Hiç yaşanmamış sıkıntılara hazırlıklı olun
Yargıtay'da cemaatin imamı iddiasına soruşturma... 'Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Şahin'in 'Yargıtay imamı' iddialarının ardından YARSAV'ın suç duyurusu üzerine soruşturma başlattı. İlk değerlendirme ise Fethullah Gülen'e yakın isimlerden Hüseyin Gülerce'den geldi.
GÜNDEM , 03 Ocak 2014 Cuma, 11:34
Hiç yaşanmamış sıkıntılara hazırlıklı olun

 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Adalet Bakanı, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in "Yargıtay'ın imamı Pensilvanya'ya dosya gönderdi" açıklamasının ardından YARSAV'ın suç duyurusu üzerine soruşturma başlattı. Yargıtay'daki iddialarla ilgili soruşturma 2014/7 hazırlık numarası üzerinden yürütülecek.
 
MEHMET ALİ ŞAHİN NE DEMİŞTİ?
 
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, 'Yargıtay imamı' iddiasını şu sözlerle dile getirmişti:
 
Burada ilk kez açıklıyorum. Bu haberi aldığımda uzun süre düşündüm ve inanmak istemedim. Araştırdım ve doğru olduğuna karar verdim.
 Önemli bir holding başında bulunan kişi hakkında bir ceza davası var ve mahkûm olmuş. Dosya Yargıtay’a gelmiş. Yargıtay’da Cemaatin imamı diye nitelendirilen kişi, bu önemli kişinin dosyası ile ilgili nasıl karar verilmesi noktasında dosyanın kısa bir özeti ile Pensilvanya’ya sormuştur. Bir savcı hakim böyle bir şey yapabilir mi diye düşündüm ama hafızam kabul etmedi. Ama araştırdığımda maalesef bunun doğru olduğunu öğrendim. Kamuda görev almış bir takım işgüzarlar var. Hoca efendi de adalet neyi gerektiriyorsa öyle karar verin demiş, Allah razı olsun. Oraya sempati duyan oraya mensubiyet içersinde bulunan bir takım kamu görevlileri belki yaranmak için bu tür yanlışlıklar yapabiliyor. Yargıda böyle bir düşünce ile hareket edilirse yargıda adalet tecilli eder mi. Maalesef Yargıda ve emniyette böyle bir yapı oluştu”
 
ZAMAN YAZARI GÜLERCE: YAŞANMAMIŞ SIKINTILARA HAZIR OLUN
 
Fethullah Gülen'e yakın isimlerden Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce ise twitter'dan ise ilginç mesajlar paylaştı. Gülerce,
“Ancak herkes, Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar, bu topraklarda Cumhuriyet tarihinde hiç yaşanmamış sıkıntılara ve savrulmalara hazır olsun. Sadece sabredenlerin, sağduyu ile hareket edenlerin, üslup güzelliğini koruyanların ve duruşunu bozmayanların kazanacağı fırtınaya giriyoruz. Bu fırtınada dostlar kaybedilecek, çürükler ayıklanacak, vefasızlar ortalığa saçılacak. Herkes yerini bulacak. Sonunda Türkiye kazanacak. Fırtınanın habercisi ben değilim, Sayın Mehmet Ali Şahin ve Sayın Burhan Kuzu. Operasyon yapılacağını 6 ay önceden bilen yazarlara dikkat.”  dedi.
 
'DEVLET İÇİNDE BAŞKA YERDEN TALİMAT ALAN VARSA...'
 
Gülerce, bugünkü yazısında da konuya değindi  'Daha önce defalarca belirtildi. Devlet içinde seçilmiş iradeye kafa tutan, başka yerden talimat alan varsa belgeleri ortaya konularak hukuk dairesinede mutlaka işlem yapılmalıdır' diyen Gülerce, uyarılarını sıraladı. Gülerce, "Bu yapılırken işi cadı avına dönüştürerek koskoca bir camiayı hedef göstermek siyaseten intihar, hukuken katliam olur" dedi.
 
İşte Gülerce'nin 'Sonunda ne olur' başlıklı yazısı:

 
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin ve Başbakan’ın Siyasi Başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ın beyanlarından hareket eden YARSAV’ın (Yargıçlar ve Savcılar Birliği) başvurusu üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, “yargıda cemaat örgütlenmesi” üzerine soruşturma başlattı.
 
Başbakan Erdoğan’ın, haftalardır tekrarladığı ve son olarak şöyle ifade ettiği bir iddia var: “Yargı ve emniyet başta olmak üzere, devlet kurumları içine yerleşmiş bir örgüt, dışarıdan aldığı talimatlarla, Türkiye’nin istikrarına, güven ortamına, Türkiye’nin büyüyen ekonomisine ve kardeşliğine suikast girişiminde bulunmuştur.” Bu iddia nihayet YARSAV -ki 28 Şubat sürecindeki rolünü unutmadık- marifetiyle fiiliyata döküldü.
 
Bunun zemini, bir psikolojik harp ustalığı ile günlerdir ilmik ilmik dokundu. Önce belli gazetelerdeki yayınlar, belli köşe yazarları tarafından devlet katından servis edilen bilgiler ile kamuoyu hazırlandı. Sonra buna yüksek perdeden Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’ye hakaretler eşliğinde Mehmet Ali Şahin’in sözleri, son olarak da şahsen dost bildiğim Burhan Kuzu’nun açıklamaları eklendi. Hele kin ve nefret birikimini hiç tahmin edemediğimiz bir yazarın, “ben bunu 6 aydan beri biliyordum” böbürlenmesi ile yaptığı tezvirat eklenince, anlıyorum ki dönülmez akşamın ufkuna çoktan gelmişiz. Birkaç hafta önceki yazımda “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” dediğimde bazı dostlar alınganlık göstermiş, bazıları da bunu tehdit diye algılamıştı. Hayatımda kimseyi tehdit etmedim. Hatta çatışmaktansa, kavga yerini terk etmeyi, ‘hadi bana eyvallah’ demeyi yıllardır uyguluyorum. Dediğim tam da buydu; ortada öyle öfkeli bir kalkış var ki, gördüm ki kadere karşı durulamıyor… Haftalardır çırpındım ve iki gün önceki yazımda ‘artık takatim kalmadı’ dedim. Çünkü iktidar cephesindeki kararlılığı gördüm.
 
Allah’tan gelene ferman diye bakar, boynumuzu bükeriz. Ancak ülkemiz zarar görecek, insanımız zarar görecek, Müslümanlığımız yaralanacak, itibar kayıpları yaşanacak. Bir de mütedeyyin kitle arasında bugüne kadar, Selçuklu’dan beri, Osmanlı’dan beri hiç yaşanmamış ayrılık yaraları açılacak. Şimdi imtihanın büyüğü başlıyor. Mümin duruşlarımızı, dualarımızı terk etmeden sadece hukukun üstünlüğünü talep etmeliyiz. Daha önce defalarca belirtildi. Devlet içinde seçilmiş iradeye, halkın yetki verdiği sivil otoriteye kafa tutan, başka yerden talimat alan varsa belgeleri ortaya konularak hukuk dairesinde mutlaka işlem yapılmalıdır. Adaletin önü açılmalı ve onlardan hesap sorulmalıdır. Ama bu yapılırken işi cadı avına dönüştürerek, koskoca bir camiayı, ömürlerini hayır ve iyilik yolunda tüketen milyonlarca insanı zan altında bırakmak, hedef göstermek siyaseten bir intihar, hukuken bir katliam olur.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR