İşte pandeminin seyrini değiştiren 60 yıllık bir küçük hata!
Geçtiğimiz günlerde Dünya Sağlık Örgütü ve ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, Covid-19'un bulaşma yollarıyla ilgili rehberlerinde küçük ama çok etkili bir değişiklik yaptı. O değişikliğin arka planında bir grup bilim insanının aylar boyunca samanlıkta iğne arar gibi çalışması yatıyordu. Dedektif romanlarını aratmayan bu hikayeyi okumaya hazır mısınız?
DÜNYA , 24 Mayıs 2021 Pazartesi, 13:21
İşte pandeminin seyrini değiştiren 60 yıllık bir küçük hata!

Linsey Marr, 3 Nisan 2020 günü güneş doğarken yatağından kalktı, bilgisayarının başına geçti, kulaklıklarını taktı ve Zoom'a bağlandı.

Birkaç dakika içinde ekranında birçok tanıdık yüz belirmeye başladı. Toplantı kalabalığının arasında tanımadığı insanlar da vardı. Bunlardan biri de Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) Covid-19 konusundaki teknik yöneticisi Maria Van Kerkhove'du. Kerkhove'a DSÖ'nün başka uzman danışmanları da eşlik ediyordu.

Virginia Tech Üniversitesi'nde aerosoller üzerine uzmanlaşmış bir bilim insanı olan Marr, aynı zamanda bulaşıcı hastalıklar konusunda da çalışmakta olduğu için meslektaşlarından ayrılıyordu. Marr'a göre, o sıralar hayatımıza daha yeni girmiş olan koronavirüs, havada asılı kalabiliyor ve bu havayı yeterince soluyan herkese bulaşabiliyordu. Özellikle kapalı yerlerdeki insanlar için risk çok büyüktü.

Ama DSÖ bunu anlamışa benzemiyordu. Bu toplantıdan sadece birkaç gün önce kurumun resmi Twitter hesabından, "GERÇEK: #COVID19 havadan BULAŞMAZ" diye paylaşım bile yapılmıştı. Bu nedenle Marr ve 35 başka aerosol uzmanı sabahın o saatinde DSÖ'ye büyük bir hata yaptıklarını anlatmaya çalışıyordu.

SOSYAL MESAFEYE RAĞMEN VİRÜS BULAŞIYORDU

Zoom görüşmesinde yetkililere konuyu anlattılar. Restoranlar, çağrı merkezleri, cruise gemileri ve bir koro provası gibi çok hızlı bulaş yaşanan örneklerden bahsettiler. Bu örneklerde insanlar odanın iki ayrı ucunda durmalarına rağmen enfekte olmuşlardı. Örnekler DSÖ'nün "3-6 feet (90-180 santimetre) mesafede durun ve sık sık ellerinizi yıkayın" uyarısıyla çelişiyordu. Eğer SARS-CoV-2 virüsü, DSÖ'nün dediği gibi, hemen yere düşen büyük damlacıklar yoluyla yayılıyorsa, o zaman mesafenin ve el yıkamanın böyle patlak veren olayları önlemesi gerekmez miydi?

"Asıl suçlu enfeksiyon taşıyan hava" görüşünü şiddetle savundular ancak DSÖ uzmanlarının fikri değişmiş gibi görünmüyordu. Marr ve diğer uzmanların söylediklerinin doğru olduğuna ve havada virüs yoğunluğu olduğuna dair kanıtların toplanması aylar aldı. Bu esnada binlerce kişi hastalandı, bir kısmı yaşamını yitirdi.

Zoom toplantısı sırasında tansiyon epey yükseldi. Bir noktada, toplantıyı organize eden kişi ve saygın bir atmosfer fizikçisi olan Lidia Morawska, enfeksiyonlu partiküllerin ne kadar uzağa gidebileceğini anlatırken, DSÖ uzmanlarından biri sözünü kesip yanlış olduğunu söyledi. Toplantıyı WIRED'a anlatan Marr, DSÖ yetkilisinin kabalığının kendisini şoke ettiğini belirterek, "Lidia'yla fizik konusunda tartışamazsınız" diye konuştu.

5 MİKRON AYRIMI VE AEROSOLLER

Aslına bakılırsa Morawska, 20 yıldan fazladır DSÖ'ye hava kirliliğinin insan sağlığına etkileri konusunda danışmanlık veriyordu. Bacalardan ya da egzozlardan çıkan partiküllerin havada nasıl asılı kaldığı, nasıl yer değiştirdiği ve nasıl solunduğu konularında söylediklerini gözü kapalı kabul eden DSÖ danışmanları, aynı fizik kurallarının virüs bulaşmış solunum partikülleri için geçerli olmadığını söylüyor gibiydi. DSÖ yetkililerine göre "airborne" yani havayla taşınan ifadesi sadece 5 mikrondan daha küçük partiküller için geçerliydi. Taraflar aynı dili konuşmuyor gibiydi. (Mikron 1 metrenin milyonda 1'ine eşit bir ölçü birimi.)

Toplantı bittiğinde Marr oldukça öfkeliydi. Hissettiklerini "Sanki kararlarını vermişlerdi de sadece bizi eğlendiriyor gibiydiler" diye özetleyen Marr, tıp dünyasının üst düzey isimleri tarafından göz ardı edilmeye pek yabancı değildi. Başka bir disiplinin üyesi olduğundan, söyledikleri çoğunlukla şüpheyle karşılanıyor ya da doğrudan reddediliyordu. Ancak bu sefer tehlikede olan şey sadece egosu değildi. Küresel pandeminin ilk günleri bir söz savaşına girmek için çok yanlış bir zamandı. Yaşanan atışmanın daha büyük bir sorunun göstergesi olduğunu hissediyordu: Kamu sağlığına yön veren kuruluşlar zamanı geçmiş bilimsel prensiplerle hareket ediyordu. Onlara ulaşmak zorundaydı ama öncesinde neden iletişim kuramadıklarını çözmek zorundaydı.

GRİP OKULLARDA NASIL BULAŞIR?

Marr kariyerinin ilk yıllarını hava kirliliği üzerine çalışarak geçirdi. Ancak 2000'lerin sonlarında en büyük çocuğu kreşe başladığında öncelikleri değişmeye başladı. O kış, alınan her türlü dezenfeksiyon önlemine rağmen, burun akıntılarının, akciğerlere inen soğuk algınlıklarının ve gribin sınıflarda nasıl dalga dalga yayıldığını fark etti. "Bu yaygın enfeksiyonlar havadan bulaşıyor olabilir mi?" diye düşündü ve merakını gidermek için birkaç temel tıp kitabı alarak okumaya başladı.

Tıp literatürüne göre, neredeyse tüm solunum yolu enfeksiyonları öksürme ya da hapşırma yoluyla bulaşıyor: Hasta bir kişi her aksırdığında bakteriler ve virüsler bir silahın namlusundan fırlayan kurşunlar gibi etrafa saçılıyor ve 90 ila 180 santimetre yarıçapındaki bir alanda her türlü yüzeye yapışıp kalıyor. Bu damlacıklar buruna ya da ağza isabet ettiğinde veya ele yapıştıktan sonra o el yüze değdiğinde, bir enfeksiyona yol açabiliyor. Bu damlacık kuralına uymayan sadece birkaç hastalık var. Aralarında kızamık ve tüberkülozu sayabileceğimiz bu hastalıkların havadan bulaştığı kabul ediliyor. Hastalık yapıcı organizmalar havada saatlerce asılı kalabilen ve uzun mesafelere yol alabilen aerosol isimli mikroskobik partiküllerle taşınıyor ve bulaşıcı özellik taşıyan insanların soluk alıp vermesi bile bu hastalıkların bulaşması için yetiyor.

Damlacıkla havadan bulaşma arasındaki ayrım çok ciddi sonuçlara yol açıyor. Damlacıklarla mücadele için en önemli silah ellerin su ve sabunla sık sık yıkanması. Aerosoller söz konusu olduğunda ise soluduğumuz hava düşmanımız haline geliyor. Bu nedenle hastanelerde özel izolasyon koğuşları oluşturma ve tüm sağlık çalışanları için N95 maske kullanma zorunluluğu doğuyor.

NEREDEN ÇIKTI BU 5 MİKRON?

Marr'ın incelediği kitaplarda damlacıkla aerosolün sınırını çizen şey 5 mikron büyüklüğüydü. 5 mikrondan küçük parçacıklar aerosol, büyükler damlacık sayılıyordu. Marr'ın incelediği kitaplarda hep bu sınır çizilmişti. DSÖ ve ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) de damlacık-aerosol ayrımını 5 mikrona göre yapıyordu.

Ancak minik bir sorun vardı. Marr'ın deyişiyle, "Hesaplar yapılırken fizik kuralları doğru uygulanmıyordu". Zira partiküllerin havadaki hareketlerini sadece büyüklükleri belirlemiyordu. Sıcaklık, nem, esinti gibi faktörlerle 5 mikrondan daha büyük parçacıklar aerosol gibi hareket edebiliyordu. "Yanlış sayı tekrar tekrar karşıma çıktı. Bunu çok rahatsız edici buldum" diyen Marr, bu yanlış nedeniyle tıp dünyasının insanların nasıl hastalandığına dair resmi doğru göremediğini söyledi.

Bulaşıcı hastalıklar uzmanlarına göre birçok solunum yolu hastalığının bulaşması için yakın temas gerekiyor. Bu temas çok farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. Örneğin hasta birinin öksürük damlacıkları yüzünüze gelebilir, havaya yaydığı minik aerosolleri soluyabilirsiniz, o kişiyle el sıkıştıktan sonra elinizle burnunuzu silebilirsiniz. Bu mekanizmaların herhangi biri virüsü bulaştırabilir.

