Orman yangınları neye yol açıyor? Duman tehdidi!
Hem Türkiye'de hem de dünyada yaşanan orman yangınları sadece bulundukları coğrafyaları değil, binlerce kilometre uzakta yaşayan insan ve hayvanları bile tehdit ediyor. Özellikle duman taşınımı önemli bir problem. Konuyu uzmanlarımızla birlikte enine boyuna masaya yatırdık. İşte tüm bilmeniz gerekenler...
GÜNDEM , 04 Ağustos 2021 Çarşamba, 14:50
Orman yangınları neye yol açıyor? Duman tehdidi!

Ülkemizin dört bir yanı günlerdir orman yangınlarının etkisi altında. Üstelik sadece Türkiye'de değil, Yunanistan, İtalya hatta ABD ve Kanada gibi birçok yerde dev orman yangınları yaşanıyor. Bu yangınların yeryüzündeki insan, hayvan ve bitki yaşamına etkileri çok büyük. Ancak gökyüzündeki etkileri de en az yeryüzündeki kadar belki de çok daha fazla. ABD'den Avustralya'ya Sibirya'dan Fransa'ya son birkaç yılda meydana gelen orman yangınları bu açıdan oldukça çarpıcı veriler ortaya koyuyor. Biz de bu yangınlarla ülkemiz arasında paralellikler kurmaya ve uzmanlarımızın da desteğiyle meselenin boyutlarını daha da anlaşılır kılmaya çalıştık.

Her şeyden evvel akla gelen sorular şunlar: Ormanlar yandıkça çıkan dumanlar nereye gidiyor? Dahası bu duman çıkışı orta ve uzun vadede ne gibi etkilere yol açıyor? Bunları özel bir üniversitenin enerji sistemleri mühendisliği bölümü öğretim üyesi olan Doç. Dr Canan Acar'a sorduk.

Acar iklim değişikliği sonucu gezegenimizde ortalama sıcaklıkların yükseldiğini ve Sibirya'dan Avustralya'ya dünyanın dört bir yanında yaz aylarının 'yangın mevsimi' haline geldiğini hatırlatarak, "Bu yangınlar sonucunda atmosfere büyük miktarlarda karbondioksit, siyah karbon, kahverengi karbon, kurum ve aerosoller salınıyor. Bu emisyonların oluşturduğu bulutlar iklimi bölgesel ve hatta küresel ölçekte etkiler" dedi.

DUMAN HEM GÜNEŞİ ENGELLİYOR HEM SÖNDÜRME ÇALIŞMALARINI

Yangın sonucu ortaya çıkan dumanın iklim üzerindeki etkisinin karmaşık olduğunu da vurgulayan Acar, "Bir taraftan oluşan dumanlar güneşten gelen enerji, yani ısının, yanan bölgeye erişimini engelleyebiliyor. Bu da bölgenin daha da ısınmaması yönünde önemli bir avantaj. Ancak bu bulutlar aynı zamanda yangın bölgesinde oluşan ısının, yani bölgedeki sıcak havanın, yükselmesini de önleyebilir. Bu nedenle yangın dumanının bölgeyi ne kadar serinlettiği veya ısıttığı tam olarak bilinemez" dedi. Acar'ın vurguladığı ve "duman gölgelemesi" olarak da anılan bu noktayı ABD'deki yangınlarda birebir gözlemleme şansımız oldu.

ABD'nin batı yakasında bulunan Oregon eyaletinde 6 Temmuz'dan bu yana devam eden Bootleg Yangını ile California eyaletinde 13 Temmuz'dan beri sürmekte olan Dixie Yangını çok büyük miktarda duman çıkışına neden oldu. Hem ABD Ulusal Hava Dairesi'nden hem de Oregon Ormancılık Bakanlığı'ndan 24 Temmuz'da yapılan açıklamada, Dixie Yangını ve diğer yangınların oluşturduğu duman tabakasının yoğunluğu nedeniyle güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşamadığı, bunun da Bootleg Yangını'nı söndürme çalışmalarında kolaylık yarattığı bildirildi.

Ulusal Hava Dairesi'nde görevli meteoroloji uzmanlarından Eric Schoening, Guardian'a yaptığı açıklamada, "Duman atmosferin üzerinde bir kapak oluşturuyor ve güneş ışığını engelleyerek yeryüzünde daha serin ve daha istikrarlı bir ortam oluşmasını sağlıyor" diye konuştu. Ancak duman gölgelemesi kontrol edilebilir ve tahmin edilebilir bir olgu olmadığından, sağladığı avantajlara da çok fazla güvenilmemesi gerekiyor. Dahası kalın duman tabakası uçak ve helikopterlerin görüş mesafesini kısalttığından söndürme çalışmalarına ket de vurabiliyor.

HAVA DURUMU YANGINI DEĞİL, YANGIN HAVA DURUMUNU BELİRLİYOR

Kısacası dumanın kısa vadeli etkileri hem olumlu hem de olumsuz. Peki yangınla açığa çıkan ısı enerjisinin ne gibi etkileri söz konusu? Bu soruya da yanıt ABD'den geldi. Oregon Ormancılık Bakanlığı sözcüsü Marcus Kauffman, yangın nedeniyle ortaya çıkan yüksek miktardaki enerji ve aşırı ısının atmosfere etki ederek hava durumu değiştirdiğini açıkladı. New York Times'a konuşan Kauffman, "Normalde yangının gidişatını hava durumu belirler. Bu kez yangın hava durumunun gidişatını belirliyor" ifadelerini kullandı.

Kauffman'ın sözlerini açmak gerekirse, yangın sonucu ortaya çıkan ısının yoğunluğu ve miktarı rüzgarın yönünün değişmesine, bulut oluşumlarına hatta "yangın hortumu" denen hava olaylarının ortaya çıkmasına yol açabiliyor.

ABD Ulusal Hava Dairesi meteorologlarından Chuck Redman yangından yükselen sıcak hava, duman ve nemin yangın bulutları oluşumuna yol açtığını, bu bulutların zaman zaman özelikle akşam saatlerinde yere çökebildiğini belirtti. Redman, "Bütün o kütlenin yere inmesi gerekiyor" derken, bu çökme sonucu yeryüzünde her yöne yayılan güçlü rüzgarlar ortaya çıktığını, bunun da yangının daha fazla yayılmasıyla sonuçlanabileceğini söyledi.

YAĞMUR HEM FAYDALI HEM ZARARLI OLABİLİYOR

New York Times'a konuşan uzmanlara göre, bu yangın bulutlarının çok fazla büyümesi ise şimşeklere ve yıldırımlara yol açabiliyor. Bu da yeni yangın ihtimallerini doğurduğu için endişe verici. Ancak zaman zaman çok büyük yangın bulutları atmosferin üst katmanlarında soğuk hava tabakalarıyla karşılaşarak yağmura dönüşüp söndürme çalışmalarına katkı da sağlayabiliyor. Bununla birlikte yağmurun da olumsuz sonuçları olabiliyor. Yüzeye yakın havanın serinlemesine yol açan yağmurun etkisiyle tehlikeli hava akımları ortaya çıkabiliyor. Bu hava akımları alevlerin yönünü değiştirerek yangının yayılmasına yol açabiliyor.

Yangın hortumları da benzer bir hava hareketinin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Yangın etkisiyle ısınan hava yükseliyor ve oluşan vakum dışarıdaki nispeten serin havayı içeri çekiyor. Yer şekillerinin ve çoğunlukla yangından kaynaklanan rüzgâr yönünün etkisiyle, içeri çekilen hava kendi etrafında dönmeye başlıyor. Bütün bunlar yangınların kontrol altına alınmasını zorlaştırırken, söndürme çalışmalarında yer alan görevlilerin ve gönüllülerin de hayatını tehdit ediyor.

BİR KISIR DÖNGÜ: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE ORMAN YANGINLARI

Yangın anı ve sonrası için kısa vadeli ihtimaller böyle. Gelelim bir diğer önemli soruya: Uzun vadede atmosfere salınan bu gazlar ve partiküller nasıl bir etki yapıyor? Burada yine Acar'ın uzmanlığına başvurduk. "Net olarak bilinen şey orman yangınlarının iklim değişikliği ile artan sıcaklıklarda büyük etkisi olan atmosferdeki sera gazı miktarını doğrudan ve dolaylı olarak artırdığı. Kesin miktarları hesaplamak zor olsa da bilim insanları, orman yangınlarının son 20 yılda atmosfere yaklaşık 8 milyar ton karbondioksit saldığını tahmin ediyor" derken meselenin sera gazlarıyla da sınırlı olmadığını şu ifadelerle anlattı:

"Bildiğimiz gibi ormanlar, yani genel olarak yeşil bitki örtüleri, fotosentez ile atmosferdeki karbondioksiti emer, yani atmosferdeki sera gazı miktarını bir miktar düşürebilir. Bu yangınların yok ettiği ağaçlar ve bitki örtülerinin yanmasıyla açığa çıkan sera gazlarına ek olarak artık birer karbon yutağı olmamaları da ileride daha hızlı ısınma riskini tetikler. Tabii artan sera gazlarıyla birlikte ısınan gezegenimizde daha kurak ve sıcak havalar yaşanırken bu durum orman yangınlarını da tetikleyebilmektedir. Bir başka deyişle orman yangınları ile iklim krizi arasında bir karşılıklı etkileşim, bir kısır döngü söz konusu."

Bu kısır döngüye örnek olarak ABD'nin California eyaletinde 2017'de meydana gelen orman yangınlarını gösteren Acar, "Ekim 2017'de çıkan orman yangınlarının bir haftalık emisyonu eyaletteki tüm araçların bir yıl boyunca saldığı emisyona eşitti. Aynı eyalet geçen sene çok daha şiddetli yangınlar yaşadı. Bu miktarlara bakarak yangınların küresel iklim üzerindeki etkisinin de giderek artmakta olduğunu görebiliriz. Ne yazık ki iklim değişikliği de bu yangınları giderek daha sık, şiddetli, büyük ölçekli hale getiriyor" ifadelerini kullandı.

ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKSA DA DUMAN ÇOK UZAKLARI ETKİLİYOR

Acar'ın vurguladığı bir diğer önemli nokta da orman yangınlarının hava kalitesi üzerindeki etkisi oldu. "Orman yangınları atmosfere önemli miktarlarda uçucu ve yarı uçucu organik maddeler, nitrojen oksitler gibi kirleticiler yayar. Yangınların açığa çıkarttığı zehirli kirleticilerin doğrudan emisyonları, bu yangınlara ilk müdahale edenleri ve bölge sakinlerini etkiler. Ancak uzun vadede bu emisyonlar daha uzak bölgelerin hava kalitesi ve halk sağlığını da tehdit ediyor" diyen Acar bazı çarpıcı istatistikler paylaştı:

"Sadece Avrupa çapında dahi her yıl binlerce yangın, ormanları yok ediyor. 2018'de Avrupa'da ve ülkemiz de dahil Akdeniz bölgesindeki diğer ülkelerde 204.861 hektardan fazla arazi yandı, geçen yılki orman yangınları 1,2 milyon hektardan fazla alanı yok etti. Büyük yangınlarda duman, stratosfere kadar kilometrelerce yükselebilir ve burada yayılarak, alevlerin gerçekte bulunduğu yerden çok uzaktaki alanlarda hava kirliliğine neden olabilir. Örneğin geçen sene Doğu Akdeniz'de Rusya'daki orman yangınlarından gelen duman gözlemlenmişti."

Bu olgunun çok yakın bir örneği de halihazırda ABD'de yaşanıyor. Oregon ve California'daki orman yangınlarının sonucunda ortaya çıkan dumanlar Chicago, New York ve Boston gibi şehirlerin havasını bile kontrol altına almış durumda. Oregon ile Boston arasında aşağı yukarı 5000 kilometrelik bir mesafe bulunuyor. Ancak Boston halkı haftalardır atmosferin üst tabakalarını kaplayan dumanlarla yaşıyor. Rüzgârın taşıdığı dumanlarla gündüzleri gri-beyaz bir renge bürünen gökyüzü, gün batımlarında da her zamankinden daha turuncu görünüyor. New York'ta ve diğer doğu yakası şehirlerinde de benzer manzaralar yaşanıyor.

Üstelik dumanın etkisi bazı yerlerde insan sağlığını tehdit edecek seviyelere ulaştı. New York'ta hava kalitesi değerleri 130-160 aralığında ölçüldü. (0'dan 500'e uzanan endekste 100 değerinin üstü sağlıksız kabul ediliyor.) Boston şehrinin bağlı olduğu Massachusetts eyaletinin Çevre Koruma Bakanlığı da 23 Temmuz günü bir hava kalitesi uyarısı yayınladı.

Temmuz ayı ortasında ülkede arama motorlarında en çok aranan terimler arasında "Neden güneş kırmızı?" sorusunun yer almış olması da ilginç bir detay.

YANGINDA ÖLENDEN DAHA FAZLA

Orman yangını kaynaklı hava kirliliğinin sağlığı nasıl tehdit ettiği, mikroskobik partikülleri solumanın ne gibi zararlara yol açtığıyla ilgili çok sayıda araştırma bulunuyor. Acar, "Küresel olarak, orman yangınlarından kaynaklı dumanının yılda 339.000'den fazla erken ölüme neden olduğu tahmin ediliyor. Bu yangınlarda doğrudan hayatlarını kaybedenlerden çok daha fazla" diye konuşuyor.

İnternette kısa bir aramayla da çok çarpıcı veriler elde etmek mümkün. Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, ABD'de orman yangınlarından kaynaklanan PM 2.5 seviyesindeki kirlilik, yılda 10.000 ila 30.000 kişinin erken ölümüne neden oluyor. Euronews'ün görüşlerini aktardığı uzmanlar bu sayıların yüzyılın sonuna kadar 2000'lerdeki seviyenin büyük olasılıkla iki katına ulaşacağını öngörüyor.

Dünya genelinde orman yangınlarından kaynaklı emisyonları izleyen Copernicus Atmosfer İzleme Sistemi'nden (CAMS) elde edilen verilere göre de orman yangınlarının sonucunda atmosferde biriken partiküller İspanya, Fransa, Himalayalar gibi birçok bölgede hava kirliliğinin artmasına neden oldu. Hatta Eylül 2020'den itibaren tarihinin en büyük orman yangınlarını yaşayan Avustralya'nın bazı bölgede partikül seviyesinin tehlike sınırlarını aşması nedeniyle acil durum ilan edildi. Sydney'in bazı bölgelerinde emisyon seviyesi, sağlık açısından tehlikeli seviyenin 12 kat üzerine çıktı.

ZEHİRİN GÜCÜ ZAMANLA DÖRDE KATLANIYOR

Bu noktada Acar'ın şu uyarıları da oldukça önemli: "AB Komisyonu araştırma ekibinin 2017'de bu konuda başlattığı çok önemli bir çalışma bulunuyor. Bu çalışmaya göre, orman yangınlarında yanan bitki örtüsünden atmosfere salınan dumandaki parçacıkların zamanla daha zehirli hale gelebilmekte. Araştırmacılara göre yangından beş saatten fazla bir süre sonra havadan alınan duman örnekleri ilk serbest bırakıldıklarından iki kat daha zehirli. Bu dumandaki parçacıkların toksisitesi zamanla ilk hallerinin dört katına kadar çıkabiliyor."

Bir başka deyişle yangın bölgesinde olmasak dahi, bu bölgeden bulunduğumuz noktaya ulaşan yangın dumanı hava kalitesi ile insan ve diğer canlıların sağlığı açısından son derece zararlı olabilir. Yangın bölgelerinden yüzlerce kilometre öteye yayılabilen bu zehirli maddelerin bir diğer tehlikeli yanı da genelde ulaştıkları noktalarda insanlar tarafından fark edilememesi veya bu dumanın engellenememesi.

"DUMANDAN KORUNMAK İÇİN MASKE TAKMAK ŞART"

Bu uyarılar elbette akıllara "Günlerdir yangınla mücadele eden Türkiye'nin havası ne durumda?" sorusunu getiriyor. Dünya Hava Kalitesi Endeksi projesinin haritasına bakarsak, 4 Ağustos itibarıyla özellikle Muğla ve çevresinde hava kalitesi insan sağlığına zarar verecek seviyeye gelmiş durumda. Peki kendimizi nasıl korumalıyız?

Bu konuda görüşlerine başvurduğumuz Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur da yangın sonrası havaya yayılan gaz, duman, karbonmonoksit ve küçük partiküllerin solunum yollarımız için oldukça tahriş edici olduğunu, gazların yüksek sıcaklıkta olmasının aynı zamanda solunum yolu mukozasında yanık etkisi yarattığını söyledi.

Bölgede yaşayanlar ve söndürme çalışmalarına katkıda bulunanlar için önemli detayların altını çizen Okur, "Yangın bölgesinde olanlar mümkün olduğunca dumandan uzak durmalı, mutlaka partikül girişini engellemek için maske takmalı. Bu dumanlı ortamda zorunlu bulunan herkesin çok fazla su tüketmesi mukoza nemini korumak için oldukça önemli" diye konuştu.

Okur, bu gaz ve duman maruziyetinin solunum yollarında uzun vadede kalıcı daralmaya yaratabileceği, astım, bronşit ve kronik tıkayıcı akciğer hastalıklarına neden olabileceği konusunda uyardı ve ekledi: "Astım ve KOAH gibi akciğer hastalığı olanlar bu bölgelerde bulunmak zorunda kalırlar ise nefes yolu koruyucu inhaler tedavilerini mutlaka kullanmaya devam etmeli, asla ihmal etmemeli. Hatta bu kişiler mümkünse dış ortamda bulunmasınlar."

Okur, özellikle çocuklar için tehlikenin daha da büyük olduğunun altını çizerek, "Onların akciğer gelişimi henüz tamamlanmamış olduğundan duman maruziyeti kalıcı solunum yolu hasarı bırakabilir" dedi.

Dumana maruz kalanlar için de tavsiyelerde bulunan Okur, erken dönemde tahrişe bağlı öksürük ve boğazda kuruma yanma hissi olabileceğinin, ne kadar az ve uzaktan maruz kalınırsa etkilenmenin de daha az olacağının ve sürekli bol su içerek ve maske takarak dumanın zararlı etkilerinden korunmak gerektiğinin altını çizdi.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR