KEYNES'E İHTİYAÇ VAR DİYOR"

Bretton Woods toplantısına damga vuran kişinin Keynes olduğunu hatırlatan Cansen, IMF Başkanı'nın konuşmasını "Yeni bir Keynes'e ihtiyaç var diyor" sözleriyle değerlendirdi.

İkinci Dünya Savaşı'ndaki büyük yıkımın perişanlık, üretimsizlik, gelirsizlik sorunu yarattığını, ABD'lilerin de bu soruna çare bulmak için Bretton Woods toplantısını düzenlediğini belirten Cansen, Keynes'in "Sorun dünya milli gelirinin azalmasıdır ve çözüm de tek tek ülkelerin milli gelirlerini artırmaya çalışması ya da başlarının çaresine bakması değil dünya milli gelirinin artmasıdır. Bunun için de dünya parasına ihtiyaç vardır" dediğine işaret etti.

Para, istihdam ve gelir üçlüsünün teorisyeni olarak Keynes'in dünya milli gelirinin artması için de ülkeler arası koordinasyon, uluslararası iş birliği modeli önerdiğini belirten Cansen, IMF Başkanı'nın da sorunların çözümünü ülkelerin içe kapanmasında değil iş birliğini artırmalarında gördüğünü belirtti.

DENGESİZ DIŞ TİCARET SORUNU

Dünya ekonomisinin gelişimi için çok paraya ihtiyaç olduğunu ve altın karşılığından kurtulmak gerektiğini savunan Keynes'in "bancor" adıyla altın karşılığı olmayan ve dolayısıyla arzında bir kısıtlama olmayan bir dünya parası tasarladığını belirten Cansen, IMF'nin daha sonra bir uluslararası para birimi olarak ortaya çıkardığı SDR'ın (özel çekme hakları) bu düşüncenin izini taşıdığını söyledi.

Keynes'in para arzı dışında küresel ticaret ve senkronize gelişime vurgu yaptığını belirten Cansen, "İthalat ve ihracat ancak döviz varsa, yani tüm dünyanın kabul edeceği para varsa oluyor. Ulusal para iç ticarette geçiyor. Bancor gibi bir dünya parası olsa, dış ticaret artar, dış ticaret artınca küresel milli gelir artar diyor Keynes" ifadelerini kullandı.

Keynes'in üzerinde durduğu ikinci önemli konunun "dengesiz dış ticaret" olduğuna dikkat çeken Cansen, "Keynes'e göre, birileri ticarette fazla verirken diğerleri açık verirse ticaret durur. Bu nedenle cari fazla veren ülkeler cezalandırılmalı, cari açık veren ülkelerden mal ve hizmet almaya zorlanmalıydı" dedi.

IMF Başkanı'nın korumacılık ve içe kapanma eğilimine karşı çıkıp dışa açılma önerdiğini belirten Cansen, cari açık veren ülkelerin fonlanması gerektiğini söylediğini belirtti.

"DIŞ ÖDEMELER DENGESİ SORUNU ÇÖZÜLMELİ"

Doç. Dr. Baki Demirel de, Georgieva'nın Keynes vurgusuna dikkat çekiyor. İkinci vurgunun da küresel ekonominin çok borçlu olması olduğunu belirtiyor.

Türkiye gibi kendi para birimiyle değil döviz cinsinden borçlanmak zorunda olan gelişen ve yoksul ülkelerin dış borçlarını çevirememe riskiyle karşı karşıya olduğunu, IMF Başkanı'nın da bu soruna dikkat çektiğini dile getirdi.

"Bretton Woods'a göre IMF'nin görevi kur riskini ortadan kaldırmaktı ama başat para dolar olarak belirlendi" diyen Demirel, bu sistemden birçok ülkenin mağdur olduğunu, devalüasyonun bile IMF onayına bağlandığını ve aksi takdirde IMF finansmanı sağlanamadığını hatırlattı.

Dünyada ödemeler dengesi sorununun çözülmesi, IMF ve Dünya Bankası gibi kurumların görevinin yeniden belirlenmesi gerektiğini belirten Demirel, IMF'nin bir yandan esnek emek piyasası derken bir yandan gelir eşitsizliğinden dert yanmasının çelişkili olduğunu, bir tür timsah göz yaşı döküldüğünü savundu.

Demirel, dünyanın IMF Başkanı'nın dediğini tersine içe kapanmaya doğru gittiğini vurguladı.

"DAHA ADİL BİR ULUSLARARASI PARA SİSTEMİNE İHTİYAÇ VAR"

Doç. Dr. Erol Bulut da IMF Başkanı'nın Keynes vurgusuna dikkat çekti ve dünyanın daha adil bir uluslararası para sistemine ihtiyacı olduğunu dile getirdi.

Cari açık veren ülkelerin borç sorunu olduğunu, anahtar para olan dolara sahip olan ABD'nin emisyon kazancı elde ettiğini belirten Bulut, bir dünya merkez bankası olursa ülkelerin buradan ucuz finansman sağlayabileceğini ve cari açık sorunlarını çözebileceğini söyledi.

IMF'de kararlar için yüzde 85'lik oy çokluğu gerektiğini ancak ABD'nin yüzde 16'lık ağırlığı olduğunu hatırtan Bulut, yoksul ve az gelişmiş ülkelerin söz hakkı olduğu yeni bir uluslararası sisteme ihtiyaç olduğunu vurguladı.

IMF'nin etkinliğinin 2008 sonrası azaldığını, pasif kalmasının sebebinin ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para saçtığı bir dönemde ülkelerin IMF ile anlaşma yapma derdine düşmemesi olduğunu belirten Bulut, pandemide bu durumun kısmen değiştiğini, IMF bünyesinde uluslararası sermaye hareketlerinin kontrolüne yönelik çalışmalar çıkmaya başladığını, mevcut sistemin reforme edilmesi tartışmalarının yapıldığını, her ülkeye aynı reçete yazılmasının sorgulandığını kaydetti.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR