Hava Durumu

Ben olmazsam ne olacak?

Yazının Giriş Tarihi: 11.05.2026 08:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.05.2026 08:08

Türkiye’de engelli bireylerin yaşadığı pek çok zorluk var. Ancak çoğu zaman görünmeyen, sesi yeterince duyulmayan başka bir mücadele daha var: Engelli annelerinin hayatı... Bu anneler yalnızca çocuk büyütmüyor; aynı zamanda sabrın, fedakârlığın, ekonomik yükün ve görünmez bir emeğin ağırlığını omuzlarında taşıyor.

Ülkemizde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre yaklaşık 4,5 milyon kayıtlı engelli birey bulunuyor. Bu sayı, milyonlarca annenin doğrudan bakım sorumluluğu üstlendiği anlamına geliyor. Çünkü engelli bireyin yaşam mücadelesinin en büyük yükünü çoğu zaman aileler, özellikle de anneler taşıyor.

Bir annenin çocuğu için kaygılanması hayatın doğal bir parçasıdır. Ancak engelli bir çocuğun annesi olmak, bu kaygının ömür boyu sürmesi demektir. Bu anneler yalnızca bugünü değil, yıllar sonrasını da düşünerek yaşıyor. “Ben öldükten sonra çocuğuma ne olacak?” sorusu, binlerce annenin zihninde hiç susmayan bir endişeye dönüşüyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılı ‘İş ve Aile Yaşamının Uyumu Araştırması’, bakım yükünün toplumdaki boyutunu da gözler önüne seriyor. TÜİK verilerine göre 18-74 yaş grubundaki nüfusun yüzde 43,1’i bakım sorumluluğu taşıyor. Kadınlarda bu oran yüzde 45,6’ya kadar yükseliyor. Bu rakamlar, bakım emeğinin hâlâ büyük ölçüde kadınların omuzlarında olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Üstelik bakım sorumluluğu yalnızca duygusal değil, ekonomik sonuçlar da doğuruyor. TÜİK verilerine göre bakım sorumluluğu bulunan kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 37,8 seviyesinde kalıyor. Yani birçok anne, çocuğunun ihtiyaçları nedeniyle çalışma hayatından uzaklaşmak zorunda kalıyor. Bu durum aile bütçesini daraltırken, annelerin sosyal yaşamdan kopmasına ve zamanla yalnızlaşmasına neden oluyor.

Bugün özel eğitim, fizik tedavi, rehabilitasyon ve sağlık giderleri birçok aile için ağır bir mali yük oluşturuyor. Devlet destekleri önemli olsa da çoğu zaman yeterli olmuyor. Özellikle büyük şehirlerde özel eğitim ve bakım maliyetleri asgari ücret seviyesini aşabiliyor. Birçok anne, kendi ihtiyaçlarını erteleyerek çocuğunun yaşamını sürdürebilmesi için mücadele ediyor.

En acı taraflardan biri ise bu büyük fedakârlığın çoğu zaman görünmez olması. Oysa engelli anneleri, toplumun eksik bıraktığı birçok sorumluluğu tek başlarına üstleniyor. Gece uykusuz kalan, hastane koridorlarında günlerini geçiren, çocuğunun bir tebessümü için kendi hayatını geri plana atan bu kadınlar, aslında sessiz bir yaşam savaşının kahramanlarıdır.

Toplum olarak artık sadece ‘özel günlerde hatırlayan’ bir anlayışın ötesine geçmek zorundayız. Engelli annelerine psikolojik destek mekanizmaları artırılmalı, bakım merkezleri yaygınlaştırılmalı, sosyal devlet uygulamaları güçlendirilmeli ve çalışma hayatında anneleri koruyan yeni modeller geliştirilmelidir.

Çünkü güçlü toplumlar, en fazla yük taşıyan insanlarını yalnız bırakmayan toplumlardır. Unutulmamalıdır ki; engelli annelerinin ihtiyacı sadece alkış değil, gerçek dayanışmadır.

Bu vesileyle her gün kutlanması gereken Anneler Gününü bir kez daha kutluyor ve özellikle engelli çocuklarımızın anneleri başta olmak üzere tüm cefakâr analarımızın ellerinden öpüyorum.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.