Dün 24 Kasım Öğretmenler Günüydü… Atama bekleyen binlerce engelli öğretmen adayı ne yazık ki seslerini yeterince duyuramıyor. Sadece çiçekler ve teşekkür değil, adaletli bir atama takvimi ve kontenjan açıklaması şart. O da yılda 1 ya da 2 kez değil, daha sık aralıklarla yapılmalı.
Bu anlamlı gün vesilesiyle Eğitim Gücü-Sen Engelsiz Eğitim Çalışanları Üst Kurulunun önemli bir çalışmasını sizlerle paylaşmak istedim. Millî Eğitim Bakanlığı ve YÖK bünyesinde görev yapan 2 bin 590 engelli öğretmen ve eğitim çalışanına yönelik, çalışma hayatındaki durumu tespit etmeye dair 21 soruluk anket çalışması gerçekleştirildi. Elde edilen veriler, okullardaki ve kurumlardaki tabloyu tüm açıklığıyla ortaya koymuş; engelli eğitim çalışanlarının karşılaştığı sorunların ciddiyetini gözler önüne serdi.
Ankete katılım sağlayanların yalnızca yüzde 35,1’inin kurumlarında yeterli fiziksel erişim düzenlemesinin bulunduğunu ifade etmesi; kamusal alanlarda, engelli haklarının hâlâ ihmal edildiğinin ve bu eksikliğin eğitim kurumları gibi temel yapılarda dahi görmezden gelindiğinin açık göstergesi. Ders materyallerine erişim konusunda; yüzde 46,6’lık bir kesim uygun içeriklere ulaşabildiğini belirtirken yüzde 34,6’sının hiç erişemediğini ve yüzde 18,8’inin bazen erişim sağlayabildiğini ifade etmesi, pedagojik eşitliğin sağlanamadığını ve engelli eğitimcilerin öğretim sürecinde sürekli dezavantajlı bırakıldığını ortaya koyuyor.
Katılımcıların yüzde 35,5 gibi yüksek bir oranı; kurumlarında engelli personele yönelik ayrımcılık yapıldığını gözlemlediğini belirterek, eğitim ortamlarında bile ayrımcı zihniyetin sürdüğünü ve kapsayıcılık anlayışının lafta kaldığını gösteriyor.
Mobbing durumlarında; yalnızca yüzde 30,6 oranında idari destek alınabildiğinin, buna karşılık yüzde 40,5 oranında destek alınamadığının beyan edilmesi, engelli çalışanların karşılaştığı psikolojik şiddet karşısında kurumların büyük ölçüde sessiz kaldığını ve bu sessizliğin, kurumsal düzeyde bir duyarsızlığa dönüştüğünü gösterdi.
Görevde yükselme ve unvan değişikliği mülakatlarında; engelli olduğu için önyargıya maruz kaldığını düşünenlerin oranı yüzde 23,7 iken eşit değerlendirilmediğini hissedenler ve “bazen” işaretleyenlerle birlikte bu oran daha da yükselmekte, bu da liyakat ilkesinin engelliler söz konusu olduğunda sistematik biçimde ihlal edildiğini açığa çıkardı. Mevcut mevzuatların; engelli çalışanların haklarını yeterince koruyup düzenlediğini düşünenlerin oranı yalnızca yüzde 2,3’te kalırken, yüzde 72,3 gibi ezici bir çoğunluk bu düzenlemeleri yetersiz ve dışlayıcı bulmakta, bu da hâlihazırda yürürlükte olan tüm yasal çerçevenin revizyona muhtaç olduğunu açıkça ortaya koydu.
Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, engelli eğitim çalışanlarının yalnızca fiziksel koşullarda değil; mevzuat, ayrımcılık, psikolojik baskı, liyakat ve yönetsel irade bakımından da derin bir eşitsizlikle karşı karşıya olduğu ve kamu idaresinin bu alanda sınıfı geçemediği net bir biçimde anlaşılmaktadır.
Evet, 24 Kasım günlerini güzel bir havada her yıl kutlayalım ama acı gerçekleri de artık halı altına süpürmekten vazgeçelim. Başta özel eğitim gerektiren çocuklarımızın eğitimcileri olmak üzere tüm öğretmenlerimizin günü kutlu olsun…