Bursa Büyükşehir Belediyesi bu yıl gastronomi festivalinin dördüncüsünü düzenledi ama halen Bursa’nın bir gastronomi çarşısı yok.
Gastronomi, kısaca yemek kültürü diyebiliriz son yıllarda dünyanın yeni trend kültürü ve birçok ülkede festivalleri yapılmaya başlandı.
İnsanın var olması ile başlayan yemek kültürünün kayıtları M.Ö. dördüncü yüzyıla kadar gidiyor ve ilk kayıtlar Antik Yunan döneminde bizimde içinde bulunduğumuz Akdeniz bölgesine ait. 1800’lü yılların başında “Tarladan sofraya insan” kitabı ile başlayan gastronomi kültürü bugün üniversite düzeyine kadar çıkmış durumda.
Dünyanın en prestijli Gastronomi Festivali Sözen Group tarafından 2026 yılında İstanbul’da gerçekleştirilecek. Dünya’da gastronomi ülkeleri sıralamasında Japonya, İspanya, Fransa, İtalya, Portekiz ve Çin ilk sıraları paylaşıyor. Türkiye olarak ilk sıralarda olmasak ta son yıllarda UNESCO'nun Yaratıcı Şehirler Ağı Programı kapsamında gastronomi alanında dâhil olmuş Gaziantep, Hatay ve Afyonkarahisar şehirlerimiz var. Dünya’da ise şehirler bazında Paris, Tokyo, Napoli ve Bangkok geliyor.
Son haberlere göre dünya genelinde gastronomi turizmi 1,1 trilyon dolarlık hacme ulaşmış durumda. Yiyecek-içecek hizmetleri toplamda 3 trilyon doların üzerinde bir büyüklüğe sahip ve 357 milyon kişiye istihdam sağlıyor, Türkiye de bu pastadan pay almak için son yıllarda önemli adımlar atıyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen 4. Uluslararası Bursa Gastronomi Festivali oldukça renkli geçti, hem Bursa yöresel yemekleri hem uluslararası yemek ürünlerine yer verildi ama iş sadece festival yapmakla olmuyor.
Bursa turizme hitap edecek mutfak kültürüne sahip bir şehir fakat bir gastronomi çarşımız yok, örneğin Kayhan’da pideli köfteciler sokağı var ama dönerciler veya tatlıcılar sokağımız yok. Bu yıl cantık ilgi çekenlerin başında geldi bence çokta iyi oldu çünkü ciddi cantık tüketiliyor Bursa’da.
Bursa malum bir göç kenti ve Balkanlardan, Kafkaslardan son dönemde yurtiçinden çok göçler aldı alıyor, tabi göçler aynı zamanda yemek kültürlerini de zenginleştiriyor şüphesiz, fakat zenginliği en iyi nasıl paylaşırız veya pazarlarız işte sıkıntılarımız ülke olarak Bursa olarak başlıyor.
Geçmişte yeme içme ve giyim kuşam konusunda çarşılar ayrı olarak dizayn edilmişti günümüzde böyle bir uygulama yok, düşünün Kayhan çarşısında daha doğrusu sokağında temizlik maddeleri satan dükkân dahi var hemen arkasında ikinci el eşya pazarı falan örnekler çoğaltılabilir.
Gastronomi festivali yapmak belirli günlerde elbette artı değer şehrimiz için ama diğer günlerde kültürü yaşatmak ve gelir elde etmek için Gastronomi sokakları veya alanları oluşturamazsak iş sadece festival boyutunda kalır.
Dünyada gastronomi konusunda önde gelen şehirleri yukarıda yazdım bu şehirlerdeki lokantalara gitmek için randevu almak zorundasınız ve yemek kültürlerini hatta aşçılarını öylesine marka haline getirmişler ki ismen bilinir hale gelmişler.
Bizim Bursa’da yemek kültürü konusunda kaç markamız veya kaç isme sahibimiz hem ülke genelinde hem uluslararası alanda?
Festivaller olsun kültürlerimizi tanıtalım ama bu iş üç dört günle olacak değil.