Yakınız tarihimizde 105 yıldır tartışılan bir isim Kırcaalili Mehmet Talat Paşa. Vefatının 105. yılında kimilerine hain kahraman kimilerine göre kahraman Talat Paşa.
Malum cehaletimiz bilimden daha ileri olduğu için neyin doğru neyin yanlış olduğunu idrak etmeyiz etsek de işimize gelmez. Tarihi bir şahsiyet hem hain hem kahraman olur mu diyeceğim ama bizde olur. Şahadetinin 105. yılında tarihimizde iz bırakmış bir devlet adamını doğru yad edememek ne kadar acı bir tablo.
Talat, Enver ve Cemal Paşalar İttihat ve Terakkiyi padişaha rağmen iktidara taşıyan isimler olmuştur. Aslında yıkılan tabu KUT inancının bir şahsiyetten alınıp ait olduğu millete verilmesi mücadelesinden başka bir şey değildi.
İttihat ve Terakki aslında dört Askeri Tıbbiyeli öğrenci İbrahim Temo, Abdullah Cevdet, Mehmet Reşit ve İshak Sükûtî tarafından 21 Mayıs 1889 tarihinde İttihad-ı Osmanî Cemiyeti adıyla kurulmuştur. Kuruluş amacı baskı rejimine karşı mücadele etmek ve devletin çöküşünü engellemek olay aslında bu kadar nettir. Baskı ister yerel olsun ister dış güç hiç fark etmez. Şimdi daha yakına gelelim bir düşünün “Tam bağımsız Türkiye” veya “Bağımsız güçlü Türkiye” sloganlarını 1980 öncesinde kimler sokaklarda haykırıyordu?
İşte İttihat ve Terakki dediğimiz ruh budur.
Kapı arkası tarih ve siyasete bakarsanız İttihat ve Terakki kimilerine göre maceraperest gençlerin hürriyet mücadelesi, kimilerine göre Osmanlının sonunu getiren devleti batıran siyasi hareket.
Birçok tarihçi yetiştirdik yüz binlerce arşiv evrakı açıldı ama algı hep yukarıda yazdığım gibi kaldı. Talat Paşaya dönecek olursak İttihat ve Terakki hareketinin kısa zamanda cemiyetin kubbe taşı çimentosu ve temeli oldu. Teşkilat içinde Talat Paşa Anadolu’nun nüfus açısından da çoğunluğun Türklerde olmasını her fırsatta çevresiyle paylaşır ve cumhuriyet fikrine en sıcak bakan yine kendisidir. Bu fikirlerine ilk destek dönemin Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal’den gelir. Çünkü İmparatorluk fiilen yıkılmış ve geriye yüz yıllardır kaderine terk edilmiş bir avuç Anadolu toprağı kalmıştır.
İttihat ve Terakki kadro hareketi olarak palazlanmaya siyasete dönüşmeye başladığında Enver ve Cevat Paşalar arkadan gelenlerin önüne set çekerler. Talat Paşa bu zamanda Kurtuluş Savaşını yapacak kadro ile arasına mesafe koymak zorunda kalır.
Siyasi komplolar başladığında Enver Paşa’ya suikast girişiminde bulunulur ve Mustafa Kemal’in adı karışır fakat bu iddiaya Talat Paşa karşı çıkar ve “Bu devletin tarihinde bir Anafartalar daha olur, bir Mustafa Kemal lazım olur ararız bulamayız” dediği yazılır.

Talat Paşa; ülkeden 1 Kasım 1918 tarihinde giderken bir itirafta bulunur gerçekleri saklamaz “Bizim siyasi ömrümüz artık sona ermiştir ister haklı ister haksız yere olsun, bir kere üstümüze milletin kin ve gazap yüzü döndü. Bizim yürüyeceğimiz en kısa ve münasip yol Avrupa’ya giden yoldur, bir köşeye çekilip oturmalıyız. Herhangi birimiz herhangi sebeple olursa olsun en ufak bir kıpırdama bile yapmamalıyız ve hiçbir şeye tamah etmemeliyiz. Bu hal içinde zaman getireceği hadiseleri gözlemlemeliyiz. Gün geçerde şayet bir fırsat zuhur ederse o fırsattan faydalanmamız tabiidir. Ancak bu günkü halimizle ve bu günkü dünya şartları içinde bize düşen her türlü tiranlıktan ve her çeşit senlik benlikten uzakta bir köşeye çekilip sinmekten ibarettir” demiştir.
Talat Paşa Almanya’da yaşamaya başlar ve yakın arkadaşlar arasında fikir ayrılığı başlar, fakat Talat Paşa Almanya’da başta Sovyet, İsveç, Danimarka, İsviçre ve İtalyan yetkililerle sıklıkla bir araya gelir kurtuluş savaşına her türlü desteğin sağlanmasını ister ama yalnız kalır çalışmaktan vazgeçmez.
Talat Paşa; kurtuluş savaşı zamanında Mustafa Kemal ile 22 Aralık 1919- 29 Şubat 1920 ve 25 Ekim 1920 tarihlerinde mektuplaşırlar. Ayrıca Talat Paşa Tevfik Rüştü, Halide Edip, Celal Bayar, Bekir Sami, Galip Kemali, Cami Bey ve Nuri Conker ile de mektuplaşmıştır. Talat Paşa’nın Mustafa Kemal’e gönderdiği mektuplar devamlı Asım Bey tarafından teslim edilmiştir.
Talat Paşa Ermeni Tehcirinde Dahiliye Nazırıydı (İçişleri Bakanı) ve bu olay üzerine yapıştı her ne kadar belgelerle meseleyi anlatmaya çalışsa da Ermeni lobisi karşısında başarılı olamadı gerçi şimdide olamıyoruz. Ermeni Taşnak Partisi İttihat ve Terakki yöneticilerinin öldürülmesi kararını aldıktan sonra üzerine Ermeni tetikçi Soğomon Tehliryan, 15 Mart 1921 tarihinde Talat Paşa'yı Berlin'in Charlottenburg semtindeki Hardenbergstrasse'deki evinin önünde yakın mesafeden başına ateş etmek suretiyle şehit etmiştir.
Şehit edilişinin ardından 1926 yılında Talat Paşanın ailesine şehit aylığı ve ev tahsis edilir, 1943 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararı ile naaşı Türkiye'ye getirilir ve devlet töreni ile 25 Şubat 1944 tarihinde Abide-i Hürriyet şehitliğine defnedilir.
Vaktiyle sözde din adına unutturulmak istenen ve unutturulan Türklüğü unutmayan Talat Paşayı şahadetinin 105. Yılında rahmet ve minnetle yad ediyorum, hepsinin ruhları şad mekanları cennet olsun.
İttihatçılar ölür ama ittihatçılık ölmez.