Tedbirsizliğim beni 35 gün ailemden ayırdı!
Temmuz ayında Kovid nedeniyle hastaneye kaldırılan ve o günlerde "Ne olur maskesiz çıkmayın" diyerek gözyaşları içinde vatandaşlara seslenen Mehmet Sezer (63), haftalarca solunum cihazına bağlı olarak yadhaşam mücadelesi verdi. 35 gün sonra taburcu olan Sezer, "Doktor nedir bilmeyen ben, koca bir Kurban Bayramını soğuk bir hastanedha odasında geçirdim. İlk kez ailemden ayrı kaldım. Bir tedbirsizliğim beni 35 gün bir hastane odasına mahkum etti. Şimdi evde, 35 yıllık eşimle bile, odamın kapısından sohbet ediyoruz. Ne olur kurallara uyun, sevdiklerinizden ayrı kalmak dünyanın en büyük işkencesi" dedi.
GÜNDEM , 14 Eylül 2020 Pazartesi, 10:37
Tedbirsizliğim beni 35 gün ailemden ayırdı!

25 GÜN YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA GİDİP GELDİ

Mehmet Sezer (63), bir akrabasının düğününe katılıp memleketine tatile gitti, döndüğünde nefes darlığı ve halsizlik şikayeti başladı. Temmuz ayında Gaziosmanpaşa'da gittiği bir hastanede Kovid pozitif olduğu ortaya çıktı ve Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi'ne sevk edildi. Tansiyonu yüksek seyrettiği için yoğun bakım servisine alındı. Yoğun bakım odasından vatandaşlara seslenen ve tedbirli olun çağrısı da yapan Sezer, ilk günler yüksek akım oksijen tedavisi gördü ancak durumu hızla kötüleşince bayramın ikinci günü uyutularak solunum cihazına bağlandı. Tam 25 gün yaşamla ölüm arasında gidip gelen Sezer, mücadelesinden zaferle çıktı; yoğun bakımdan normal servise alındı ve yapılan iki testi de negatif çıkınca taburcu edilerek evine gönderildi. Şimdi, yeniden virüs kapar korkusuyla, kendi ailesi dahi onunla uzun süre vakit geçireceği zaman odasının kapısındaki sandalyelere oturarak sohbet ediyor; odasına çok gerekli olmadıkça kimse girmiyor. Sezer, "Allah'a şükür sonunda evime gönderdiler. Ama en az 1 ay daha sıkı tedbir alacaksın dediler. O nedenle eşimle dahi kapının eşiğinden sohbet ediyoruz" dedi.

"SEVDİKLERİNDEN AYRI KALMAK DÜNYANIN EN BÜYÜK İŞKENCESİ"

Bu yaşına kadar doktor nedir bilmediğini, Kovid yüzünden yoğun bakımla tanışmak zorunda kaldığını vurgulayan Sezer, "Bana bir şey olmaz, demekle olmuyor, oluyor oluyor oluyor! Mutlaka kurallara uymak lazım. Beni uyutup solunum cihazına bağlamışlar. Uyandığımda bayramın ikinci günü dedim önce. Farkında değilim. İnsan üzülüyor, aileni göremiyorsun. bayramda evde değilsin, sevdiklerin yanında yok. Torunların, çoluğun çocuğun yok, bütün bir bayramı tek başına bir odada, yapayalnız bir şekilde geçirmişsin. Sevdiklerinizden uzak kalmak istemiyorsanız, bayramlarda seyranlarda ailenizden ayrı kalmak istemiyorsanız, bu gitmeden ne olur tedbirinizi elden bırakmayın. Sevdiklerinizden ayrı kalmak dünyanın en büyük işkencesi" diye konuştu.

"SÜTTEN AĞZIMIZ YANDI, ARTIK TEDBİRSİZ GÖRÜŞMEK YOK"

Bir tedbirsizliği yüzünden hastalığın kendisini günlerce bir yoğun bakım odasına mahkum ettiğini anlatan Mehmet Sezer, duygularını şu sözlerle anlattı:

"Kimin hatası, benim hatam. Dostun ahbabın düğününe yine gidersin. Ama oynamazsın, takısını verir, adetini yerine getirir, hayırlı olsun der çıkarsın. Şimdi iyileşinceye kadar konu komşu ile dahi görüşmeyeceğim. Hepsiyle telefonda görüşüyoruz zaten. Komşularımla elbette görüşeceğim iyileştikten sonra ama ev ziyaretleri vs ile değil. Tedbirimi alarak, mesafeyi koruyarak, maskemi takarak, uzaktan görüşeceğim. Bundan sonra bunu yapmamız gerekiyor. Ailemle bile aynı evin içinde mesafemizi koruyarak maskelerimizle sohbet ediyoruz. Hepsine test yapılmıştı, hepsi temiz çıktı ama yine de sütten ağzımız yandı, yoğurdu üfleyerek yiyoruz."

"BİR AY ÖNCESİNE KADAR MASKE KULLANIMINA DİKKAT BİLE ETMİYORDUK"

Bir ay öncesine kadar maske kullanma konusunda çok da titiz davranmadıklarını söyleyen ancak babasının yaşam mücadelesinden sonra hayatlarında her şeyin değiştiğini anlatan Ayça Sezer Çakmakkaya ise şunları söyledi:

"Şu maskeyi inanın bir ay öncesinde biz de düzenli olarak kullanmıyorduk. Mesafe ve hijyen konularına da bu kadar çok dikkat etmiyorduk. Markete, manava, pazara rahatça gidiyorduk. Ta ki başımıza geldiği güne kadar. Babamın Kovid'den hastaneye yatırıldığını öğrendiğimiz andan itibaren bu maskeler artık vücudumuzun bir parçası haline geldi. Kıyafetimiz gibi. Yatarken bile çıkartmayacağız neredeyse, yaşadıklarımız o derece etkiledi hepimizi psikolojik olarak. Ondan bize değil, bizden ona en ufak bir şey bulaşmaması için çok dikkat ediyoruz. Tozu tutabilecek olsam havada tutup odasına bile yaklaştırmayacağım neredeyse. Şu kapı bizim sınırımız. Buradaki sandalyelerin ötesine, kimseyi geçirmiyoruz. Bu, bizim başımıza geldi, nasıl tedbirler alınması gerektiğini artık çok iyi biliyoruz. Buradan herkese söylüyorum; hayatlarına hijyeni, maskeyi ve mesafeyi koysunlar. Bunun gerçekten şakası yok. İnsanı en kötü noktalara getirip oradan alıyor. Bu 35 gün babam için çok kötüydü ama bizim için inanın daha da kötüydü."

"İNSANIN DÜNYASI YIKILIYOR, NE OLUR MASKESİZ DOLAŞMAYIN!"

35 yıllık eşinden ilk kez hastalık yüzünden ayrı kalan Deste Sezer, şimdi bunca yıllık eşi ile ancak odasının kapısında sohbet ediyor, yemeğini bile içeriye sadece tek bir kişi götürüyor. Çünkü ona tekrar bir şey olur, diye çok korkuyor. Deste Sezer, yaşadıkları günleri gözyaşları içerisinde anlatarak "Çok sağlıklıydı, doktor nedir bilmezdi. Ama ne oldu biz de anlamadık. Neye uğradığımızı şaşırdık. Biz de bilmedik 35 günün nasıl geçtiğini. Dünyamız yıkıldı. Gecem gündüzüm birbirine karıştı. Şükürler olsun Allah onu bize bağışladı. Allah herkesten razı olsun. Dünyan yıkılıyor, ne olur hiç kimse maskesiz dolaşmasın, hiç kimse kimseye yaklaşmasın" dedi.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR