Gülen bizi çok seviyor
Arınç, AK Parti-cemaat sorusuna cevap verdi: 'Orayı çok seviyorum ama buranın içindeyim'
GÜNDEM , 13 Ağustos 2013 Salı, 17:07
Gülen bizi çok seviyor

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, son dönemde bazı köşe yazarlarının karşılıklı eleştiriyle gündeme gelen AK Parti ile Gülen cemaati arasındaki gerilim ile ilgili açıklamalarda bulundu. Yapılanların yanlış olduğunu belirten Arınç, 'Orayı çok seviyorum ama buranın içindeyim' dedi.

'CEMAAT KÖTÜ BİR ŞEY DEĞİLDİR'

Arınç, katıldığı bir televizyon programında, Fettullah Gülen’in siyasi bir kişilik olmadığını öne sürerek, “Cemaat kötü bir şey değildir. Siyasi düşünceleri, yaşantıları farklı olabilir ama o hizmette bir hayır varsa, bir birlik, beraber oluşturulur. Özellikle yurtdışındaki okul hizmetleri… Özellikle medyada çok güçlüler. Ama bütün söyledikleri, yaptıkları milletimizin, Türkiye’nin, İslam aleminin ve bütün insanların hayrına olabilecek ne varsa onu yapmaya çalışıyorlar. Ben buna inanıyorum, başkası inanmıyor olabilir. Böylesine büyüyen ve gelişen bir camianın elbette ki bazı sorunları olacaktır” dedi.

-“GÜÇLÜ OLANA HERKES GELİR”-

“Ne kadar büyürseniz, ne kadar güçlenirseniz sizin içinizde yer almak isteyen ne kadar çok insan olursa, onların kendi kafalarındaki amaçlar doğrultusunda birtakım işler ortaya çıkabilir. Bu her zaman böyledir” diyen Arınç, Refah Partisi’nde, Fazilet Partisi’nde ve Milli Selamet Partisi’nde de siyaset yaptığını hatırlattı. Orada bir kitle partisi değil, fikir ve ideoloji partisi olduklarını dile getiren Arınç, şöyle konuştu:
“Bize gelmek isteyen bir insan ya da bizim kendisine teklifte bulunduğumuz bir insan, bize, ‘Siz çok iyisiniz ama ben namaz kılmıyorum ki’ derdi. Yani bizim hepimizi melek gibi görüyordu, bunların hepsi 5 vakit namaz kılar, başka bir şey düşünmezler, hepsinin eşlerinin başı örtülü, şudur budur. Böyle görünmek çok kötü bir şey değildir. Kendine hedefler koymuşsun. Bu hedeflere yönelik siz, siyaseti yönlendirmeye çalıştıkça, karşıdaki büyük kesim, ‘Bunların amaçları şudur’ diyerek, sizin yolunuzu doğru bile kabul etse bunu reel siyasetle bağdaştıramıyor, sizi başka yere koyuyor. Ama AK Parti bir kitle partisidir. Şu anda 21 milyon 500 bin oy alan bir partiyiz. 16 milletvekili çıkaran bir ilimizde, 355 tane aday adayı oluyor. Bir sıraya 30 aday yazacak halimiz yok, 16 tane yazacağız. Bunları milletvekilleri için söylüyorum. Niye? Güçlü parti, tekrar iktidar olacak, ben kendime burada yer bulayım. Güçlü olana herkes gelir. Bu camialar için de böyle, başka şeyler için de böyle. Bütün siyasi partiler tarikat gerçeğini bilirler. Baykal döneminin son zamanlarını hatırlayın, İstanbul’da çarşaflılara rozet taktılar. Tarikat şeyhinin oğluymuş, arkasında 7 bin oy varmış diye, merasimle rozet taktılar. Halbuki Cumhuriyeti kuran parti biziz, biz Mustafa Kemal’in partisiyiz diyenler, sonunda böyle bir noktaya geldiler. Çünkü Türkiye'de hangi tarikat varsa, o tarikata karşı bir sevgi vardır. İçlerinde yanlış yapanlar olabilir ama yüzyıllardan bu yana bir tarikat, bir cemaat gerçeği hep vardır.”

-“HOCA EFENDİ BİZİ ÇOK SEVİYOR, HÜKÜMETİMİZİ ÇOK BEĞENİYOR”-

Gülen’in, kendilerini, Hükümeti, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü çok sevdiğini ve beğendiğini söyleyen Arınç, şunları ifade etti:
“Bu hizmetlerin yüzyıllardır beklendiğini, yapılamadığını ama böylesine cesur, kararlı, ilkeli bir partinin bunları yaptığından dolayı sabahlara kadar dua ettiğini ifade ediyor. Türkiye’nin demokratikleşmesi, özgürleşmesi için camiaya nasihat ediyor. Bugün biz ne yapabiliyorsak, 12 Eylül 2010 referandumundan aldığımız güçle yapıyoruz. 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı bununla yargılıyoruz. Bugün, 28 Şubat kararlarıyla mesleğinden atılan öğretmenler, YAŞ kararlarıyla ordudan atılanların en yüksek rütbeyle döndüğü gündür. Eğitim sistemlerini bununla yapıyoruz. Sadece bu katkısından dolayı bu camiaya yüzyıllar boyu hakkımızı helal ederiz. Seçimlerde AK Parti’yi büyük ölçüde destekliyorlar, bu çok açık. Hükümetimizi bu kadar seven, bu olumlu işlere destek olan camiaya karşı bizim, bazılarının onlara söz söylemesi, ölçüyü kaçırması yanlış. Bunları önlememiz gerekiyor. Hoca Efendi, Amerika’da yaşıyor. Türkiye’de yaşayabilir ama tabi kendi tercihi. Burada olsa belki bazı olaylara müdahale etmesi, çözmesi mümkün olabilir. Buradan oraya nasıl haber gidiyor, orası bundan nasıl etkileniyor, ben bunu herkesin kendi vicdanına bırakıyorum. Bizim hiçbir medya aracılığıyla camia ile hükümet arasındaki ilişkileri bozabilecek söz yarışına girmeye ihtiyacımız yok, bu bizi yaralar. Çünkü o siyasi bir kurum değil. Bazı şeyleri bahane ederek hükümetin icraatlarını yüksek perdeden eleştirmek ve birilerini sevindirmek doğru değil. Bütün güçlüklere rağmen Başbakan bu ülkeyi çok güzel yönetiyor. Bakmayın burada böyle söylediklerine bunu muhalefet de kabul ediyor. İsim belirterek ya da ima ederek partinin önemli kişilerini yerden yere vurmak çok yakışık almıyor. Biz ilişkilerimizi en iyi şekilde götüreceğiz. Başbakanımız Hoca Efendi’ye karşı çok güzel hisler içinde ama hükümetin başında.”

'ERGENEKON'A SADECE BAŞBUĞ'DAN BAKILMAMALI'

Arınç, Ergenekon Davası’yla ilgili soruyu “Önemli olan bitmesiydi. Keşke daha önce bitseydi; çünkü adaletin süratle sonuçlanması lazım ve keşke pek çoğu tutuksuz yargılanabilseydi” diye yanıtladı. Meseleye sadece Başbuğ açısından bakmamak gerektiğini vurgulayan Arınç, şöyle konuştu:

“Başbakan mesai arkadaşı hakkında onu koruyacak sözler söylemişti. Bana ‘Siz de böyle söylediniz, Başbakan da ama yargı farklı bir karar verdi’ diyorlar. Bu sözün içinde cevap var ve o cevabın aslında hepimizi memnun etmesi lazım. Demek ki bağımsız mahkemeler; Başbakan’ın, Başbakan Yardımcısı’nın sözüyle hareket etmiyor, onların gösterdiği doğrultuda karar almıyor, hukuka ve vicdani kanaatlerine uygun kararlar alıyor. Oy birliğiyle verilmiş bir karardır. Ergenekon ismiyle bilinen terör örgütünün varlığını mahkeme kabul ediyor. İlker Başbuğ orgeneraldir, Genelkurmay Başkanı’dır ve terörle mücadele veriyordu. Nasıl oluyor da öyle bir suçla mahkum oluyor? Mahkemenin kabulüne bakmak lazım. Sadece mahkemeyi suçlarsanız, Kılıçdaroğlu gibi gayrı meşru ilan ederseniz ya da Bahçeli gibi mahkeme hakkında ağza alınmayacak sözler söylerseniz, kolaycılık yaparsınız ve meseleyi çarptırırsınız. Mahkemeyi yok sayamazsınız. Siz Ergenekon’un varlığını bildiğiniz halde inkar eder durumdaydınız, onlarla dayanışma içindeydiniz. Bu iktidarın yıkılmasını, bir ihtimal yerine sizin gelebileceğinizi düşünerek böyle bir kararla, artık bunun da tarihe karıştığını görerek tepki gösteriyorsunuz. Bu karar, hukuki bir karardır. Mahkeme tarafından verilmiştir. Yargı tamamen bağımsızdır, hiç kimse mahkemeye kararlarından dolayı hesap soramıyor. Yargıtay da bu mahkeme kararını onaylarsa, kimi kime şikayet edeceksiniz? Ondan sonra da bireysel başvuru, AİHM… 10 tane yol var. Niye önce bu 10 tane yolu tüketmektense şimdiden bağırıp çağırıp mahkemeyi yok sayacak, Türkiye’de böyle bir örgütün savunmasını yapacak noktaya geliyorsunuz?”

-“HER TÜRKÜYÜ BEĞENECEK HALİMİZ YOK”-

Arınç, Vardar Ovası türküsüne yönelik, “Onda rakı falan geçiyor. Başka bir şey söyleyin” sözlerinin “yüzde 100 espri” olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Esprinin bu kadarını bile anlamayan, hoş görmeyen bir zihniyet var karşımızda. Olsun, bu onların seviyesini gösterir ama diyelim ki, bu bir espri değildi de ciddi olarak söyledim. Yine bunun kimsenin kızmaması lazım. Her şarkıyı, her türküyü de beğenecek halimiz yok. Ben rakı sevmiyorum. İçenlere şüphesiz bir şey diyecek halimiz yok. İster ciddi kabul edin, bunu benim için bir hak olarak görmelisiniz, ister espri olarak alın, bunun üzerinde hiç durmamak gerekir. Yalova’da meşhur biri var, hemen Atatürk’le bağlantı yapmış. Atatürk deyince rakı geliyor adamın aklına… Ne Atatürk’ün devrimleri, ne Atatürk’ün bu ülkeye yaptıkları, ne komutanlığı… Ağzımızdan rakı çıktıysa, hemen bu Atatürk rakıyı sevdiği için sevmeyenlerden falan…”

-“ÇÖZÜM SÜRECİ İLERLİYOR”-

“Çözüm süreciyle” ilgili de konuşan Arınç, “Çözüm süreci, hızlı ya da yavaş gitmesinin ötesinde, süreç ilerliyor. Bence önemli olan da bu. Süreç, geçen yıl Aralık ayından sonra başlayan, ivme kazanan süreç devam ediyor. Kolay bir iş değil. Çok zor bir işe girdiğimizi söylüyorum. Hükümet olarak terörü sonlandırmak adına üstümüze düşeni yapacağımızı ifade ettik. Örgütle ilgili zorluklar var. Şu anda bile bireysel olarak suç işlemeler devam ediyor. Ama gözyaşı geçmişe göre yok denecek kadar, şehitlerimiz yok denecek kadar ve örgütte de bütün baskılara, içten direnmelere rağmen Öcalan’ın talimatlarına uyacaklarına dair bir kararlılık görüyoruz. ‘Artık silahlar sussun, fikirler konuşsun’ sözünün daha da büyüdüğünü görebiliyoruz” dedi.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR