Minik Erkan Akçelik’in tiyatro serüveni
Havanın soğuk olduğu bir gün annemle alışverişe çıkmıştık. Bir yandan yürüyor, diğer yandan da annemin elini sıkıca tutuyordum. Hava aniden yağmura dönünce ıslanmamak için tiyatro kapısının iç kısmına kadar girdik.
YAŞAM , 19 Ekim 2012 Cuma, 15:27
Minik Erkan Akçelik’in tiyatro serüveni

Berrin KULYA BALKANLAR

 “Yağmurun dinmesini bekleyelim”  dedi annem. Çocuk gözüyle Tiyatro önündeki afişlere baktım. Renkli ve ışıklıydılar. Birden; üşüyüp annemi tutan elimi afiş camında fark ettim. Büyülenmiştim. Çizmeli Kedi yazıyordu. Resimlere baktım uzun uzun. Renklerine, çizgilerine ve oyunun kostümlerine… Çok etkilenmiştim. Anneme bu oyunu izlemek istediğimi söyledim. Annem olumlu yanıt verince sevinçten uçacaktım. Yağmurun dinmemesi için dua ediyor, bir içeri bir dışarı göz gezdiriyordum. Öyle ya yağmur hafiflediğinde bu büyülü dünyadan kopup evimize dönecektik.

Oyunun günü pazar günüymüş. Anneme “Ne olur bilet alalım” dedim, o da beni kırmadı. Gişeden iki adet bilet aldı. Annemi çok seviyorum. Aldığımız biletlerin bende kalmalarını istedim. Onlara çok iyi sahip çıkacağımı da söyledim. Annem onu da kabul etti ve biletleri bana verdi. Soğuktan üşüyen ellerimin terlediğini fark ettim. Çünkü çok heyecanlanmıştım. Biletler ıslanmasın diye hemen paltomun cebine düzgünce koydum. Çok mutluydum. Yağmur tam dinmemişti ama biz eve yetişmeliydik. Yol boyunca sadece cebimdeki biletlerin ıslanmaması için paltomun cebini sıkıca kapatıyordum. Eve geldiğimizde ilk işim biletleri kontrol etmek oldu. Islanmamışlardı. Üzerlerindeki yazıları okudum, pazar gününü iple çekiyordum.

Nihayet pazar günü tiyatronun yolunu tuttuk. Heyecanım doruktaydı. O büyük, görkemli kapıdan içeri girdik. Görevliler bize yerimizi gösterdi. Üçüncü sıranın ortalarında oturuyorduk. Artık oyun başlamalıydı. Yoksa göğsümün içinde duran minik kalbim, neredeyse bir kuşa dönüşecekti.

Son zil çaldı. Ve perde yavaş yavaş açılırken müzikle birlikte oyuncular da birer ikişer sahneye çıkarak oyunlarını oynamaya başladılar. İnanılmazdı. Çok etkilendim. Çocuk yüreğimin mutluluğunu anlatmam imkânsız. O büyülü görsel şölen bana verilebilecek en güzel hediyeydi. Annem ne mükemmel bir kadındı. Çünkü bana bu fırsatı tanımıştı. Oyun çıkışı annemin elini tutarken içimden öpmek geldi. Elini dudaklarıma götürdüm ve öptüm. Annem gülümsedi. Oyunu beğenip beğenmediğimi sordu. Sevinçle “Çok beğendim beni yine getirir misin?” dedim. Annem “Olur” deyince yine çok mutlu oldum. Tiyatrodan eve geldiğimizde bana     ait olan biletlerin üzerine küçük bir not yazdım ve onu sakladım. Daha sonra izlediğim tüm oyunların biletleri üzerine de küçük notlar yazıp sakladım. Biliyor musunuz?  Şimdi benim kocaman bir bilet arşivim var.

Şu an  24 yaşındayım. Bugün Bursa Devlet Tiyatrosu’nun kapısının önünden geçerken bu yıl oynanan Charles PERAULT’ un yazdığı, Metin ARSLAN’ın uyarladığı ve Berrin KULYA BALKANLAR’ ın yönettiği Çizmeli Kedi afişini gördüm. Bir an geçmişe dönüp ilk Çizmeli Kedi afişini anımsadım. Yine çok heyecanlandım. Annemin sözünü bir kez daha hatırladım  “Yıllar ne çabuk geçiyormuş meğer.” Çizmeli Kedi’nin resimlerine baktım. Muhteşemdi. Bu yaşta olmama rağmen bu Çizmeli Kedi oyunu için de bir bilet aldım. Tüm çocukların bu oyuna gidip en azından yarına taşıyabilecekleri küçük bir anıyla dönmelerini isterim.
İyi seyirler…

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR