Güllerin Savaşı'nın Cihan'ı: "Başkasının hobisi benim hayalimdi"
Güllerin Savaşı dizisinde canlandırdığı Cihan karakteri ile bir anda ülke çapında şöhreti yakalayan Sercan Badur, oyunculuk serüveni, gelecekteki projeleri ve hakkında bilinmeyenleri gazetemize anlattı.
MAGAZİN , 12 Haziran 2015 Cuma, 14:12
Güllerin Savaşı'nın Cihan'ı: "Başkasının hobisi benim hayalimdi"
Uludağ Üniversitesi'nin geleneksel Bahar Şenlikleri'nde öğrencilerle buluşan Sercan Badur, etkinlik sonrasında gazetemiz Bursa Hakimiyete hem oyunculuk hayatını hem de kendi dünyasını anlattı.

Güllerin Savaşı dizisinde canlandırdığı Cihan karakteri ile şöhreti yakalayan Badur, dizide oynadığı Cihan karakterinin Hipoksik Şok hastalığı ile ilgili Londra'da hastalığa dair bilgiler toplayacak kadar profesyonelleşmiş bir oyunculuğa doğru emin adımlarla ilerliyor.

"Engelli bir karakteri canlandırdığım için duyarlılığım daha fazla arttı. Neden bu farkındalık bende daha önce yoktu" diyerek kendini sorguladığını dile getiren Badur, bu sorgulamanın sonrasında sosyal sorumluluk projelerine daha fazla yer verdiğini ifade ediyor. Oyunculuktaki hedeflerinin yüksek olduğunu ve her geçen gün kendine yeni özellikler kattığını söyleyen Sercan Badur, oyunculuğa dair düşüncelerini ise şöyle açıklıyor; "Başkalarının hobisi benim hayalimdi ve ben bu hayalimi gerçekleştirdim".  
 
\"\"

Güllerin Savaşı önümüzde dönemde de devam edecek değil mi?
 
Evet şu anda bizim bildiğimiz dizinin devam edeceği yönünde ama nihai karar yapımcı ve kanalda. Hikaye de nasıl devam eder buna da yapımcı ve senarist karar verir.
 
Hastaymışım gibi terapi gördüm

Dizide Hipoksik şok yaşamış psikolojik rahatsızlığı olan kişiyi canlandırıyorsunuz. Rolünüze nasıl hazırlandınız?

 
Oynadığım karakter hipoksik şok yaşamış, engelli bir karakter. Londra'ya gidip iki hafta kadar kaldım. Hastalığa dair bilgiler topladık. İnsanların vücudunda nasıl bir özellik gösteriyor, beynin neresi zedeleniyor bunları öğrendim. Bu hastalık psikotik ve nevrotik diye ikiye ayrılıyor. Benim oynadığım nevrotik bir hastalık. Londra'dan sonra da Selim Başarır ile birlikte sanki hipoksiya hastasıymışım gibi terapi gördüm. Olmuşken dört dörtlük olsun istedim ve karşılıklı oynayacağım ablam rolünü canlandıran Canan Ergüder ile beraber proje öncesi çalıştık. Kamera karşısına sağlam bilgilerle geçtim. Sonraki tedirginliklerim hastalıkla değil kendi oyunculuğumla alakalıydı. Sonuçta canlandırdığım karakter için; beni izleyen hiçbir hipoksiya hastasının ''Aaa ben böyle değilim ki'' demesini istemezdim.
 
Beni gerçek hasta ile tanıştırmak istediler…
 
Beni gerçek hipoksik şok yaşamış hasta ile tanıştırmak istediler. Tanışmak istemedim. Çünkü onu taklit etmekten korktum. Taklit etmeden hastalığın bilincinde ilerleyip bir Cihan yaratmak istedim. Ve istediğime ulaştım sanırım ki, hipoksik şok yaşamış hasta yakınlarından çok güzel mesajlar alıyorum ve beni olumlu yönde eleştiriyorlar. 
 
Her hafta senaryoyu elinize aldığınızda oyuncu koçu ile mi çalışıyorsunuz rolünüze?
 
Artık Cihan karakteri ve davranışları oturdu aslında dolayısı ile her hafta böyle bir çalışma yapmıyoruz. Cihan karakterinin stabil olan tarafları da var. Hipoksiya hastalığının bazı inişli çıkışlı noktaları var. Hastalık üzerine altından kalkamayacağım bir durum olduğunu düşündüğüm zamanlarda doktoruma danışıyorum.
 
Oynadığınız karakter psikolojinizi etkiliyor mu?
 
Yok hiçbir şekilde etkilenmiyorum. Sadece en gerçekçi şekilde oynamaya çalışıyorum rolümü ve nihayetinde orada bir oyun oynuyoruz. Cihan karakterini, ciddiye alıp günlük yaşantıma sokarsam ruh sağlığımı bozarım. Günlük etkilenmelerim de  Cihan'dan dolayı değil o an çektiğimiz sahnenin enerjisinden etkilenme durumu sadece.
 
 
 \"\"

Ağlatmak dışında güldürebiliyormuşum

Sizi gözlemledeğim kadarıyla daha çok sitcom'a yatkın olduğunuzu gördüm. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

 
Çok teşekkürler. Ben insanlarla konuşmayı seven biriyim. Ağlatmak dışında da güldürebiliyormuşum ne mutlu bana. Kariyerimin bir döneminde Perran Kutman ile sitcom bir dizide oynadım. Şuanda kariyerim stand up ve talk show üzerine kurulu değil. Ama yarın ne olacağı belli olmaz.
 
Yapımcılar anladığımız kadarıyla riski sevmiyorlar. Komedi oynuyorsa bir insan üzerine komedi olarak teklif hep gelir. Siz şu anda duygusal ve hasta bir karakter canlandırıyorsunuz. Bundan sonra gelecek teklifler bu yönde mi olur sizde?
 
Bilemiyorum, eskiden belki böyle bir durum vardı belki ama günümüzde aşıldığını düşünüyorum. Örnek veriyorum; bu çocuk iyi engelliyi oynuyor denilmekten ziyade, bu çocuk iyi oynuyor deniliyor artık. Ama bu aralar öyle bir teklif gelmedi.
 
Yeni projeler var mı?
 
Yazın bir tane sinema filmi çekimlerine başlayacağız. İsmini veremiyorum maalesef ama heyecanlı bir şeyler geliyor.
 
Engelli diyoruz ama engel nerede bu size ait bir söz değil mi? Biraz açar mıyız?

Bir çok insan görmezlikten, duymazlıktan geliyor. Bence kör olan, sağır olan kim, bunu sorgulamak gerekiyor, farkındalığımız olmadığı sürece bizim konulara ve durumlara karşı engellerimiz var bence.
 
 
Aynı yumurta ikizinizin var değil mi?

İkizim ile aynı projede yer almak gibi bir düşüncemiz yok ''ikizim olması'' konusunun oyunculuğumun önüne geçmesini istemiyorum dediğinizi işittik..
 

Oyunuculuğumun önüne geçmesin dediğim şey şu, bir ikiz olarak beraber bir iş yapıp, bu durumla anılmak istemiyorum, bu yanlış anlaşılmasın ama. Kardeşimle görüldükten sonra benim ikiz olduğum konuşulacak çok. Ben oyunculuğum ile konuşulmak istiyorum. Oyunculukta iyi bir noktaya gelene kadar kardeşim ile kamera karşısına geçmemeye çaba göstereceğim.
 
Sercan Badur'un beğendiği oyuncular var mı?
 
Tabiî ki de var. Okan Yalabık, Engin Hepileri, Demet Evgar en beğendiğim oyuncular arasında. Ama en çok Haluk Bilginer ile oynamak isterim.
 
Ananeler beni çok seviyor

Özellikle 'Güllerin Savaşı' adlı dizide insanlar yüzünüze daha bir aşina oldu. Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

 
Beni özellikle ananeler çok seviyor. İnsanlar orada Gülru'yu nasıl sevdiğimi ve üzüldüğümü görünce genelde dışarıda 'Bırak o Gülru'yu gel benim kızımı al' gibi tepkilerle çok karşılaşıyorum.
 
 Hedeflerim yüksek

Sercan Badur'un hedefleri nelerdir?

Hedeflerim yüksek. Genel olarak herkesin yüksek olması gerekiyor bence. Çıtaları yüksek tutmak gerek ama azla yetinebilmeyi göz ardı etmemeli. Hırslarına yenik düşmemeli insanlar. Hedeflerim yüksek diye hırsım beni kör etmiyor. Ama gözlerim açık bir şekilde ileriyi görüyorum. Her geçen gün kendime bir şeyler katıyorum.
 
Hayalimi gerçekleştirdim

Alaylı oyuncular ile eğitim almış oyuncular arasında ne gibi fark var sizce?

Akademik tiyatro eğitimi almış insan, çok daha iyi oynar diye bir şey yok.  Tiyatroda eğitim şart olabilir ama herhangi bir konservatuar eğitimi olmaksızın muazzam yeteneğe sahip birçok oyuncu var. Oyunculuk yapan insanların alaylı, konservatuarlı, manken vs diye sınıflandırılmasının da çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Benim kendi tercihim ''Oyunculuk yapmak istiyorum ve bu mesleği de yapacaksam konservatuar eğitimi almalıyım'' şeklinde oldu. Dediğim şey şu aslında başkasının hobisi olan benim hayalimdi ve hayalimi gerçekleştirdim.
 
Sizin tiyatro ile aranız nasıl?
Mümkün olduğunca sezon içindeki tüm oyunlara gitmeye özen gösteriyorum. Tiyatro yapmak da istiyorum.  Tiyatroda arınıyor insan bence. Tiyatronun tekrarı yok dolayısı ile işi özelleştiren de bu. Bu yüzden sitcom'u çok seviyorum sanırım, sahneyi kesmeden oynuyorsun çünkü. Tiyatro aslında kendini sürekli yeniliyor. Yeni akımları kabul ediyor ülkemiz.
 
Kapım herkese açık

Sizi sık sık sosyal sorumluluk projelerinde görüyoruz…

 
Görmezden geldiğimiz çok şey var. Engelli bir karakteri canlandırdığım için duyarlılığım daha fazla arttı. "Neden bu farkındalık bende daha önce yoktu" diye kendimi sorguladım. Hayatımda sosyal sorumluluk projelerine daha fazla yer veriyorum. Bu projelerde yer almamın tek sebebi tabiî ki de Cihan karakteri değil. Kapımı kim çalarsa bu konu ile alakalı hepsine kapım açık. Onların bir nebze sesini duyurabiliyorsam yardımcı olabiliyorsam ne mutlu bana.
 
Son olarak Bursa ile ilgili duygu ve düşünceleriniz alabilir miyiz?
Çok fazla Bursalı arkadaşım var. İnsanları inanılmaz sıcak kanlı ve enejik. Doğası ve yeşilinin çok keyifli olduğunu düşünüyorum, Uludağ'a kışın çok sık geliyorum zaten. Çok sık gelinip nefes alınacak bir şehir Bursa...

Röportaj: Özge Tezcan
Fotoğraf: Özge Tezcan, Ozan Akgün
 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR