‘Asrın Felaketi’ olarak nitelendirilen ve 11 ilimizi vuran 6 Şubat depremlerinin üzerinden dile kolay 3 yıl geçti. Acılar, henüz çok taze…
Engelsiz Dünya Federasyonunun verilerine göre; Hatay, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Gaziantep başta olmak üzere, 11 ilin etkilendiği 6 Şubat 2023 Depremlerinde 6 bin 350 engelli yaşamını yitirdi.
Depremin etkilediği illerde en az 13 bin 500 kişi engelli kaldı. Hatay Büyükşehir Belediyesi kaynakları, sadece Hatay’da depremden ötürü engelli kalan vatandaş sayısının 7 bin civarında olduğunu belirlemiş. Belediyeye göre Hatay’da uzuv kaybı yaşayan vatandaşların sayısıysa bin civarında. 8,500 engelli işini kaybetti. Depremlerden 1 milyon 770 bin engelli etkilenirken, 399 bin engelli depremde evini kaybetti.
6 Şubat 2023 Depremlerinden ötürü Hatay’da 220 engelli enkaz altında kalarak hayatını kaybetti. Yaklaşık 1 milyon 600 bin nüfuslu şehirde, 200 bin engellinin 30 bininin evleri ya yıkıldı ya da ağır hasar aldı. 100 bin engellinin yaşadığı binalar orta veya hafif hasar aldı. Federasyon, 200 bin engelli bireyin tamamının psikolojik olarak depremden oldukça etkilendiğini açıkladı.
Birkaç gün önce o büyük afetin yıldönümü vesilesiyle pek çok açıklama, haber yapıldı. Diken.com.tr portalında, Araştırmasını Burcu Özkaya Günaydın ve Editörlüğünü Doğu Eroğlu’nun yaptığı özel bir dosya yayınlandı. Merak edenler, sitedeki tüm metni dikkatle inceleyebilir.
Bu dosyadaki çarpıcı bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum: Depremden fiziksel olarak zarar görmemiş kent sakinlerinin bile hayatını sürdürmekte zorlandığı Hatay’da engelliler için işler daha da karmaşık. Engelli vatandaşlar için erişilebilirlik, mevzuata girmiş bir kavramı değil, hayatta kalma mücadelesini ifade ediyor. Engelli konteyner kentleri şehir merkezinden uzakta. Konteyner kentlerin yakınında su, ekmek gibi temel ihtiyaçları karşılamak için market, çarşı; sosyalleşme, temiz hava almak için park yok. Çoğu engelli birey, temel ihtiyaçlarını konteyner kentte yaşayan aracı olan birinden alması için ricacı oluyor. Acil bir ihtiyacı varsa da karşılayamıyor.
Tüm konteyner kentlerde olduğu gibi, engellilerin çoğunlukta olduğu konteyner kentlerde de başlıca sorunlar arasında su ve elektriğe istikrarlı erişim geliyor. Yazın serinlemek, kışınsa ısınmak için herkes elektrikli aletlere başvuruyor; konteyner kentlerdeki altyapı yetersizliği yüzünden elektrikli aletlerin yoğun çalıştığı bu dönemlerde elektrik kesintileri yaşanıyor. Bazen kesilen suların günlerce gelmediği de oluyor.
Fakat engelliler yalnızca altyapı yetersizlikleriyle mücadele etmiyor. Şehirden uzak konteyner alanları, birçok zorluğu da beraberinde getiriyor. Engelliler akülü araçları ya da tekerlekli sandalyeleriyle uzun yolu gitmeyi göze alsa bile etrafta bu araçların rahatlıkla yol alabileceği kaldırım ya da yollar bulunmuyor. Konteyner kentlerin yakınında market, fırın, eczane olmaması da bir diğer sorun. Engelliler, bu ihtiyaçları gidermek için tehlikeli yollardan geçmek zorunda kalabiliyor.
Elbette devletimizin imkanları ile afet bölgesinde çok önemli işlere imza atıldı ve atılmaya devam ediliyor. Yapılanları kimse görmezden gelmemeli. Başarı varsa takdir edilmeli. Bunda hiçbir beis yok. Ancak toplumun dezavantajlı kesiminin karşı karşıya kaldığı sorunlar da göz ardı edilmemeli. Bu gerçekler ışığında, devlet-sivil toplum el ele vererek tüm sorunların üstüne gitmelidir. Bu vesileyle depremde hayatını kaybeden canlarımıza Allah’tan rahmet, geride kalanlara sabırlar diliyorum. Allah, bir daha böyle büyük acılar yaşatmasın…