YÖK'ten Boğaziçi Üniversitesi açıklaması
YÖK, Boğaziçi Üniversitesi'ne Rektör olarak atanan Prof. Dr. Melih Bulu ile ilgili bir açıklama yayınladı.
GÜNDEM , 05 Ocak 2021 Salı, 17:57
YÖK'ten Boğaziçi Üniversitesi açıklaması

Açıklamada, "Yükseköğretim sistemimizde önemli bir yeri bulunan Boğaziçi Üniversitesine yeni rektör ataması yapılmasından sonra, yazılı ve görsel medya ile iletişim kanallarında yer alan çeşitli değerlendirmeler dolayısıyla aşağıdaki açıklamanın kamuoyu ile paylaşılmasına gerek duyulmuştur. Boğaziçi Üniversitesi, geçmişte iki dönem, uzun yıllar farklı bir üniversite mezunu ve mensubu bir bilim insanı tarafından başarılı bir şekilde yönetilmiş ve bu durum hiçbir zaman eleştiri konusu yapılmamıştır. Ayrıca akademik çevrelerde gayet iyi bilinmektedir ki ABD başta olmak üzere pek çok ülkenin başarılı üniversitelerinde de genelde başka üniversitelerden rektör adayı aranmakta ve atanmaktadır. Dolayısıyla bir üniversitenin başarılı bir şekilde yönetilmesini atanan rektörün o üniversitenin kadrolu elemanı olma şartına bağlamanın, akademinin küresel yapısında da anlamlı bir karşılığı ve gerçekliği bulunmamaktadır" ifadeleri yer aldı.

YÖK'ün konuya ilişkin açıklama metni şöyle:

Yükseköğretim sistemimizde önemli bir yeri bulunan Boğaziçi Üniversitesine yeni rektör ataması yapılmasından sonra, yazılı ve görsel medya ile iletişim kanallarında yer alan çeşitli değerlendirmeler dolayısıyla aşağıdaki açıklamanın kamuoyu ile paylaşılmasına gerek duyulmuştur.

Boğaziçi Üniversitesi, yükseköğretimde hem ulusal hem de uluslararası ölçekte başarılı ve saygın bir üniversitemizdir. Nitekim bu başarısı dolayısıyla Boğaziçi Üniversitesi, YÖK tarafından yükseköğretim sistemine kazandırılan "Araştırma Üniversitesi" kategorisine alınmış, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından da desteklenmiştir. Nitekim Boğaziçi Üniversitesinin talebi üzerine Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığınca bu üniversiteye; 2020 yılı başında öngörülen ödeneklere ilaveten yıl içinde proje desteği olarak toplam 50 milyon ek ödenek daha tahsis edilmiştir. Yine YÖK tarafından benimsenen kalite ve başarıyı ödüllendirme anlayışı çerçevesinde "YÖK Gelecek Projesi"nde de Boğaziçi Üniversitesine "kritik teknolojiler" kapsamındaki alanlarda 2020 yılındaki cari usulde tahsis edilen kadrolara ilave olarak "ek öğretim üyesi atama izni" verilmiştir.

YÖK 100/2000 Projesi kapsamında da üniversite tarafından seçilen doktora öğrencileri bu proje dahilinde araştırmalarını sürdürmektedir. Ülkemizin bir değeri olan Boğaziçi Üniversitesinin bu başarı çizgisinin daha ileri bir düzeye yükseltilmesi ve araştırma yönünün güçlendirilmesi hepimizin ortak bir arzusu olup bu amaçla verilen destekler sürmektedir.

Bilindiği üzere, Boğaziçi Üniversitesi rektörünün görev süresinin sona erecek olması dolayısıyla yeni rektörün atanması süreci, aynı durumdaki diğer üniversitelerin rektör atama süreçlerinde olduğu gibi, ilgili mevzuat çerçevesinde başlatılmış ve başvuruda bulunan adaylar Cumhurbaşkanlığı makamına sunulmuştur. Bu atama süreci 02 Ocak 2021 tarihinde 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun 13 üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci, 3 üncü ve 7 nci maddeleri gereğince, Cumhurbaşkanımız tarafından Prof. Dr. Melih Bulu'nun atanmasıyla tamamlanmıştır.

"PROF. DR. MELİH BULU, REKTÖRLÜK BAŞVURU ŞARTLARINI SAĞLAMAKTAFIR"

Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından üniversiteye rektör olarak atanan Prof. Dr. Melih Bulu, diğer adaylar gibi rektörlük başvuru şartlarını sağlamaktadır. Bir üniversiteye rektör (adayı) olabilmek için, eski veya yeni hiç bir mevzuatımızda ilgili üniversitenin kadrolu profesörlerinden biri olma gibi bir koşul aranmamıştır . Nitekim Boğaziçi Üniversitesi, geçmişte iki dönem, uzun yıllar farklı bir üniversite mezunu ve mensubu bir bilim insanı tarafından başarılı bir şekilde yönetilmiş ve bu durum hiçbir zaman eleştiri konusu yapılmamıştır. Ayrıca akademik çevrelerde gayet iyi bilinmektedir ki ABD başta olmak üzere pek çok ülkenin başarılı üniversitelerinde de genelde başka üniversitelerden rektör adayı aranmakta ve atanmaktadır.

"REKTÖR OLARAK ATANDIĞI ÜNİVERSİTE TARAFINDAN YETİŞTİRİLMİŞ OLDUĞU UNUTULMAMALIDIR"

Dolayısıyla bir üniversitenin başarılı bir şekilde yönetilmesini atanan rektörün o üniversitenin kadrolu elemanı olma şartına bağlamanın, akademinin küresel yapısında da anlamlı bir karşılığı ve gerçekliği bulunmamaktadır. Kaldı ki Sayın Cumhurbaşkanı tarafından rektör olarak atanan adayın akademik kariyerinin en önemli aşamasını ve bu sürecin yedi yılını atandığı Boğaziçi Üniversitesinde tamamlamış olduğu, yani rektör olarak atandığı üniversite tarafından akademisyen olarak yetiştirilmiş olduğu da unutulmamalıdır. Diğer taraftan sadece son yıllarda değil, geriye doğru uzun yıllar boyunca bu tarz atamaların pek çok sayıda örneği de sistemde bulunmaktadır.

"ATAMA SÜRECİ SONRASINDAKİ PERFORMANSI DAHA ÖNEMLİDİR"

Cumhurbaşkanı tarafından rektör olarak atanan Prof. Dr. Melih Bulu'nun idari tecrübesi bağlamında atanmadan önce İstinye Üniversitesinde kurucu rektör, Haliç Üniversitesinde rektör olarak görev yaptığı ve Şehir Üniversitesinde dekanlık vazifesinde bulunduğu da hatırlanmalıdır.

Bu vesile ile YÖK olarak bir hususa dikkat çekmek isteriz. Bir üniversitenin başarısı için rektör atama şekli elbette önemlidir, fakat atama süreci sonrasındaki performansı daha da önemlidir. Ülkemizde maalesef, üniversite rektörü atanması, meselenin hem başlangıcı hem sonucu olarak görülmektedir . YÖK olarak bu yanlış kanaati hesap verebilirlik kültürü ikame ederek kırmaya çalışıyor ve son senelerde bu maksatla üniversitelerimizin başarı karnelerini yayımlıyoruz.

Akademik çevrelerin, kamuoyunun ve hatta siyasetin dikkatini ve eleştirisini bu noktada yoğunlaştırması, yükseköğretimde kalite çıtasını yükseltme çabasına katkı sağlayacaktır. Nitekim Boğaziçi Üniversitesi rektörünün atanmasından sadece bir iki gün sonra üniversitelerimizin akademik performanslarına yönelik rapor kamuoyu ile paylaşılmıştır. Fakat maalesef kamuoyu dikkatini şeffaflık için de paylaşılan bu verilerden ziyade rektör atama şekline yoğunlaştırmakta ve konuya siyasi bir veche kazandırılmaktadır. Rektörleri atandıklarında kadrolarının o üniversitede bulunup bulunmadığı ile değil, yıl bazında üniversitesinin eğitim ve araştırma kapasitesine katkısı açısından değerlendirmek, teşvik veya tenkit etmek, hatta bu başlıklarda somut, ölçülebilir ve bilim dünyasının mutabık kaldığı başarısızlıklar varsa bu kişilerin süresinin sonlandırılmasını talep etmek gerekir.

Türk bilim hayatını daha da ileri götürmek istiyorsak bugünden bu gibi konular üzerinde özgürce tartışmalı, fikir üretmeli, yükseköğretim ile ilgili geniş mutabakat sağladığımız başlıkları hayata geçirmeliyiz. Konuyu; tüm akademik ve idari personelinin maaşlarının, tüm giderlerinin, tüm altyapılarının Devlet tarafından karşılandığı, atanan yöneticilerine sürelerinin sonuna kadar, atanan öğretim üyelerine emekli oluncaya kadar devlet tarafından koşulsuz iş garantisinin verildiği, ama yöneticilerinin atanmasında üst kamu yönetiminin söz sahibi olmadığı bir düzenin gerektiğine getirirsek, söylemek gerekir ki böyle bir model yaşadığımız dünyada bulunmamaktadır. Dolayısıyla yükseköğretim ile ilgili konuların tek tek değil, bir sistem dahilinde ve bütünlük içinde ele alınması, felsefi bir zemine oturtulması, toplumda geniş mutabakatlar aranarak ve sağlanarak çözüm üretilmesi gerekmektedir. Önümüzdeki aylarda bu maksatla YÖK tarafından, bilim hayatımızın daha ilerlemesi, üniversitelerimizin daimi tekamül esasında daha hızlı gelişerek kalite eksenli büyümenin tesisi, ayrıca akademik ortamın kendi kendisini denetlediği ve geliştirdiği bir iklim oluşturmak için, sistemin bütün bileşenlerini kucaklayan bir girişimimizin olacağını da ifade etmek isteriz.

"ÜNİVERSİTELER TEK BAŞINA BİR REKTÖRÜN TECRÜBESİ İLE YÖNETİLECEK KURUMLAR DEĞİLDİR"

Ayrıca yükseköğretim ile ilgili yapılan düzenlemelerde, aldığımız kararlarda ve kurguladığımız süreçlerde öğrencilerimizin nitelikli bilgi sahibi olmasının, onların bu ülkenin geleceğine, kalkınmasına katkı sağlayacak aşk ile donanmasının çok önemli olduğuna inanıyoruz. Bundan dolayı üniversitelerimizle birlikte bütün gayretimizi öğrenci merkezli yaklaşımlara yöneltmemiz gerektiğini biliyoruz.

Son olarak; üniversiteler tek başına bir rektörün bilimsel birikim ve idari tecrübesi ile yönetilecek kurumlar değildir. Üniversitelerimizin üst yöneticileri üniversitenin bütün bileşenlerine kulak vermeli, onlar ile istişare içinde süreçleri yönetmelidirler. Boğaziçi Üniversitemizin de hocası, öğrencisi ve idari personeli ile birlikte bir bütün halinde bilimin ışığı altında sürekli başarıyı ve daha iyiyi arayacağına ve doğru olanın da bu olduğuna inanıyoruz. Boğaziçi de dahil bütün üniversitelerimizin rektörlerinin; ayrım yapmaksızın bütün hocalarını, bütün öğrencilerini o üniversitenin en büyük serveti olarak gördüğüne de inanıyoruz. YÖK olarak evrensel kriterler çerçevesinde Türkiye için bilim üreterek birikimini ve enerjisini ülkemizin kalkınması için harcama yolunda Boğaziçi Üniversitesini dün olduğu gibi bugün ve yarın da destekleyeceğimizi ifade etmek isteriz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Bulu: Siyasete CHP'de başladım

Prof. Melih Bulu, Boğaziçi Rektörlüğü'ne atanmasının "siyasi" olduğuna yönelik eleştirilere yanıt verdi. Siyasete CHP'de başladığını söyleyen Bulu, protestolar sırasında üniversite kapısına kelepçe takılmasına yönelik talimatı kendisinin vermediğini kaydetti.

Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne bir dönem AK Parti'den milletvekili adayı olan Prof. Dr. Melih Bulu'nun atanması tepkilere neden oldu.

Atamaya yönelik protestolarda 17 kişi gözaltına alındı. Melih Bulu, atamanın siyasi olduğuna yönelik eleştirilere Habertürk TV'de yanıt verdi.

"Aslında şimdi söyleyeceklerim birçok insanı şaşırtacak, ben siyasete ODTÜ'de okurken CHP'de başladım" diyen Bulu, şöyle devam etti:

"Bunlar da biliniyor ama görünmüyor. Beni hep AK Partili olarak yansıtıyorlar. O zaman öğrenciydim SHP idi o zaman. Belediye başkanı bizim ODTÜ mezuydu. Yardımcı istemişti, öyle başladım. O zaman o milletvekiliydi ben ona araştırma yapıyordum. Fiili olarak Meclis'e gidip geliyordum. Daha sonra Liberal Demokrat Parti'den teklif geldi. Liberal Demokrat Parti'nin Gençlik Teşkilatı başkanıydım. Ama ben siyasete hep bir akademisyen gözlüğü ile bakan birisiyim.

"ÖĞRENCİ OLMAYANI ALMAYIN TALİMATI VERDİM"

Protestolar sırasında öğrencilerin kullanıldığını belirten Bulu, "Bazı örgütlerin mensupları var. Öğrenciler kullanıldı, öğrenciler her türlü protestoyu yapabilir ama öğrenci olmayanları almayın talimatını verdim" diye konuştu.

ÜNİVERSİTE KAPISINA KELEPÇE

Bulu, üniversitenin kapısına kelepçe takılması ile ilgili ise "Kapı kırık olduğu için polis kelepçesi ile kapatıldı. Benim talimatım değil, polis amiri öyle bir pratik çözüm bulmuş" yorumunu yaptı.

"NEDEN İSTİFA EDEYİM"

Polisin kampüse girmediğini sadece öğrenci olmayanların girişini engellediğini belirten Bulu, istifa çağrılarına ise "Neden istifa edeyim, zaman içinde birbirimizi tanıdıkça, verimli çalışacağımızı göreceğiz" sözleriyle yanıt verdi.

"HERKESE BİR OY VEREREK REKTÖR SEÇEMEZSİNİZ"

Bulu, üniversiteye daha önce de Boğaziçi dışından rektör ataması yapıldığını belirtti. "Ama daha da önemlisi ben Boğaziçiliyim. Doktoramı Boğaziçi'nde yaptım" diyen Bulu, atama sistemine ilişkin ise şunları kaydetti:

"Hocalar oy verecek rektör seçilecek diye birşey yok, her yerde atanıyor. Bir kurumu yönetecek kişinin seçimle gelmesi pek kullanılan yöntem değil, demokrasi çok doğru bir yöntem ama ama herkese bir oy vererek rektör seçemezsiniz."

"BEN METALLICA DİNLEYEN BİR REKTÖRÜM"

Prof. Bulu, Boğaziçi Üniversite kültüründe bir değişiklik yapmayacağını anlatırken ise şunları söyledi:

"Bütün hocalarım şunu söylüyor 'Boğaziçi kültürüne bir şey yapacak mısınız' diyor, asla, öncelikle ben Boğaziçiliyim. Ben Metallica dinleyen bir rektörüm. Bu kültürle ilgili en ufak bir şey düşünmüyorum. Ama hocalarımızla mutlaka güncellemeleri yapacağız. Diğer taraftan ilk 100 hedefim var benim. Herkes '4 senede Boğaziçi'ni ilk 100'e sokamazsın' diyor. Yaparım, bu konuda iddialıyım. Şu anda 600'de. Burada da işin matematiğini iyi bilmek lazım. Akademik alanda, strateji alanda benim yayınlarım, atıflarım fena değildir. Bizim alanda dergiler daha sınırlıdır. Üniversitelerin sıralamasıyla ilgili benim iki tane önemli makalem var. Sırf bu makalelere baksa insanlar bu işin matematiğini görebilirler. Ben Boğaziçi'ni ilk 100'de görmek istiyorum. Ben özel sektörde de bir süre çalıştım, yöneticilik yaptım. Türk ve yabancı firmalarda. Her zaman hedeflerimiz iddialıydı."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR