"Sözümün arkasındayım"
Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven'in açıklamalarına ilişkin yorumuyla dikkat çeken Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "Attığım her hareketin söylediğim her sözün her işin hesabın veririm. Hiç farklı bir kaygım yoktur benim. Siyasete yalın ayakla geldim bu günde yalın ayakla giderim. Ben şahsi fikrimi söylerken ne kadar doğru ve haklıysam, sayın başbakanımızın eleştirileri de yerden göğe kadar doğrudur ve haklıdır" dedi.
BURSA , 14 Ekim 2012 Pazar, 17:59
"Sözümün arkasındayım"

Başbakan Yardımsı Bülent Arınç, AK Parti Bursa İl Danışma Meclisi Toplantısında Diyarbakır Emniyet Müdürünün açıklamalarını değerlendirdi. Açıklamaların tek bir cümlesiyle değil, bütünüyle dikkate alınmasını isteyen Arınç, 'Bu arkadaşımız bazı açıklamalarda bulunuyor. '91-95 yıllar arasında Diyarbakırdaydım. Şöyle şöyle olaylar yaşadım' dedi. Bugün örgütün geldiği noktada bunun da katkısı vardır' dedi. Sonunda bir iddialı cümle sarf ediyor. 'Eğer siz teröristin dağda acımıyor ve ağlamıyorsak, insan değiliz' dedi. Ama 20 dakikalık konuşmanın yanında ayrı bir cümle. Bakanlar Kurulu'nda bana soruldu. Şahsi düşüncem de budur. Ben 40 yıllık siyasi hayatımda attığım her hareketin söylediğim her sözün her işin hesabın veririm. Bir yanlışım olursa yanlış yaptım derim. Ama doğru olanın da arkasında dururum. Hiç farklı bir kaygım yoktur benim. Hesap kitapla alakam yok. Allah dostu bir adamım ben. Siyasete yalın ayakla geldim bu günde yalın ayakla giderim" dedi.
Grup toplantılarından önce Başbakan Erdoğan'ın kendisini aradığını ifade eden Arınç, "Bu cümlenin sorunlu olduğunu söylediler. O cümle tek başına alınırsa yanlış anlaşılır. Nedir bu? Önü arkası ayrılırsa bunu izah ediyor. Önü ve arkası bunu izah ediyor. Ama bizdeki insanlar, sadece o cümleyi dikkat ederek bunu eleştirebilir. Türkiye'de terörle mücadelede yanlış anlamaya yo açabilir. Polisimiz gayretli, askerimiz gayretlidir. Onlar, dağ başında terörle mücadele ediyorlar. Bundan büyük şeref olur mu? Mesele şudur. Ban şahsi görüşümü açıkladım. Ben konuşmanın bütünün esas aldım. O o gün benim konuşmamı lütfedebilirseniz o zaman anlaşılır. Bölge halkının köylerden sürüldüğünden bahsediyorum. İnsanların işsizliğinden bahsediyorum. Beyefendilerin haberi olmuyor. Bugün terörü meydana getiren 10 sebep varsa, bunlarla mücadele etmediyseniz terörle mücadele olamazsınız. 'sen Kürt olamazsın, kar vardı kurt ediyordu sen o sesten mi Kürt oldun dediler. Kürt konuşamazsın dediler ve cezaevine kodular. Böyle bir kimlikle insan olsaydınız buna hayır demez miydiniz. Aldılar adamı evinden. Sokakta kurşun sesini duydu karısı. Alnından vuruldu. Taksinin içinde vurdular adamı. Oğlunun eline düştü adamcağız. Bu günleri biz yaşadık. Biz duyduk. 91-95 dönemleri arasında 18 bin faile meçhul cinayet oldu. Babası kucağına düşmüş bir genç buna isyan edip dağa çıkmışsa, ayıp değil mi? Bu insanı anlamak gerekmez mi. Bu insanın bu suça iten şeye bu demek ne zaman yanlış olur" diye konuştu.

"Başbakanımız yerden göğe kadar haklıdır"
"Keşke Emniyet müdürü bu cümleyi kullanmasaydı" diyen Arınç, "Ağlamak yerine düşünmek gerekirdi deseydi. İddialı bir cümle kurmuş. Ama konuşmanın bütününü alın ben örnek buldum. Ben bu arkasındayım. Benim adım Bülent Arınç. 2 kere 2 dört. Ben şahsi fikrimi söylerken ne kadar doğru ve haklıysam, sayın başbakanımızın eleştiriler de yerden göğe kadar doğrudur ve haklıdır. O tek cümle sizin terörle mücadeledeki durumunuzu zorlaştırabilir. O cümleyi eleştirmiştir. Yüzde 100 doğru bir harekettir" ifadelerini kullandı.

Göz yaşlarını tutamadı.
Konuşması esnasında oğlu dağa çıkan bir babanın hayatını anlatan Arınç, gözyaşlarını tutamadı. Terör örgütünün eğitim kurumlarına saldırdığını ifade eden Arınç, "Bir örgüt buraları bombalıyor. Cizre'deki yurda bomba attılar. Şimdi de okulları bombalıyorlar. Hakkari'de açılan bir okul ve yurt. Bir baba sıkıntılar içerisinde elinden tutmuş çocuğunu 'benim çocuklarımdan bir tanesi dağda. İçlerinde en akıllısı bu. Bunu sizin yurdunuza almak ve sizin okullarınızda okutmak istiyorum. Bu bari kurtulsun' demiş. Yurt idarecesi de derki, 'her yer dolu. Sizin gibi babalar geliyorlar, 'biz koridorda da yatarız' diyorlar. Ama kusura bakmayın kurumlarımız denetleniyor. Yurdumuzda çocuğunuza yer yoktur. Diyor. Adam zannediyor ki para pul meselesi. Elinde varsa satarım diyor. Baba tekrar tekrar 'oğlumun kurtulması sizin yurdunuza bağlı' diyor. Yurt idarecisi ellerini yana açıyor, 6 ay sonra gelin diyor. Bir yer boşalırsa biz de sizi alırız diyor. 6 ay sonra çağırıyorlar, 'gel senin çocuğunu alacağız'. Adam geliyor. Adamın iki gözü iki çeşme, 'geç kaldınız oğlum dağa çıktı' diyor. Gençler böyle dağa çıkıyor. Alamadım diyor. Ağlamak güzel şeydir, gözyaşlarını olması insanı insan yapar. Gözyaşlarına mahrum olan insana ben acırım. Kalpsizliğine acırım. Onun edepsizliğine acırım. Türkiye'nin ağlayan genelkurmay başkanlarına, başbakanlara ihtiyacı var. Necip Fazıl diyor. Ağlayın diyin su yükselir belki kurtulur gemi. Ağlamak güzel şey. Ağlayan insanda edep ve vicdan vardır. İnsan sevgisi vardır" dedi.
 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR