Taşlardan sanat yapıyor
Kalbinin güzelliği, içtenliği yüzüne yansımış. Doğal taşlar kadar doğal, su kadar berrak, toprak kadar üretken, bir o kadar da mutlu… Enerjisiyle, sanatıyla, duruşuyla hayat hikayesiyle beni o kadar çok etkiledi ki...
BURSA , 27 Nisan 2014 Pazar, 09:18
Taşlardan sanat yapıyor

Her şeyin bir hikayesi olduğunu biliyordum ama taşların da bir  hikayesi olduğunu Gonca Rubacı'dan dinledim. Eminim ki bu sanat dolu röportajı okurken siz de benim kadar etkileneceksiniz.

Birkaç cümleyle kendinizi ifade etmenizi istesek?

29 Temmuz 1980 Bursa doğumluyum. Futbolcu, spor yazarı, avukat bir babanın ve hem fen hem hukuk fakültesi bitirmiş, sanata çok meraklı bir annenin küçük kızı, çalışkan, başarılı, mimar bir ablanın küçük kardeşiyim. İlkokulu Özel İnal Ertekin Okulu'nda, liseyi Ulubatlı Hasan Anadolu Lisesi'nde okudum. İstanbul Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nü bitirdim. İş hayatıma İstanbul Bahçeşehir  Ünivesitesi'nde İdari Koordinatör olarak başladım. Sonrasında Sadri Alışık Tiyatrosu'nda aldığım tiyatro eğitimi ile bana tiyatronun kapıları Basın Halkla İlişkiler Müdürü olarak açıldı. Tiyatrodan sonra mesleğime tekrar dönüş yaptım. Jeoloji mühendisi olarak doğal taşlarla ilgili İstanbul'da bir firmada genel müdür olarak çalıştım. Yollarımızı ayırdıktan sonra firma sahibi tarafından rengarenk doğal taşlar hediye edildi. Üniversite yıllarımda dahi beni gelecekte başka bir şeylerin beklediğini biliyordum. Bölümümü okurken en zevk aldığım ders doğal taşları incelediğimiz laboratuvar dersleriydi. Kim bilebilirdi ki bir 10 sene sonra ben doğal taşlarla objeler süsleyeceğim ve hatta onları anlatan yazılar, şiirler yazacağım.

\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\"\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\"

Çok beğendiğim bir sloganın var, bizimle paylaşır mısın?

'Beni dillendiren taşlar mı yoksa taşları dillendiren ben miyim çözemedim ama birbirimize çok yakıştırıyorlar.'

Doğal taşlarıyla adından bahsettiren bir sanatçısınız. Öncesinde uğraştığınız bir meslek veya yoğun olarak ilgilendiğiniz bir hobi var mıydı?

İlkokul çağlarımdan beri sporun ve sanatın hemen hemen her dalına ilgi duyuyorum ve amatör olarak ilgileniyorum. Lise ve üniversitede voleybol takımındaydım. Lisede folklor ekibi olarak Bursa 1.'liği, Marmara Bölgesi 1.'liği ve Türkiye 4.'lüğümüz oldu. Üniversiteden sonra bir dönem amatör olarak tiyatro ile ilgilendim. Sadri Alışık Tiyatosu'nun ilk öğrencilerindenim. Hayatımın her döneminde hobi amaçlı olarak birçok kursa ve eğitime katıldım. Bunlardan bazıları; Çağdaş Yaşama Derneği Yaratıcı Drama Eğitimi, İstanbul Oyuncak Müzesi Akgün Akova ile Yaratıcı Yazarlık Eğitimi, Satış&Pazarlama&Halkla İlişkiler& Grafik Tasarım Eğitimi, Müjdat Gezen Sanat Merkezi Oyunculuk Eğitimi... Ailemde ve  arkadaş çevremde kurskolik olarak adlandırıldım. Sanat ile ilgili çalışmalarımın yanı sıra fotoğraf çekmeyi, balık tutmayı, seyahat etmeyi, kayak yapmayı, yüzmeyi, tenis oynamayı, kitap okumayı çok seviyorum. Astrolojiye ilgi duyuyorum.

\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\"\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\"

Taşlarla neleri, nasıl süslüyorsun? Kaç senedir taşlarla uğraşıyorsun ve  kaç tane objeyi süsledin?

Aklınıza gelebilecek hemen her türlü objeyi cam, çömlek, ahşap, kozalak, kumaş, bluz... Hepsini doğal taşlarla süslüyorum. Taşları tek tek objelere yapıştırıyorum. Yaklaşık 3 senedir bu işle uğraşıyorum. Her bir çalışmam günlerimi hatta haftalarımı alabiliyor. Tahminen 150 kadar objeyi süsledim.

Gonca Rubacı'nın kendine has bir çizgisi var, bu açıkça görülebiliyor. Duruşunuz, kareleriniz, giyiminiz, ürünlerinizin  hikayeleri... Her birinden kısaca bahsetmek ister misin?

Tüm bunlar insanın yüreğinin dışa yansıması olmalı. Doğup büyüdüğünüz ev, aileniz, okuduğunuz okullar, gittiğiniz kurslar bir şans olabilir ancak her şey insanın kendisinde, içinde bitiyor. Ben hayatı bir tiyatro sahnesi gibi görüyorum. Hangi rolde olduğunuzun bir önemi yok. Alışveriş yaparken modacı, baloya giderken prenses, bahçemizin çiçeklerini ekerken bahçıvan, yemek yaparken ahçı, taş süslemesi yaparken sanatçı ve her zaman evin küçük kızı, küçük kardeşi. Hayatı doya doya yaşamayı seviyorum. Hayat gerçekten detaylarda gizlidir. Her şeyi özenle, layıkıyla yaptığınız, kendinizi sevdiğiniz, kendinize saygı duyduğunuz sürece açılamayacak kapı yoktur. Bir de bu yaşıma kadar hiçbir şeyi yapmış olmak için yapmadım.

\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\"\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\"

10 yıl sonra kendini nerede, nasıl görüyorsun? Taşların, sanatsal objelerin ve sen neredesin?

Hedeflerim, hayallerim tabii ki var. Eskisine oranla artık birçok şeyi akışına bıraktım. Taşlarım ve sanatsal objelerim mutlaka birlikte bir yerlerde olacağız ama bana öyle geliyor ki  bir 10 sene sonra tüm bunlar bulunacağım noktanın bir parçasını oluşturacak. Henüz parçalarım tamamlanmadı.

Sadri Alışık Tiyatrosu'ndan aldığın eğitim hayatını nasıl etkiledi. Üzerinde uğraştığın taş sanatına katkısı oldu mu?

Sadece taş sanatı mı? Hayatımın dönüm noktalarından biriydi diyebilirim. Oyunculuk eğitimim süresince yazdığım yazılar, şiirler tiyatrocu öğretmenlerim tarafından takdirle karşılandı. Tiyatro sahnesi ve yazılarım duygularımı, hayallerimi, yaratıcılığımı içimdeki esas beni özgürce ortaya çıkarıyordu. Bunları dışa vurmak, paylaşmak beni mutlu ediyordu. Üzülerek söylüyorum ki yaşam mücadelesi içinde günümüz insanları kendilerinden çok uzak yaşıyorlar. Makineleştik. Duygularımızı saklar olduk. Kendimi  yaşadığım dünyaya yabancı hissetmeye başladığım evrede Sadri Alışık Tiyatrosu benim içimdeki çocuğu yeniden ortaya çıkardı.

\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\"\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\"

HER OBJENiN BiR HiKAYESi VAR

Taş sanatıyla uğraşırken birer sanatsal obje olarak mı yoksa yaratıcılığını kullanarak mı hikayeni yazıyorsun?

Henüz her bir objenin yazılmamış da olsa bir hikayesi var. Kim derdi ki bir gün kendi tasarladığım objeleri kendi sözlerimle ya da ünlü yazar, şair, düşünürlerin sözleriyle bütünleştireceğim. Duygularımı, hayallerimi kullanarak yazıyorum. Benim gözümde her bir obje süslendikten ve taşların rengine büründükten sonra bir duyguya sahip oluyor. Mesela martılar umut, denizyıldızları mutluluk, Kızılderili maske hüzünlü bir hal alıyor ve hikayeleri başlıyor.

\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\"\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\"

Sanatın her dalıyla bir şekilde ilgilenip içinde bulunmaya çalışmışsın...

Eğer hayal gücünüz  varsa ve de ürettikçe mutlu oluyorsanız sizin sanattan uzak kalma gibi bir durumunuz pek söz konusu olamıyor. Birçok firmada önemli görevlerde iş hayatıma devam ederken, ne kadar çalışırsam çalışayım kaldı ki üretkenliğiniz iş hayatında da devam ediyor ama ben hep sanatsal çalışmalarda da yer almaya özen gösterdim. Sanatın ve sporun insanın iş, özel, sosyal hayatına da  olumlu yansıdığını düşünüyorum. Bu sebeple de herkesin amatör  olarak da olsa mutlaka sanatsal aktvitelerde çalışmalarda yer alması gerektiğini düşünüyorum.

\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\"\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\"

TAŞLARDAN YANSIYAN SÖZLER

TAŞÇI Martılar- "İnsan denizin olmadığı yerde umut adına martı olmalı!" Nazım Hikmet Ran
TAŞÇI Deniz Yıldızları- "Güneş yüzünü gösterdi ve deniz yıldızları gökkuşağına büründü' Gonca Rubacı
TAŞÇI Ayna- 'Bilemezsin, sana verecek bir armağanı ne çok aradığımı, hiçbir şey içime sinmedi. Altın madenine altın sunmanın ne anlamı var ya da okyanusa su. Düşündüğüm her şey Doğu'ya baharat götürmek gibiydi. Kalbimi ve ruhumu vermemin bir yararı yok, çünkü sen zaten bunlara sahipsin. O yüzden sana bir ayna getirdim; Kendine bak ve beni hatırla.' Mevlana Celaleddin Rumi
TAŞÇI Bluz - "Moda gelip geçer, stil ise kalıcıdır." Coco Chanel
TAŞÇI Bluz -"Kadın gülümserse tüm kıyafeti gülümser." Madeleine Vionnet
TAŞÇI Kızılderili-  "Gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz." Kızılderili Atasözü
TAŞÇI Maske- "Bir maskeyi diğerinden ayıran gerçek, maskeden bakan gözlerle o gözlere bakan yürekte saklıdır." Gonca Rubacı(Şebnem SAKDER YILMAZ)

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR