Londra'da fiyatlara rağmen Nusret'te kuyruklar uzadı
Nusret Gökçe, yeni restoranını geçen hafta İngiltere'nin başkenti Londra'da açtı. Daha şimdiden ünlü simalar, futbolcular, fenomenler, sosyetik isimler ve film yıldızlarının uğrak mekanı olan restoranın kapısında, yüksek fiyatlarına rağmen uzun kuyruklar oluyor. Restoranda yemek yiyenlerin paylaştığı faturalar sosyal medyada gündem yaratırken, yemek eleştirmenleri de Nusret'in yeni restoranına bir bir uğramaya başladı. Daily Mail yemek eleştirmeni Jan Moir de gözlemlerini yazdı.
DÜNYA , 28 Eylül 2021 Salı, 15:58
Londra'da fiyatlara rağmen Nusret'te kuyruklar uzadı

Saltbae (Tuzlama) hareketiyle tüm dünyada tanınan ve restoran zincirine yenilerini ekleyen şef Nusret Gökçe, yeni şubesini birkaç gün önce Londra'da açtı. Gökçe, Londra'daki yeni şubesini, "Dünyanın kalbinde açıldı (Opened at the heart of the world 23.09.2021)" notu ile sosyal medya hesabından takipçileriyle paylaştı.

Türkiye'nin yanı sıra ABD, İspanya, Dubai ve Yunanistan'da da çok sayıda restoranı bulunan Nusret Gökçe'nin Londra'daki restoranı, açılır açılmaz İngiltere sosyetesinin de akınına uğradı desek yanlış olmaz. Ancak fiyatların pahalılığı kimi zaman bu isimleri bile isyan ettiriyor. Her geçen gün sosyal medyada gelen hesapla hayatının şokunu yaşamış kişilerce fatura görüntüleri paylaşılıyor.

Yemek eleştirmeni Jan Moir, Daily Mail gazetesi için kaleme aldığı yazıda, hem İngiltere'de hem de dünyada gündem yaratan Nusr-Et Steakhouse'daki spesiyalleri değerlendirdi. Nusret'in 700 sterlin yani yaklaşık 8 bin 500 liraya satışa sunduğu altın kaplama bifteği için, "Elbette, aklı başında hiç kimsenin böyle bir şey sipariş etmeyeceğini düşünebilirsiniz. Ancak yanımdaki masa tahta tabaklarda cızırdayarak gelen ve cep yakan bu etlerden iki tane sipariş verdi" diye yazdı.

Tüm masaların dolu olduğu restoranın bir başka köşesindeki müşterileri, 'et spagetti' yani çatalın etrafına sarılmış ve makarna gibi yenen ince biftek şeritleri gibi diğer Nusr-Et spesiyalitelerini deniyordu. Daily Mail'in yemek eleştirmeni Moir, bu mekanı, "altın yapraklı bir hamburgere 100 sterlin ödemeyi umursamayan zengin etoburlar için bir karnaval" olarak nitelendiriyor. Moir, Knightsbridge'deki restoran açıldıktan sadece birkaç gün sonra bile uçuk fiyatlara rağmen müşteri bulmakta zorlanmadığını da altını çiziyor.

Cumartesi günü öğle yemeği saatinde restoranda boş yer olmadığını yazan Moir, "Son teknoloji kömür ızgaralarda etler cızırdarken bile, mekandaki en ateşli şey, her gelişinde heyecan dalgaları yaratan sahibi Nusret Gökçe'nin kendisi" diye yazdı. 38 yaşındaki şef, her zamanki altın çerçeveli güneş gözlükleriyle birlikte şık bir papyon takıyor ve saçlarını topuz yapıyor. Ufak tefek ve kaslı, bir akrobat kadar cüsseli ve Moir'e göre biraz Johnny Depp'i andırıyor. Nusret geçenlerde, "Ben bir film yıldızı değilim ama sokakta yürürken hala yüzlerce kez fotoğrafımı çektiriyorum" demiş ve eklemişti: "Asla hayır demem."

Yemek eleştirmeni Moir'in kendi ifadeleriyle, "Nusret, 2017 yılına kadar, Orta Doğu'da lüks ızgara restoranları ve biftek dilimleme gösterişliliği ile tanınan bir şefti. Ardından, 'şehvetli' bir şekilde eti hazırlayıp baharatladığı görüntülerle bir internet sansasyonu haline geldi." Şimdiyse Instagram'da 38 milyon takipçisi var ve milyonlar değerinde.

'DÜNYANIN EN SEKSİ KASABI'

Moir, Nusret'le ilgili dersini iyi çalışmış. 63 yaşındaki İngiliz yemek eleştirmeni, "Nusret hem ekranlara çıktığında hem de kanlı canlı görüldüğü zamanlarda eti okşuyor, tokatlıyor, bir cerrah hassasiyetiyle doğruyor ve ardından parça parça tuzlayarak viral olan imza hareketini yapıyor. Kolunu bir kuğu boynu gibi geriye bükerek, tuzların bifteğe sıçramasına izin veriyor." diye yazdı ve ekledi: "Bugünse Nusret 'Et Kralı' ve aynı zamanda 'Dünyanın En Seksi Kasabı' olarak biliniyor."

Yemek eleştirmeni Jan Moir, Daily Mail için kaleme aldığı yazıda "Ne oluyor?" diye soruyor ve ekliyor: "Eskiden şeflerin ünlü olmak için bir televizyon şovuna bir kitaba, ya da en azından muhteşem bir tarife ihtiyaçları vardı. Ancak Nusret'in ününü ve servetini güvence altına almak için 37 saniyelik bol tuzlu bir video yeterli oldu."

Artık dünya çapında 17 güçlü restoran zinciri olan ve Salt Bae takma adını alan Nusret Gökçe, bir marka haline geldi. Rihanna onun görüntüsünü taşıyan bir tişört giyiyor. Hayranları arasında ise David Beckham ve Lionel Messi gibi yıldızlar yer alıyor. Conor McGregor Dubai'deki Nusr-Et'te 800 sterlinlik altın bifteği yedi, aktör Jason Statham ise Beverly Hills şubesini ziyaret etti. Bununla da bitmiyor ve Nusret, müşterilerinden biri olan Leonardo DiCaprio'nun bifteğinin 'hayatında yediği en iyi et' olduğunu söylediğini iddia ediyor.

Londra'daki restoranın açılışı koronavirüs kısıtlamaları nedeniyle ertelenmişti. Açıldığı ilk günden beri ise yoğun ilgi görüyor. Daily Mail'in eleştirmeni Moir, Hollywood yıldızı Leo'nun aksine yediklerinden çok etkilenmediğini söylüyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: "Ama boşver, Salt Bae aramızda! Nusret, restoranın içinden iki yanında kendi fotoğrafçısı (şaka yapmıyorum) ve ardından, işi ustanın arkasında bir kase tuz taşımak olan tuz taşıyıcısı ile birlikte, muhteşem bir tören alayı içinde hareket ediyor."

Nusret kendisinden ne beklendiğini biliyor. Her masada yeni bir çift siyah lateks eldiven giyiyor ve gölgesi gibi peşinde olan ekibine rağmen hız ve beceriyle biftekleri dilimliyor. Bıçağının ucunu kullanarak, yavrularını besleyen bir serçe gibi, müşterilerine dilimlediği etleri ikram ediyor. Bileğinde elmas kaplı bir Patek Philippe saat var. Eti kesmek içinse mavi plastik saplı en sevdiği günlük F. Dick marka bıçak kullanıyor. 17 sterlin değerindeki bu bıçak muhtemelen odadaki en ucuz şey.

Müşterilerin doldurduğu masaların arasında turlarken, bir bebek gibi elle beslenmek istemeyen iriyarı Rus bir adamın utancını ortadan kaldırmayı başarabilecek kadar mizah duygusu olması, yemek eleştirmeni Jan Moir'in dikkatini çekiyor. "Hayır" diyor Salt Bae. "Israr ediyorum."

Jan Moir'in masasına da gelen Nusret, yemek eleştirmeninin telefonunu garsona vererek, "Güzel bir video çektiğinden emin ol" diyor. Moir o anlarda yaşananları yazısında şöyle anlatıyor:

"120 sterlinlik bonfileyi, İstanbul'un arka sokaklarında kasap tezgâhına ulaşmak için bir kutunun üzerinde durmak zorunda kaldığı yaştan itibaren çıraklık yapan ve birinin şevkiyle dilimliyor. Daha sonra 100 sterlinlik Altın Burger'i dilimliyor ve yarısını kaldırır, sonra yağ bitene kadar sıkıyor. Aynı şeyi diğer yarısı için de yapıyor, doğrudan gözlerimin içine bakıyor ve alçak ve gırtlaktan gelen bir sesle 'VAY!' diyor. Tüm masaya tuzlardan oluşan bir kar fırtınası yağdırıyor, sonra bir Instagram yıldızının pratikliğiyle bir selfie çekmek için yaklaşıyor. Çok güzel kokuyor. 'Başarınızın sırrı nedir' diye soruyorum ona, 'Kola için dokuz sterlin' veya 'yüzde 15'lik servis ücreti'nin doğru cevabı olacağını düşünerek. Bunun yerine, bir an şaşkına dönüyor ve 'Bunu bir düşüneyim,' diyor ve biraz daha et dilimlemek için süzülüyor."

Tuzları arasında Ege Denizi Tuzu, Tütsülenmiş Tuz ve kafa karıştırıcı bir şekilde Karabiber Tuzu var. Jan Moir, "Ben bunu düşünürken Nusret masaya geri döndü ve 'Başarımın sırrı her gün 20 saat çalışmam' dedi." diye yazdı.

Nusret'le ilgili söylentilerin dolaştığını söyleyen Moir, "Puro içiyor, özel jetlerle seyahat ediyor, kahvaltıda altı yumurta akı yiyor. Dokuz çocuğu var. Hayır, 13 tane! Türkiye'nin doğusundan bir madencinin oğlu olarak, yoksulluktan sıyrılarak tuzlu cazibe ve altınla döşenmiş biftek dünyasına adım attı." diye yazdı ve ekledi:

"Knightsbridge'in doğu ucunun şimdi lezzetli bir barbekü gibi kokması ve müşterilerin restoranının önünde sıraya girmesi onun sayesinde. Bunu nasıl yaptı? Eti, insanların ödeyeceği lüks bir "deneyim"e yükselterek, "kasaplığı başka bir düzeye taşıyarak" ve biftek yemeğini erotik bir deneyim olmasını umduğu şeye dönüştürerek."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR