Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Dünya başıma yıkıldı
19 Kasım 2019 Salı, 08:38

Bir telefon geldi dünya başıma yıkıldı. Gelen telefondaki kişi canlı değildi. Bant kaydıydı. Tane tane Süperonline'a borcumdan dolayı icraya verileceğimi anlatıyordu.
Tevekkeli değil, evdeki internet 2-3 gündür cort!
Hemen Süperonline'ı aradım.
Aradım dediğim, bir muhatap bulmak için göbeğimin çatladığını da anlamışsınızdır.
Kime ulaşsam kimle konuşsam borcum olmadığını söyledi.
Emin olamadım. Bir kere daha aradım.
Bu kez 4 ay borç ödemediğimi söylediler.
Kurumsal bir aboneliğim varmış meğer!
Ben kurumsal biri değilim ki, bireyselim!
Bir yerlerde bir hata olmalı ama ne?
Koşa koşa bankaya gittim. Otomatik ödeme talimatımın yerine getirilip getirilmediğini sordum. Bankacı baktı etti, 10 yıldır borcumu düzenli olarak ödediğimi söyledi.
Telefonumu ödüyorum, internet aboneliğimi ödüyorum. Kızımın telefonunu ödüyorum!
Öyleyse bu borç kimin, kime ait!
Derken bir telefon daha geldi.
Karataş hukuk bürosu arayan. Yine bant kaydı.
Aynı telefona dönüş yaptım. 5 dakika müzik yayını dinlettiler. Akabinde kapatın sizi biz arayacağız gibi bir laf ettiler. O da bant kaydı.
Kafayı sıyıracağım neredeyse. Çevrem bilir. Birine 2 kuruş borcum olsa, geceleri uyuyamayacak bir tabiatın insanıyım. Dün yaşadığım kabusu anlatamam.
Bir karışıklık var ama 60 akıl 70 fikir yürütüyor, bulamıyorum.
Süperonline'ı bir daha aradım. Yine bir yığın dın dından şunu gir bunu yaz, biri tuşla ikiyi tuşladan sonra canlı birine ulaşmayı başardım. Baktı etti borcunuz gözükmüyor dedi. 'Ama internetiniz kısıtlanıyor' dedi. Uğraştı etti, kısıtlamayı kaldırmaya çalıştı. Neler oluyor, internet kısıtlı, biri borç var diyor biri yok diyor.
Kendi göbeğimi kendim keseyim dedim: 'e-devlet' e girdim, 'internet borcum var mı?' diye sorguladım, Turkcell ve Süperonline'da 'İşletmeciden kaynaklanan teknik bir aksaklık nedeniyle şu anda aboneliğinize ait bilginizin olup olmadığı sorgulanamamaktadır' yazısı çıktı.
Tam bu yazıyı yazarken avukat arkadaşım Alper Kocabaş aradı. İyi olacak hasta- doktor hesabı.
Ona anlattım durumu. 'Bırak icra gelsin, öyle itiraz edersin' dedi. Ve çok rahattı. 'Öyle telefonla melefonla icra olmaz' dedi. (Karataş'a karşı Kocabaş! Hadi bakalım el mi yaman, bey mi?)
Ağır saçmalıyorum biliyorum ama, hakikaten başımdan aşağı kaynar sular dökülmüş bir haleti ruhiye ile yazıyorum bu yazıyı.
Bir dolandırıcılık olayı ile karşı karşıyayım desem, bu ülkenin dolandırıcıları henüz bu kadar sofistike davranamıyorlar... Akşam üzeri evi aradım, internet hâlâ cort!.. Yani kısıtlama falan kaldırılmamış. Süperonline'ın 'hack'lenmiş olması ihtimalinden başka bişey gelmiyor aklıma.
Bakalım, bugün-yarın çıkar işin kokusu!

16 NUMARALI FORMA

Andorra ile oynanan milli maçta gözünüz Enes Ünal'a fazlasıyla takılmadı mı? Benim takıldı. Bilhassa '16' numaralı formayı giymiş olması nedeniyle, iki kat fazla takıldı hem de.
O da 2 gol atarak bu nazarlara layık olduğunu kanıtladı. Nazar değmesin.
Sahada yolu Vakıfköy'den geçen biri daha vardı: Ozan Tufan.
Biri de yedek kulübesindeydi: Mehmet Zeki Çelik.
Hasılı, takımımız TFF 1. Lig'de de olsa, Vakıfköy patentli, 'doğum yeri Bursa' olan 3 futbolcumuz birden vardı Andorra'da.
Andorra'ya götürülmeyen Umut Meraş'ı da eklersek yeşil-beyaz forma giymiş oyuncu sayımız dört. Andorra maçı elbette tam ölçü olamaz ama, şu performansı ile Enes Ünal, Burak ve Cenk Tosun'un yanına üçüncü golcü olarak adını yazdırdı.


Bu kadar lakırdıyı yapmamın sebebi hikmeti. Bursaspor'un üzerine titrenmesi gereken, pamuklara sarılası iki tane alameti farikası var zaten.
Bir altyapısı. İki taraftarı.
Uzun lafın kısası, Enes'in 16 numaralı forması, bu iki olguya saygı anlamındaydı.

TWİTTER MİZAHI...

Dizide Abdülhamit Han'ı oynayan oyuncu, 'Set bittikten sonra gündelik hayatımıza devam ediyoruz' demiş.
Eleman altına eklemiş:
'Ferman yazsaydın!'

Dipsiz Göl'ün kurutulması iyi oldu, orada çok boğulma oluyordu diyenler varmış.
Eleman altına yazmış:
'Karadeniz'i de kurutun, orada daha çok boğulma oluyor!'

Bakan Pakdemirli 'Bize geceleri uçan bir şey lazım' demiş.
Eleman altına yazmış:
'Sıra leyleklere geldi!'