Türkiye’de engellilerle ilgili konuşmaların büyük bölümü ne yazık ki hâlâ ‘yardım’ ve ‘sadaka’ dili etrafında dönüyor. Oysa mesele yardım etmek değil, insanca yaşam hakkını garanti altına almak meselesidir. Engelli bireylerin bağımsız bir yaşam sürdürebilmesi ise ancak güçlü ve erişilebilir rehabilitasyon hizmetleriyle mümkündür. Ne var ki ülkemizde bu konu, hâlâ hak ettiği önemi görmüş değildir.
Bugün Türkiye’de milyonlarca engelli birey yaşam mücadelesi veriyor. Ancak bu bireylerin önemli bir kısmı rehabilitasyon hizmetlerine ya hiç ulaşamıyor, ya da son derece sınırlı biçimde erişebiliyor. Rehabilitasyon merkezlerinin sayısı, niteliği ve erişilebilirliği birçok bölgede yetersiz. Sonuç ise oldukça açık: Bağımsız yaşayabilecek potansiyele sahip pek çok engelli birey, gerekli destek verilmediği için başkalarına bağımlı bir hayat sürmek zorunda kalıyor.
Oysa rehabilitasyon, yalnızca bir sağlık hizmeti değildir. Bu süreç, engelli bireyin yaşam becerilerini geliştirmesini, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmesini ve toplumsal hayata aktif biçimde katılmasını sağlar. Fizik tedavi uygulamalarından mesleki eğitim programlarına kadar uzanan rehabilitasyon çalışmaları sayesinde bireyler hem fiziksel, hem de sosyal anlamda güç kazanır. Başka bir ifadeyle rehabilitasyon, engelli bireyin hayatındaki en büyük bariyer olan bağımlılığı ortadan kaldırma potansiyeline sahiptir. Ancak burada sormamız gereken önemli bir soru var: Eğer rehabilitasyon bu kadar hayati bir rol oynuyorsa, neden hâlâ yeterince yaygın değil? Neden birçok engelli birey rehabilitasyon hizmetine ulaşabilmek için aylarca sıra beklemek zorunda kalıyor? Neden bazı aileler çocuklarını rehabilitasyon merkezlerine götürebilmek için ciddi maddi yüklerin altına giriyor?
Gerçek şu ki engelli bireylerin bağımsız yaşam hakkı, çoğu zaman kâğıt üzerinde kalıyor. Politik söylemlerde sık sık dile getirilen engelsiz toplum hedefi, uygulamada aynı kararlılıkla karşılık bulmuyor. Oysa rehabilitasyon hizmetlerine yapılan her yatırım, aslında topluma yapılan bir yatırımdır. Çünkü rehabilitasyon sayesinde bireyler üretken hale gelir, sosyal hayata katılır, maddi ve manevi bağımsızlık kazanır.
Unutulmamalıdır ki engelli bireyleri toplumdan uzaklaştıran şey çoğu zaman engeller değil, yetersiz politikalar ve ihmaldir. Eğer gerekli rehabilitasyon imkanları sağlanırsa pek çok engelli birey kendi yaşamını bağımsız şekilde sürdürebilir. Bu da yalnızca bireyin değil, toplumun tamamının kazanımı olur.
Rehabilitasyon, engelli bireyler için bir ayrıcalık ya da lüks değil; temel bir haktır ve vazgeçilmez bir zorunluluktur. Bu gerçeği görmezden gelen her yaklaşım, milyonlarca insanın potansiyelini görmezden gelmek anlamına gelir. Daha adil ve daha insani bir toplum istiyorsak, engelli bireylerin bağımsız yaşam hakkını sözde değil, gerçek politikalarla desteklemek zorundayız.