Marr, "Teknik olarak bunları birbirinden ayırmak ve hangisinin enfeksiyona yol açtığını söylemek çok zor" diye konuştu. Uzun mesafe enfeksiyonlarında sadece en küçük parçacıklar suçlu olabilirdi ancak yakın mesafede her tür partikül etkiliydi. Yine de on yıllar boyunca sadece damlacıklar suçlu görülmüştü.

KENDİ KENDİNE ARAŞTIRMALARA BAŞLADI

Bunun üzerine Marr kendi imkanlarıyla veri toplamaya başladı. Kreşler ve uçaklar gibi yerlerden aldığı örneklerde grip virüsünün tıp kitaplarına bakılırsa olmaması gereken bir yerde olduğunu gördü: Havada. Üstelik virüs çoğu zaman saatlerce havada kalabilecek kadar minik partiküllerle taşınıyordu ve miktarı da insanları hasta etmeye yetecek kadar çoktu.

2011 yılında bu bulguları elde ettiğinde büyük ses getirmiş olması gerekirdi ama aksine en büyük tıp dergileri makalesini yayımlamayı reddetti. Yeni deneyler yapıp gribin insanları aerosoller yoluyla enfekte ettiğine dair kanıtlar sunduğunda bile, sadece ana akımda yer almayan "The Journal of the Royal Society Interface" dergisinden olumlu yanıt aldı. Akademik dünyada aerosoller mühendislerin ve fizikçilerin, patojenler ise tıpçıların alanıydı. Marr bu iki grup arasında bir köprü kurmaya çalışan nadir kişilerdendi ve kabul gördüğünü söylemek pek mümkün değildi.

Marr, direnci kırmak için 5 mikron ayrımının nereden çıktığını bulmaya çalıştı ama yine başarılı olamadı. Kitaplarda bu ölçüden bir olgu olarak bahsediliyor ama hiçbir şekilde kaynak gösterilmiyordu. En nihayetinde araştırmaktan sıkıldı ve işin peşini bıraktı. Hayat devam ediyordu, 5 mikronun gizemini unutmuştu.

HONG KONG'DAN GELEN BİR MAKALE

Ta ki 2019 yılının Aralık ayına kadar... O tarihte Marr, Hong Kong Üniversitesi'nden bir araştırmacı olan Yuguo Li'nin laboratuvarındaki çalışmalarla ilgili bir makaleyle karşılaştı. Kapalı alanlardaki hava üzerine araştırmalar yapan Li, 2003 yılında SARS salgını sırasında adını duyurmuştu. Salgının bir apartmanda patlak vermesiyle ilgili araştırması, bir koronavirüsün havadan bulaşabileceğine dair en güçlü kanıtları sunuyordu. Ancak sonraki yıllarda, risk matematiğinin yanlış olduğu konusunda kamu sağlığı uzmanlarını ikna edememişti. Nihayetinde hesabı yeniden yapmaya karar verdi. Tasarladığı simülasyonlara göre bir insan öksürdüğünde ya da hapşırdığında saçılan ağır damlacıkların sayısı çok az, açık ağız, burun delikleri ve gözler gibi hedefler ise çok küçüktü. Bu şekilde bulaşan vakaların sayısı çok fazla olamazdı. Bu nedenle Li'nin ekibi şu sonuca vardı: Kamu sağlığı kuruluşlarının kabul ettiğinin aksine çoğu soğuk algınlığı, grip ve diğer solunum yolu hastalığı aerosoller aracılığıyla yayılıyor olmalıydı.

Bulgularının 5 mikron sınırıyla ilgili yanlışlığı ortaya koyduğunu öne sürdüler hatta bu sayının kaynağını da buldular. Çok uzun yıllar önce CDC'nin hastaneler için hazırladığı bir rehberde geçiyordu. Marr heyecanını gizleyebilecek halde değildi. Bir bilim dergisi kendisinden makaleyi okuyup yorumlamasını istemişti ve yazdığı yanıt da heyecanını yansıtıyordu. 22 Ocak 2020'de kaleme aldığı yorumda, "Bu çalışma, bulaşıcı hastalıkların damlacıklar ve aerosoller aracılığıyla nasıl yayıldığına dair var olan dogmayı sorgulamak için çok büyük bir öneme sahiptir" ifadelerini kullanmıştı.

VUHAN'DA ADI KONULMAMIŞ BİR VİRÜS ÇIKTI ORTAYA

Marr bu satırları yazarken, Li'nin bulgularının sadece teoride değil pratikte de büyük sonuçları olduğu ortaya çıkıyordu. Tam da o gün Çin hükümeti, 11 milyonluk metropolü delip geçen adı belli olmamış bir solunum hastalığını kontrol almak için Vuhan şehrine giriş çıkışları kapattı. Pandemi nedeniyle ülkeler birer birer kapanırken, DSÖ ve CDC insanlara ellerini yıkamalarını, yüzeyleri temiz tutmalarını ve sosyal mesafeye dikkat etmelerini söylüyordu. Hiç kimse maske takmanın öneminden ya da kapalı yerlerde vakit geçirmenin tehlikelerinden bahsetmiyordu.

Nisan ayındaki Zoom toplantısından birkaç gün sonra, Marr'a görüşmedeki bir başka bilim insanından bir mail geldi. Colorado Boulder Üniversitesi'nde atmosfer kimyası üzerine çalışan Jose-Luis Jimenez, DSÖ'nün 3-6 feet tavsiyesine takılmıştı. Jimenez'in ulaştığı kaynaklardan sosyal mesafe rehberinin temelinin 1930'larda ve 1940'larda yapılan bazı araştırmalar olduğu sonucu çıkıyordu. Ancak bu çalışmaları yürütenler 6 feet'lik mesafenin hiçbir işe yaramadığı havadan bulaşma ihtimalini de gözardı etmiyordu. Hiç mantıklı bir durum değildi.

Marr, Jimenez'e 5 mikron sınırıyla ilgili kaygılarından bahsetti. Eğer sosyal mesafe kuralları damlacıkların yanlış tanımlanması üzerine kurulmuşsa, 5 mikron hatası sadece bir detay olmaktan çıkıyordu. Zira DSÖ'nün ve CDC'nin kurallarının temelini bu hata oluşturuyordu. Dolayısıyla 5 mikronun nerede çıktığını bulmak bir öncelik haline gelmişti. Marr, Jimenez ve meslektaşlarının bu soruya yanıt verebilmek için bir tarihçinin yardımına ihtiyaçları vardı.

BİR YÜKSEK LİSANS ÖĞRENCİSİ PROJEYE DAHİL OLDU

Neyse ki Marr bir tarihçi tanıyordu. Virginia Tech Üniversitesi'nden Tom Ewing, tüberküloz ve gribin tarihi üzerine uzmanlaşmıştı. Ewing'in, adli bilimler konularında uzman bir yüksek lisans öğrencisini de projeye dahil etme teklifi de kabul edildi ve çalışmalar başladı. Marr 13 Nisan'da Jimenez'e yolladığı e-postada, "Çok ilginç şeyler olacak. Üflesen yıkılacak bir şeyler bulacağımızı düşünüyorum" yazdı.

Ewing'in önerdiği yüksek lisans öğrencisinin adı Katie Randall'dı. Covid nedeniyle tez çalışması büyük zarar görmüştü. Artık yüz yüze görüşmeler yapamıyordu. Bu nedenle danışmanına ilkbahar aylarını sadece tezi üzerine çalışmaya adayacağına söz vermişti. Ancak Ewing'in e-postasını görünce fikri değişti. Ewing, Marr'ın arayışını ve şu ana kadar bulduklarını anlatmış ve "bir arkeolojik kazı alanı gibi parçaları birleştirdiğimizde bir kase çıkabilir" yazmıştı. Bu satırlar Randall'ı ikna etti.

Randall'ın çalışma alanı referans takibiydi. Referans takibi uzmanları kan lekelerinin ya da liflerin değil, eski zamanların makalelerinde, raporlarında ve diğer yazılı belgelerinde gömülmüş referansların izini sürüyordu. Randall, Li ve diğerlerinin bıraktığı noktadan başladı ve birçok DSÖ ve CDC belgesini mercek altına aldı. Ama o da başka ipucu bulamamıştı.

1955'TE YAYIMLANMIŞ BİR KİTABA ULAŞTI

Başka bir yol denedi. Herkes tüberkülozun havadan bulaştığında hemfikirdi. Bu nedenle CDC arşivlerinde "5 mikron" ve "tüberküloz" ifadelerini bir arada aradı. En sonunda aerosol büyüklüğünden bahseden en eski tüberküloz önlemi belgesine ulaştı. Belgede Harvard Üniversitesi'nden bir mühendis olan William Firth Wells'in 1955'te yayımlanan "Airborne Contagion and Air Hygiene" (Hava Yoluyla Bulaşma ve Hava Hijyeni) kitabına atıf yapılıyordu.

Pandemiden önce kitabı kütüphaneler arası ağ aracılığıyla talep etmesi mümkündü ancak pandemi nedeniyle üniversiteler kapandığı için bu seçenek ortadan kalkmıştı. İnternette dolaşırken bir nadir kitap satıcısında kitabın ilk baskısını buldu. 500 dolarlık fiyat etiketi finansmanı olmayan bir proje için fazla yüksekti. Neyse ki üniversitenin kütüphane görevlilerinden biri devreye girip kitabın dijital bir kopyasını Michigan'da buldu ve Randall çalışmaya yeniden başladı.

Wells, kariyerinin sonlarında kaleme aldığı kitapta 23 yıllık kariyerini bir bağlama oturtmaya çalışıyordu. Hatta Jimenez'in bulduğu araştırmaların bir kısmı da Wells'e aitti. 1934'te fizikçi eşi Mildred Weeks Wells ile birlikte birlikte hava örneklerini analiz eden Wells, yerçekimi ve buharlaşmanın solunum partiküllerine nasıl etki ettiğini gösteren bir eğri çizmişti. Çiftin hesaplamaları sayesinde belli büyüklükteki bir partikülün bir kişinin ağzından çıktıktan sonra ne kadar sürede yere ineceği öngörülebiliyordu. 100 mikrondan daha büyük partiküller birkaç saniyede yere iniyor daha küçük partiküller havada kalıyordu. Çizdikleri eğri Randall'ın dikkatini çekti. Damlacık-aerosol ayrımının kaynağı bu eğri gibiydi ama 5 mikrondan değil 100 mikrondan bahsediliyordu.

Randall'ın elinde 400 sayfadan uzun bir kitap ve yazılması gereken bir tez vardı. Ayrıca 6 yaşındaki kızının okulu pandemi nedeniyke kapandığından onun uzaktan eğitim çalışmalarına da yardım etmesi gerekiyordu. Bu nedenle ancak gecenin geç saatlerinde herkes uyuduktan sonra çalışabiliyor, gün gün ayrıntılı notlar alıyordu.

Bir gece Wells'in 1940'lardaki bir deneyi üzerine okuyordu. Wells bazı okullardaki sınıflara ultraviyole ışınlarla havayı dezenfekte eden lambalar yerleştirmişti. Bu sınıflardaki öğrenciler diğerlerine kıyasla daha az kızamık oluyordu. Randall bunu çok çarpıcı buldu zira kızamığın havayla bulaşan bir hastalık olarak kabul edilmesinin çok yıllar sonra olduğunu biliyordu. Peki ne olmuştu?

CDC O YILLARDA YENİ KURULMUŞTU

Tıp retoriğinin en önemli unsurlarından biri neden bazı fikirlerin tuttuğunu bazılarının ise tutmadığını anlamaktır. Bahar yaza dönerken Randall da Wells'in çağdaşları tarafından nasıl karşılandığını araştırmaya başladı. Böylece Alexander Langmuir'in yazılarına ulaştı. Langmuir o sıralar yeni kurulmuş olan CDC'nin baş epidemiyoloğuydu. Langmuir, el yıkamayı ABD'nin kamu sağlığı politikasının merkezine oturtan kişisel temizlik ekolünden geliyordu. Wells'in hava yoluyla taşınan patojenlerle ilgili fikrini bir gerileme olarak görüyordu. Ona göre Wells'in söyledikleri yüzyıllarca kabul gören miyazma (kötü, pis hava) teorisine geri gönüş anlamına geliyordu. Langmuir okuduklarını "ilginç teoriler" diye nitelendirip bir kenara bırakmıştı.

Ancak Langmuir bir yandan da biyolojik silah tehdidiyle ilgileniyordu. ABD'nin düşmanlarının ülkeye hava yoluyla taşınan patojenler içeren bombalar atmasından endişe ediyordu. Kore Savaşı başladıktan birkaç ay sonra Mart 1951'de Langmuir bir rapor kaleme aldı. Burada hem Wells'in hava yoluyla enfeksiyon teorilerini eleştiriyor hem de Wells'in çalışmalarını hava yoluyla bulaşan hastalıkların fiziğini anlamanın temeli ilan ediyordu.

Randall bu durumu ruhaf buldu ve okumaya devam etti. Raporda Langmuir, 1940'larda gerçekleştirilen birkaç araştırmadan bahsediyordu. Madenlerde ve fabrikalarda yapılan bu araştırmalarda, burun ve boğazdaki balgamın 5 mikrondan daha büyük partikülleri filtrelemekte oldukça başarılı olduğu ortaya çıkmıştı. Ancak daha küçük partiküller akciğerlere inip geri döndürülmez hasarlar verebiliyordu. Langmuir, "Biri nadir bulunan kötü bir patojeni kitle enfeksiyonu oluşturmak için kullanmak isterse, 5 mikrondan daha küçük partiküller halinde aerosollaştırılacak bir sıvıya dönüştürmesi yeterlidir. Böylece vücuttaki savunma mekanizmaları aşılabilir" diyordu. Randall bunu da ilginç buldu ve not etti.

WELLS DE AYNI ÇALIŞMALARDAN BAHSEDİYORDU

Birkaç gün sonra Wells'in kitabına döndüğünde onun da aynı endüstriyel hijyen araştırmalarından bahsettiğini fark etti. Bu araştırmalar Wells'in partikül büyüklüğünün doğal solunum enfeksiyonlarındaki rolünü araştırmasına yol açmıştı. Tüberküloza sebep olan bakteriyle deneyler yapmıştı. Aerosolleştirilen bu bakteri akciğerlere indiğinde küçük bir lezyona yol açıyordu. Deneylerde kullandığı tavşanların bir kısmını 5 mikrondan küçük partiküllere diğerlerini 5 mikrondan büyük partiküllere maruz bıraktı. Küçük partikülle karşılaşan tavşanlar hastalandılar. Ardından otopsi işleminde akciğerlerinde lezyonlar olduğu ortaya çıktı. Büyük partiküllerle karşılaşan tavşanlarda ise bir sorun yoktu.

Randall günlerce Wells ve Langmuir'in yazdıkları arasında gidip geldi. Langmuir'in 1980'lerde kariyerinin sonuna geldiğinde yazdıkları özellikle şaşırtıcıydı. Hava yoluyla bulaşan enfeksiyonlar konusunda yanılmış olabileceğini kabul ediyordu.

Bu fikir değişikliğine Wells'in son araştırmalarından biri sebep olmuştu. Baltimore'da bir hastanede çalışan Wells ve arkadaşları, binanın en üst katında kafeslerde kalan 150 ginepigi, hastanenin tüberküloz koğuşundan elde edilen kirli havaya maruz bırakmıştı. Aylar içinde ginepiglerden bazıları tüberküloz olsa da sağlık otoriteleri ikna olmadı. Deneyde kontrol grubu olmadığını savunuyorlardı. Bunun üzerine Wells'in ekibi 150 ginepig daha ekledi. Ancak onların yuvalarında havadaki mikropları öldürmek için ultraviyole ışıklar da vardı. Bu ginepiglerin hiçbiri hasta olmadı. Böylece bir insan hastalığının havadan bulaşabildiğine dair ilk karşı çıkılamaz kanıt ortaya kondu ve kamu sağlığı yetkilileri bile bu gerçeği kabul etmek zorunda kaldı.

Bilimi değiştiren sonuçlar 1962'de yayımlandı. Wells bir sonraki yılın Eylül ayında kayatını kaybetti. Bir ay sonra Langmuir, sağlık çalışanlarına yaptığı bir konuşmada Wells'den bahsetti. "Gittikçe büyümekte olan tüberküloz salgını karşısındaki yetersiz çabamıza ışık tuttuğu için ona teşekkür etmeliyiz" diyen Langmuir, odaklanmaları gereken sorun kaynağının 5 mikrondan küçük partiküller olduğunu söyledi.

TÜBERKÜLOZ VERİLERİ TÜM HASTALIKLARA GENELLENMİŞTİ

Bunları okuyan Randall'ın kafasında parçalar yerine oturdu. Araştırmasının en başında incelediği tüberküloz rehberine döndü. Bu rehberde tüberkülozun sadece akciğerlerin derinlerindeki hücreleri etkileyebildiği bilgisi yer alıyordu. Ama başka patojenler böyle değildi. Solunum yolunun farklı noktalarına da yerleşip hastalık yapabiliyorlardı.

Randall'a göre Wells öldükten sonra CDC'nin içindeki bilim insanları gözlemlerini abartmıştı. Tüberkülozla ilgili bulguları bağlamından koparıp 5 mikron değerini tüm hava yoluyla bulaş vakaları için bir standart haline getirmişlerdi. Wells'in 100 mikron sınırı geride kalmıştı. Randalls, WIRED'a "Ne solunabilir, ne havada taşınabilir, ne bulaşıcıdır sorularının tamamının bu 5 mikron olgusuyla üstünün kapandığını görebilirsiniz" dedi. Zaman içinde sorgulamadan tekrar edilen bu hata, tıp doktrininin bir parçası haline gelmişti. (CDC, WIRED'ın yorum taleplerine yanıt vermedi.)

Haziran ayında Randall ekibin geri kalanıyla Zoom üzerinden bir toplantı yaparak onlara bulduklarını aktardı. Marr birilerinin sırrı çözdüğüne inanamıyordu. "Aman Tanrım, 5 mikron lafı buradan mı geliyormuş?" diye düşünmüştü. Bunca yıldan sonra elinde bir cevap vardı. Ancak 5 mikron efsanesinin kökenine inmek ancak ilk adım olabilirdi. Bunu onlarca yıllık sağlık doktrininden çıkarmak için dünyanın en güçlü iki sağlık otoritesini hem hatalı olduklarına hem de bu hatanın çok ciddi ve acil sonuçları olduğuna ikna etmek zorundaydılar.

TWITTER'DA KAVGALAR BAŞLADI

Randall geçmişi araştırırken ekibin diğer üyeleri de bir kampanya hazırlığı içindeydi. Temmuz ayında Marr ve Jimenez, aralarında DSÖ'nün de bulunduğu kamu sağlığı otoritelerine bir açık mektup yolladı. Onların dışında 237 bilim insanının ve doktorun imzaladığı mektupta maske ve solunumla ilgili daha güçlü tavsiyeler gündeme gelmediği müddetçe SARS-CoV-2'nin havadan yayılmasının en güçlü test, takip ve sosyal mesafe çabalarını boşa çıkaracağı söyleniyordu.

Mektup ABD basınında gündem oldu ve güçlü bir tepkiyle karşılaştı. Birçok tanınmış kamu sağlığı uzmanı DSÖ'yü savunmaya geçti, Twitter'da kavgalar oldu. Örneğin George Mason Üniversitesi'nde biyosavunma profesörü olan enfeksiyon önleme uzmanı Saskia Popescu, insanların aerosolleri soluyarak Covid kaptıkları fikrini kabul ediyordu ancak bunun sadece yakın mesafede olabileceğini söylüyordu. Popescu, "Havadan bulaşan dediğiniz zaman çok yüklü bir ifade kullanmış oluyorsunuz. Bu kelimeyi öyle rasgele ortaya atamazsınız" diyordu.

Birkaç gün sonra DSÖ yeni bir bilimsel özet yayımladı. Özette aerosollerin özellikle iyi havalandırılmamış ortamlarda denklemin dışına atılamayacağı belirtiliyordu. Ancak yine de 3-6 feet kuralının altı çiziliyor ve insanlara "Mesafenizi koruyamayacaksanız kapalı yerde maske takın" uyarısı yapılıyordu. Jimenez çok sinirlenmişti. "Bu yanlış bir bilgi ve insanların kendilerini korumalarını zorlaştırıyor" diye tweet attı ve ekledi: "Örneğin 50'den fazla okulda ve ofiste taşınabilir hava filtreleri yasaklandı çünkü CDC ve DSÖ aerosollerin rolünü küçümsüyor."

FAUCI'Yİ İKNA ETMEYİ BAŞARDILAR

Jimenez ve diğerleri sosyal medyada çatışırken, Marr perde arkasında aeorosollerle ilgili yanlış anlaşılmaya dair bilinci artırma çalışmaları yapıyordu. California Üniversitesi San Diego'dan bir atmosfer kimyageri olan Kimberly Prather ile görüşmeye başladı. Prather'ın CDC'deki ve Beyaz Saray Covid Eylem Grubu'ndaki uzmanlarla bağlantıları vardı. İki kadın Temmuz ayında Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitütüleri'nin direktörü olan Anthony Fauci'ye çeşitli grafikler gönderdi. Bunlardan bir tanesinde 5 mikron büyüklüğündeki bir parçacığın, orta boylu bir insanın ağzından çıktıktan sonra 6 feet'ten çok daha ileri hatta yüzlerce feet ileri gidebildiği anlatılıyordu.

Birka hafta sonra Harvard Tıp Okulu'nda bir konuşma yapan Fauci, 5 mikron ayrımının yanlış olduğunu söyledi. "Kısacası düşündüğümüzden çok daha fazla aerosol var" diyen Fauci, bu haberle ilgili WIRED'a görüş vermeyi reddetti.

Yine de damlacık dogması sürüyordu. Ekim ayında Marr ve bir grup bilim insanı ile doktor Science dergisine bir mektup göndererek herkesi enfeksiyon partiküllerinin hareketi konusunda aynı noktaya gelmeye ve 5 mikron ısrarını terk etmeye çağırdı. Ancak bu sayede kamuoyuna net ve etkili tavsiyelerde bulunabileceklerdi. Aynı gün CDC, SARS-CoV-2 bulaş rehberini güncelleyip hastalığın havada asılı kalan aerosollerle bulaşabileceğini kabul etti ancak bu detaya vurgu yapılmadı.

"TRAJEDİ HER ZAMAN BİR ŞEYLER ÖĞRETİR"

Kış aylarında DSÖ de aerosollerden bahsetmeye başlamıştı. 1 Aralık tarihinde kurumdan hastalığın bulaştığı tüm kapalı mekanlarda maske takılması tavsiyesi geldi. Maria Van Kerkhove verdiği bir röportajda, bu değişimin ikna edici bilimsel kanıtlar doğrultusunda DSÖ'nün rehberini güncellemesinin bir yansıması olduğunu söyledi. Van Kerkhove WIRED'a yaptığı açıklamada da DSÖ'nün en başından beri havadan bulaş ihtimalini dikkate aldığını özellikle hastanelerde ve restoran, bar gibi mekanlarda bu konuya eğildiklerini söyledi. "Havalandırmaya önem vermemizin sebebi virüsün havadan yayılabiliyor olması" diyen Van Kerkhove, bu ifadenin tıp camiası için spesifik bir anlamı olduğunu bu nedenle kullanmaktan kaçındıklarını da sözlerine ekledi. Peki bu kaçınma kamu sağlığı kuruluşlarının pandemiye verdiği yanıtın önünde bir engel oldu mu? Birçok kişinin hayatına mal oldu mu? Van Kerkhove'a göre olmadı zira, "İnsanlar kendilerini korumak için ne yapmaları gerektiğini biliyorlar".

Bununla birlikte Van Kerkhove da damlacık-aerosol ayrımını yeniden düşünmenin zamanı geldiğini belirtti ve DSÖ'nün 2021 yılında hastalık bulaşıyla ilgili tanımlarını resmen gözden geçirmeyi planladığını açıkladı.

Çalışmasıyla Marr'a ilham olan Yuguo Li ise tüm bunların kendisine bir umut ışığı olduğunu söyledi. "Trajedi her zaman bize bir şeyler öğretir" diyen Li, insanların eskiden zannettiğine kıyasla, havadan bulaşın daha karmaşık ama daha az korkunç bir şey olduğunu öğrendiğini belirtti: Birçok solunum hastalığı gibi SARS-CoV-2 de havadan bulaşabilir. Ama örneğin virüse maruz kalanların yüzde 90'ını etkileyen kızamık gibi bir virüs de değil. Dahası koronavirüsün uzak mesafelerdeki ya da iyi havalandırılmış yerlerdeki insanları enfekte ettiğine dair kanıt da yok. Virüs bulaşıcı olan kişinin yakın çevresinde çok etkili yayılıyor. Bu da çoğu zaman ders kitaplarında bahsedilen damlacık temelli patojenlere çok benzemesi anlamına geliyor.

YENİ PANDEMİLERE KARŞI SİLAH OLACAK

Birçok solunum hastalığında enfeksiyonun yayılma rotasının bilinmemesi felaket olmadı ama maliyetinin sıfır olduğunu söylemek de mümkün değil. Grip virüsü her yıl milyonlarca kişiye bulaşıyor ve 300 ila 650 bin kişinin ölümüne yol açıyor. Bulaşıcı hastalık uzmanları önümüzdeki birkaç yılda oldukça öldürücü grip mevsimleriyle karşı karşıya olduğumuzu belirtiyor. Li, bu gerçeklerin açığa çıkmasıyla ve Covid-19'la mücadelemize nasıl ket vurduğunun görülmesiyle, havalandırmanın kamu sağlığının önemli ayaklarından biri haline geleceğini umut ediyor. Bu da belki bu pandeminin sonunu daha hızlı getirmeyecek ama gelecekte yaşanabilecek pandemilere karşı elimizde bir silahımız olacak.

Gelecekte bizi nelerin beklediğini görmek için Li'nin ders verdiği sınıflara ya da Marr'ın gittiği spor salonuna bakmak yeterli. Pandeminin ilk günlerinde Li, Hong Kong Üniversitesi yönetimini Covid-19 bütçesini artırıp, toplu testlerden ziyade binalardaki ve servis araçlarındaki havalandırmaya öncelik berilmesini sağladı. Marr, gittiği spor salonunun planlarını salonun sahibiyle birlikte inceleyip egzersiz aletlerini dışarı ve sürekli açık tutulan kapıların yakınlarına taşıyan yeni bir plan oluşturulmasına yardımcı oldu. Bugüne kadar kimseye o spor salonundan Covid bulaşmadı. Li'nin 30 bin öğrencili üniversitesinde ise toplam 23 Covid-19 vakası görüldü. Elbette Marr'ın spor alonu küçük bir örnek, üniversite ise 2003'teki SARS krizinden alınan derslerle aeorosol bulaşmasını kolayca kabullendi. Ancak Marr ve Li'nin hızlı hareket etmesi de bu başarılı tabloya katkıda bulundu. Nihayetinde kamu sağlığı yönergeleri bu işe yarıyor. İnsanların ve mekanların daha güvenli olmasını sağlamak.

REHBERLER SESSİZ SEDASIZ GÜNCELLENDİ

DSÖ, 30 Nisan Cuma günü internet sitesinde koronavirüs bulaşıyla ilgili bir sayfayı sessiz sedasız değiştirdi. Artık bu sayfada virüsün damlacıklar kadar aerosollerle de yayılabileceği belirtiliyor. Zeynep Tüfekçi'nin New York Times'da yazdığı üzere, pandeminin en önemli haberlerinden biri bir basın toplantısı bile yapılmadan, geçiştirildi. Dikkat etmeyenlerin gözden kaçırması çok olasıydı.

Ama Marr dikkat ediyordu. Zamanlamayı özellikle manidar bulmuştu. Çok kısa bir süre önce, o, Li ve iki başka aerosol uzmanı en saygın tıp dergilerinden The BMJ'de "Covid-19 Hava Yoluyla Bulaşın Tanımını Değiştirdi" başlıklı bir makale yayımlamışlardı. Daha da ilginci ilk defa o dergiye yalvarmak zorunda kalmamış, derginin editörleri onun kapısını çalmıştı. Nihayet 5 mikron hatasının kökenleriyle ilgili makaleleri yayına hazırdı.

Mayıs başında CDC de Covid-19 rehberinde benzer değişiklikler yaptı. Şu an hastalığın yayılma şekilleri listesinin en başında aerosollerin solunması geliyor. Ancak yine ne bir basın toplantısı düzenlendi ne de bir bildiri yayımlandı. Ancak Marr onu da fark etti. O akşam kızını jimnastik dersinden almak için aracına bindi. Gün boyunca ilk defa biraz düşünecek zaman bulabilmişti. Kırmızı ışıkta durduğunda bir anda gözlerinden yaşlar boşandı. Yorgunluk, rahatlama ve zafer gözyaşlarıydı bunlar. "Nihayet" diye düşündü, "Anlamaya başladılar ve bunu biz başardık."

WIRED dergisinde yayımlanan "The 60-Year-Old Scientific Screwup That Helped Covid Kill" başlıklı makaleden derlenmiştir.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR