MHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Koçdemir'den çarpıcı açıklamalar
Bursa Hakimiyet yazarı Şebnem Sakder Yılmaz sordu, MHP Büyükşehir Belediye başkan adayı Kadir Koçdemir yanıtladı.
BURSA , 23 Şubat 2014 Pazar, 09:16
MHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Koçdemir'den çarpıcı açıklamalar

‘Acele edecek kadar çok vaktimiz yok’ diyen MHP Bursa Büyükşehir Belediye başkan adayı Kadir Koçdemir güler yüzüyle, doğallığıyla, farklı sohbetiyle beni kırmayıp Hilton Speedycity’de röportaj öncesi başladık arabalarımızla yarışmaya... Adrenalin, heyecan dolu, bir o kadar da eğlenceli geçen atmosferimizi ve Koçdemir’in Bursa için yapmak istediklerini sizlerle paylaşıyorum.

\\\\\\\\\\\\\\\"\\\\\\\\\\\\\\\"

Bize biraz Kadir Koçdemir’den bahseder misiniz?

Bursalı, 50 yaşında, duygusal... Arkadaşlarına göre, ilkelere ‘gereğinden fazla’ önem verir. Zaafı olmamasına, zaaf derecesinde düşkündür. İnsanın istediğinin yoksulu olduğuna inanır. Güzel şeylerin yoksulluğunun en büyük zenginlik olduğunu düşünür. Su ve simit satıcılığı, çobanlık, çiftçilik, elektrik ve su tesisatçılığı, terzi çıraklığı, dokuma işçisi, radyo tamirciliği, fotoğrafçılık, seyyar satıcılık, pazarcılık, kuyuculuk, tulumbacılık, bakkallık, amelelik, musahhihlik, yazarlık, bilgi-işlemcilik, kaymakamlık, valilik, öğretim görevliliği, öğretmenlik yapmış. Siyaset doktoru! Şiiri, fotoğraf çekmeyi, seyahati sever. Kitap hastası. Şiarı ve duası; bana sevdir, beni sevdir. Herkese ve her yere yakın.

MAHALLEYİ YENİDEN CANLANDIRACAĞIZ

Batılıların hayran oldukları, bize mahsus sokak ve mahalleyi yeniden canlandıracağız. İnsanların yalnızlığına son vereceğiz. Başta çocuklarımız ve kadınlarımız olmak üzere Bursalıların kendilerini en iyi biçimde gerçekleştirmelerine, topluma yapabilecekleri katkı ve katılımı en üst düzeyde yapabilmelerine imkân sağlayacağız. 

30 Mart seçimlerinde görevi devir alırsanız yapacağınız ilk işler nelerdir?

Billboardlarda belediye reklamlarını kaldıracağım. Reklam düzeneklerinden görüntü kirliliği yapanlar dışında kalanları, kamu yararına çalışan sivil toplum kuruluşlarına tahsis edeceğim. Otopark uygulamasını gözden geçirip, trafiği kilitleyen otopark alanlarını iptal edeceğim. Çarşamba ve diğer ticari yoğunluğu olan yerlerde, orada yaşayanların araçlarını park edememe sorunlarını çözeceğim.
Bursalıların arasında olacağım. Her gün en az bir kere toplu taşıma aracıyla seyahat edeceğim. Esnafı, evleri, mahalleleri ziyaret edeceğim. Şehrin hayat fonksiyonlarını stabil hale getireceğim.

\\\\\\\\\\\\\\\"\\\\\\\\\\\\\\\"

BELEDİYE BAŞKANI BİRAZ VALİ GİBİ OLMALI

Valilik ve belediye başkanlığı arasında ne gibi benzerlikler ve ayrımlar görüyorsunuz?

İş yükü her ikisinde de ağır. Gündem belirleme, irade oluşumu, karar alma süreçlerinin yönetimi bakımından benzerlikler var. Valilikte vatandaşlar size önyargısız bakıyor. Devamlılığı olan kadrolarla çalışıyorsunuz. Başkanlıkta, ayırmadan ve kayırmadan yönetim için beklemeniz ve ısrarcı olmanız gerekir. Son düzenlemelerle getirilen bütünşehir uygulamasında büyükşehir belediye başkanı biraz vali gibi olmalı. Çünkü daha önce özel idare ve vali tarafından yapılan görevler belediyeye geçti. Özellikle ilk yıllarda ciddi sıkıntılar olacaktır.

KENDİMİ VATANDAŞLARIN YERİNE KOYABİLİYORUM

Sabah 06:30’da yaptığınız seçim kampanyası çok dikkat çekti. Duraktaki vatandaşlara simit dağıtma ilginç bir fikir. Nasıl aklınıza geldi?

\\\\\\\\\\\\\\\"\\\\\\\\\\\\\\\"

Sabah erkenden hayata başlayanlar şehre hayat verenlerdir. Ben insanları seviyorum. Sevdiğim ölçüde de anlıyorum. Kendimi onların yerine koyabiliyorum. Simit ikramı bundan doğdu. Teknik ve maddi olarak mümkün olsaydı da sabahın soğuğunda salep verebilseydik daha güzel olurdu tabii.

Eskişehir valiliğinden Bursa belediye başkanlığına.... Bursa ve Eskişehir benzerliği ve ayrımı sizce nedir?

Eskişehir ve Bursa’nın en çok benzeştikleri husus; göçü güç haline getirmeleridir. Her iki şehir de birlikte yaşamanın parmakla gösterilecek derecede olumlu örneğini teşkil ediyor. İki şehir 50 yıl öncesi birbirleriyle mukayese edilebilir durumdaymış. Zaman içinde Bursa ekonomi alanında çok daha başarılı bir performans göstermiş. Büyümüş, daha çok göç almış. Ancak aynı başarıyı kentleşme alanında gösterememiş. Tutarlılıktan, perspektiften ve vizyondan yoksun bir süreçte pek çok şeyini, kimliğini, mirasını, tarım arazilerini, güzelliğini, mimarisini kaybetmiş. Eskişehir de çok farklı değil. Algısı olgusundan daha müspet olsa bile orada da kimlik ve ahenkli büyüme bakımından ciddi sıkıntılar var.

\\\\\\\\\\\\\\\"\\\\\\\\\\\\\\\"

Seçim öncesi düşündüğünüz farklı bir kampanya var mı?

Kampanyada kahvehane, çarşı gezme gibi usullere pek yer vermeyeceğiz. Kalabalıklarla ve araçlarla gövde gösterisi yapmayacağız. Giydirilen araçlarla gürültü kirliliği, pankart ve afişlerle görüntü kirliliğine neden olmayacağız.
Bu kısıtlamalar altında daha önce uygulanmamış bazı kampanya biçimlerini önümüzdeki günlerde hayata geçireceğiz.  

İki defa suikast atlattığınız doğru mu?

Evet. Bu dünya ile öteki dünya arasındaki perdeye üç defa dokunup geldim. Bunlardan biri trafik kazası ikisi de terör eylemiydi.

Bursa’yı önümüzdeki 5 yıl içerisinde nerede görüyorsunuz?

Bu, biraz Bursalıların tercihine bağlı. Bursa, önümüzdeki dönemde çocuklarımızın ve torunlarımızın hayatını derinden etkileyecek hayati kararların alınacağı bir süreç yaşayacaktır. Şehri bir vücuda benzetebiliriz. Bizi seçerlerse bu vücudun kan dolaşımı yani trafiği-ulaşımı, böbrekleri yani arıtma tesisleri, şekeri yani işgücünün işle buluşması, kalp atışları yani gündelik hayatın doğal ritmine kavuşması, cildi yani toprak örtüsü ve çevre değerleri, beyni ve hafızası yani kimliği, kişiliği yerine gelir. Yaşanabilirlik derecesi ve yaşama kalitesi yükselir. Eğitimde, iller arası sıralamalarda halen en iyi olduğu 30’lu sıralardan ilk 5’e yükselir. Emniyet asayişi düzelir. İsrafın ortadan kalktığı, katılımcı, şeffaf bir yönetim hâkim olur. Şehir çocuklar, gençler, kadınlar ve yaşlılar başta olmak üzere herkese dost olur.

Sosyal sorumluluk projeleri için bir çalışmanız olacak mı?

Evet. Bu konuyu çok önemsiyorum. Son günlerde “paralel” sıfatı çok moda oldu. Şehirlerde oluşan “paralel toplumlar” gelecekte çok ciddi tehlikelere yol açacaktır. Bursa hem fiziki hem de sosyal olarak birbirinden kopuk adacıklara bölünmektedir. Şehrin doğusunda yetişen çocuklarla batısındakilerin özgeçmişlerinde neredeyse hiçbir müşterek nokta kalmamaktadır. Sosyal belediyecilik tedbirleri devreye sokulmazsa yarın çok geç olabilir.

Biz kişi başı geliri asgari ücretin üçte birinden az olan hanelerde annelere 200 TL nakit yardımı, çocuklara beslenme çantası, kreşler, el ürünleri değerlendirme mekânları, meslek edindirme kursları, yetenek keşfi programları gibi uygulamalarla sosyal sorumluluğun gereğini yerine getireceğiz.

İSTANBUL’UN ARKA BAHÇESİ KONUMUNA DÜŞEBİLİRİZ

Eğer seçimlerde bizim ilgiyle, bilgiyle ve sevgiyle yürüteceğimiz süreç geçerli olmazsa ciddi risk ve tehlikeler söz konusu olacaktır. Bugüne kadar olduğu gibi, herhangi bir vizyon ve perspektiften yoksun günübirlik kararlar alınırsa, Bursalılar için iyi olanı Bursalılardan daha iyi bildiğine inanan umursamaz, kibirli tavır hakim olursa kötüye gidiş devam edecektir. Yeni yollar ve İstanbul’un kendine biçtiği misyon karşısında, kısa vadeli ve rant eksenli yaklaşım Bursa’yı muhtemelen “İstanbul’un arka bahçesi” olma yolunda ilerletecektir.  

\\\\\\\\\\\\\\\"\\\\\\\\\\\\\\\"

2014 yılı için tatil planı yaptınız mı? Belediye başkanı seçilirseniz biraz zor ama...

Doğru, belediye başkanı seçilirsem uzun süreli tatil yapamam. Bilhassa ilk aylarda çok yoğun bir analiz ve katılım çalışması gerekecektir. Bizim geleneğimizde “bir şey yaparak” dinlenilir. Belediye meclisi toplantılarını ilçelerde yapıp, haftanın belli günleri belediye başkanlığını ilçelere taşıyıp rutini değiştirerek dinlenebileceğimi düşünüyorum. Yeterli vaktim olsa, Eskişehir’deyken aldığım teklifi değerlendirip, mayıs ayında Kırgızistan’da 15 günlük “vücudu sıfırlama” programı yapardım.

BİZİM MESLEĞİN FATURASINI ÇOCUKLAR ÖDER

Dört çocuk babasısınız. Çocuklarınızla diyaloğunuz nasıl?

‘Kızı olmayan çoluğum çocuğum var demesin’ derdim. Bizim mesleğin en ağır faturasını çocuklar öder. Onların 4-5 yıl beraber oldukları arkadaşları olmaz. Birkaç yılda bir yer değiştiririz. En büyük oğlum ilkokulu 4-5 yerde bitirdi. Diğer yandan, unvan ve konumun gölgesinde çocukluklarını, gençliklerini rahatça yaşayamazlar. Bizimkiler bu ağır şartlar karşısında gereğini en iyi biçimde yaptı. Bir kere olsun problem olmadılar. Oğullarıma öğrencilik ve mesleğin ilk yıllarının sıkıntıları, kızıma da mesleğin ağır çalışma şartları sebebiyle arzu ettiğim kadar vakit ayıramadım.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR